Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Alışın Her Yerdeyiz!

[ A+ ] /[ A- ]

alisin

Garen AVAGYAN
Nor Zartonk Dergisi

ABD’nin New York şehrinin Greenwich Village bölgesinde faaliyet gösteren bir LGBT barı olan Stonewall, 28 Haziran 1969’da polis baskınına uğradı. Polis ve bar sahibinin beklentilerinin aksine, barı dolduran LGBT’ler baskıya boyun eğmedi ve mücadele etmeye karar verdi. Beş gün süren çatışma ‘Stonewall Ayaklanması’ olarak tarihe geçti. Bu ayaklanma LGBT haklarıyla ilgili gazete, dernek ve LGBT Onur Yürüyüşlerinin ateşini yaktı. LGBT hakları konusunda -hâlen yetersiz de olsa- adımlar atılmaya ve farkındalık yaratılmaya bu sürecin sonunda başlandı.

Türkiye’de LGBT olmak ve LGBT hakları, son yıllarda artarak devam eden bir tartışmadır. Toplumun bir kesimi için LGBT olmak hastalıklı bir ruh hâline işaret ederken, diğer bir kesimi ise LGBT’leri yok saymayı tercih eder. Kimileri LGBT’leri gördüğü yerde öldürmeye teşebbüs ederken, kimileri de LGBT’lere destek verir. Tüm bu tartışmalar ve yaşananlar devam ederken, bir grup kararlı ve dirençli LGBT aktivisti ise, LGBT hakları konusunda mücadele etmektedir.

LGBT olmanın tabu olduğu Türkiye’de homofobi/transfobi can alırken, gösteri ve eğlence dünyasında LGBT’lerin bir meta olarak kullanılması homofobik/transfobik kalabalıkları rahatsız etmez. Bu homofobi ve transfobi, LGBT’leri bir taraftan yok sayarken, cinsiyet kimliklerini ve cinsel yönelimlerini gizleyerek yaşayan LGBT’ler içinse yaşam, kendilerini kabul ettirme savaşıdır. Bu savaş her zaman galibiyetle sonuçlanmaz, zira Türkiye’deki LGBT intihar ve cinayet oranları çok yüksektir. Yargının da bu cinayetlere nasıl yaklaştığı, yakalanmayan faillerle, haksız tahrik ve iyi hâl indirimleri, devletin, LGBT’lerin varlığından hoşnut olmadığının kanıtıdır. ‘Ayrımcılığa karşı ve birleştirici’ olduğu söylenen Kemalist ideoloji ya da ‘yaradılanı yaradandan ötürü sevdiğini’ iddia eden ideolojiler, cinsiyet kavramı işin içine girdiğinde, aynı cümleleri kurarak LGBT cinayetlerini görmezden gelmektedir.

LGBT’leri inkâr eden bu zihniyet, onlarla aynı sokakta, apartmanda ya da evde olabileceğini görmez, görmek istemez. Onlar için bir kadının bir kadına veya bir erkeğin bir erkeğe âşık olması ve evlenmesi kabul edilemezdir. Diğer yandan, toplumda LGBT’leri inkâr etmeyen kesimler için de pirüpak, homofobik/transfobik değildir diyemeyiz. Milliyetçi, muhafazakâr ve bazen de ‘sosyalist’ çevreler tarafından LGBT olmak, ‘batı icadı’ olarak nitelendirilirken; LGBT’ler de ‘batı özentisi’, ‘hastalıklı’, ‘sapık’, ‘sapkın’ veya ‘marjinal’ olarak kabul edilirler. LGBT olmak bir ‘hastalık’ değil, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimdir!

Türkiye toplumundaki bu homofobik/transfobik zihniyet, Ermeni halkında da kendisine fazlasıyla yer bulmaktadır. Türkiye’de ırkçılar tarafından dışlanan, hakaretlere, tehditlere maruz kalan ve öldürülen Ermeniler, aynı koşullar altında bulunan LGBT’lerle bir dayanışma geliştirmemektedir. Birçok LGBT Ermeni, aile ve toplum tepkisi nedeniyle kendi cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimini açıklamaktan çekinirken, istemediği bir yaşam biçimine ömür boyu mahkûm edilmektedir.

Türkiye’de, LGBT’lerle yaratılmayan dayanışma kültürünün en önemli nedeni yine homofobik/transfobik zihniyettir. Bu homofobi/transfobi aynı zamanda içinde ırkçılığı da barındırır. Birisine ‘sen ibne misin’ demekle, ‘Ermeni dölü’ demek arasında hiçbir fark yoktur. LGBT Onur Yürüyüşlerine katılan ve LGBT haklarına önem veren heteroseksüellere “Sen de mi ibnesin?” şeklinde yöneltilen sorular, LGBT’leri yalnız bırakmaya hizmet etmektedir. Bu zihniyet için bir Türk’ün, Kürt halkının hak mücadelesinde yer alması ne kadar saçmaysa, bir heteroseksüelin de LGBT Onur Yürüyüşü’nde bulunması o kadar saçmadır. Oysa LGBT Onur Haftalarını renklendiren asıl şey, orada, sadece LGBT’lerin bulunup renkli kıyafetler giymesi değil, heteroseksüellerin de genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle bulunup, dayanışmayı ve mücadeleyi yükseltmesidir. İşte tam da bu yüzden, bu sene 22.’si düzenlenen LGBT Onur Haftası’nda, LGBT örgütleri direnişle, mücadeleyle, dayanışmayla ve ‘tüm renkleri’yle ‘’Alışın her yerdeyiz!’’ dedi ve demeye de devam edecek!