Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Genç Ermeni dernekleri

[ A+ ] /[ A- ]

Rober KOPTAŞ
Agos Gazetesi

Ermeni toplumunun örgütlü halini simgeleyen mezun dernekleri ve hemşeri derneklerini tartıştıktan sonra, şimdi de, gelecek için türlü olasılıkları ifade eden “başka türlü” dernekler üzerinde duralım.

Burada akla doğrudan Nor Zartonk grubu ve onların kurduğu Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği (EKDD) geliyor. Bundan 5 yıl önce kurulan Nor Zartonk, Ermeni toplumunun içinden çıkarak, Türkiye’de yaşayan farklı grupların “entelektüel gelişimlerini sağlamaları yönünde çalışmalar” yapmayı, “insanların evrensel ve özgürlükçü değerleri benimsemelerine katkıda bulunmayı” amaçlıyor (İnternet sitelerindeki “Nor Zartonk Nedir?” metninden) EKDD ise, yine internet sitesindeki tanımla, “Evrensel dünya mirasının bir parçası olan Ermeni halkının diline, kültürüne ve tarihine ilişkin değerleri korur, geliştirir ve bu mirasın yok olmasını engelleyici önlemleri alır. Ermeni halkının dilinden ve kültüründen kopmaması için dayanışma ruhunu güçlendirecek sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda projeler üretir ve bu projeleri hayata geçirecek çalışmalar yapar.”

Tamamen gönüllülük ve dayanışma ruhuyla hareket eden bir grup gencin çekip çevirdiği bu iki kurum, uzun bürokratik süreçlere gerek kalmadan, birilerinin elini cebine atmasına bağımlı kalmadan da fikir ve proje üretilebileceğini gösterdi son birkaç yılda. İnternet üzerinden 9 dilde yayın yapan Nor Radyo’yu kurdular, el birliğiyle kiraladıkları dernek binalarında Ermenice dil kursları veriyorlar, çeşitli atölyeler, paneller, film gösterimleri, tartışma etkinlikleri düzenliyorlar.

EKDD, misal Ermeni mezun dernekleri ataletten, ilgisizlikten ve katılımsızlıktan şikâyetçiyken, etkinlikleriyle insanların ilgisini çekebiliyor, katılımı canlı ve yüksek tutabiliyor. Diğer derneklerin, buradan alması gereken bazı dersler olmalı. Bunların başında da, insanların ihtiyaçlarına ve ilgilerine temas eden fikirler ürettiğinizde, boşlukları dolduracak stratejiler izlediğinizde, yanınıza mutlaka birilerini bulacağınız, yalnız kalmayacağınız gerçeği geliyor.

Nor Zartonk ve EKDD, Ermeni toplumunun ve kültürünün içinden çıkan gençlerin oluşturduğu bir grup, ama başından beri başka etnik gruplardan ama belli değerleri paylaşan insanlarla yan yana gelerek, onlarla iç içe geçerek, sorunları paylaşmayı tercih ettiler. Bu sayede de bizi bizden ayıran duvarların ardında yaşamaya mahkûm olmadığımızı gösterdiler.

Bütün bu olumlu yönlerinin dışında, Nor Zartonk ve EKDD için tehlikeli gördüğüm bir duruma da dikkat çekmek isterim. İki grup da, dünya görüşü itibarıyla sosyalist, komünist insanları bir araya getiriyor. Amaçlarını içeren metinlerde bu sıfatlar zikredilmese de, yaşanmışlıkların gösterdiği bu. Bunda bir sakınca yok elbette, ancak özellikle Nor Zartonk’un güncel –çoğu zaman kısır– siyasetin ateşli tartışmalarında keskin bir taraftarlık çizgisi tutturması, eylemlerde ön saflarda görünmeye çaba göstermesi ve kimi zaman sert tutumlar sergilemesinin sorunlu; grubun iletişim halinde olması gereken geniş bir kesimle temas kanallarını daraltan bir tercih olduğunu düşünüyorum.

İki grup da esasen toplumsal ve kültürel sorunlar zemininde yükseliyorlar; bunlar elbette ki eninde sonunda siyasetle ilişkili, ama Türkiye’nin yüksek tansiyonlu siyasi ortamına sıkı sıkıya bağlı olmak, onun gelgitleri doğrultusunda hareket etmek, esasında yolu iki grupla kesişmesi çok muhtemel bazı insanları dışlayan bir durum yaratıyor. Üstelik üretilen siyaset de, Türkiye’de yaklaşık 50 yıldır dillendirilen, artık fazlasıyla aşınmış ve solun toplumsal etkisini azaltmış sloganların dışında, yeni bir söylemle el ele gitmiyor. Bu zaaf nedeniyle, Nor Zartonk ve EKDD’nin, nihayetinde birer siyasi parti ve örgüt olmadıklarına göre, kültür, dil ve toplumsal sorunlar alanında siyaset üreten, ama güncel siyasette daha esnek bir profil yansıtan; daha kapsayıcı olabilecek, yeni ve daha yaratıcı bir söyleme ve eyleme biçimi geliştirme zorunluluğu var.

Boşluklar nasıl dolar?

Ermeni toplumunda bazı sorunların mevcut dernek ve vakıfların daha etkili yapılanmaları yoluyla çözülmesinin mümkün olabileceği gibi, Nor Zartonk ve EKDD’nin işaret ettiği alandan, yeni sivil oluşumların, örgütlenmelerin de gelmesi mümkün.

Mesleki örgütlenmeler, insanların hayatının önemli bir alanına değdiği için her zaman için önemli. Ermeni mimar ve mühendisleri bir araya getiren HAYCAR, bu anlamda olumlu bir örneği temsil ediyor. Onların açtığı kapıdan öğretmenlerin (mevcut eskimiş yapılarını yenileyerek), doktorların, muhasebecilerin, kuyumcuların ve diğer meslek erbabının geçmesi yararlı olabilir. Bu kadar örgütlenme bürokratik ve çok parçalı bir yapı yaratacağından, bütün bu meslek gruplarının tek bir çatı altında toplanarak çeşitli dallara ayrılmaları gibi bir çözüm de üretilebilir.
Bunların dışında iki eksiklik alanına daha dikkat çekmek isterim. Bunlardan biri, Surp Pırgiç Hastanesi’nin kapısından, hastanede yer olmadığı gerekçesiyle çevrildiği gün hayatını kaybeden talihsiz Toros Batak örneğinin gösterdiği, sosyal yardımlaşma amaçlı bir yapının kurulması meselesi. Bir tür, Ermeni toplumu içi sağlık ve hayat sigortası sandığı… Bu alandaki tarihsel kurumlarımız olan Ağkadakhınam (Fakirlere Yardım) kollarının işlevlerini tam yerine getirmediği ortada. Onların durumunu ıslah ederek yeniden yararlı hale sokacak veya yeni bir yapılanmayla dertlere derman bulacak bir yapıya ihtiyacımız var.

Bir diğer eksiklik de, üniversiteli Ermeni gençlerle ilgili. Bugün üniversiteye giden öğrencilerin pek çoğu, aile ve yakın çevreleri dışında Ermeni toplumundan uzak düşmüş halde. Hele lisede özel okullara giden öğrencileri de hesaba katarsak, çok sayıda Ermeni gencinin, toplumla bağının son derece zayıflamış olduğunu görürüz. Bu da gelecek adına kaygı uyandırıcı bir durum. Bu sorunu bir nebze gidermek için, Ermeni üniversite öğrencilerini bir araya getirecek, onlar arasındaki iletişim ve diyalogu sağlayacak, birlikte fikir ve proje üretmelerini teşvik edecek türden bir yapı kurmayı düşünmemiz gerek.