Basın Açıklamaları

[ A+ ] /[ A- ]

Hukuksuz Talimatnameyi Tanımıyoruz

[ A+ ] /[ A- ]

2007 yılında 84. Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan’ın görevini sürdürmesine engel olacak ağır bir hastalığa yakalandığının tespit edilmesi ile başlayan ve vefatına kadar uzayan süreç Ermeni toplumu açısından oldukça sıkıntılı geçti. Nor Zartonk olarak bu konudaki görüşlerimizi daha önce ortaya koymuş, mevcut düzenin çarpıklığına dikkat çekmiştik. (Bkz: Bozuk düzende sağlam çark olmaz(1), Taht oyunları sürüyor(2))

Erdoğan hükümetinin tüm bu süreçteki tavrı Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından “din ve inanç özgürlüğünün ihlali” olarak değerlendirilmişken bu durumdan nemalanan yozlaşmış yöneticiler bu karara kayıtsız kalmış ve devletin daha fazla müdahalesine payanda olmuşlardır. Kısa bir süre önce ilan edilen ve halktan ciddi tepkiler toplayan talimatname bir anlamda, bu şahısların da tavır ve tutumlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 

Tarihsel Süreç

2009’a kadar uzanan süreçte eş patrik yanlıları ile yeni bir patriğin seçilmesi gerektiğini savunanlar arasında sert tartışmalar yaşanmış, her iki taraf da yasal yollara başvurmuşlardır. Devlet başvuruları değerlendirmiş ve patriklik makamı boşalmadığı için yeni patrik seçimi yapılmasının veya eş-patrik seçimi amacıyla müteşebbis heyet oluşturulmasının hukuki temeli bulunmadığına karar vermiştir. Bunun yerine halkın geleneklerine karşıt bir şekilde “Patrik Genel Vekili” makamı tesis etmiş ve 1/7/2010 tarihinde Aram Ateşyan patrik genel vekili seçilmiştir. Ruhaniler Genel Meclisi 26/10/2016 tarihinde patriklik makamının münhal olduğunu ilan etmiş ve 15/3/2017 tarihinde toplanarak Başepiskopos Karekin Bekçiyan’ı  Ermeni geleneklerine ve 1863 Milli Anayasası’na (Sahmanatrutyun) uygun bir şekilde patrik kaymakamı olarak seçmiştir. Aram Ateşyan’ın genel vekillik görevi de bu süreçte sona ermiştir. Ancak devlet yine sürece müdahil olmuş ve Milli Anayasa ve teamüllere uygun bir şekilde yapılan patrik kaymakamı seçiminin hukuken geçersiz olduğunu bildirmiştir.  Patrik Mutafyan’ın vefatıyla birlikte (08/09/2019) makamın boşalıp boşalmadığına dair tartışmalar sona ermiş ve yeni bir patrik seçimi için harekete geçilmiştir. Ruhani Meclis tarafından yapılan oylamada Episkopos Sahak Maşalyan patrik kaymakamı seçilmiş ve müteşebbis heyet oluşturulmuştur. 

Gerek Genel Meclis gerekse Cismani Meclis mekanizmalarının cumhuriyet döneminde devlet tarafından lağvedilmesi Ermeni halkının temsiliyet krizini kronik bir hale getirmiştir. Burada, daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz üzere, Ermeni toplumunun bir an önce katılımcı, çok sesli bir iç işleyiş ve temsiliyet mekanizması inşa etmesi gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz. Halkın temsil edilebileceği bu veya benzeri sivil mekanizmaların eksikliği Ermeni toplumunun tüm alanlarında kendisini hissetirmektedir. Devlet, lağvettiği bu mekanizmaların yerine herhangi bir yapısal çözüm getirmemiş, diğer birçok konuda olduğu gibi patrik seçimi konusunda da daima geçici ve keyfi çözümler üretmiştir. Bugüne kadar yapılan patrik seçimleri birbirinin benzeri talimatnameler ile yürütülmüştür. 

Hukuksuz Talimatname

Ermeni toplumu patrik seçimi için gerekli hazırlıkları sürdürürken beklenen talimatname İçişleri Bakanlığınca ilan edilmiştir. Yeni talimatnamenin bazı maddeleri, örneğin seçme yaşının 18’e düşürülmesi gibi olumlu değişiklikler içerse de temel hak ve özgürlüklerin idarî işlemlerle sınırlandırılması açıkça bu haklara hukuka aykırı bir müdahale teşkil etmektedir. Nitekim İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni talimatnameye göre patriklik makamına sadece “İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar” aday olabilecektir. Azınlıkların, toplumsal yaşamlarını herhangi bir müdahale olmaksızın özgürce yaşadığını sık sık dillendiren Erdoğan ve hükümeti bugün patrik seçimine açıkça müdahale etmektedir. Ermeni Milli Anayasasında yer alan “patrikliğe mahsus olma şartı” dönemin koşullarında kilise hukukuyla ilgilidir. Ayrıca bu ifade Osmanlıca metinde “İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak” şeklinde değil “ez kadim patrikliğe mahsus olan episkoposların sınıfından” şeklinde yer almaktadır. Burada da İstanbul’a herhangi bir vurgu yapılmamıştır.  Son patrik seçimlerinde uygulanan 1961 talimatnamesinde de böyle bir şart bulunmamaktadır. Diğer bazı özel şartların yanında episkopos olmak adaylık için yeterli kabul edilmiştir. 

Açıktır ki, Erdogan hükümetinin planlı bir müdahalesi ile karşı karşıyayız. Son talimatnamede getirilen bu kısıtlamanın seçime katılmaya hakkı olan ve yurtdışında görev yapan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı patrik adaylarını engellemeye yönelik bir müdahale olduğu ve bir hak gasbına yol açtığı aşikardır. Bir diğer yanıyla bu müdahale Türkiye Ermenilerine, Diaspora ve Ermenistan’da yaşayan Ermenilere karşı mesafe almayı dayatan ayrımcı bir uygulama teşkil etmektedir. Bu noktada AYM’nin patrik seçiminin  “Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din özgürlüğünün ihlal edildiğine” karar veren gerekçeli kararının 124. maddesini hatırlatmakta fayda görüyoruz.

“Oysa acil bir toplumsal ihtiyacı karşılama hâli dışında yeni bir dinî liderin hangi hâllerde seçileceğine veya dinî liderin seçim usulüne devlet karar veremez. Zira Anayasa Mahkemesinin daha önce de ifade ettiği gibi bir din veya inancın gerekliliklerine ancak söz konusu din veya inancın mensuplarınca karar verilebilir.

Ayrıca gerekçeli kararın 99. maddesinde de “Anayasa’nın 24. maddesinin devlete din özgürlüğünü ihlal etmeme şeklinde yalnızca negatif yükümlülükler değil aynı zamanda bu özgürlüğün rahatça kullanılabileceği bir ortamı sağlama şeklinde pozitif yükümlülükler de yüklediğinin”  hatırda tutulması gerektiği belirtiliyor.

İnanç Özgürlüğüne Müdahale

AYM kararı ve uluslararsı hukuk normları karşısında gerek Patriklik Kaymakamı Maşalyan’ın gerekse Müteşebbis Heyetin açık bir hak gasbına yol açacak bu talimatnameyi kesin bir dille reddetmesi ve ivedilikle gerekli idari ve hukuki adımları atması gerekmektedir. Ermeni toplumunun gözü önünde oynanan bu oyunda devletin müdahalesini haklı göstermek, seçim sürecini oldu bittiye getirmek, kişisel menfaatleri uğruna bu oyunun bir parçası olmak isteyenler mutlaka olacaktır.  Bunlardan bazıları Ermeni halkının kamusal varlıklarını fiilen gaspetmiş durumdadır ve konumlarının sürekliliği düzenle kurduları çarpık ilişkilere bağlıdır. Nitekim henüz talimatname ortada yokken Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Başkanı Bedros Şirinoğlu yaptığı açıklamalarla kendini ifşa etmiştir. Ermeni toplumunun, geleneklerinin, kurumlarının, hak ve özgürlüklerinin savunucusu ve takipçisi olan insanları sindirmeye yönelik ifadeleri ummadığı bir tepkiyle karşılaşmış ve halkın açık tavrı karşısında geri adım atmıştır.

Nor Zartonk olarak bu hukuksuz talimatnameyi ve bu çarpık zihniyeti tanımıyoruz!  Devletin, inanç ve örgütlenme özgürlüğüne açık müdahalesini reddediyoruz! Bütün diğer tartışmalar bir yana, Patrik Kaymakamı Maşalyan’ı, Müteşebbis Heyeti ve vakıf yöneticilerini açık ve onurlu bir duruş sergilemeye, görevlerini yerine getirmeye davet ediyor ve bu onurlu duruşu sergileyecek herkesin yanında olacağımızı açıklıyoruz. 

Doğrudan inanç ve örgütlenme özgürlüğüne yönelen bu hukuksuz müdahale karşısında adil bir seçimin yapılması için, tıpkı Kamp Armen Direnişinde olduğu gibi, Ermeni halkının bir arada durarak acilen açık ve somut bir tavır alması gerekmektedir. Adaletsizliğe ve gözlerimizin önünde oynanan bu oyuna karşı herkesi birlikte mücadeleye davet ediyoruz!

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

1: http://www.norzartonk.org/bozuk-duzende-saglam-cark-olmaz/

2: http://www.norzartonk.org/nor-zartonk-taht-oyunlari-suruyor/

Ermeni Soykırımı ve İstibdat Rejimi Devam Ediyor!

[ A+ ] /[ A- ]

Nor Zartonk’un düzenlediği Sevag Balıkçı anması sonrası, aralarında milletvekili Garo Paylan ve Nor Zartonk’lu aktivistlerin bulunduğu grup, Şişli’de polis tarafından durduruldu.

Polis anmada yaptığı konuşma nedeniyle Nor Zartonk’lu aktivist Alexis Kalk’ı polis merkezine “davet etti”. Alexis Kalk ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. 

Kalk’in soykırıma vurgu yapan konuşması nedeniyle ifade vermeye çağrıldığı göz önüne alındığında, inkarcı devlet politikasının 104 yılıdır devam ettiği görülüyor. İfadeye çağırılmanın, Şişhane’de gerçekleşecek anma eyleminin hemen öncesinde gerçekleşmesi ise eyleme karşı yapılan baskıyı da göstermektedir.

Erdoğan rejiminin son yıllarda gittikçe baskı uyguladığı Ermeni Soykırımı’nı anma eylemleri tüm zorluklara karşın devam edecektir. Biz “Soykırım” kelimesini yasaklamayı isteyen bu zihniyeti 104 yıldır tanıyoruz!

24 Nisan 2019’da Nor Zartonk’un düzenlediği Sevag Balıkçı anmasında Alexis Kalk’ın yaptığı konuşma:

Sevag Balıkçı zorunlu askerlik hizmetini yaparken bir nefret cinayetine kurban gitti. Katilleri gereken cezaları almadı. Adalet mücadelesi hala Sevag ve katledilen tüm mazlumlar için devam ediyor. 

Ülkemizde halen bir barış ve kardeşlik dili tesis edilebilmiş değil. Ne yazık ki ülkemizde linçin, katliamların ve katillerin dili hakim durumda. Bu hepimizi derinden yaralıyor ve adaletin yerini bulmasını engelliyor.

Bizler; Sevag Balıkçı icin, tüm katledilen mazlumlar için, Ermeni Soykırımı kurbanları için adalet, eşitlik ve kardeşlik mücadelemize devam edeceğiz. Bir bebekten katil yaratan karanlığa karşı mücadele ettiğiniz ve bugün burada olduğunuz için hepinize teşekkür ediyoruz.

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

Ermeni Gruplar Saldırganın Ermeni Tarih ve Dilini Kötüye Kullanmasını Reddediyorlar

[ A+ ] /[ A- ]

Aralarında Nor Zartonk’un da bulunduğu Ermeni örgütleri Yeni Zelanda saldırısı üzerine bir açıklama yayınladılar: Ermeni Gruplar Saldırganın Ermeni Tarih ve Dilini Kötüye Kullanmasını Reddediyorlar

Dünyanın dört bir yanındaki Ermeniler ve örgütleri bugün, Yeni Zelanda Müslümanlarına Yönelen Saldırıya ilişkin şu açıklamayı yayınladı:

“Dünyanın heryanındaki Ermeniler, 15 Mart 2019 günü Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde camiyi hedef alan terör saldırısını kınamaktadırlar. Aynı teröristin, yüzyıldan fazla bir zaman önce yasanmış olan Sarıkamış ve Serdarabad muharebelerine referansları dahil, Ermeni dili ve tarihine yonelik kötü tasarruflarını da kınıyoruz. Bugün, ve her daim, dünyanın her yanındaki Müslüman kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz, ve Müslüman topluluklara yönelen her türlü nefret ifadesini telin ederiz.”

Armenian:

Կազմակերպութիւններ և անհատներ խստիւ կը դատապարտեն հայոց լեզուի և պատմութեան շահագործումը

Հայկական կազմակերպութիւններ և հայ ժողովուդը այսօր հետեւեալ յայտարարութիւնը հրապարակեցինՆոր Զելանտայի իսլամ համայնքին դէմ ահաբեկչական յարձակումներուն վերաբերեալ:

«Աշխարհասփիւռ հայութիւնը կը դատապարտէ Նոր Զելանտայի Քրայսթչըրչ քաղաքին մէջ Մարտ 15, 2019ին տեղի ունեցած ահաբեկչականյարձակումները` երկու մզկիթներու վրայ: Կը դատապարտենք նաեւ հայոց լեզուի և պատմութեան շահագործումը` յատկապէս Սարիքամիշի ևՍարդարապատի ճակատամարտերու ակնարկութիւնը: Այսօր և միշտ մենք կը կանգնինք մեր Իսլամ եղբայրներուն և քոյրերուն կողքին. կըդատապարտենք Իսլամ համայնքներու դէմ ատելութեան որեւէ արտայայտութիւն:»

English:

New Zealand Mosque Massacre: Armenian
Organizations and Community Members Condemn Attack on Muslim Community

Groups Reject Attacker’s Misappropriation of
Armenian History and Language

Armenian organizations andpeople around the world today issued the following statement in response to the attack on the Muslim community of New Zealand:

“Armenians around the world condemn the terror attacks against two mosques in Christchurch, New Zealand on March 15, 2019. We also condemn the terrorist’s appropriation of Armenian language and history, including references to the Battles of Sarikamish and Sardarabad more than a century ago. Today, and always, we stand in solidarity with our Muslim brothers and sisters around the world and condemn any and all manifestation of hatred against Muslim communities.”

LIST OF SIGNATORIES

ORGANIZATIONS

Aleppo NGO (Armenia)

Armenian General Benevolent Union (USA)

Armenian Missionary Association of
America (AMAA) (USA)

Nor Zartonk (Turkey)

Organization of Istanbul Armenians
(OIA) (USA)

Zoravik Armenian Activist Collective
(Massachusetts, USA)

INDIVIDUALS

Nancy Agabian (New York, USA)

Liana Aghajanian (Michigan, USA)

Mika Artyan (London, UK)

Sevag Arzoumanian (Massachusets, USA)

Sarkis Balkhian (Yerevan, ARMENIA)

Houri Berberian (California, USA)

Nigol Bezjian (Beirut, LEBANON)

Melissa Bilal (Istanbul, TURKEY)

Eric Bogosian (New York, USA)

Chris Bohjalian (Vermont, USA)

Alina Dakessian ((Beirut, LEBANON)

Antranig Dakessian (Beirut, LEBANON)

Silvina Der Meguerditchian (Berlin, GERMANY)

Atom Egoyan (Toronto, CANADA)

Ayda Erbal (New York, USA)

Houry Geudelekian (New York, USA)

Mamikon Hovsepyan (Yerevan, ARMENIA)

Sarah Ignatius (Massachusetts, USA)

Virginia Kerovpyan (Paris, FRANCE)

Arsinee Khanjian (Toronto, CANADA)

Raffi Khatchadourian (New York, USA)

Mary Kouyoumdjian (New York, USA)

Nancy Kricorian (New York, USA)

Shahe Mankerian (California, USA)

Mari Manoogian (Michigan, USA)

Sosy Mishoyan (Yerevan, ARMENIA)

Nare Mkrtchyan (California, USA)

Sato Moughalian (New York, USA)

Khatchig Mouradian (New York, USA)

Eric Nazarian (California, USA)

Marc Nichanian (Lisbon, PORTUGAL)

Garo Paylan (Istanbul, TURKEY)

Nelli Sargsyan (Vermont, USA)

Aram Saroyan (California, USA)

Judith Saryan (Massachusetts, USA)

Elyse Semerdjian (Washington, USA)

Anna Shahnazaryan (Yerevan, ARMENIA)

Vahe Tachjian (Berlin, GERMANY)

Serj Tankian (California, USA)

Hratch Tchilingirian (London, UK)

Sayat Tekir (Istanbul, TURKEY)

Henry Theriault (Massachusetts, USA)

Artyom Tonoyan (Minnesota, USA)

Scout Tufankjian (New York, USA)

Sarah Leah Whitson (New York, USA)

Individuals can add their names here:

https://www.change.org/p/world-global-community-armenians-r…

Oyumuz HDP ve Selahattin Demirtaş’a!

[ A+ ] /[ A- ]

2001 krizi sonrası tepki oylarını toplayarak ve yüzde on barajının antidemokratik etkisiyle tek başına iktidara gelen Erdoğan neoliberal politikaların tavizsiz bir uygulayıcısı oldu. Devletin ve toplumsal yapının bu perspektifle yeniden dizaynını gerçekleştirdi. Dünyada finansamanın ucuz ve kolay sağlandığı bu dönemde bir refah halüsinasyonu ile desteğini arttırdı. Uluslararası konjonktürün değişmesi ile birlikte iktidar bloğu içinde çeşitli çatlaklar görünür olmaya başladi. 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları ile ayyuka çıkan iktidar bloku içindeki menfaat çatışmaları şiddetlenerek sürdü ve 15 Temmuz 2017’de en tepe noktasına ulaştı.

HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde elde ettiği başarı 2002 yılından beri süren AKP iktidarını fiilen sona erdirdi. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tekrar ele geçirmek için devlet terörüne ve baskıcı yöntemlere yöneldi. İktidar bloğu içindeki çatışmalar, bozulan ekonomik göstergeler, batağa saplanmış bir dış politika ve kuvvetlenen muhalefet karşısında iktidarı sürdürmenin yolu olarak diktatöryal bir sistem görülmüş ve bu bağlamda anayasa değişikliği yapılmıştır.

Bugün, ülkede tüm denetim ve yargı mekanizmaları çökertilmiş, hapishaneler muhaliflerle doldurulmuş, ana akım medya hükümetce tek elde toplanmış, meclis devre dışı bırakılmış, OHAL ile tek adam sistemine fiilen geçilmiş olsa da git gide ağırlaşan ekonomik kriz AKP’yi baskın seçim yapmaya mecbur bırakmıştır.

Bugün, Türkiye’de, insan hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramların günden güne erimektedir. Bu durumdan kuşkusuz tüm Türkiye halkları gibi Ermeniler de paylarına düşeni almaktadır. Bugün Ermeniler’in patriklerini ve vakıf yöneticilerini seçme hakkı hukuksuz olarak engellenmektedir. Kilise hukuku ve gelenekleri çerçevesinde Değabah (Patrik Kaymakamı) seçilen sayın Başepiskopos Karekin Bekçiyan’ın görevini icra etmesine hükümetce engel olunmuş ve yerine belediyelere atanan kayum misali Başepiskopos Ateşyan atanmıştır. Erdoğan, tüm toplum üzerinde oluşturmaya çalıştığı mutlak iktidarı, Ermeniler özelinde patrikhaneyi bir devlet dairesine dönüştürerek oluşturmaya çalışmaktadır. Ermenilerin inanç özgürlüğü açıkca ihlal edilmektedir.

Kilise ve okullarımıza yönelik sıklaşan ırkçı saldırılar, bürokrat ve siyasetçilerin ezilen halklara ve kendinden olmayanlara yönelik kullandığı ayrıştırıcı, ötekileştirici ve ırkçı söylemler toplumu büyük bir kutuplaşmaya götürmekte ve özellikle öteki olan herkesin bu topraklardaki yaşama istencini azaltmakta, ülkemizi çoraklaştırmaktadır.

Tüm bu kötü tablo içerisinde Türkiye’deki gidişatı değiştirecek olan tek güç HDP’dir. 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarını sonlandıran HDP’nin sabık eş genel başkanı Selahattin Demirtaş bu sebeple iki yıldır rehin tutulmaktadır. Televizyonların muhalefet liderlerini sansürlediği, adaylar hiçbir şekilde eşit bir yarış içerisinde olmadığı, OHAL düzeni altında gidilen bu seçimlerde adayımız ve umudumuz bir kez daha Selahattin Demirtaş‘tır. Başta Ermeni halkı olmak üzere Türkiye içinde ya da dışında tüm seçmen dostlarımızı bu yönde oy kullanmaya, seçim çalışmalarına destek vermeye ve nihayet sandığa sahip çıkmaya davet ediyoruz.

HDP ile birlikte demokrasinin, barışın, umudun, eşitliğin sesini bir kez daha meclise taşımaya kararlıyız! Kendinden olmayan herkesi suçlu ilan eden, sadece ve sadece BEN diyen bir rejime karşı BİZ varız, buradayız diyoruz!

Oylar umuda, oylar Demirtaş’a!
Senle Değişir…

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Nor Zartonk: Sevag seni unutturmayacağız!

[ A+ ] /[ A- ]

Sevag Balıkçı Ermeni Soykırımı’nın 96. yıl dönümü olan 24 Nisan 2011’de, zorunlu askerliğini yaptığı sırada Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla “kazara” öldürüldü.

Bugün Sevag’ın ırkçı saiklerle aramızdan alınışının 7. Yılında mezarı başındaydık. Sevag’ı unutacağımızı, adalet talep etmekten vazgeçeceğimizi, hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğimizi düşünenler yanılıyorlar. Nasıl ki 103 yıl önce öldürülen atalarımızı unutmadıysak Sevag Balıkçıyı da unutmayacağız, onun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve yalnızca Sevag Balıkçı için değil; Maritsa Küçük için Hrant Dink için mücadele etmeye davam edeceğiz, Yeni Sevag Balıkçı’lar yeni Maritsa Küçükler olmasın diye sesimizi yükseltmeye bizi mahkum ettikleri adaletsizliğe karşı savaşmaya devam edeceğiz. Bugün bizleri yalnız bırakmadığınız, burada bizimle birlikte adalet talebimize ortak olduğunuz için hepinize teşekkür edeiz.

Sevag seni unutturmayacağız!
Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Նոր Զարթօնք. Արաքսի Արեւմտեան Ափը Ձեր Կողքին Է

[ A+ ] /[ A- ]

Հայաստանի մէջ կայացող վերջին օրերու ցոյցերը, Հայաստանի ժողովրդավարութեան համար բոլորին յոյս կու տայ։ Իր պաշտօնավարութեան ժամկէտը լրանալուն պատճառով համակարգային փոփոխութիւն ապա պաշտօնի փոփոխութիւն կատարելով, նախագահութենէն վարչապետութիւն անցնող Սերժ Սարգսեանի դէմ բողոքը ձիւնակոյտի պէս կը շարունակէ ծաւալիլ։

Սարգսեանին ուղղուած մեղադրութիւններու կարգին են՝ շուրջիններուն հետ միասին երկիրը օլիկարխային ձեւով վարել, փտածութիւն, կաշառակերութիւն, ընտրութիւններ կեղծել, անձնական շահեր հետապնդել։ Մինչ Սարգսեանը կը շարունակէ իշխել որպէս վարչապետ, Հայաստանի ժողովրդավարութիւնը օրէ օր կը տկարանայ։

Իրականութեան մէջ այս ընթացքը միայն Հայաստանով սահմանուած չէ։ Վերջին տարիներուն, Ռուսիա, Թուրքիա եւ Հունգարիայի մէջ, ընտրական ճանապարհով եկած իշխանութիւնները, մենատիրական եւ ոչ թափանցիկ բռնատիրութեան վերածուած են։ Բռնապետներուն համար պատերազմը դարձած է ճգնաժամերէն ազատելու միջոց։ Անոնք կը փորձեն իրենց իշխանութիւնը պաշտպանել արիւնով, վախով եւ միլիոնաւոր աղքատներու ուղարկելով դէպի մահ։ Երկրորդ գաղութատիրական բաժանումի պատերազմը ցոյց տուած է թէ բռնատիրութիւնները եւ գաղութատիրութիւնները ինչ աստիճաններու ցաւ կրնան պատճառել համայն մարդկութեան։

Միւս կողմէ, ընդդիմութիւնները վերջին տարիներուն կը մնան համեստ, ղեկավարները ով որ ըլլան։ Այլեւս ժամանակն է որ Հայաստանի մէջ ընդդիմութիւնը ժողովրդավարութեան համար ստոյգ եւ արմատական քայլեր ձեռնարկէ։ Ընդդիմութիւնը պէտք է ոչ միայն փտածութեան եւ կաշառային համակարգին դէմ պայքարի, այլ ընդհանրապէս դէմ կենայ Հայաստանի մէջ իշխող օլիկարխային նէօ-լիպերալ համակարգին դէմ։ Սարգսեանը ըլլայ կամ ուրիշը, անկախ ղեկավարի ինքնութենէն, եթէ Հայաստանի մէջ ժողովրդավարութիւն պիտի կառուցուի, միայն կարելի պիտի ըլլայ այս տեսանկիւնէ տարուած պայքարի մը արդիւնքով։

Հայաստանի խնդիրը Ռուսիոյ եւ կամ արեւմտեան գաղութատիրական ուժերէն որեւէ մէկուն կապուելու խնդիրը չէ, այլ ազատութեան խնդիր է։ Նէօ-լիպերալ քաղաքականութիւններով հանապազօրեայ հացը փոքրացող, փտածութեան պատճառով բարեկեցութեան մակարդակը նուազող, ազդեցիկ ընդդիմութեան բացակայութեան պատճառով անյոյս մնացած հայ ժողովուրդը, կը շարունակէ հեռանալ Հայաստանէն։

Երկրի մը մէջ եթէ չկայ արդարութիւն, չըլլար նաեւ հասարակական հանգիստ եւ բարեկեցութիւն։ Խաղաղ երկիր մը դառնալու համար, Հայաստանին հարկաւոր է ժողովրդավարութիւն, հաւասարութիւն, արդարութիւն եւ թափանցիկութիւն։ Ընդդիմութեան եւ ժողովուրդին այս արդար պահանջները կը հաւատանք որ կենսական են։

Այսօր, մենք Արաքս գետին արեւմտեան ափին, որպէս Նոր Զարթօնք, մենք մեզ կը նկատենք այս պայքարին մասնիկը, կը յայտարարենք որ կողքին ենք արդարութիւն պահանջող հաստատակամ ցուցարարներուն, երիտասարդներուն, կիներուն, LGBT-ներուն, աղքատներուն եւ բոլոր մեր ժողովուրդին։ Կ՚ողջունենք իրենց շարժումը, որ որոշիչ դեր պիտի խաղայ Հայաստանի ճակատագիրին համար։

Փողոց Պայքար Ազատութիւն
Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

21.04.2018

24 Nisan 2018 Ermeni Soykırımı Anması / Sultanahmet

[ A+ ] /[ A- ]

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak, 20. yüzyılın başında Küçük Asya ve Kuzey Mezopotamya’nın Ermeni, Asuri/Süryani ve Rum halklarına yapılan soykırımın başlangıç tarihi olarak kabul edilen 24 Nisan’da bu yıl da Sultanahmet Meydanı’ndaki Türk İslam Eserleri Müzesi önünde anacağız.

1915’te cezaevi olarak kullanılan, İstanbul Ermenilerinin Haydarpaşa’dan ölüm yolculuğuna çıkarılmadan önce tutulduğu bu bina ve çevresini soykırımın inkârına karşı bir hafıza mekânı olarak kabul ediyor, basını, soykırım ve inkâr karşıtlarını burada yapacağımız soykırım anmasına davet ediyoruz.

Tarih: 24 Nisan 2018, Salı
Saat: 12:00
Yer: Sultanahmet Meydanı / Türk İslam Eserleri Müzesi önü.


İNSAN HAKLARI DERNEĞİ, İSTANBUL ŞUBESİ

IRKÇILIK VE AYRIMCILIĞA KARŞI KOMİSYON

Nor Zartonk: Aras Nehri’nin batı kıyısındakiler sizinle

[ A+ ] /[ A- ]

Ermenistan’da son bir haftadır yaşanan eylemler Ermenistan demokrasisi için herkese umut vermekte. Görev süresi dolduğu için önce sistem değişikliği sonraysa koltuk değişikliği yaparak cumhurbaşkanlığından başbakanlığa geçen Serj Sarkisyan’a tepki çığ gibi büyüyor.

Sarkisyan’a gelen ana eleştiriler; ülkeyi çevresindekiler ile oligarşik bir şekilde yönetmesi, yolsuzluk, rüşvet, seçim hileleri ve yüksek kişisel harcamalar olarak sıralanıyor. Sarkisyan görevine başbakan olarak devam ederken Ermenistan’ın demokrasi karnesi ise gün geçtikçe kötüleşiyor.

Aslında bu süreç sadece Ermenistan’da yaşanmıyor. Son yıllarda Rusya, Türkiye ve Macaristan’da da seçim yoluyla gelen fakat sonrasında ülkelerini otokratik ve şeffaf olmayan bir yönetim ile diktatörlüklere dönüştüren liderler iktidarda. Savaş, diktatörler için bir çeşit kriz aşma yöntemi olagelmiştir. Onlar milyonlarca yoksulu yok yere ölüme göndererek, kan ve korku ile iktidarlarını korumaya çalışırlar. İkinci emperyalist paylaşım savaşı, emperyalizmin ve diktatörlüklerin nelere yol açabileceğini tüm insanlığa acı bir şekilde gösterdi.

Bir diğer yandan muhalefet ise son yıllarda -liderler değişse de- en önemli anlarda çekinik kalmakta. Artık, Ermenistan muhalefetinin Ermenistan demokrasisi için kararlı ve radikal adımlar atması gerekiyor. Bununla birlikte muhaliflerin sadece yolsuzluk ve rüşvete karşı değil Ermenistan’da hüküm süren oligarşik neo-liberal düzene de itiraz etmeleri şart. Sarkisyan ya da bir başkası, kimin lider olduğundan bağımsız olarak Ermenistan’da gerçek bir demokrasi inşa edilecekse bu, ancak bu perspektifte verilecek bir mücadele ile mümkündür.

Ermenistan’daki sorun Ermenistan’ın Rusya ya da batılı emperyal güçlerden hangisine bağlanacağı sorunu değil, özgürleşme sorunudur. Neo-liberal politikalar ile her gün yediği ekmek küçülen, yapılan yolsuzluklar ile refah seviyesi düşen, etkin bir muhalefetin olmaması nedeniyle umutları kırılan Ermeni halkı, gün geçtikçe Ermenistan’dan uzaklaşmaktadır.

Bir ülkede adalet olmaksızın toplumsal huzur da, refah da olmayacaktır. Ermenistan’ın huzurlu bir ülke olması için demokrasiye, eşitliğe, adalete ve şeffaflığa sarılması gerekiyor. Muhalefetin ve halkın bu temel talepleri es geçmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Bugün, biz Aras nehrinin batı kıyısında, Nor Zartonk olarak kendimizi bu direnişin bir parçası hissediyor ve sokaklarda büyük bir kararlılıkla eşitlik, demokrasi ve adalet arayan gençlerin, kadınların, LGBTlerin, yoksulların ve bilcümle halkımızın yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Onların Ermenistan’ın kaderini tayin edecek mücadelelerini selamlıyoruz.

Sokak direniş özgürlük!
Փողոց Պայքար Ազատութիւն

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք
21.04.2018, İstanbul

19 Ocak´da Agos önüne!

[ A+ ] /[ A- ]

19 Ocak Cuma saat 15:00´de katillerden hesap sormak için, adalet, barış ve eşitlik talebimizi bir kez daha haykırmak için düştüğü kaldırımda, Agos önünde buluşuyoruz.

Hrant Kez bidi çımornank!

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Emin Şakir’e özgürlük!

[ A+ ] /[ A- ]

Ermeni halkının tarihine ve hafızasına sahip çıktığı Kamp Armen direnişi, 175 günlük bir mücadele sonucunda zaferle sonuçlanmıştı. Bu direnişte bizimle dayanışan, devletin talanına karşı Kamp Armen’in iadesi için mücadele eden pek çok dostumuz oldu. Bu vesileyle tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Bu dostlarımızdan biri olan, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesi ve solyayin.com kurucusu Emin Şakir 28.11.2017 tarihinde tutuklandı ve Maltepe Cezaevine sevk edildi.

Türkiye’deki tüm sol ve sosyalist yayınları arşivleyip solyayin.com’da kamunun hizmetine sunan Emin Şakir sitedeki içerikler gerekçe gösterilerek tutuklandı.

Ülkedeki eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesinin tarihinin unutulmaması için özverili bir çalıma ile sol ve sosyalist yayınları arşivleyen Emin Şakir’in ve onun şahsında tüm tutsakların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz!

Բողոց, Պայքար, Ազատութիւ՝ն: (Poğots! Baykar! Azadutyun!) / Sokak! Direniş! Özgürlük!

Nor Zartonk / Նոր Զարթօնք

Inger Nubar’ın mücadelesi mücadelemizde yaşayacak!

[ A+ ] /[ A- ]

Ermeni devrimci komutan Inger (yoldaş) Nubar Ozinyan’ın 14 Ağustos 2017 tarihinde Rojava’da TKP/ML-TİKKO saflarında IŞID çetelerine karşı savaşırken hayata gözlerini yumduğunu üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Devrimci mütevazılığı, kararlılığı, cesareti ve taşıdığı enternasyonalist ruh ile Inger Nubar, Ermeni devrimci geleneğinin günümüzdeki önemli taşıyıcılarından birisi olmuştur. Devrimin hamalı olmayı başarabilmiş gerçek bir devrimciyi yitirmiş olmanın derin hüznünü taşıyoruz. Işıklar yoldaşın olsun Inger Nubar!
Mücadelen mücadelemizde yaşayacak!
Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Կեցցէ՛ միջազգային զօրակցութիւնը:
Կեցցէ՛ յեղափոխութիւնը և ընկերվարութիւնը։

Նոր Զարթօնք / Nor Zartonk

Nor Zartonk: Türkiye Yahudi Toplumuna Yönelik Irkçı Saldırıları Kınıyoruz!

[ A+ ] /[ A- ]

20 Temmuz günü Neve Şalom Sinagogu’na yapılan ırkçı faşist saldırının ardından, bugün de Türkiye’nin ayakta kalabilmiş en eski sinagogu Balat Ahrida’ya saldırı gerçekleştirildiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Tüm ayrımcı ve ırkçı politikalara rağmen İstanbul’da varlığını sürdürmeye çalışan Türkiye Yahudi Toplumuna yönelik tüm bu saldırıları kınıyoruz. Eşit yurttaşlık, inanma ve inanmama, ibadet, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel insan haklarının ve anayasal hakların çoğu zaman devlet eliyle çiğnenmesi ne yazık ki ülkemizde artık sıradanlaşmış durumda. Kuşkusuz bu hukuksuz ve çağ dışı uygulamaların yansımaları topluma “öteki” olarak tanıtılmış ve tarih boyunca devlet tarafından böyle muamele görmüş topluluklarda daha yıkıcı olmakta. Anayasal yurttaşlık kavramını hiçe sayan mütekabiliyet anlayışı her dönemde Müslüman olmayan azınlıklara yönelik nefret ve ırkçı saldırılara zemin oluşturuyor ve saldırılar sistematikleşiyor. Neve Şalom ve Balat Ahrida Sinagogları’na yapılan bu son saldırılar da bu politikaların ve çağ dışı mütekabiliyet anlayışının birer sonucudur. Siyasi iktidarın da verdiği cesaret ve güçle bu toprakların halklarına yönelik ırkçı tehditler gün geçtikçe artmaktadır. Öncelikle devlet bürokrasisinin ve siyasetçilerin anayasaya uygun şekilde hareket ederek söylemlerinde ve icraatlarında eşit yurttaşlık kavramına uygun davranmalarını, ayrımcı ve ötekileştirici pratiklerden uzaklaşmalarını talep ediyoruz. Türkiye Yahudi Toplumunun yanında olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha ifade ediyor, bütün Türkiye halklarını, bir arada durarak bu karanlık ve nefret dolu zihniyete geçit vermemeye çağırıyoruz.

Կէցցէ՛ ժողովուրդներու զօրակցութիւնը:
Yaşasın halkların dayanışması!
NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ
22.07.2017

Հաւասարութեան, ազատութեան, եղբայրութեան եւ խաղաղութեան համար միանա՛նք մայիսի 1ին

[ A+ ] /[ A- ]

Մենք կու գանք

Մենք՝ աշխատաւորներ, գործազուրկներ, բանուորներ, մտաւորականներ, ուսանողներ, երիտասարդներ, դիմադրողներ, ԼԿՊԹ-ներ, փոքրամասնութիւններ եւ մեծամասնութիւններ… մենք կու գանք:

15 տարիէ ի վեր երկիրը ազգայնամոլութեամբ, պահպանողականութեամբ եւ կեղծ ժողովրդականութեամբ մեր ընկերային իրաւունքները խլելով ղեկավարողներուն դէմ, մենք կու գանք:

Անօրինական համակարգ մը ստեղծողներու դէմ, մեր իւրացուած քուէներուն տէր կանգնելու, արդարութիւնը եւ ժողովրդավարութիւնը պաշտպանելու համար կու գանք:

Դրամատիրական կեղեքիչ համակարգի եւ բռնակալութեան համակիրներուն դէմ մարդավայել աշխատանքի պայմանները եւ մարդավայել կեանքը պաշտպանելու համար կու գանք:

Բարձր տուրքերով եւ սեփականացումով մեր հացը խլողներուն դէմ կու գանք:

Աշխատանքային արկածներու/սպանութիւններու, մոպպինկի, ճկուն աշխատանքային ժամերու , աղքատութեան դէմ կու գանք:

Ցեղապաշտութեան, հակա-միասեռականութեան, սեռային եւ ամէն տեսակ խտրականութեան դէմ կու գանք:

Աւազակներու իշխանութիւնը քանդելու համար, Հոկտեմբերեան մեծ յեղափոխութեան ոգիով կու գանք:

Ինչպէս ամէն տարի, այս տարի եւս միասնութեան, պայքարի եւ զօրակցութեան համար կու գանք: Հաւասարութեան, ազատութեան, եղբայրութեան եւ խաղաղութեան համար մայիսի 1ին Պաքիրգիւղի շուկայի մէջ պիտի ըլլանք:

Կեցցէ՛ Մայիս 1


Հա՜, մենք ենք գալիս
Դարեւոր վշտի զրկանքի բովից,
Հալածանքների, գարշ ստրկութեան
Մոռացուած խաւից՝
Կրծքով փշրելու փառքը տիրողին,
Գահը բռնութեան, ստրուկի շղթան,
Նոր ուղի հարթել մեր նմաններին,
Արժանի կոչման, հաւասարութեան՝
Այդպէ՜ս ենք գալիս․․․։

(Բանուորները հեղինակ՝ Շուշանիկ Կուրղինյան, 1907 թ.)

NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik ve Barış için 1 Mayıs’a!

[ A+ ] /[ A- ]

Biz Geliyoruz!

Biz işçiler, işsizler, emekçiler, aydınlar, öğrenciler, gençler, direnişçiler, kadınlar, LGBTQ’ler, ‘az’lar ve ‘çok’lar… Geliyoruz!

On beş yıldır memleketi milliyetçilik, muhafazakarlık ve popülizm doğrultusunda, sosyal haklarımızı gasp ederek yönetenlere karşı geliyoruz.

Hukuksuz bir düzen yaratanlara karşı, çalınan oylarımıza sahip çıkmak, adaleti ve demokrasiyi savunmak için geliyoruz.

Kapitalist sömürü sistemine ve diktatörlük kurma heveslilerine karşı insanca çalışma koşullarını ve insanca yaşamı savunmak için geliyoruz.

Yüksek vergiler ve özelleştirmeler ile soframızdaki ekmeği küçültenlere karşı geliyoruz.

İş cinayetlerine, taşeronlaşmaya, mobbinge, esnek iş saatlerine, emeğimizin çalınmasına ve yoksulluğa karşı geliyoruz.

Cinsiyetçiliğe, homofobiye, ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı yan yana, omuz omuza geliyoruz.

“Haramilerin Saltanatı”nı yıkmak için, “Büyük Ekim”in ruhuyla, birlik olmak için geliyoruz

Nor Zartonk olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da birlik, mücadele ve dayanışma için bir araya geliyoruz. Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik ve Barış için 1 Mayıs’ta Bakırköy Halk Pazarı’ndayız.

Yaşasın 1 Mayıs!
Կեցցէ՛ Մայիս 1


Հա՜, մենք ենք գալիս
Դարեւոր վշտի զրկանքի բովից,
Հալածանքների, գարշ ստրկութեան
Մոռացուած խաւից՝
Կրծքով փշրելու փառքը տիրողին,
Գահը բռնութեան, ստրուկի շղթան,
Նոր ուղի հարթել մեր նմաններին,
Արժանի կոչման, հաւասարութեան՝
Այդպէ՜ս ենք գալիս․․․։


Evet, biz geliyoruz!
Yüzyılların kederinin yoksulluğunun cehenneminden
Zulümlerden, aşağılık kölelikten
Unutulmuş tabakadan
Ezenin şanını, despotizmin tacını, kölenin zincirini
Göğsümüzle un ufak etmek için
Bize benzeyenlere yeni ufuklar açmak için
Eşitliğe layık olmak için!
İşte böyle geliyoruz…

(Şuşanik Gurğinyan’ın 1907 tarihli İşçiler şiirinden bir bölüm)

Buluşma Noktaları:
Osmanbey Metro- Saat:10.00
Bakırköy Meydanı -Saat:10.30

NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Emek Barış Demokrasi İçin Yaşasın 1 Mayıs!

[ A+ ] /[ A- ]


Dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca işçi için, emekçi için, tüm ezilenler ve yok sayılanlar için her 1 Mayıs, birliğin-mücadelenin ve dayanışmanın gücüyle umudun büyütüldüğü gündür.

Yok sayılan emeğin, dünyanın dört bir yanında görkemli bir biçimde varlığını gösterdiği gündür 1 Mayıs. Dünyanın her yerinde en merkezi ve en büyük meydanlar, emeğin bu görkemli buluşmasına tanıklık eder. İşçiler özlemlerini, umutlarını, taleplerini istedikleri meydanlarda özgürce ifade eder.

Türkiye’de ise maalesef 1 Mayıs’lar iktidarlar getirdiği yasaklar ve devlet şiddetinin gölgesi altında kutlanmaktadır. 365 gün bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenlere bir gün dahi saygı gösterilmemektedir. Siyasi iktidar bir gün için dahi işçilerin taleplerine kulak vermemekte, yıllardır 1 Mayıs mitinginin kendi istediği yerde yapılmasını dayatmaktadır. “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” diye açıklanan bu tutum, 2017 yılında da devam etmektedir.

1 Mayıs 1977’deki kontrgerilla katliamının 40’ıncı yılında da bu dayatmanın sürdürülmüş olması ölenlere ve işçi sınıfına saygısızlık olarak tarihe geçecektir. 15 Temmuz darbe girişimine karşı, bizler de dahil olmak üzere, yurttaşların buluştuğu Taksim alanı ne yazık ki yeniden yasaklı meydan haline getirilmiştir.

Bizler dört emek ve meslek örgütü olarak, ulusal ve uluslararası mahkemelerin verdiği yargı kararlarını tanımayarak hukuksuz bir yasakta ısrar edenlerin er ya da geç bu tutumlarının hesabını vereceklerinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz.

Hukuku, demokrasiyi, evrensel temel hak ve özgürlükleri yok saymayı bir rejim biçimi olarak benimsemiş anlayışa karşı, bu yıl her zamankinden çok daha yaygın, kitlesel ve coşkulu bir biçimde buluşmayı görev biliyoruz.

Bilindiği gibi, emekçilerin haklarını geliştirmeyen, aksine zarar veren ve tek adam rejimini dayatan bir anayasa için referanduma gidildi. Devletin tüm olanaklarının kullanılmasına, tek sesli medyaya, hayır diyenlerin engellenmesine rağmen yurttaşların en az yarısı HAYIR dedi. Böyle bir anayasa değişikliği ile ülke huzur, barış ve istikrar bulamayacaktır. Türkiye’nin acil ve yaşamsal ihtiyacı eşitlikçi, özgürlükçü, laik ve sosyal bir Anayasadır.

Ancak ülkeyi yönetenler bu gerçeklere gözünü kapatmakta, Türkiye’ye tek adam rejimi dayatmaktadır. Halkın en az yarısının HAYIR dediği bir rejim değişikliğini, cebren ve hile ile meşrulaştırma girişimlerine karşı 2017 1 MAYIS’ı çok daha anlamlı ve önemli hale gelmiştir.

2017 1 Mayıs’ı, hile-hurda ile dayatılan tek adam rejimine karşı demokrasi için, giderek derinleştirilen ve bizi Ortadoğu’daki çatışmaların ateşine sürükleyen savaş politikalarına karşı barış için, giderek pervasızlaşan emek düşmanlığına karşı emeğin hakları için, MİLYONLARIN HAYIR’LI BULUŞMALARI olarak örgütlenecektir!

Bizler dört emek ve meslek örgütü başta olmak üzere, dost kurumlarla beraber, İstanbul’da Bakırköy Halk Pazarı başta olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde olabildiğince yaygın, kitlesel, coşkulu ve HAYIR’LI 1 Mayıs buluşmalarını birlik içerisinde örgütleyeceğimizi ilan etmek istiyoruz.

Olağanüstü Hal’e, Kanun Hükmünde Kararnamelere ve tek adam rejimine HAYIR demek için 1 MAYIS ‘TA ALANLARA!

Darbe girişimine karşı ilan edildiği iddia edilen Olağanüstü Hal ile hukukun ayaklar altına alındığı, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin keyfi biçimde gasp edildiği bir rejim kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Yüz binin üzerinde kamu emekçisini ve işçiyi, haklarında hiçbir yargı kararı bulunmadan işinden eden Kanun Hükmünde Kararnamelere, OHAL fermanlarına HAYIR demek için 1 MAYIS’ta alanlarda olacağız. Sendikal örgütlenme hakkını KHK ile ortadan kaldıran, kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi hakkını ve kazanımlarını yok sayan antidemokratik uygulamalara teslim olmayacağız. Halkın seçtiği vekillerinin yaptığı Seçim Yasası’nı yok saymayı marifet bilen YSK örneğinde olduğu gibi, adaletin çivisinin çıktığı, meclisin tamamen yok sayıldığı tek adam rejimine 1 MAYIS meydanlarında tüm gücümüzle HAYIR diyeceğiz!

Kıdem tazminatının gaspına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Referandum öncesinde defalarca dile getirdiğimiz gibi, 16 Nisan’ın ardından ilk işleri kıdem tazminatına göz dikmek oldu. Patronlar “yük” olarak görüyor diye işçi sınıfının ve bütün çalışanların 80 yıllık kazanımına göz dikenlere “HAYIR” demek için 1 MAYIS ALANLARINDA OLACAĞIZ. Emekçilerin iş güvencesi, işsiz kaldığında kara gün dostu olan kıdem tazminatından nemalanmak isteyenleri, İşsizlik Sigortası Fonu’nu yağmalamalarından tanıyoruz. Tüm emekçileri yağmaya ve talana HAYIR demeye, 1 MAYIS ALANLARINA çağırıyoruz.

Taşeron köleliğine ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılmasına HAYIR demek için 1 MAYIS’TA ALANLARA!

Milyonlarca taşeron işçisinin umutlarını yıllardır aldatmacalarla sömürenlere, 1 Kasım 2015 seçimlerinden önce “taşerona kadro” vaat edip sözünde durmayanlara HAYIR demek için 1 MAYIS ALANLARINDA olacağız. Taşeron işçilerin mücadele ederek ve mahkemelerde kazandıkları kadro hakkını tanımadığı gibi taşeron düzenini bile aratacak “kiralık işçilik” uygulamasını, işçi simsarlığını yasal hale getirmek isteyenlere 1 MAYIS ALANLARINDAN HAYIR diyeceğiz! Taşeron işçilerine kadro vaadini tutmadığı gibi kamu emekçilerinin 657 sayılı yasadan kaynaklanan iş güvencelerini ortadan kaldıracaklarını açıklayanlara, milyonlarca kamu emekçisine güvencesiz çalışmayı dayatanlara omuz omuza HAYIR diyeceğiz!

‘Hayır’ını Al Da Gel!

Bu topraklarda emeğiyle, onuruyla yaşayan hemen herkesin HAYIR dediği o kadar çok şey var ki! 1 MAYIS ALANLARI herkesin ‘HAYIR’INI alıp geldiği rengarenk ve apaydınlık meydanlar olacak. İşsizliğe HAYIR, kiralık işçiliğe HAYIR, iş cinayetlerine HAYIR, krize HAYIR, yoksulluğa HAYIR, zamlara HAYIR, içeride ve dışarıda savaşa HAYIR, kentlerin ve doğanın yağmasına HAYIR, kutuplaşmaya HAYIR, kadın cinayetlerine HAYIR, çocuk istismarına HAYIR, cinsiyetçiliğe HAYIR, kamu hizmetlerinin ticarileşmesine HAYIR, gazetecilerin, siyasetçilerin, gençlerin hapishanelere doldurulmasına HAYIR, akademinin ve bilimin bitirilmesine HAYIR, sömürüye HAYIR, diktaya HAYIR gibi milyonlarca HAYIR’lı çığlık 1 MAYIS ALANLARINDA buluşacak!

Haydi, hep beraber, birlik olarak, dayanışmamızı güçlendirerek, mücadelemizi büyütmek için 1 MAYIS ALANLARINA!

Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışması!

YAŞASIN 1 MAYIS!

DİSK, KESK, TMMOB, TTB

Basın Açıklamaları Arşivine ulaşmak için lütfen tıklayınız…