Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Adalet Nasıl Gelmedi

[ A+ ] /[ A- ]

Agos Gazetesi

25 duruşmanın ardından başladığı tarihten 5 yıl sonra toplumda infiale yol açan bir kararla sonuçlanan Dink cinayeti davasını duruşma duruşma değerlendirdik…

1. DURUŞMA: 2 Temmuz 2007
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında 12 tutuklu sanığın 4’ü tahliye edildi. Yasin Hayal’in “Bizi Emniyet’ten kumanda ettiler” diye yazdığı mektup dava dosyasına girdi. Emniyet Genel Müdürlüğü, mahkemeye gönderdiği yazıda, dava boyunca gösterdiği tavrın ilk örneklerini verdi. Emniyet’ten mahkemeye gönderilen yazıda, sanıkların örgüt bağıyla değil “arkadaşlığa dayalı bir grup” olarak hareket ettikleri belirtiliyordu. Emniyet’in bu “kanaati”, beş yıl sonra mahkemenin hükmünü oluşturacaktı.

2. DURUŞMA: 1 Ekim 2008
Mahkeme, sanık Erhan Tuncel’le telefon görüşmesi ortaya çıkan polis Muhittin Zenit hakkında “suç duyurusu yapılmasına gerek olmadığına” karar verdi. Buna karşın, görüşmenin içeriğini yazan gazeteciler hakkında soruşturma açıldı. 2006’da Trabzon Emniyeti’nin talebiyle dinlemeye alınan ve savcı Hikmet Usta’nın daha sonra “Ergenekon’un Trabzon yapılanmasını kanıtlayacak en önemli delil” olarak nitelendirdiği sanık Mustafa Öztürk’ün telefon kayıtlarının TİB’den istenmesine karar verildi. Bu talep TİB tarafından karşılanmadı. Emniyet İstihbarat’ın sanık Erhan Tuncel hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazı, Emniyet’in talebi üzerine, savcılık tarafından imha edildi. Belge ‘devlet sırrı’ sayıldığı için, mahkeme, bu yazının tekrar istenmesine gerek olmadığına karar verdi.

3. DURUŞMA: 11 Şubat 2008
Mahkeme, Trabzon’da cinayete karışan kamu görevlilerinin yargılandığı davanın, ana dava ile birleştirilmesi talebini reddetti. Bu karar, cinayetin bileşenlerinin hiçbir zaman bir bütün içinde değerlendirilmeyeceğini gösteriyordu.

4. DURUŞMA: 25 Şubat 2008
Mahkeme, Yasin Hayal’in avukatı Fuat Turgut’un Ermenilere yönelik “Allah hepsini Hrant’larına kavuştursun!”, “Kuduz Ermeniler!” sözleri hakkında suç duyurusunda bulunmadı. Vali Muamamer Güler, 2004 yılında Hrant Dink’i valilik makamında tehdit eden MİT görevlilerinin kimliğini “güvenlik nedeniyle” açıklayamayacağını bildirdi.

5. DURUŞMA: 28 Mart 2008
Mahkeme, sanıklar ve birinci derecedeki yakınlarının banka hesap kayıtları ve kredi kartı ekstrelerinin istenmesini talep eden avukatları “sayısız banka olduğu, ancak hangi bankalardan olduğu anlaşılamadığından konunun araştırılmadığı” gerekçesiyle reddetti.

6. DURUŞMA: 7 Temmuz 2008
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Hrant Dink’in öldürülmeden önceki günlerde tehdit alıp almadığı, tehdit almışsa kaç kez tehdit aldığı hususundaki yazıya cevap vermedi. Mahkeme, bilgi vermeyen görevlilere ilişkin işlem yapmak yerine, talebin tekrarlanmasına karar verdi.

7. DURUŞMA: 13 Ekim 2008
Duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar verilen Muhittin Zenit ve Metin Gündoğdu’nun ifadelerinin, avukatlara haber verilmeden alındığı ortaya çıktı. İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan Ramazan Akyürek imzasıyla gönderilen 90 belgenin “gizli” olduğu ve “devlet sırrı” kapsamında yer aldığı gerekçesiyle, sadece naip hakim tarafından incelemesine izin verildi. Dink ailesi avukatlarının talep ettiği bilgileri göndermeyen TİB ile ilgili suç duyurusu talebi reddedildi.

8. DURUŞMA: 26 Ocak 2009
Dink ailesi, Avukat Fuat Turgut’un hakaretleri üzerine salonu terk ederken, mahkeme heyeti yine suskundu. Cinayet yeri kamera kayıtlarında görünen, gizli tanıklarca teşhis, HTS raporlarınca İstanbul’da olduğu tespit edilen Osman Hayal’in tutuklanması talebi reddedildi. Sanıklardan Zeynel Abidin Yavuz, Tuncay Uzundal, Mustafa Öztürk tahliye edildi.

9. DURUŞMA: 20 Mart 2009
Cinayetin işleneceği bilgisine önceden sahip olan ve gerekli tedbiri almayan Albay Ali Öz, Trabzon Emniyet İstihbarat Müdürü Reşat Altay, Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, İstanbul eski Emniyet İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın tanık olarak dinlenmeleri talebi “dosyaya yenilik getirmeyeceği” gerekçesiyle reddedildi.

10. DURUŞMA: 6 Temmuz 2009
JİTEM elemanı Veysel Şahin, Ergenekon davası kapsamında alınan ifadesinde Yasin Hayal’i Trabzon Jandarması’ndan tanıdığını belirtti. Görgü tanığı Mesme Havva, cinayet anında Samast’ın yanında iki kişi daha olduğunu söyleyerek; bunlardan birinin Yasin Hayal’e benzediğini ifade etti. Samast’ın Dink ailesine yönelik “Beş yıl sonra görüşürüz” tehditine mahkeme yine sessiz kaldı.

11. DURUŞMA: 12 Ekim 2009
Avukatların, talepleri karşılamayan TİB’le ilgili suç duyurusunda bulunma istekleri bir kez daha reddedildi. Erhan Tuncel’in Zaman, Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerde kendisi hakkında çıkan yazılarla ilgili suç duyurusunda bulunulması talebi ise kabul edildi.

12. DURUŞMA: 8 Şubat 2010
Dinlenmesi beklenen gizli tanığın duruşmaya getirilmesi unutuldu. Selim Kutkan, Ahmet İlhan Güler, Ali Fuat Yılmazer, Reşat Altay, Hüseyin Yavuzdemir ve Sabri Uzun’un mahkemede tanık olarak dinlenmesi talebi reddedildi.

13. DURUŞMA: 10 Mayıs 2010
Gizli tanık, cinayet günü Ogün Samast’ın yalnız olmadığını söyleyerek, Osman Hayal’i teşhis etti. Ancak Hayal hakkında tutuklama kararı çıkmadı. Hayal’in JİTEM bağlantılı olduğunu söyleyen bir JİTEM elemanının ifadesi okundu, fakat soruşturmayı derinleştirmek yönünde karar alınmadı. Mahkeme, davanın sonuna gelindiğine karar vererek, savcının mütalaasını hazırlamasını kararlaştırıldı.

14. DURUŞMA: 19 Temmuz 2010
Emniyet İstihbarat Müdürlüğü tarafından hazırlandığı iddia edilen ve Başbakan Erdoğan’a da sunulan cinayet sanıkları ile Ergenekon sanıkları arasındaki telefon irtibatını gösteren şemada yer alan iki ismin polis olduğu ortaya çıktı. Bu polislerden Trabzon Emniyet Müdür Yardımcısı Necati Ekici, aynı zamanda Dink cinayetinin kovuşturma ve soruşturma ekibinde yer alıyordu. Şüpheli polisin soruşturma ekibinde olmasında Mahkemebir beis görmedi.

15. DURUŞMA: 25 Ekim 2010
Mahkeme, AİHM’in Türkiye’yi mahkûm eden kararına rağmen davaları birleştirmedi. Tetikçi Samast’ın yargılamasının çocuk mahkemesinde yapılmasına karar verildi. MİT, Dink’in öldürüleceğine ilişkin önceden hiçbir istihbari bilgiye sahip olmadığını iddia etti.

16. DURUŞMA: 7 Şubat 2011
Mahkeme başkanlığına Erkan Canak yerine Rüstem Eryılmaz getirildi. Kesinleşen AİHM kararının üzerine avukatlar bir kez daha davaların birleştirilmesini talep ederken, mahkeme bu kez de “dosyanın geçirdiği safahat ve geldiği aşama, birleştirmenin dosyaya önemli yenilik getirmeyeceği ve yargılamanın da uzamasına sebebiyet verebileceği” gerekçesiyle reddetti.

17. DURUŞMA: 28 Mart 2011
Ogün Samast’ın babası, oğlunun bir jandarma komutanı ile ilişkisi olduğunu iddia etti. Mahkeme, Baba Samast’ın tanık olarak dinlenmesi talebini reddetti. TÜBİTAK, olay gününe ait Akbank Pangaltı şubesinin kamera kayıtlarına ilişkin olarak mahkemeye “Olay gününe ait hiçbir kayıt veya silinmiş kayıt yoktur” raporu gönderdi. Ne dediği anlaşılamayan bu rapora avukatlar itiraz etti. Talep reddedildi.

18. DURUŞMA: 30 Mayıs 2011
Hrant Dink’i 2004’te İstanbul Valiliği’nde tehdit ettikleri iddiası ile haklarında soruşturma başlatılan MİT İstanbul Bölge Sorumlusu Özer Yılmaz ile Handan Selçuk hakkındaki dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi talebi, “Başsavcılığın yetkisinde” olduğu gerekçesiyle reddedildi.

19. DURUŞMA: 29 Temmuz 2011
TİB, olay yerine ilişkin kayıtları ‘özel hayatın gizliliği’ gerekçesi ile göndermedi. Dink ailesi avukatları olay gününe ait bazı görüntüleri duruşmada izleterek, görüntüdeki kişinin Osman Hayal olup olmadığına dair tespit için Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden Hayal’in fotoğraflarını istedi. Fotoğraflar çok uzun bir süre sonra mahkemeye gönderildi.

20.DURUŞMA: 19 Eylül 2011
Dava savcısı Hikmet Usta, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Avukatlar, TİB kayıtlarının mahkemeye ulaşmadığı ve yargılamanın mütalaa aşamasına gelmediği gerekçesiyle mütalaanın verilmesine itiraz etti. Mahkeme itirazı reddetti. Usta, mütalaasında cinayetin Ergenekon Terör Örgütü tarafından işlendiği vurgusu yaptı, ancak bunu “kanıtlayamadığını” iddia etti. Çünkü Ergenekon’un Trabzon’daki hücre yapılanması olduğu belirtilen örgüt için en önemli delil 2006’da Emniyet tarafından imha edilmişti. Mütalaanın açıklanmasına tepki gösteren Dink ailesi duruşmayı terk etti ve bir daha duruşmalara katılmadı.

21. DURUŞMA: 14 Kasım 2011
TİB, mahkemeden telefon kayıtlarının tespit edilmesi için test araması yapılmasını istedi. Olay gününe ait ve bazı şüphelilerin bulunduğunun belirtildiği kamera kayıtlarının yeniden incelenmesi talebi reddedildi. Bazı tanıkların yeniden dinlenmesi taleplerini mahkeme heyeti kabul etmedi.

22. DURUŞMA: 5 Aralık 20115
Avukatlar, yeni deliller beklenmeden mütalaa verilmesinin hukuken yanlış olduğunu ifade etti, ancak mütaalaya ilişkin görüşlerini açıkladı. Avukatların görüşü, cinayetin iki devlet geleneğinin kesişme noktasında olduğu yönünde oldu: Siyasi cinayetler ve Ermeni düşmanlığı.

23. DURUŞMA: 26 Aralık 2011
Savcı, TİB’den gelen kayıtları İstanbul Emniyeti’ne incelettiğini ve sanıklarla herhangi bir irtibat bulunamadığını açıkladı. Avukatlar, devam ettikleri mütaalalarında Genelkurmay’dan yargı makamlarına, hükümet sözcülerinden güvenlik birimlerine kadar devletin çeşitli aktörlerinin cinayetteki sorumluluklarını anlattı.

24. DURUŞMA: 10 Ocak 2012
Avukat Fethiye Çetin, cinayet gününe ait kamera kayıtlarını silen Emniyet’in daha önce olduğu gibi delil karattığını söyledi. Avukatlar, TİB’den gelen kayıtlarda 5 numaranın sanıklarla doğrudan irtibatlı olduğu ve olay gününden önce değişik tarihlerde pek çok kez görüşme yaptıklarını tespit etti. Savcı, Emniyet’in verdiği bilgiye güvendiğini, Hrant Dink’in Ermeni olduğu için öldürülmediğini söyledi.

25. DURUŞMA: 17 Ocak 2012
DEVLET SUÇUNU İTİRAF ETTİ.