Main menu:

















Köşe Yazıları

[ A+ ] /[ A- ]

Süryani Ortodoks Kilisesi’nde Tartışma Büyüyor

[ A+ ] /[ A- ]

Fatih Gökhan Diler
Agos

Altı Süryani kilise önderinin ortak bir bildiriyle Süryani Ortodoks Patriği’ni hedef alması, Süryani Kilisesi’nde ve toplumda bir süredir arka planda konuşulan sorunları su yüzüne çıkardı.

Altı Süryani metropolit, Süryani Ortodoks Patriği’nin yetki ve otoritesini reddederken, eleştirilen konu patriğin Suriye Baş Müftüsü ile katıldığı bir programda Kuran’ı öpmesi ve bazı yönetim sorunlarıydı. Ardından patriğin yanında duran geniş destekli bir karşı bildiri gecikmedi. Yirmi sekiz Kutsal Sinod üyesi metropolitin imzasıyla yayınlanan destek metninden sonra tartışmalar yaşandı, özürler dilendi ve geçici olarak sular duruldu. Konunun arka planındaysa Süryani toplumunun yaşadığı dönüşümden, Suriye ve Irak’taki siyasi belirsizliğe ve bugünkü patriğin Süryani Soykırımı Seyfo’yu toplumun ve kilisenin gündemine sokmasına kadar pek çok mesele var. Başta Platform Turabdin Sözcüsü Adnan Challma Kulhan ve gazeteci David Vergili ile Süryani toplumundan kişilerle görüşerek, Süryani Kilisesi’ndeki tartışmayı ele almaya çalıştık.

Bildiri Savaşı

Belçika, Batı Amerika, Kudüs, Yeni Zelanda – Avusturalya, Birleşik Arap Emirlikleri metropolitleri ve Haseke’den kaçıp Avusturya’ya yerleşmiş olan metropolit, 8 Şubat günü Arapça olarak yayınladıkları bir bildiriyle Süryani Ortodoks Patriği II. Afrem’in yetki ve otoritesini kabul etmediklerini dile getirdi. Patriğe yönelik yapılan eleştirilerse özetle, katıldığı bir programda Kuran’ı öpmesi, kendisinin bazı açıklamalarının Hıristiyan inancına aykırı olması, bir metropolitin yapacağı işleri yaparak metropolitlerin görev alanlarını ihlal etmesi ve sık seyahat etmesi şeklinde. Bundan iki gün sonra 10 Şubat tarihinde, Kutsal Sinod üyesi 28 metropolit, İngilizce dört maddelik bir karşı bildiri yayınlayarak, pakriğe destek çıkarak altı metropolitin görüşlerinin Kutsal Sinod’un ve Süryani toplumunun görüşlerini yansıtmadığını açıkladı. Gelen yoğun tepkiler üzerine geri adım atan muhalif altı metropolit, 14 Şubat günü bir mektupla toplumdan ve kiliseden özür diledi, ancak bu durumla ilgili toplanan Sinod, yapılan özrün yeterli olmadığını, kilise ve patriğin imajının zedelendiğini, bu konunun detaylıca karara bağlanması için, Büyük Oruç dönemi içinde tekrar toplanacak Sinod ile nihai kararın verileceğini açıkladı. Devamını oku…»»

Բոլորս Ալ Քիչ Մը Փոխուած Ենք Հրանդէն Ետք

[ A+ ] /[ A- ]

Սայաթ Թէքիր

ժուար է հաւատալ որ տասը տարիներ անցան այն դէպքէն ետք, ուր ականատես եղանք մարդասպանութեան մը: Ծրագրուած կանխապատրաստուած ոճիր մըն էր գործուածը: Բայց կանխատեսումները սխալ դուրս եկան: Մարդկային հեղեղ մը գոյացաւ դէպքէն ետք: Այսօր կարօտով յիշուած «Կէզիի ոգին» առաջին անգամ այդտեղ տեսանելի դարձաւ: Տարբեր ինքնութիւններով, տարբեր մտայնութիւններով բիւրաւոր մարդիկ առաջին անգամ այդ ոճիրը դատապարտելու համար մէկտեղուեցան: Հրանդի մահով բոլորս ալ քիչ մը փոխուած էինք:
ԺԹ դարու վերջերէն սկսելով Օսմանեան երկրի մէջ կեանքը հետզհետէ անտանելի դարձած էր հայոց եւ այլ ժողովուրդներուն համար: Ծանր ճնշումը կոտորածներով զարգացաւ ու 1915 թուի ցեղասպանութիւնով հասաւ իր գագաթնակետին: Devamını oku…»»

Hey! Evetçi Arkadaş!

[ A+ ] /[ A- ]

Murad Mıhçı
Demokrat Haber

Ben senin yan komşunum, hatta kapısını güvenerek çaldığın arkadaşınım. Bana bugün “HAYIRCI terrorist” diyorlar, kanma ben yine aynı kişiyim..
Biliyor musun yine binlerce öğretmeni, akademisyeni işten atmışlar. Onlar senin de çok sevdiğin kızına ders veren, zorlukla geçinen öğretmendi. Sen tatildeyken gizli gizli markette çalışan öğretmen. Ülkede işsizlik olunca ilk kapıya konan memur. Onlar arasında senin de yakının yok mu?
Biliyor musun son seçimlerde “istikrar kazanacak” diye seçim çalışması yapmışlardı. Sen de inanıp oy vermiştin.
Ben bu sene de zam almadım ve birçok yakınım da işsiz. Zorlandığı için senden borç para isteyen kaç arkadaşın var hadi bir düşün güzel arkadaşım.. Devamını oku…»»

Tek Yol: Ateşyan İstifa!

[ A+ ] /[ A- ]

Ohannes Kılıçdağı
Agos

Patrik seçimi krizindeki son gelişmenin farkındasınızdır. Sahak Maşalyan, daha evvelki bazı hatalarına rağmen, ki onların da Ateşyan’ın zorlamasıyla olduğu anlaşılıyor, istifa ederek ve istifa mektubunda yazdıklarıyla, dokuz senelik patrik seçim krizinin en onurlu davranışında bulundu. Kamuoyuna duyurdukları, Aram Ateşyan’ın ipliğini geri dönülemez biçimde pazara çıkardı. Kendisine teşekkür, boynumuzun borcudur. Gerçi biz Ateşyan’ın ne olduğunu, hatta belki biraz da fazla oto-kontrol yaparak, defalarca söyledik ama Maşalyan onun yakınındaki biri olarak Ateşyan’ın kötü niyetini en açık biçimde ortaya koydu. Baksanıza, Ateşyan süreci akamete uğratmak için tehditlerde bile bulunmuş. Burada üst düzey bir ruhaniden mi bahsediyoruz, yoksa zorba bir mahalle kabadayısından mı? İnsanları ‘devlet’ sopasıyla tehdit ediyor; Ermeni toplumu için bilindik, ucuz bir numara. Devletle ‘dilekçe oyunu’ oynayıp hepimizi aptal yerine koyuyor, zekâmızla dalga geçiyor. Akçeli işleriyle ilgili şaibelere hiç girmiyorum bile. Devamını oku…»»

Akademisyenlerin Tarihe Geçen ‘Hikâyesi’

[ A+ ] /[ A- ]

İrfan Aktan
Gazete Duvar

Sevilay Çelenk, “Hikâyelerle Direnmek” konulu dersine Robert Fulford’un “Anlatının Gücü” kitabından söz ederek başlıyor ve şu an hepimizin içinde bulunduğu karanlığa göndermelerle sürdürüyor konuşmasını: “İnsan hikâye yapan bir varlık. Herhalde en ayırt edici karakteri bu.”
Ankara’nın meşhur ayazında yüzlerce insan, Seğmenler Parkı’nın soğuk açık hava tiyatrosunda pürdikkat kesilmiş, KHK’yla üniversiteden ihraç edilen Doç. Dr. Sevilay Çelenk’i dinliyor. Yirmi yılı aşkın süredir emek verdiği Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki odasına bile artık giremeyen Çelenk, bir süredir yaygınlaşmaya başlayan “Sokak Akademisi”nde ders veriyor. Yıllar önce Kadın Çalışmaları’nda öğrencisi olduğum Çelenk, insanı dinlendiren sesi ve zihin açıcı konuşmalarıyla bu sefer buz gibi havada sakinleştirici etkisi yaratıyor. Olağan koşullarda derslerden kaytarmak için çeşitli bahaneler uyduran öğrencilerin soğuk havaya aldırış etmeyip Seğmenler Parkı’na kadar gelmeleri şaşırtıcı değil aslında. Hocalarının sürüklendiği, tartaklandığı bir okul hangi öğrenci için sıcak bir mekân olabilir ki artık! Devamını oku…»»

Referandumdan ‘Evet’ Çıkarsa Ne Olur, ‘Hayır’ Çıkarsa Ne olur?

[ A+ ] /[ A- ]

Levent Gültekin
Diken

Anayasa değişikliği tartışmaları, baskıcı politikalar, eğitimdeki kötü tablo, terör saldırıları, dinin ülkede ayrılıkçı, dışlayıcı bir enstrüman olarak kullanılması…

Hepsi toplumu derin bir huzursuzluğa itiyor.

Farkındayım, can sıkıcı, umut kırıcı bir atmosfer var.

Siyaset, medya, yargı, sivil toplum… Hepsi işlevini yitirmiş.

Umudumuzu kaybetmemize neden olacak “Yok artık burası iflah olmaz” diyeceğimiz türden olaylar yaşıyoruz. Devamını oku…»»

Osman Ulagay: Önümüzdeki Dönem “Tek Adam” Rejimine Umut Bağlayanların Öğreneceği Çok Şey Olacak

[ A+ ] /[ A- ]

Osman Ulagay
Dünya Gazetesi

“‘Tek adam’ Trump’ın yaptıklarına ve gördüğü tepkilere bakarak…”

Osman Ulagay*

Bu köşede yer alan yazıların haftalardır ABD seçimlerine ve Trump olayına odaklanmış olmasını yadırgayanlar çıkabilir belki ama Donald Trump gibi birinin ABD Başkanı olarak dünya sahnesine çıkması çok önemli bir olay bence. Bu nedenle bu konuya odaklanmaya devam ediyorum. Şu anda Batı dünyasında bütün gözler onun üzerinde, Trump örneğinin dünyanın ve demokrasinin geleceğini nasıl etkileyeceği tartışılıyor. Özellikle fiilen ‘tek adam’ rejimiyle yönetilmekte olan ülkeler açısından büyük önem taşıyor bu tartışmalar. Devamını oku…»»

Hrant’tan Sonra Hepimiz Bir Parça Değiştik

[ A+ ] /[ A- ]

Sayat Tekir
Bianet

Hrant Dink’in öldürülmesi hepimiz için bir bedel oldu. Öyle korkunç bir bedel oldu ki, bu travmayı kırıp geçmişimizi konuşmaya başladık. 19 Ocak 2007 hepimiz için bir milat oldu.

Dile kolay tam 10 yıl oldu. 10 yıl önce gözümüzün önünde, hepimizin yürüdüğü bir yolda bir insan öldürüldü. Cinayet göz göre göre geldi. Cinayet planlıydı. Fakat cinayet sonrası planlar alt üst oldu. Bir insan seli ortaya çıktı. Bugün eksikliğini hissettiğimiz Gezi Ruhu ilk orada çıktı karşımıza. Farklı insanlar, farklı fikirler uzun zaman sonra kitlesel olarak ilk kez o zaman bir araya gelmişti. Cinayetten sonra hepimiz bir parça değişmiştik…

19. yy sonlarından itibaren Osmanlı coğrafyasında yaşam, Ermeniler ve diğer halklar için kolay olmadı. Bu dönem ağırlaşan baskı, katliamlar ile devam edip 1915’teki soykırım ile zirveye ulaştı. Soykırım, Türkiye Ermenileri için ne ilkti ne de son oldu: Cumhuriyet döneminde her 10 yılda bir yaşanan baskı, pogrom, cinayet, ayrımcı yasa ve uygulamalar ile Ermenilerin yaşamı her daim zordu. Şüphesiz bu politika sadece Ermenilere yönelik değil diğer tüm halklara da yönelikti. Toplumsal hafızaları kuvvetli olan azınlıklar/azaltılmışlar, her daim hem kendilerine hem diğer azınlıklara yapılan katliamlardan etkilendiler. Devamını oku…»»

Alexis Kalk: Böylesini O da İstemezdi

[ A+ ] /[ A- ]

Agos

Hrant Dink’in katli gerek Ermeni toplumunda, gerek büyük toplumda ciddi bir kırılmaya yol açtı. İstanbul’un en işlek caddelerinden birinde, güpegündüz işlenen bu cinayet ve ardından yaşanan örtbas etme süreci, soykırıma uğrayan halkların 100 yıldır yaşadığı ama anlatmakta zorlandığı travmayı, tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkardı. Pek çok insan, geçmişle yüzleşmenin ve hesaplaşmanın sadece tarihçilere bırakılması gereken bir konu olmadığını, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz sorusuna yanıt vermek için bu tarihle hesaplaşmak gerektiğini bu acı deneyimle idrak etti.

Kuşkusuz, tüm bu yaşananların Ermeni toplumundaki yansımaları çok daha yoğun oldu. 2004 yılında siyasal ve sosyal meselelerin tartışılacağı bir e-posta grubu olarak kurduğumuz Nor Zartonk’u, politik bir yapı olarak yeniden kurgulamak, Hrant Dink cinayetine verilmiş bir tepkiydi. Onun tek başına yürüttüğü mücadeleyi sahiplendik ve bir ucundan tutup elimizden geldiğince ileri taşımayı amaçladık. Amacımız taklit etmek değildi, böylesini eminiz o da istemezdi. Yine de, yolllarımız sadece onun düştüğü kaldırımda değil, sayısız yerde kesişti. Bunların en manalısı da, Kamp Armen oldu. Bugün, onsuz onuncu yılımızda, eşitlik, adalet ve demokrasi arayışımız ve mücadelemiz sürüyor, ama onun eksikliğini her geçen gün daha çok hissediyoruz.

Dink Cinayeti Davasının 10 Yılı

[ A+ ] /[ A- ]

 

Uygar Gültekin – Gözde Kazaz
Agos

Dink cinayeti davasının hakimlerinden biri, yargılama sırasında cinayet sürecine ilişkin ‘’Bir kitap düşünün, okumaya başladığınızda ortasına gelince sonunda ne olacağını biliyorsunuz’’ demişti. Hrant Dink’in ölüme götüren süreç tam olarak böyle tanımlanabilir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Hiç bir cinayet Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak’’ diyordu. Dink cinayeti o dehlizlerde kaybolacak mı bilinmez ama cinayeti tam da o dehlizlerden çıktı.

Türkiye’nin yakın tarihi siyasi cinayetlerle ve bu siyasi cinayetlerin bitmeyen davalarıyla dolu. Dink cinayeti davasının serüveniyse, diğer siyasi cinayet davalarından biraz farklı. Dink cinayetinin ardından başlayan yargılama süreci, Dink davasının da ‘bitmeyen davalar kervanına’ katılacağına dair kaygıları güçlendirmişti. Türkiye’nin siyasi ikliminde yaşanan çalkantılar, bu çalkantıların açtığı çatlaklar, Dink davasındaki sis bulutunu biraz da olsa araladı. Devamını oku…»»

Dink Davasını Anlama Kılavuzu

[ A+ ] /[ A- ]

Uygar Gültekin – Gözde Kazaz
Agos

Agos Gazetesi Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in, 19 Ocak 2007’de Şişli’deki gazete binasının önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Aradan geçen zamanda vur emrini verenlerin, cinayeti planlayanların kimler olduğuna dair sadece bir adım yol alınabildi. 10 yıldır devam eden davanın kilit aktörlerini paylaşıyoruz.

AKTÖRLER

Trabzon Emniyet Müdürlüğü Yetkilileri

Hrant Dink’in ölüme götüren süreçte, cinayetin tetikçisi ve beraberindeki ekip Trabzon’un Pelitli beldesinde yaşıyordu. Dava dosyalarına yansıyan ilk bilgiler, tetikçi ve beraberindekilerin cinayete dair bütün hazırlığı Trabzon’da yaptığını ortaya koyuyor. Yine dava dosyalarına giren istihbarat raporlarına göre Dink’i ölüme götüren ekip Trabzon Emniyet İstihbarat Şubesi’nin takibi altındaydı, dahası 2006’dan itibaren istihbaratın elinde Hrant Dink’in öldürüleceğine ilişkin kesin bilgiler bulunuyordu. Trabzon Emniyeti’nde görevli polislerin, cinayet hazırlığı yapan örgüte operasyon düzenleme sorumluluğu vardı ama bu operasyon yapılmadı.

Yasin Hayal: cinayetin ardından açılan ilk davada azmettirici olarak yargılandı ve müebbet hapis cezası aldı. Dink cinayetinin önemli aktörlerinden biri olan Hayal, cinayet öncesinde Trabzon’da bir Katolik rahibe saldırı düzenledi, Mc Donald’s’ı bombaladı. Bombalamadan dolayı 11 ay cezaevinde kaldı. 2006’da cezaevinden çıktı ve Trabzon İstihbarat Şubesi serbest kaldığı andan itibaren Hayal’i takibe aldı. Cihatçı bölgelerle ilişkisi olduğuna raporlar düzenlendi. 19 Ekim 2005’te ‘Hayal’in Ermenilere karşı büyük bir kin beslediği, İstanbul’da Ermenilere karşı eylem yapmayı planladığı’ istihbarat raporlarına da yansıdı. Yine raporlara yansıyan başka bir bilgi de 2006 yılının Ocak ayında Hayal’in TNT bulmak için bazı kişilerle irtibat kurduğu yönündeydi. Hayal’in ‘İstanbul’a giderek Hrant Dink’i öldürmek istediğine’ dair istihbarat raporunun düzenlenme tarihi 15 Şubat 2006’ydı. Yani Trabzon İstihbarat’ın raporlarına yansıyan haliyle, cinayet tasarısı en somut haliyle cinayetten 11 ay önce biliniyordu. Devamını oku…»»

Selahattin Demirtaş: Mahcubuz Ama Diz De Çökmedik

[ A+ ] /[ A- ]

Selahattin Demirtaş
Agos

Hrant Dink’in aramızdan ayrılışının 10. yılındayız. Geçen 10 yılda ülkemizi yaşanabilir, özgür bir ülke haline maalesef getiremedik. Bu nedenle Hrant’a karşı mahcubuz. Ama diz de çökmedik.

Hrant’ın katilleri ve onların arkasındaki isimler halen korunmaya devam etse de, biz katili biliyoruz. Suruç’un, Ankara’nın katillerini, Roboski’nin katillerini bildiğimiz gibi… “Bir çocuktan katil yaratan zihniyet” diyor ya sevgili Rakel, o zihniyete karşı mücadelemiz devam ediyor ve ilelebet devam edecek. Bunu bilmenizi isterim. Cezaevinde olmam nedeniyle bu seneki anmalara katılamayacağım için üzgünüm. Ama burada olsam da, Hrant için adalet mücadelesine devam ediyorum. Bu cinayet, halkların birlikte yaşamına yönelik bir cinayettir. Hrant şahsında hepimiz hedeflendik. Bizler de Hrant şahsında herkesin adaletini aramaya ve bunu sağlamak için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Ahparig! Özlüyoruz ama başımız dik, görmek istediğin gibiyiz.

Rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Edirne Cezaevi

Prof. Baskın Oran: Erdoğan Çıkmaz Sokağa Girdi, Manevra Yapamıyor; Duvara Çarpacak

[ A+ ] /[ A- ]

baskin-oran

T24

“Osmanlı tarihi de dahil Türk dış politikasının bu kadar bataklığa girdiği bir dönemi görmedim”

Türkiye’nin önde gelen dış politika uzmanlarından siyaset bilimci Prof. Dr. Baskın Oran, Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve Orta Doğu politası hakkında değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de devam eden Fırat Kalkanı harekâtına ilişkin “Ne arıyoruz orada?” sorusuna “Suriyeli Kürtleri ezmek. İki, İslamcılara yardım etmek. Üç, Esad’ı devirmek. Yani komşu bir ülke hükümetine saldırıp düşürmek” cevabını veren Prof. Oran, “Erdoğan, çok dar bir çıkmaz sokağa girdi. Manevra yapamıyor, kişiliği nedeniyle geri gidemiyor. Çünkü karizma bir kere çizildi mi ondan sonra toparlayamazsın, biter. Erdoğan bugüne kadar karizmayı çizdirmedi. Özellikle 15 Temmuz’da çok kararlı, sağlam bir lider portresi çizdi. Tek seçeneği, gidip sonundaki duvara çarpmak” görüşünü savundu.

Kürt açılımını bitirenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğu görüşünü savunan Prof. Baskın Oran, çözüm sürecinde akil adamlarda yer aldığını hatırlarak “Bunu bilmek için allemi cihan olmaya gerek yok. Diyorum işte; AKP’liler yok oldu, ulusalcılar ölümüne saldırdı, anketler de bunu tespit etti. Biz orada mayın eşeği olduk” dedi. Devamını oku…»»

Dink Davası: Ramazan Akyürek İstanbul’u Suçladı

[ A+ ] /[ A- ]

akyurek_ramazan

Uygar Gültekin & Gözde Kazaz
Agos

Dink cinayeti davasında, dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek savunma yaptı. Akyürek, İstanbul Emniyetinin Dink’i korumadığını söyledi. Akyürek, Cerrah’ın Trabzon’dan İstanbul’a gelen evrakın imha edilmesini kendisinden istediği iddiasını da yineledi.

Dink cinayetinde aralarında Ramazan Akyürek, Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler ve Engin Dinç’in de bulunduğu kamu görevlileri hakkında açılan dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Duruşmaya tutuklu sanıklar Ali Fuat Yılmazer, Ramazan Akyürek ve Ogün Samast katıldı. Ayrıca Hamdi Egbatan, Yasin Hayal, Şükrü Yıldız, Mehmet Ali Özkılınç, Özkan Mumcu SEGBiS aracılığıyla bulundukları cezaevlerinden duruşmaya katıldı.

Tutuksuz sanık Reşat Altay, Ahmet İlhan Güler ve Erhan Tuncel de duruşmaya katıldı.

Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, Sebu Aslangil, Emel Ataktürk Sevimli, İnci İşbulur ve sanık avukatları da duruşmada hazır bulundu. Devamını oku…»»

‘Danyel Ermeniydi, Doğuştan Suçluydu!’

[ A+ ] /[ A- ]

danyelirgav2

Hacı Bişkin
Gazete Duvar

Danyel Irgav, Eğitim-Sen Mardin Şubesi’nin Midyat üyesiydi. 8 Eylül’de açığa alınarak görevden uzaklaştırılan Irgav, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 3 bin 592 öğretmenin göreve iade edildiğini duyurduktan bir gün sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. 30 yıllık öğretmen Irgav’ı, arkadaşı sınıf öğretmeni Yaşar Kaygısız, “Danyel hoca saz çalardı, şiir okurdu, etnik kimliğinden öte bu topraklara yüreğini koyardı” cümleleriyle anlatıyor…

20 yıllık sınıf öğretmeni Kaygısız da, öğretmenlik hayatına Mardin Midyat’ta başlamış. O da KHK mağduru olmuş. Sosyal medyada bir karikatürü beğendi diye 17 Şubat’ta gözaltına alınmış, hakkında ‘örgüt propagandası ve cumhurbaşkanına hakaret’ davası açılmış, 29 Ekim’de de açığa dahi alınmadan doğrudan görevden uzaklaştırılmış.

Danyel Irgav gibi çocukları hep kendi evladı bildiğini anlatan Kaygısız, “Biz Danyel ile birlikte ‘çocuklar ölmesin’ dedik. Arkadaşım Danyel’i en son gördüğümde ona ‘Yeter artık emekli ol, çok yoruluyorsun’ dedim. O da ‘Yok çocuklar bitirsin, Özlem atansın sonra emekli olurum’ derdi” diyor. Devamını oku…»»

Köşe Yazıları Arşivindeki diğer yazılara ulaşmak için lütfen tıklayınız…