20’ler Anması Basın Açıklaması

paramaz2

Basına ve Kamuoyuna

24 Nisan 1915’te İstanbul’da 200’ü aşkın Ermeni aydını ile başlayan ölüm yolculuğu tutuklamaları, kısa süre içerisinde İstanbul’da binlere dönüşmüştü. 24 Nisan’da fiilen başlayan Soykırım ile önce Ermeni halkının aydınları ve yazarları, işçi ve çiftçileri, gazeteci ve avukatları, müzisyen ve şairleri ile doktor ve mühendisleri tutuklanarak devlet eliyle ölüm yolculuğuna çıkarılmış, daha sonra 27 Mayıs’ta “Tehcir Kanununu” ile yapılanlar kılıfına uydurulmak istenmişti. Bu süreç boyunca, İstanbul’da ve bu toprakların dört bir yanında yüz binlerce Ermeni kafileler halinde ölüme sürgün edilmişti. Sürgünlerin yanı sıa, bu dönemde tutuklananlar arasında, devletin Ermenilere uyguladığı zulüm politikalarına direnenler, 20 Ermeni devrimci, Madteos Sarkisyan(Paramaz) ve yoldaşları da vardı. 20 Ermeni devrimci, 10 Mayıs 1915’te apar topar çıkarıldıkları mahkemede devletin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemler yapmakla suçlandılar ve devlet tarafından “Tehcir” Kanununun çıkarıldığı gün ölüme mahkum edildiler.

14-15 Haziran’da Beyazıt Meydanında asılarak katledilen, topraklarımızın ilk sosyalist önderlerinden olan Paramaz ve yoldaşları; yiğitçe mücadeleleri, cesaret ve kararlılıklarıyla yalnızca Ermenilerin değil topraklarımızın devrimci tarihinin özneleridir. Devletin, baskı ve imha politikaları ile mücadele tarihini ve varoluşlarını dahi unutturmak istediği Ermeni halkı, bu nafile çabayı, Sarkis Çerkezyan’larla, Manuel Demir’lerle, Armenak Bakırcıyan’larla, Hrant Dink’lerle birer birer yırtmıştır.

Devletin bu kara propagandasından Türkiye devrimcileri de payını almış, bu etkiden sıyrılmak, Ermenilerin sesini duymak için neredeyse Hrant Dink’in öldürülmesini beklemiştir. Devlet ise, o günden bu yana neredeyse hiç değişmemiş, Paramaz ve yoldaşlarını yargıladığı gibi Hrant Dink’i 301’den yargılamış ve ölüme mahkum etmiştir. Devletin mahkemesi, Sevag Balıkçı’nın “kazara” öldürüldüğüne kanaat getirmiş, Samatya’da darp edilen yaşlı kadınlar ve içlerinden vahşice katledilen Maritsa Küçük’ün davası halen aydınlatılmamış, kiliselere yönelik saldıırılar teşvik edilmeye devam edilmiş, Ermenileri öldürenler ödüllendirilmeye devam edilmiştir. Tüm bu imha politikalarından kurtulmayı başaran Ermeni kültür miraslarına yönelik saldırılar sürmekte ve bugün hala Kamp Armen’in yıkılmasına karşı mücadeleye devam etmekteyiz.

Bugün dahi anıları sayılı devrimci tarafından sahiplenilen 20’ler, Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılına girdiğimiz bu günlerde Türkiyeli Sosyalistler için Kemalist propagandadan sıyrılıp Soykırım ile yüzleşmenin, lafta kalmayan bir enternasyonal mücadelenin anahtarlarından biri olacaktır. Soykırım sadece 1 milyonu aşkın Ermeni’nin katli değil, bu topraklardaki kültürel ve entellektüel mirasın yok edilmesi, sosyalizmin köklerini zarar görmesidir. Şimdi geç kalmış bir görev olarak tüm devrimcilere düşen; yaşadığımız coğrafyanın tarihini unutmamak ve birlikte yaşadığımız cehennemi, cennete çevirmek için omuz omuza mücadele etmektir. Sosyalist hareketin geçmişiyle yüzleşmesi, halkların birlikte mücadelesinde mesafe alınmasını sağlayacaktır.

“Yoldaşlar, yiğitçe, başımız dik gideceğiz ölüme” diye arkadaşlarına seslenen Paramaz kadar cesur, “Biz, yirmileri asıyorsunuz, ama arkamızdan yirmi binler gelecek!” diyen Doktor Benne kadar kararlı olmalıyız! 20’lerin zulme direnen devrimci mücadeleleri karşısında saygıyla eğiliyoruz. Anıları mücadelemizde yaşayacak!

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ!

Փրկութիւն չիկա առանձին կամ բոլորս կամ ոչ ոք
PRGUTYUN ÇİGA ARANTSİN GAM POLORIS GAM VOÇ VOK

20 Կախաղաններ ձեզ պիտի չմոռնանք
20 GAHAĞANNER TSEZ BİDİ Ç’MORNANK

NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ