Basın Açıklamaları

Oyumuz HDP ve Selahattin Demirtaş’a!

2001 krizi sonrası tepki oylarını toplayarak ve yüzde on barajının antidemokratik etkisiyle tek başına iktidara gelen Erdoğan neoliberal politikaların tavizsiz bir uygulayıcısı oldu. Devletin ve toplumsal yapının bu perspektifle yeniden dizaynını gerçekleştirdi. Dünyada finansamanın ucuz ve kolay sağlandığı bu dönemde bir refah halüsinasyonu ile desteğini arttırdı. Uluslararası konjonktürün değişmesi ile birlikte iktidar bloğu içinde çeşitli çatlaklar görünür olmaya başladi. 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları ile ayyuka çıkan iktidar bloku içindeki menfaat çatışmaları şiddetlenerek sürdü ve 15 Temmuz 2017’de en tepe noktasına ulaştı.

HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde elde ettiği başarı 2002 yılından beri süren AKP iktidarını fiilen sona erdirdi. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tekrar ele geçirmek için devlet terörüne ve baskıcı yöntemlere yöneldi. İktidar bloğu içindeki çatışmalar, bozulan ekonomik göstergeler, batağa saplanmış bir dış politika ve kuvvetlenen muhalefet karşısında iktidarı sürdürmenin yolu olarak diktatöryal bir sistem görülmüş ve bu bağlamda anayasa değişikliği yapılmıştır.

Bugün, ülkede tüm denetim ve yargı mekanizmaları çökertilmiş, hapishaneler muhaliflerle doldurulmuş, ana akım medya hükümetce tek elde toplanmış, meclis devre dışı bırakılmış, OHAL ile tek adam sistemine fiilen geçilmiş olsa da git gide ağırlaşan ekonomik kriz AKP’yi baskın seçim yapmaya mecbur bırakmıştır.

Bugün, Türkiye’de, insan hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramların günden güne erimektedir. Bu durumdan kuşkusuz tüm Türkiye halkları gibi Ermeniler de paylarına düşeni almaktadır. Bugün Ermeniler’in patriklerini ve vakıf yöneticilerini seçme hakkı hukuksuz olarak engellenmektedir. Kilise hukuku ve gelenekleri çerçevesinde Değabah (Patrik Kaymakamı) seçilen sayın Başepiskopos Karekin Bekçiyan’ın görevini icra etmesine hükümetce engel olunmuş ve yerine belediyelere atanan kayum misali Başepiskopos Ateşyan atanmıştır. Erdoğan, tüm toplum üzerinde oluşturmaya çalıştığı mutlak iktidarı, Ermeniler özelinde patrikhaneyi bir devlet dairesine dönüştürerek oluşturmaya çalışmaktadır. Ermenilerin inanç özgürlüğü açıkca ihlal edilmektedir.

Kilise ve okullarımıza yönelik sıklaşan ırkçı saldırılar, bürokrat ve siyasetçilerin ezilen halklara ve kendinden olmayanlara yönelik kullandığı ayrıştırıcı, ötekileştirici ve ırkçı söylemler toplumu büyük bir kutuplaşmaya götürmekte ve özellikle öteki olan herkesin bu topraklardaki yaşama istencini azaltmakta, ülkemizi çoraklaştırmaktadır.

Tüm bu kötü tablo içerisinde Türkiye’deki gidişatı değiştirecek olan tek güç HDP’dir. 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarını sonlandıran HDP’nin sabık eş genel başkanı Selahattin Demirtaş bu sebeple iki yıldır rehin tutulmaktadır. Televizyonların muhalefet liderlerini sansürlediği, adaylar hiçbir şekilde eşit bir yarış içerisinde olmadığı, OHAL düzeni altında gidilen bu seçimlerde adayımız ve umudumuz bir kez daha Selahattin Demirtaş‘tır. Başta Ermeni halkı olmak üzere Türkiye içinde ya da dışında tüm seçmen dostlarımızı bu yönde oy kullanmaya, seçim çalışmalarına destek vermeye ve nihayet sandığa sahip çıkmaya davet ediyoruz.

HDP ile birlikte demokrasinin, barışın, umudun, eşitliğin sesini bir kez daha meclise taşımaya kararlıyız! Kendinden olmayan herkesi suçlu ilan eden, sadece ve sadece BEN diyen bir rejime karşı BİZ varız, buradayız diyoruz!

Oylar umuda, oylar Demirtaş’a!
Senle Değişir…

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Nor Zartonk: Sevag seni unutturmayacağız!

Sevag Balıkçı Ermeni Soykırımı’nın 96. yıl dönümü olan 24 Nisan 2011’de, zorunlu askerliğini yaptığı sırada Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla “kazara” öldürüldü.

Bugün Sevag’ın ırkçı saiklerle aramızdan alınışının 7. Yılında mezarı başındaydık. Sevag’ı unutacağımızı, adalet talep etmekten vazgeçeceğimizi, hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğimizi düşünenler yanılıyorlar. Nasıl ki 103 yıl önce öldürülen atalarımızı unutmadıysak Sevag Balıkçıyı da unutmayacağız, onun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve yalnızca Sevag Balıkçı için değil; Maritsa Küçük için Hrant Dink için mücadele etmeye davam edeceğiz, Yeni Sevag Balıkçı’lar yeni Maritsa Küçükler olmasın diye sesimizi yükseltmeye bizi mahkum ettikleri adaletsizliğe karşı savaşmaya devam edeceğiz. Bugün bizleri yalnız bırakmadığınız, burada bizimle birlikte adalet talebimize ortak olduğunuz için hepinize teşekkür edeiz.

Sevag seni unutturmayacağız!
Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Նոր Զարթօնք. Արաքսի Արեւմտեան Ափը Ձեր Կողքին Է

Հայաստանի մէջ կայացող վերջին օրերու ցոյցերը, Հայաստանի ժողովրդավարութեան համար բոլորին յոյս կու տայ։ Իր պաշտօնավարութեան ժամկէտը լրանալուն պատճառով համակարգային փոփոխութիւն ապա պաշտօնի փոփոխութիւն կատարելով, նախագահութենէն վարչապետութիւն անցնող Սերժ Սարգսեանի դէմ բողոքը ձիւնակոյտի պէս կը շարունակէ ծաւալիլ։

Սարգսեանին ուղղուած մեղադրութիւններու կարգին են՝ շուրջիններուն հետ միասին երկիրը օլիկարխային ձեւով վարել, փտածութիւն, կաշառակերութիւն, ընտրութիւններ կեղծել, անձնական շահեր հետապնդել։ Մինչ Սարգսեանը կը շարունակէ իշխել որպէս վարչապետ, Հայաստանի ժողովրդավարութիւնը օրէ օր կը տկարանայ։

Իրականութեան մէջ այս ընթացքը միայն Հայաստանով սահմանուած չէ։ Վերջին տարիներուն, Ռուսիա, Թուրքիա եւ Հունգարիայի մէջ, ընտրական ճանապարհով եկած իշխանութիւնները, մենատիրական եւ ոչ թափանցիկ բռնատիրութեան վերածուած են։ Բռնապետներուն համար պատերազմը դարձած է ճգնաժամերէն ազատելու միջոց։ Անոնք կը փորձեն իրենց իշխանութիւնը պաշտպանել արիւնով, վախով եւ միլիոնաւոր աղքատներու ուղարկելով դէպի մահ։ Երկրորդ գաղութատիրական բաժանումի պատերազմը ցոյց տուած է թէ բռնատիրութիւնները եւ գաղութատիրութիւնները ինչ աստիճաններու ցաւ կրնան պատճառել համայն մարդկութեան։

Միւս կողմէ, ընդդիմութիւնները վերջին տարիներուն կը մնան համեստ, ղեկավարները ով որ ըլլան։ Այլեւս ժամանակն է որ Հայաստանի մէջ ընդդիմութիւնը ժողովրդավարութեան համար ստոյգ եւ արմատական քայլեր ձեռնարկէ։ Ընդդիմութիւնը պէտք է ոչ միայն փտածութեան եւ կաշառային համակարգին դէմ պայքարի, այլ ընդհանրապէս դէմ կենայ Հայաստանի մէջ իշխող օլիկարխային նէօ-լիպերալ համակարգին դէմ։ Սարգսեանը ըլլայ կամ ուրիշը, անկախ ղեկավարի ինքնութենէն, եթէ Հայաստանի մէջ ժողովրդավարութիւն պիտի կառուցուի, միայն կարելի պիտի ըլլայ այս տեսանկիւնէ տարուած պայքարի մը արդիւնքով։

Հայաստանի խնդիրը Ռուսիոյ եւ կամ արեւմտեան գաղութատիրական ուժերէն որեւէ մէկուն կապուելու խնդիրը չէ, այլ ազատութեան խնդիր է։ Նէօ-լիպերալ քաղաքականութիւններով հանապազօրեայ հացը փոքրացող, փտածութեան պատճառով բարեկեցութեան մակարդակը նուազող, ազդեցիկ ընդդիմութեան բացակայութեան պատճառով անյոյս մնացած հայ ժողովուրդը, կը շարունակէ հեռանալ Հայաստանէն։

Երկրի մը մէջ եթէ չկայ արդարութիւն, չըլլար նաեւ հասարակական հանգիստ եւ բարեկեցութիւն։ Խաղաղ երկիր մը դառնալու համար, Հայաստանին հարկաւոր է ժողովրդավարութիւն, հաւասարութիւն, արդարութիւն եւ թափանցիկութիւն։ Ընդդիմութեան եւ ժողովուրդին այս արդար պահանջները կը հաւատանք որ կենսական են։

Այսօր, մենք Արաքս գետին արեւմտեան ափին, որպէս Նոր Զարթօնք, մենք մեզ կը նկատենք այս պայքարին մասնիկը, կը յայտարարենք որ կողքին ենք արդարութիւն պահանջող հաստատակամ ցուցարարներուն, երիտասարդներուն, կիներուն, LGBT-ներուն, աղքատներուն եւ բոլոր մեր ժողովուրդին։ Կ՚ողջունենք իրենց շարժումը, որ որոշիչ դեր պիտի խաղայ Հայաստանի ճակատագիրին համար։

Փողոց Պայքար Ազատութիւն
Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

21.04.2018

24 Nisan 2018 Ermeni Soykırımı Anması / Sultanahmet

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 20. yüzyılın başında Küçük Asya ve Kuzey Mezopotamya’nın Ermeni, Asuri/Süryani ve Rum halklarına yapılan soykırımın başlangıç tarihi olarak kabul edilen 24 Nisan’da bu yıl da Sultanahmet Meydanı’ndaki Türk İslam Eserleri Müzesi önünde anacağız.

1915’te cezaevi olarak kullanılan, İstanbul Ermenilerinin Haydarpaşa’dan ölüm yolculuğuna çıkarılmadan önce tutulduğu bu bina ve çevresini soykırımın inkârına karşı bir hafıza mekânı olarak kabul ediyor, basını, soykırım ve inkâr karşıtlarını burada yapacağımız soykırım anmasına davet ediyoruz.

Tarih: 24 Nisan 2018, Salı
Saat: 12:00
Yer: Sultanahmet Meydanı / Türk İslam Eserleri Müzesi önü.


İNSAN HAKLARI DERNEĞİ, İSTANBUL ŞUBESİ

IRKÇILIK VE AYRIMCILIĞA KARŞI KOMİSYON

Nor Zartonk: Aras Nehri’nin batı kıyısındakiler sizinle

Ermenistan’da son bir haftadır yaşanan eylemler Ermenistan demokrasisi için herkese umut vermekte. Görev süresi dolduğu için önce sistem değişikliği sonraysa koltuk değişikliği yaparak cumhurbaşkanlığından başbakanlığa geçen Serj Sarkisyan’a tepki çığ gibi büyüyor.

Sarkisyan’a gelen ana eleştiriler; ülkeyi çevresindekiler ile oligarşik bir şekilde yönetmesi, yolsuzluk, rüşvet, seçim hileleri ve yüksek kişisel harcamalar olarak sıralanıyor. Sarkisyan görevine başbakan olarak devam ederken Ermenistan’ın demokrasi karnesi ise gün geçtikçe kötüleşiyor.

Aslında bu süreç sadece Ermenistan’da yaşanmıyor. Son yıllarda Rusya, Türkiye ve Macaristan’da da seçim yoluyla gelen fakat sonrasında ülkelerini otokratik ve şeffaf olmayan bir yönetim ile diktatörlüklere dönüştüren liderler iktidarda. Savaş, diktatörler için bir çeşit kriz aşma yöntemi olagelmiştir. Onlar milyonlarca yoksulu yok yere ölüme göndererek, kan ve korku ile iktidarlarını korumaya çalışırlar. İkinci emperyalist paylaşım savaşı, emperyalizmin ve diktatörlüklerin nelere yol açabileceğini tüm insanlığa acı bir şekilde gösterdi.

Bir diğer yandan muhalefet ise son yıllarda -liderler değişse de- en önemli anlarda çekinik kalmakta. Artık, Ermenistan muhalefetinin Ermenistan demokrasisi için kararlı ve radikal adımlar atması gerekiyor. Bununla birlikte muhaliflerin sadece yolsuzluk ve rüşvete karşı değil Ermenistan’da hüküm süren oligarşik neo-liberal düzene de itiraz etmeleri şart. Sarkisyan ya da bir başkası, kimin lider olduğundan bağımsız olarak Ermenistan’da gerçek bir demokrasi inşa edilecekse bu, ancak bu perspektifte verilecek bir mücadele ile mümkündür.

Ermenistan’daki sorun Ermenistan’ın Rusya ya da batılı emperyal güçlerden hangisine bağlanacağı sorunu değil, özgürleşme sorunudur. Neo-liberal politikalar ile her gün yediği ekmek küçülen, yapılan yolsuzluklar ile refah seviyesi düşen, etkin bir muhalefetin olmaması nedeniyle umutları kırılan Ermeni halkı, gün geçtikçe Ermenistan’dan uzaklaşmaktadır.

Bir ülkede adalet olmaksızın toplumsal huzur da, refah da olmayacaktır. Ermenistan’ın huzurlu bir ülke olması için demokrasiye, eşitliğe, adalete ve şeffaflığa sarılması gerekiyor. Muhalefetin ve halkın bu temel talepleri es geçmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Bugün, biz Aras nehrinin batı kıyısında, Nor Zartonk olarak kendimizi bu direnişin bir parçası hissediyor ve sokaklarda büyük bir kararlılıkla eşitlik, demokrasi ve adalet arayan gençlerin, kadınların, LGBTlerin, yoksulların ve bilcümle halkımızın yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Onların Ermenistan’ın kaderini tayin edecek mücadelelerini selamlıyoruz.

Sokak direniş özgürlük!
Փողոց Պայքար Ազատութիւն

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք
21.04.2018, İstanbul

19 Ocak´da Agos önüne!

19 Ocak Cuma saat 15:00´de katillerden hesap sormak için, adalet, barış ve eşitlik talebimizi bir kez daha haykırmak için düştüğü kaldırımda, Agos önünde buluşuyoruz.

Hrant Kez bidi çımornank!

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Emin Şakir’e özgürlük!

Ermeni halkının tarihine ve hafızasına sahip çıktığı Kamp Armen direnişi, 175 günlük bir mücadele sonucunda zaferle sonuçlanmıştı. Bu direnişte bizimle dayanışan, devletin talanına karşı Kamp Armen’in iadesi için mücadele eden pek çok dostumuz oldu. Bu vesileyle tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Bu dostlarımızdan biri olan, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesi ve solyayin.com kurucusu Emin Şakir 28.11.2017 tarihinde tutuklandı ve Maltepe Cezaevine sevk edildi.

Türkiye’deki tüm sol ve sosyalist yayınları arşivleyip solyayin.com’da kamunun hizmetine sunan Emin Şakir sitedeki içerikler gerekçe gösterilerek tutuklandı.

Ülkedeki eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesinin tarihinin unutulmaması için özverili bir çalıma ile sol ve sosyalist yayınları arşivleyen Emin Şakir’in ve onun şahsında tüm tutsakların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz!

Բողոց, Պայքար, Ազատութիւ՝ն: (Poğots! Baykar! Azadutyun!) / Sokak! Direniş! Özgürlük!

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

Inger Nubar’ın mücadelesi mücadelemizde yaşayacak!

Ermeni devrimci komutan Inger (yoldaş) Nubar Ozinyan’ın 14 Ağustos 2017 tarihinde Rojava’da TKP/ML-TİKKO saflarında IŞID çetelerine karşı savaşırken hayata gözlerini yumduğunu üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Devrimci mütevazılığı, kararlılığı, cesareti ve taşıdığı enternasyonalist ruh ile Inger Nubar, Ermeni devrimci geleneğinin günümüzdeki önemli taşıyıcılarından birisi olmuştur. Devrimin hamalı olmayı başarabilmiş gerçek bir devrimciyi yitirmiş olmanın derin hüznünü taşıyoruz. Işıklar yoldaşın olsun Inger Nubar!
Mücadelen mücadelemizde yaşayacak!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Կեցցէ՛ միջազգային զօրակցութիւնը:
Կեցցէ՛ յեղափոխութիւնը և ընկերվարութիւնը։

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Nor Zartonk: Türkiye Yahudi Toplumuna Yönelik Irkçı Saldırıları Kınıyoruz!

20 Temmuz günü Neve Şalom Sinagogu’na yapılan ırkçı faşist saldırının ardından, bugün de Türkiye’nin ayakta kalabilmiş en eski sinagogu Balat Ahrida’ya saldırı gerçekleştirildiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Tüm ayrımcı ve ırkçı politikalara rağmen İstanbul’da varlığını sürdürmeye çalışan Türkiye Yahudi Toplumuna yönelik tüm bu saldırıları kınıyoruz. Eşit yurttaşlık, inanma ve inanmama, ibadet, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel insan haklarının ve anayasal hakların çoğu zaman devlet eliyle çiğnenmesi ne yazık ki ülkemizde artık sıradanlaşmış durumda. Kuşkusuz bu hukuksuz ve çağ dışı uygulamaların yansımaları topluma “öteki” olarak tanıtılmış ve tarih boyunca devlet tarafından böyle muamele görmüş topluluklarda daha yıkıcı olmakta. Anayasal yurttaşlık kavramını hiçe sayan mütekabiliyet anlayışı her dönemde Müslüman olmayan azınlıklara yönelik nefret ve ırkçı saldırılara zemin oluşturuyor ve saldırılar sistematikleşiyor. Neve Şalom ve Balat Ahrida Sinagogları’na yapılan bu son saldırılar da bu politikaların ve çağ dışı mütekabiliyet anlayışının birer sonucudur. Siyasi iktidarın da verdiği cesaret ve güçle bu toprakların halklarına yönelik ırkçı tehditler gün geçtikçe artmaktadır. Öncelikle devlet bürokrasisinin ve siyasetçilerin anayasaya uygun şekilde hareket ederek söylemlerinde ve icraatlarında eşit yurttaşlık kavramına uygun davranmalarını, ayrımcı ve ötekileştirici pratiklerden uzaklaşmalarını talep ediyoruz. Türkiye Yahudi Toplumunun yanında olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha ifade ediyor, bütün Türkiye halklarını, bir arada durarak bu karanlık ve nefret dolu zihniyete geçit vermemeye çağırıyoruz.

Կէցցէ՛ ժողովուրդներու զօրակցութիւնը:
Yaşasın halkların dayanışması!
NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ
22.07.2017

Հաւասարութեան, ազատութեան, եղբայրութեան եւ խաղաղութեան համար միանա՛նք մայիսի 1ին

Մենք կու գանք

Մենք՝ աշխատաւորներ, գործազուրկներ, բանուորներ, մտաւորականներ, ուսանողներ, երիտասարդներ, դիմադրողներ, ԼԿՊԹ-ներ, փոքրամասնութիւններ եւ մեծամասնութիւններ… մենք կու գանք:

15 տարիէ ի վեր երկիրը ազգայնամոլութեամբ, պահպանողականութեամբ եւ կեղծ ժողովրդականութեամբ մեր ընկերային իրաւունքները խլելով ղեկավարողներուն դէմ, մենք կու գանք:

Անօրինական համակարգ մը ստեղծողներու դէմ, մեր իւրացուած քուէներուն տէր կանգնելու, արդարութիւնը եւ ժողովրդավարութիւնը պաշտպանելու համար կու գանք:

Դրամատիրական կեղեքիչ համակարգի եւ բռնակալութեան համակիրներուն դէմ մարդավայել աշխատանքի պայմանները եւ մարդավայել կեանքը պաշտպանելու համար կու գանք:

Բարձր տուրքերով եւ սեփականացումով մեր հացը խլողներուն դէմ կու գանք:

Աշխատանքային արկածներու/սպանութիւններու, մոպպինկի, ճկուն աշխատանքային ժամերու , աղքատութեան դէմ կու գանք:

Ցեղապաշտութեան, հակա-միասեռականութեան, սեռային եւ ամէն տեսակ խտրականութեան դէմ կու գանք:

Աւազակներու իշխանութիւնը քանդելու համար, Հոկտեմբերեան մեծ յեղափոխութեան ոգիով կու գանք:

Ինչպէս ամէն տարի, այս տարի եւս միասնութեան, պայքարի եւ զօրակցութեան համար կու գանք: Հաւասարութեան, ազատութեան, եղբայրութեան եւ խաղաղութեան համար մայիսի 1ին Պաքիրգիւղի շուկայի մէջ պիտի ըլլանք:

Կեցցէ՛ Մայիս 1


Հա՜, մենք ենք գալիս
Դարեւոր վշտի զրկանքի բովից,
Հալածանքների, գարշ ստրկութեան
Մոռացուած խաւից՝
Կրծքով փշրելու փառքը տիրողին,
Գահը բռնութեան, ստրուկի շղթան,
Նոր ուղի հարթել մեր նմաններին,
Արժանի կոչման, հաւասարութեան՝
Այդպէ՜ս ենք գալիս․․․։

(Բանուորները հեղինակ՝ Շուշանիկ Կուրղինյան, 1907 թ.)

NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik ve Barış için 1 Mayıs’a!

Biz Geliyoruz!

Biz işçiler, işsizler, emekçiler, aydınlar, öğrenciler, gençler, direnişçiler, kadınlar, LGBTQ’ler, ‘az’lar ve ‘çok’lar… Geliyoruz!

On beş yıldır memleketi milliyetçilik, muhafazakarlık ve popülizm doğrultusunda, sosyal haklarımızı gasp ederek yönetenlere karşı geliyoruz.

Hukuksuz bir düzen yaratanlara karşı, çalınan oylarımıza sahip çıkmak, adaleti ve demokrasiyi savunmak için geliyoruz.

Kapitalist sömürü sistemine ve diktatörlük kurma heveslilerine karşı insanca çalışma koşullarını ve insanca yaşamı savunmak için geliyoruz.

Yüksek vergiler ve özelleştirmeler ile soframızdaki ekmeği küçültenlere karşı geliyoruz.

İş cinayetlerine, taşeronlaşmaya, mobbinge, esnek iş saatlerine, emeğimizin çalınmasına ve yoksulluğa karşı geliyoruz.

Cinsiyetçiliğe, homofobiye, ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı yan yana, omuz omuza geliyoruz.

“Haramilerin Saltanatı”nı yıkmak için, “Büyük Ekim”in ruhuyla, birlik olmak için geliyoruz

Nor Zartonk olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da birlik, mücadele ve dayanışma için bir araya geliyoruz. Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik ve Barış için 1 Mayıs’ta Bakırköy Halk Pazarı’ndayız.

Yaşasın 1 Mayıs!
Կեցցէ՛ Մայիս 1


Հա՜, մենք ենք գալիս
Դարեւոր վշտի զրկանքի բովից,
Հալածանքների, գարշ ստրկութեան
Մոռացուած խաւից՝
Կրծքով փշրելու փառքը տիրողին,
Գահը բռնութեան, ստրուկի շղթան,
Նոր ուղի հարթել մեր նմաններին,
Արժանի կոչման, հաւասարութեան՝
Այդպէ՜ս ենք գալիս․․․։


Evet, biz geliyoruz!
Yüzyılların kederinin yoksulluğunun cehenneminden
Zulümlerden, aşağılık kölelikten
Unutulmuş tabakadan
Ezenin şanını, despotizmin tacını, kölenin zincirini
Göğsümüzle un ufak etmek için
Bize benzeyenlere yeni ufuklar açmak için
Eşitliğe layık olmak için!
İşte böyle geliyoruz…

(Şuşanik Gurğinyan’ın 1907 tarihli İşçiler şiirinden bir bölüm)

Buluşma Noktaları:
Osmanbey Metro- Saat:10.00
Bakırköy Meydanı -Saat:10.30

NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Emek Barış Demokrasi İçin Yaşasın 1 Mayıs!


Dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca işçi için, emekçi için, tüm ezilenler ve yok sayılanlar için her 1 Mayıs, birliğin-mücadelenin ve dayanışmanın gücüyle umudun büyütüldüğü gündür.

Yok sayılan emeğin, dünyanın dört bir yanında görkemli bir biçimde varlığını gösterdiği gündür 1 Mayıs. Dünyanın her yerinde en merkezi ve en büyük meydanlar, emeğin bu görkemli buluşmasına tanıklık eder. İşçiler özlemlerini, umutlarını, taleplerini istedikleri meydanlarda özgürce ifade eder.

Türkiye’de ise maalesef 1 Mayıs’lar iktidarlar getirdiği yasaklar ve devlet şiddetinin gölgesi altında kutlanmaktadır. 365 gün bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenlere bir gün dahi saygı gösterilmemektedir. Siyasi iktidar bir gün için dahi işçilerin taleplerine kulak vermemekte, yıllardır 1 Mayıs mitinginin kendi istediği yerde yapılmasını dayatmaktadır. “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” diye açıklanan bu tutum, 2017 yılında da devam etmektedir.

1 Mayıs 1977’deki kontrgerilla katliamının 40’ıncı yılında da bu dayatmanın sürdürülmüş olması ölenlere ve işçi sınıfına saygısızlık olarak tarihe geçecektir. 15 Temmuz darbe girişimine karşı, bizler de dahil olmak üzere, yurttaşların buluştuğu Taksim alanı ne yazık ki yeniden yasaklı meydan haline getirilmiştir.

Bizler dört emek ve meslek örgütü olarak, ulusal ve uluslararası mahkemelerin verdiği yargı kararlarını tanımayarak hukuksuz bir yasakta ısrar edenlerin er ya da geç bu tutumlarının hesabını vereceklerinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz.

Hukuku, demokrasiyi, evrensel temel hak ve özgürlükleri yok saymayı bir rejim biçimi olarak benimsemiş anlayışa karşı, bu yıl her zamankinden çok daha yaygın, kitlesel ve coşkulu bir biçimde buluşmayı görev biliyoruz.

Bilindiği gibi, emekçilerin haklarını geliştirmeyen, aksine zarar veren ve tek adam rejimini dayatan bir anayasa için referanduma gidildi. Devletin tüm olanaklarının kullanılmasına, tek sesli medyaya, hayır diyenlerin engellenmesine rağmen yurttaşların en az yarısı HAYIR dedi. Böyle bir anayasa değişikliği ile ülke huzur, barış ve istikrar bulamayacaktır. Türkiye’nin acil ve yaşamsal ihtiyacı eşitlikçi, özgürlükçü, laik ve sosyal bir Anayasadır.

Ancak ülkeyi yönetenler bu gerçeklere gözünü kapatmakta, Türkiye’ye tek adam rejimi dayatmaktadır. Halkın en az yarısının HAYIR dediği bir rejim değişikliğini, cebren ve hile ile meşrulaştırma girişimlerine karşı 2017 1 MAYIS’ı çok daha anlamlı ve önemli hale gelmiştir.

2017 1 Mayıs’ı, hile-hurda ile dayatılan tek adam rejimine karşı demokrasi için, giderek derinleştirilen ve bizi Ortadoğu’daki çatışmaların ateşine sürükleyen savaş politikalarına karşı barış için, giderek pervasızlaşan emek düşmanlığına karşı emeğin hakları için, MİLYONLARIN HAYIR’LI BULUŞMALARI olarak örgütlenecektir!

Bizler dört emek ve meslek örgütü başta olmak üzere, dost kurumlarla beraber, İstanbul’da Bakırköy Halk Pazarı başta olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde olabildiğince yaygın, kitlesel, coşkulu ve HAYIR’LI 1 Mayıs buluşmalarını birlik içerisinde örgütleyeceğimizi ilan etmek istiyoruz.

Olağanüstü Hal’e, Kanun Hükmünde Kararnamelere ve tek adam rejimine HAYIR demek için 1 MAYIS ‘TA ALANLARA!

Darbe girişimine karşı ilan edildiği iddia edilen Olağanüstü Hal ile hukukun ayaklar altına alındığı, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin keyfi biçimde gasp edildiği bir rejim kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Yüz binin üzerinde kamu emekçisini ve işçiyi, haklarında hiçbir yargı kararı bulunmadan işinden eden Kanun Hükmünde Kararnamelere, OHAL fermanlarına HAYIR demek için 1 MAYIS’ta alanlarda olacağız. Sendikal örgütlenme hakkını KHK ile ortadan kaldıran, kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi hakkını ve kazanımlarını yok sayan antidemokratik uygulamalara teslim olmayacağız. Halkın seçtiği vekillerinin yaptığı Seçim Yasası’nı yok saymayı marifet bilen YSK örneğinde olduğu gibi, adaletin çivisinin çıktığı, meclisin tamamen yok sayıldığı tek adam rejimine 1 MAYIS meydanlarında tüm gücümüzle HAYIR diyeceğiz!

Kıdem tazminatının gaspına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Referandum öncesinde defalarca dile getirdiğimiz gibi, 16 Nisan’ın ardından ilk işleri kıdem tazminatına göz dikmek oldu. Patronlar “yük” olarak görüyor diye işçi sınıfının ve bütün çalışanların 80 yıllık kazanımına göz dikenlere “HAYIR” demek için 1 MAYIS ALANLARINDA OLACAĞIZ. Emekçilerin iş güvencesi, işsiz kaldığında kara gün dostu olan kıdem tazminatından nemalanmak isteyenleri, İşsizlik Sigortası Fonu’nu yağmalamalarından tanıyoruz. Tüm emekçileri yağmaya ve talana HAYIR demeye, 1 MAYIS ALANLARINA çağırıyoruz.

Taşeron köleliğine ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılmasına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Milyonlarca taşeron işçisinin umutlarını yıllardır aldatmacalarla sömürenlere, 1 Kasım 2015 seçimlerinden önce “taşerona kadro” vaat edip sözünde durmayanlara HAYIR demek için 1 MAYIS ALANLARINDA olacağız. Taşeron işçilerin mücadele ederek ve mahkemelerde kazandıkları kadro hakkını tanımadığı gibi taşeron düzenini bile aratacak “kiralık işçilik” uygulamasını, işçi simsarlığını yasal hale getirmek isteyenlere 1 MAYIS ALANLARINDAN HAYIR diyeceğiz! Taşeron işçilerine kadro vaadini tutmadığı gibi kamu emekçilerinin 657 sayılı yasadan kaynaklanan iş güvencelerini ortadan kaldıracaklarını açıklayanlara, milyonlarca kamu emekçisine güvencesiz çalışmayı dayatanlara omuz omuza HAYIR diyeceğiz!

‘Hayır’ını Al Da Gel!

Bu topraklarda emeğiyle, onuruyla yaşayan hemen herkesin HAYIR dediği o kadar çok şey var ki! 1 MAYIS ALANLARI herkesin ‘HAYIR’INI alıp geldiği rengarenk ve apaydınlık meydanlar olacak. İşsizliğe HAYIR, kiralık işçiliğe HAYIR, iş cinayetlerine HAYIR, krize HAYIR, yoksulluğa HAYIR, zamlara HAYIR, içeride ve dışarıda savaşa HAYIR, kentlerin ve doğanın yağmasına HAYIR, kutuplaşmaya HAYIR, kadın cinayetlerine HAYIR, çocuk istismarına HAYIR, cinsiyetçiliğe HAYIR, kamu hizmetlerinin ticarileşmesine HAYIR, gazetecilerin, siyasetçilerin, gençlerin hapishanelere doldurulmasına HAYIR, akademinin ve bilimin bitirilmesine HAYIR, sömürüye HAYIR, diktaya HAYIR gibi milyonlarca HAYIR’lı çığlık 1 MAYIS ALANLARINDA buluşacak!

Haydi, hep beraber, birlik olarak, dayanışmamızı güçlendirerek, mücadelemizi büyütmek için 1 MAYIS ALANLARINA!

Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışması!

YAŞASIN 1 MAYIS!

DİSK, KESK, TMMOB, TTB

Nor Zartonk: Tek Adam Rejimine HAYIR !

Cumhuriyet tarihi boyunca anayasalar toplumsal uzlaşı metinleri olarak değil, gücü eline geçiren iktidar odaklarının iktidarlarının meşruiyetinin ve devamlılığının bir aracı olarak hazırlanmışlardır. Bu anlayışla ortaya çıkarılan metinler toplumun pek çok kesimini tatmin etmediği gibi ilgili dönemde bir şekilde iktidar odağı dışında kalan kesimlerin uzun dönemde ciddi mağduriyetler ve memnuniyetsizlikler yaşamasına sebep olmuştur. Türkiye’de, belki de bu sebepten ötürü dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar sık anayasa değişiklikleri yapılmış ve yeni anayasa tartışmaları hep gündemde olmuştur.

AKP de benzer şekilde ilk kurulduğu günden itibaren “Yeni Anayasa” talebini ısrarla gündemleştirmiştir. 1980 faşist askeri darbesinin sonucu olarak ortaya çıkan 1982 anayasası kuşkusuz toplumun çok büyük bir kesiminin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak bir metindi. Bu açıdan AKP’nin yeni anayasa söyleminin hem doğrudan kendi tabanında hem de daha geniş bir kitle üzerinde tesiri vardı.

Tabi tüm bu toplumsal kesimlerin ana talebi daha fazla demokrasi ve özgürlükler çerçevesinde idi. 15 yıllık AKP iktidarı döneminde 1982 anayasasında onlarca değişiklik yapıldı. 2007 ve 2010 yılında yapılan referandumlar aracılığıyla yürütme ve yargı alanında köklü değişiklikler kabul edildi. Fakat bu değişiklikler sonucunda daha özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bir anayasaya ulaşılamadığı gibi yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı noktasında önemli gerilemeler ortaya çıkmış durumdadır.

AKP, bugün bizzat cumhurbaşkanı tarafından “Allah’ın bir lütfu” olarak tarif edilen 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, yeni bir darbe anayasasını topluma dayatma peşindedir. Fiili olarak 7 Haziran seçimlerinden bu yana uygulanmayan kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü gibi ilkeler anayasal olarak da kaldırılacak ve ülkede tam anlamıyla bir tek adam iktidarı kurulacaktır.

15 Temmuz sonrasında ayyuka çıkan iktidar bloku içindeki çatışma ve çatlaklar tek adam düzeni ile aşılmak istenmektedir.

Tarih boyunca tek adam iktidarları, dünyanın her yerinde halklara sadece savaş, kan, yoksulluk ve gözyaşı getirmiştir. 7 Hazirandan bu yana ülkemizin fiili olarak deneyimlediği tek adam düzenin ekonomik ve sosyal sonuçları bu tarihi deneyimlerle örtüşmektedir.

Bugün Türkiye, dünyadan izole ve yalnızlaşmış, özgürlüklerin olmadığı, ekonomik krizin gün geçtikçe daha fazla hissedildiği, işsizliğin istikrarlı bir şekilde arttığı, eğitim, sağlık ve yaşam kalitesinin gün geçtikçe gerilediği bir ülke haline gelmişse bunun sorumlusu 15 yıllık AKP iktidardır.

Aynı AKP iktidarı doğayı ve doğal zenginlikleri adeta talan etmiş, kamu kurum ve kuruluşlarını yandaş kişi ve kurumlara peşkeş çekmiş, dünya tarihinde eşine ender rastlanır büyüklükteki yolsuzluklara imza atmıştır.

İşe alımlarda liyakat değil itaat ilkesini esas alan AKP, devlet kadrolarını yandaşlarıyla doldurmuştur. Küçüğünden büyüğüne kurulan rüşvet ve torpil çarkları ile toplum büyük bir ahlaki/etik erozyona uğratılmıştır.

Türkiye, bugün her diktatörlükte olduğu gibi muhalif milletvekillerinin tutsak edildiği, gazetecilerin ve akademisyenlerin işlerini yaptıkları için tutuklandığı veya işlerinden kovulduğu, muhalif gazete, radyo, televizyon ve internet sitelerinin kapatıldığı, sosyal medyadaki yorumlarından ötürü insanların hapse atıldığı bir ülke haline gelmiştir.

2016 Türkiye’sinde, bir kişinin emriyle onlarca Kürt şehri yıkılmış, binlerce insan göç ettirilmiş ve yüzlerce insan katledilmiştir.

16 Nisan’da önümüze getirilecek referandumda sorulan soru tüm bu yolsuzluklara, katliamlara, baskılara, yozlaşmaya evet mi yoksa hayır mı dediğimizdir.

Biz Ermeniler, kurulmak istenen ırkçı, mezhepçi ve tekçi diktatörlük rejimine hayır diyoruz!

9 senedir yapılmayan patriklik ve vakıf seçimlerini referanduma yedekleyen, Ermeni halkının sözde temsilcilerinin tüm kirli çıkar ilişkilerine de hayır diyoruz!

Ermeni Soykırımı’nı her fırsatta inkar eden, durmadan bizleri ötekileştirmek suretiyle toplumda kutuplaşmayı yükselterek iktidarını sağlamlaştırmak isteyenlere de HAYIR diyoruz!

16 Nisan referandumu bu karanlık dönemden çıkışın başlangıcı olabilir. Biz Ermeniler eşitlik, özgürlük, barış ve adalet talebemizi yükseltmek, tüm bu AKP politikalarına cevap vermek için sandığa gidelim, HAYIR/VOÇ diyelim ve HAYIR’ı örgütleyelim.


Tek Adam Rejimine HAYIR !
Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

Nor Zartonk : #atesyanistifa

Destek ver istifa etsin: #atesyanistifa

Bugün (15.03.2017) gerçekleştirilen Patrik Kaymakamı seçiminde ortak irade, bizi bu sürece getiren Aram Ateşyan, işbirlikçileri ve Istanbul Valiliği tarafından sabote edilmeye çalışılmaktadır.

Bizler Ateşyan’ın kirli çıkar ilişkilerine 9 senedir tanıklık ediyoruz. Valilikten gönderilen mektup ile Ermeni halkının inanç ve ibadet özgürlüğüne doğrudan devlet tarafından müdahale edilmiştir.

Ermeni halkının iradesinin bürokrasi oyunları ile engellenmesini kabul etmiyoruz. Bu nedenle tahtını bir türlü bırakmayıp, halkından bulamadığı desteği binbir ayak oyunuyla kerameti kendinden menkul bir takım kodamandan ve devletten sağlamaya çalışan Aram Ateşyan’ı derhal istifaya çağırıyoruz. Patrik seçimlerine giden bu süreçte seçilen Kaymakamın tanınmasını talep ediyoruz.

#atesyanistifa

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

Նոր Զարթօնքի Յայտարարութիւնը

2008 – ին Թուրքիոյ Հայոց Պատրիարք Տ. Մեսրոպ Բ.ի հիւանդութեամբ սկսող «Պատրիարքի խնդիր»ը զանազան յետին ու խորամանկ հաշիւներով հասաւ այս օրե­րուս: Անցնող» տա­րինե­րու ըն­­թացքին առա­­ւելա­­պէս մա­­շած ու պա­­տուազրկո­­ւած կա­­ռոյ­­ցը եղաւ պատ­­րիար­­քա­­­րանը: Սոյն պա­­տուազրկու­­թեան մէջ ու­­շագրաւ է ամէն առ­­թիւ Պատ­­րիար­­քա­­­րանի պա­­տիւը բարձր պա­­հելու մա­­սին ճա­­ռող հա­­մայնքա­­յին վա­­րիչ­­նե­­­րու եւ հո­­գեւո­­րական­­նե­­­րու ու­­նե­­­ցած դե­­րակա­­տարու­­թիւնը:
Արամ Աթէ­­շեան փո­­խանոր­­դի դի­­մակով 9 տա­­րիներ շա­­րու­­նակ անօ­­րէն կեր­­պով գրա­­ւած է Աթո­­ռը: Ան իր գա­­հը ապա­­հոված է կա­­ռավա­­րու­­թեան, պե­­տու­­թեան եւ հա­­մայնքի հա­­րուստ հիմ­­նարկնե­­րու վա­­րիչ­­նե­­­րուն աջակ­­ցութեամբ: Թէ պատ­­րիար­­քի եւ թէ հա­­մայնքա­­յին հաս­­տա­­­տու­­թիւննե­­րու վար­­չութեանց ընտրու­­թիւննե­­րուն ձգձգման ետին այս կեղ­­տոտ յա­­րաբե­­րու­­թիւններն են որ որո­­շիչ եղան:

Այս մի­­ջոցին հա­­մայնքա­­յին կա­­լուած­­նե­­­րու շի­­նու­­թեան գոր­­ծե­­­րուն կա­­ռավա­­րու­­թեան բա­­րեկամ շի­­նարար ըն­­կե­­­րու­­թիւննե­­րուն փո­­­խանցման կաս­­­կա­­­­­­­ծելի երե­­­ւոյթնե­­­րը զգու­­­շօ­­­­­­­րէն քօ­­­ղար­­­կո­­­­­­­ւած են հա­­­սարա­­­կու­­­թեան ու­­­շադրու­­­թե­­­­­­­նէն: Որ­­­քան ատեն որ թա­­­փան­­­ցի­­­­­­­կու­­­թիւն չի տի­­­րեր, հաս­­­տա­­­­­­­տու­­­թիւննե­­­րու վա­­­րիչ­­­նե­­­­­­­րը պի­­­տի մնան կաս­­­կա­­­­­­­ծի տակ: Ար­­­դա­­­­­­­րեւ այս կեղ­­­տոտ յա­­­րաբե­­­րու­­­թիւննե­­­րէն եկած նե­­­խոտած ժա­­­հը պատ­­­ճառ դար­­­ձաւ Կրօ­­­նական Ժո­­­ղովի ատե­­­նապետ Սա­­­հակ Եպիս­­­կի­­­­­­­պոս Մա­­­շալեանին բա­­­ւական ու­­­շա­­­­­­­ցած հրա­­­ժար­­­ման: Իր հետ միասին Կրօ­­­նական Ժո­­­ղովի բո­­­լոր ան­­­դամներն ալ պար­­­տին ժո­­­ղովուրդին բա­­­ցատ­­­րել թէ ին­­­չո՞ւ այսքան եր­­­կար ժա­­­մանակ լուռ մնա­­­ցած են: Devamını oku…» »

Basın Açıklamaları Arşivine ulaşmak için lütfen tıklayınız…