Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Demokrasi ve Barış Konferansı Başladı

[ A+ ] /[ A- ]

bariskonferansi262

ETHA

Yaşar Kemal, Tarık Ziya Ekinci, Vedat Türkali, Orhan Pamuk, Murathan Mungan, Rakel Dink, Prof. Dr. Yakın Ertürk, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Arif Sağ’ın çağrıcısı olduğu “Demokrasi ve Barış Konferansı” başladı.

Sürmeli Hotel’de düzenlenen konferansın 420 imzacısı bulunuyor. Konferansa çağrıcılardan Yaşar Kemal ve Vedat Türkali’nin sağlık durumları nedeniyle katılamadı. Konferansa HDK Yürütme Kurulu üyeleri, HDP Eş Genel Başkanları Fatma Gök ve Yavuz Önen, BDP Eş Genel Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş, BDP Milletvekilleri Erol Dora, Pervin Buldan, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Hasip Kaplan, Sırrı Sakık, Ayla Akat Ata, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Nor Zartonk’tan Sayat Tekir, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, Arif Sağ, Suavi, Ferhat Tunç, Ertuğrul Mavioğlu, Mete Çubukçu, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Doç. Dr. Nuray Mert, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, 78’liler Girişimi sözcüsü Celalettin Can’ın da aralarında olduğu çok sayıda kurum temsilcisi, aydın, akademisyen katıldı.

“Barış” Hepimiz için Yön Belirleyici Pusuladır

Konferans BDP İstanbul Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu üyesi Sırrı Süreyya Önder’in açılış konuşmasıyla başladı. Önder, “bizler burada tarihsel önemi büyük bir sürecin temellerini güçlendirmek, çerçevesini çizmek, asla olamazlarıyla mutlaka olmalı başlıklarını belirlemek ve bu süreci izleyip kolaylaştırmak, gözleyip denetlemek üzere toplandık. Sayın Öcalan’ın da yapılmasını önerdiği, aciliyeti ve gerekliliğini vurguladığı bu ‘Kalıcı Barış’ konferansı hem başındaki ‘kalıcı’ kelimesinin gerçekçiliği hem de ‘barış’ kelimesinin tarihsel anlamı gereği hepimiz için yön belirleyici bir pusula niteliğindedir” dedi.

Herkesin birilerinin hassasiyetlerinden bahsettiği dönemde Kürtler, sosyalistler ve demokratların barışa el uzattığını söyleyen Önder, ekledi: “Hassasiyetlerin ardına sığınmış kan oyunlarına inat bir haysiyet gösterisi sergiliyorlar.”

“Kürt halkının barışa olan inancının artması, hiçbir şekilde mücadelenin ve kazanımların kutsallığına olan inancın azalması anlamına gelmemektedir” diyen Önder, barışın demokrasinin anahtarı olabileceğini, ama barışın tek anahtarının demokrasi olmadığını, adalet ve eşitliğin tesis edilmesi gerektiğini söyledi.

Önder, “Barışa, gerillanın sınır dışına silahlarıyla çekilmesine dahi direnenler, barış için sokağa çıkanları protesto edenler ne bu halkın iradesini ne de bu halkın mücadelesini tanıyamamıştır. Elbette bugün bu kadar muhteşem bir ideal için, kalıcı barış için burada bulunmayı içine sindiremeyenler varsa, bu onların ideolojik ve vicdani bakımdan barış gibi bir dertlerinin olmayışından kaynaklanmaktadır. Kürtler, kendi coğrafyalarını demokratikleştirmekle, dönüştürmekle ve özgürleştirmekle kalmayıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin dar kalıplara sıkışmış siyasi iradesini de dönüştürmeyi başarmış, ağzından kan damlayanlar bile bugün barış karşısında susmak durumunda kalmıştır. Bu, bugün bu salonda olanların barışı geçici bir strateji değil, tarihsel bir yön olarak görmesinden ve savaşlarla yazılan tarihi barışla yeniden inşaa etmenin gerekliliğinden kaynaklanmaktadır” dedi.

Barışın iki taraflı bir süreç olduğunu kaydeden Önder, “Ölüme dur demek yalnızca mücadele güçlerinin değil, devletin ve tüm yurttaşların da elindedir” diye konuştu.

“Barış” Tüm Silahlardan Güçlüdür

Önder, şöyle devam etti: “Barış için sokaklara yüz binlerle dökülmüş başta Kürt halkı olmak üzere halklar, emekçiler, sosyalistler, kadınlar, inançlar, kültürler ve her anlamda ötekileştirilenler, bugün her bir ferdiyle sürecin esas aklıdır ve böyle olmak zorundadır. Bir arada yaşamın, sınırlarla bölünmemiş kültürel birlikteliğin ancak haklar çerçevesinde mümkün olduğunu bilenler olarak bugün asıl yapmamız gereken, barışla birlikte gelecek hayatın demokratik bir biçimde şekillenmesine ve sürmesine katkıda bulunmaktır. Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin artık topla tüfekle yahut zindanla yenilemeyecek olduğu görüldüğünden, bugün elimizde olan şey tüm silahlardan güçlü olan bir barış halidir. En yalın ve en onurlu haliyle bu barış için canlarını feda eden, her alanda mücadele eden dostlara, bu konferansın ve ebedi barışın gerçek sahipleri olacakları için şükran duyuyoruz. Zafer, hapishanelerden dağlara, akademilerden, fabrikalara, bulunduğu tüm alanları birer eğitim, eşitlik, barış ve özgürlük yuvası haline getirenlerindir. Zafer, barış ve demokrasi uğruna binlercesini yitirdiğimiz kardeşlerimizindir. Zafer, barışındır.”

Ardından divan seçildi. Konferans divan üyelerinin konuşmalarıyla devam ediyor. Konferansın ilk bölümü çağrıcıların konuşmalarıyla devam edecek. İkinci bölümü basına kapalı yapılacak. Bu bölümde 3 paralel toplantı gerçekleştirilecek. “Hakikat, Yüzleşme ve Adalet” ismiyle yapılacak toplantıda, “Neler yaşadık, nasıl yüzleşeceğiz? Türkiye’de hakikat ve yüzleşme beklenen alanlar ve çözüm önerileri neler? Bu alanlarda bugüne kadar yapılmış resmi ve resmi olmayan çalışmalar hangileri? Bu alanlarda bundan sonra ortaya konacak somut talepler ve yapılabilecekler neler?” konuları tartışılacak. Toplantının sonunda, “Hakikat, Yüzleşme ve Adalet Komisyonu” kurulacak.

“Hukuk, Yol Temizliği ve Yeni Anayasa” başlıklı toplantı ise “Yol temizliği adı altında bugüne kadar belirlenmiş olan talepler neler ve hangileri karşılandı? Yol temizliğinin sağlanması için yapılmış çalışmalar hangileri? Yol temizliği ve demokratikleşme için acil olarak yapılması gereken yasal değişiklikler hangileridir? Anayasa çalışmalarında gelinen nokta nedir? Eşitlikçi ve özgürlükçü bir yeni toplumsal sözleşme için neler yapılabilir?” alt başlıklardan oluşuyor. Bu toplantıda da “Hukuk, Yol Temizliği ve Yeni Anayasa Komisyonu” kurulacak.

Üçüncü toplantının başlığı “Barışın Toplumsallaşması ve Demokratik Mücadele.” “Barışın toplumsallaşması için neler yapılabilir? Ortak ve demokratik geleceğimiz nasıl kurulabilir? Barışı nasıl kapsayıcı ve sürdürülebilir kılarız? Akil İnsanlar ve Meclis’te kurulan Araştırma Komisyonu çalışmaları hangi aşamada? Dünyada bu süreçlere dahil olma aşamasında yapılmış olanlar neler? Süreci nasıl ilerleteceğiz? Demokratik yeniden yapılanma sürecinde toplumsal mücadelenin örgütlenmesi için neler yapılabilir? Konferans çalışmaları nasıl sürdürülebilir?” alt başlıklarının tartışılacağı toplantının sonunda “Barış ve Demokratik Mücadele Komisyonu” kurulacak.

Konferansın ikinci gününde ise paralel toplantıların raporları tartışılacak ve “Demokrasi ve Barış Deklerasyonu” açıklanacak.