Ermenistanlıların İşi Artık Daha Zor

Vartan ESTUKYAN
Agos Gazetesi

Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’da değişiklik yapıldı. Değişiklik Ermenistanlı göçmen işçilerin Türkiye’de kalmasını zorlaştıracak. Vize uygulanan veya vize muafiyeti olan ülkelerden Türkiye’ye gelenler, eski yasaya göre, 90 gün Türkiye’de kaldıktan sonra bir günlüğüne yurtdışına çıkıp Türkiye’ye dönebiliyordu. Yapılan değişiklikle, bir günlük süre 90 güne çıkarıldı. Ayrıca, Türkiye’de çalışmak isteyenler için işverenlerin en az 1330 TL maaş ve sigorta primi ödemesi gerekiyor.

Kaçak işçiliğin önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylenen ve 1 Şubat’ta uygulamaya girecek olan düzenleme, beraberinde ciddi sıkıntılar da getirecek. Değişikliğin asıl hedefinin Ermenistanlılar olduğu görüşü ağır basıyor.

Ermenistanlılar hedefte

Konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Göç-Der Genel Başkanı Şefika Gürbüz, değişikliğin, Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de 100 bin Ermenistanlının çalıştığını açıklamasının ve Fransa’da ‘Soykırımı İnkâr Yasası’nın kabul edilmesinin ardından gelmesinin manidar olduğunu belirterek, yeni düzenlemenin kaçak işçi sorununu çözemeyeceğini söyledi: “Ermenistanlıların çalışma alanları zaten kısıtlı, bu düzenlemeyle daha da kısıtlanacak. Diğer ülkelerden gelenler açısından zaten bu kadar sorun teşkil etmiyor. Örneğin Türkmenistanlıların dernekleri var, örgütlenebiliyorlar, çalışma alanları çok daha fazla. Ermenistanlılar ise her yerde iş bulamıyorlar. Genellikle hasta ve çocuk bakıcılığı yapıyorlar. Baktığı kişiyi 90 gün bırakması, işinden olması demek. Sigorta primi ve maaş durumu olumlu gibi gözüküyor ama asgari ücretin 700 TL olduğu bir ülkede 1330 TL büyük bir meblağ.”

Helsinki Yurttaşlar Derneği Genel Koordinatörü Emel Kurma da yeni düzenlemeyi eleştiriyor: “Yasada, madalyonun iki yüzü var. Sosyal güvence evrensel bir hak, bu yasanın olumlu yönü. Hak örgütleri, vatandaş olsun olmasın, herkes için sosyal güvence hakkını savunmalı. Öte yandan, bu yasanın, yabancıların burada çalışmasına mani olan yönleri uygulamada ortaya çıkacaktır. Bu da ayrı bir mücadele alanı.”

Göçmen Dayanışma Ağı aktivisti Ufuk Ahıska, yasa değişikliğinin seyahat özgürlüğünü engellediğini ve uygulamanın kabul edilemez olduğunu söyledi: “Yeni düzenlemenin hukuki bir boyutu yok. Geçen yıl yapılan, ‘İstersek 100 bin Ermeni’yi sınırdışı ederiz’ tehdidinin uygulamaya konmasıdır bu düzenleme. Herkes biliyor ki, söz konusu işçilerin durumu, bir tehdit olarak kullanılıyor. Başbakan’ın kendi dilinden dökülen bir ayrımcılık bu.”

Kumkapı endişeli

Ermenistanlı göçmenlerin çoğunlukla ikamet ettiği İstanbul’un Kumkapı semtine tedirginlik hâkim. Ermenistan’da yaşayan ailelerine para götürmek için birkaç ayda bir ülkelerine gittiklerini söyleyen işçiler, yeni düzenlemenin bunu engelleyecek olmasından endişe ediyor. Göçmen işçilerden Harutyun Mikaelyan, “20 yıldır Türkiye’de yaşıyorum. Belirli aralıklarla Ermenistan’a gidip geliyorum. Türkiye’den çıkan göçmenler, ancak üç ay sonra Türkiye’ye geri dönebilecekmiş. Ben çocuklarım ve torunlarım için çalışıyorum burada, lüks bir hayat kurmak için değil. Ülkeme gittiğimde, torunumun eğitimi için para götürüyorum. Artık bunu yapamayacağım” diyor.

Türkiye’ye 1996’da gelen ve Kumkapı’da ikamet eden Armenak Hagopyan ise, tedirginliğini şu sözlerle ifade ediyor: “Ben, burada kazandığım üç-beş kuruşla Ermenistan’daki aileme bakıyordum, şimdi ne yapacağımı bilmiyorum. Maddi gelirim olmadığı, olanı da Ermenistan’a gönderdiğim için hiç evlenmedim. Burada yaşamaktan zaten korkuyoruz; yasadaki değişiklik tedirginliğimizi daha da artırıyor.”

“Kayıtdışı göçmenlerin durumu çok kritik”

Ermenistanlı göçmen işçilerin Türkiye’deki koşulları üzerine araştırmalar yapan Alin Ozinyan, yeni düzenlemeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Bu değişiklik, tuhaf bir biçimde Fransız Senatosu’ndan geçen kararla çakıştı. Bakanlık bu değişikliğin hem kayıt dışı çalışmanın önüne geçmek, hem Türk vatandaşlarının iş bulmasını kolaylaştırmak, hem de yurtdışına döviz çıkışının önüne geçmek için yapıldığını söyledi. Ancak, değişikliğin ‘Ermenilere karşı bir ders’ olduğu hissine kapılmamak elde değil. Bu dersin ilk sinyalleri Erdoğan’ın, Mart 2010’da sarf ettiği ‘Ermenistanlılara hadi memleketine diyebilirim!’ cümlesinden de anlaşılmıştı. Yasa değişikliği yalnızca ‘izinsiz’ çalışan Ermenistan vatandaşını değil, Türkmenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna, Moldova, Endonezya gibi ülkelerden çalışmak için Türkiye’ye gelenleri de etkileyecek elbette. Ama diğer ülkelerle diplomatik ilişkiler olduğundan, onlarla ortak bir dil geliştirilebilir. Örneğin Kırgızistan, bu konuda kendilerine istisnai bir kota tanınmasını istemiş. Ermenistanlı işçilerin durumu ise siyasi bakımdan hassas. Belki, Ermenistan’ın Türkiye’ye bir ricada bulunması bekleniyordur; Türkiye, bu ricayı Fransa’daki tasarıya karşılık olarak reddetme ya da kabul edip ‘Türkiye’nin büyüklüğünü ve hoşgörüsünü’ gösterme hesapları yapıyor olabilir. Bu arada, yanında çalışan kişiyi bırakmak istemeyen işveren, o kişiye çalışma izni almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurabilecek. Ama, Türkiye’de çalışan Ermenistan vatandaşlarının işvereni olan Ermenilerin çoğu, büyük olasılıkla, devlet tarafından fişlenme korkusuyla böyle bir adım atmayacaktır.”