‘Bu Davada Figüran Olmayacağız!’

Eda YILDIRIM / Derya DURSUN
Evrensel Gazetesi

‘KCK’nin basın ayağını oluşturmak iddiasıyla yargılanan 44 gazetecinin duruşması, 4 gün sürecekken üçüncü oturumunda 12 Kasım tarihine ertelendi.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 15. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın 3. gününde, hakimin, müdafii avukatların Kürtçe savunma, iddianamenin iadesi de başta olmak üzere usule ilişkin bütün taleplerini reddetmesi üzerine, avukatlar, “Biz bu davada figüran olmak istemiyoruz” diyerek duruşma salonunu terk etti.

Sabah 11.00’de başlayan duruşmaya mahkeme heyetinin kararıyla seyirciler alınmadı. Diğer günlerin aksine duruşma salonunun girişlerinde ve içinde özel güvenliğin yanı sıra polisin de görevli olması ve salona girmek isteyen avukat ve gazetecilerin 3 kez kimlik kontrolünden geçirilmesi oldukça dikkat çekti.

Yoklamayla başlayan duruşmada iki gündür yaşanan antidemokratik sürece vurgu yapmak için söz alan Av. Ercan Kanar, Mahkeme Başkanı Ali Alçık’a adil yargılama kurallarına uymak kadar yargılamayı dürüstçe yönetmenin de önemli olduğunu söyledi. Duruşmanın seyircisiz devam etmesinin aleniyet ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Kanar, mahkemenin bu karardan vazgeçmesini istedi. Başından beri sesli monitör kaydı istediklerini belirten Kanar, “Salon içindeki kameralar sessiz kayıt alıyor. Bu kamera ses kaydı yapılmak için kullanılmıyor ancak kimlik tespiti yapmak için kullanılabiliyor” diye konuştu. Alçık’ın duruşmanın başından itibaren adeta bir bardak suda fırtına kopardığını belirten Kanar, duruşmanın karşılıklı sabır içinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun üzerine Alçık, “Mahkeme gayet sabırlı davranıyor” diyerek Kanar’a cevap verdi. Kanar’ın ardından dün kendisine söz hakkı verilmeyen Av. Baran Doğan ise, Alçık’ın heyete danışmadan söz hakkını engellediğini belirterek, “Bu hakim kararıdır. Bu yüzden bu karara itiraz ediyorum” dedi.

Tüm Talepler Reddedildi

Avukatların konuşmasının ardından usule ilişkin talepleri değerlendiren mahkeme heyeti tüm talepleri reddetti. Alçık, Kürtçe savunma talebini, CMK’nin 5271 sayılı maddesinin “Meramını anlatacak kadar Türkçe bilmeyenler için tercüman atanacağı” hükmüne dayandırarak ana dilde savunma hakkını reddetti. İddianamenin iadesinin, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi talebi, beyanların sesli monitör kaydına alınması, iddianamedeki iletişim kayıtları, özel telefon görüşmeleri, gizli tanık beyanları, ev aramalarında el konulan kitap ve delil gösterilen delillerin geçersiz sayılması taleplerini de reddeden Alçık, mahkemenin seyircisiz devam edeceğini söyledi. “Burada Kürtler ya da gazeteciler değil, PKK-KCK örgütüne yöneticilik ve üyelikle yargılanan kişiler yargılanıyor” diyen Alçık’a, Av. Sinan Zincir, “Hayır burada yargılanan Kürt halkı ve Kürt basınıdır” diye cevap verdi.

Mahkeme heyetinin talepleri reddetmesine şaşırmadıklarını, 12 Eylülün yıl dönümünde 12 Eylül hukukunun işletildiğini vurgulayan Zincir, bu şekilde savunma yapmayacaklarını söyleyerek, “Kürt dilinin inkarına, tecride karşı bugün itibariyle burada bulunmamız figüranlıktan başka bir şey değildir. Ara kararların tekrar gözden geçirilmesini, bir yargılama yapılacaksa müvekkillerin diliyle yapılmasını talep ediyoruz” dedi. Ardından avukatlar salondan yükselen alkışlarla duruşma salonunu terk etmeye başladı. Bu sırada 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yıl dönümü nedeniyle duruşmaya siyah giysilerle gelen sanık gazeteciler, ana dilde savunma hakkının reddedilmesini ve darbeyi protesto etmek için ağızlarını siyah bantla kapatarak mahkeme heyetine arkasını döndü.

Ara Kararda Erteleme

Duruşmayı 12 Kasıma erteleyen Mahkeme heyeti yazılı olarak verdiği ara kararında, “Sanıkların duruşmanın yapıldığı 3 gün boyuncaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gerekçeleriyle duruşmanın Silivri’de görülmesine karar verildiği belirtildi. Gazetecilerin tutukluluk durumlarının değerlendirilmesi ile ilgili Cumhuriyet Savcısının görüşü alındıktan sonra tutukluluk hallerinin dosya üzerinden değerlendirileceğine karar veren mahkeme heyeti Avukat Ümit Sisligün’ün başka bir davadan örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanması nedeniyle duruşmalardan yasaklanması için 16. Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılmasına karar verdi. Kararda iddianamenin okunması için iki TRT spikerinin görevlendirileceği ifade edildi.

Mahkemeyi HSYK’ya Şikayet Edeceğiz

10 Eylülde başlayan ve gergin devam eden 36’sı tutuklu 44 Kürt gazetecisinin yargılandığı davanın duruşmasının 12 Kasım tarihine ertelenmesine ilişkin açıklama yapan Avukat Ercan Kanar, ertelemenin tamamen keyfi olduğunu belirterek, yargılamalarının yasalara uygun yapılması gerektiğine vurgu yaptı. “Hiçbir mahkeme yargıcın çiftliği değildir” diyen Kanar, mahkemenin fiili rehin durumunu devam ettirdiğini dile getirdi. Kanar, Avukat Ümit Sisligün’ün duruşmalardan yasaklanması hususunda İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılması kararına da tepki gösterdi. Kanar, “Yasa dinlemeyen 15. Ağır Ceza Mahkemesini HSYK’ye şikayet edeceğiz” dedi.

Avukat Fırat Epözdemir de tahliye beklentilerin bulunmasına rağmen davanın ertelendiğine dikkat çekerek, avukatlar olarak mahkeme heyetinin reddini de kendi aralarında değerlendireceklerini belirtti. Epözdemir, “Darbelerin fiili olarak sürdüğünü bu karar ortaya koymuştur” diye belirtti.

‘Faşist Bir Yargılama Sahnelendi’

Duruşma salonunu terk eden avukatlar adliye çıkışında açıklama yaparak mahkeme heyetine tepki gösterdi. Avukatlar adına ortak açıklama yapan Av. Ercan Kanar, “Bu dava, 12 Eylül faşist yargılamasını aratmayacak bir yargılama olmaktadır. Davayı halkın izleyememesi faşist bir yargılamadır” dedi.

Av. Eren Keskin ise, “Yargı militarizmle anlaşmış AKP Hükümetinin elindedir. Kürsüde oturan mahkeme başkanı değil de sanki Başbakan Erdoğan’dı” diye konuştu.

Yargının AKP tarafından denetim altına alındığını söyleyen BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, “Bugün milletin seçtiği vekilleri mahkeme salonuna almayarak, milletin iradesini yok saymıştır’’ dedi. AKP eliyle 12 Eylül darbesinin güncellendiğine dikkat çeken BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, “Bu sadece yargılanan arkadaşlarımızın meselesi değil, hepimizin sorunudur’’ diye ifade etti.