kaderden kaçmak mümkün mü? / ayşe düzkan

gördünüz, nevin yıldırım müebbet aldı. olup biteni biliyorsunuz, özetlemiyorum. fakat şu belli, nevin’in hayatı karardı, hapishanede çocuklarını özleyerek yaşlanacak, onları yılda birkaç defa, açık görüşlerde bağrına basacak. her an onu bırakıp gitmeye hazır aklını kime emanet edeceğini bilemeyecek, kabul edilmeyen dualar edecek. çocukları da annelerinden mahrum kalacak.

içimizdeki hukuka saygılı vatandaş tereddüt ediyor. “keşke böyle yapmasaydı, keşke kanuna başvursaydı.” ona nevin’in tek başına şehre gitmesinin imkânsız, jandarmaya gitmesinin zor olduğunu anlatıyoruz.

“öyleyse ailesine başvursaydı?”diye soruyor. nevin eşinin katil olma ihtimaline karşı bunu yapamadığını anlatıyor. ona inanmamaları ihtimali de yüksekti tabii.

ama diyelim ki, bütün bu engelleri aştı ve şikâyetçi oldu.

önce ailesinin, ardından güvenlik görevlilerinin aşağılayıcı sorgularıyla karşı karşıya kalacaktı ki ömrünün bir kısmını bile kadın olarak geçiren herkes aile sorgusunun polis sorgusuna yakın bunaltıcılıkta olabileceğini bilir. burada ikisi birden söz konusu.

ardından, bu mahkemede de gösterilen bazı “deliller” sürülecekti ortaya, akraba olan iki kişi, yani nevin ve zanlı arasındaki telefon konuşmaları, telefon kayıtları. her şey nevin’in gönüllü olduğunu kanıtlamaya yönelik olacaktı.

zanlı tutuklanırsa, nevin, “akrabasına iftira atıp hapislerde çürüten kadın” olarak en hafifinden köyde ve aile arasında sitem ve kötü muameleyle karşılaşacaktı. sanığın tutuksuz yargılanma ihtimali yüksekti tabii, her iki durumda da nevin’in kendisiyle cinsel ilişkiye girme konusundaki “rıza”sını kanıtlayan ve tabii onu son derce zor durumda bırakacak sözler sarf edecekti.

çoğu erkek gibi, kendinden zayıf karşısında aslan kaplan, otorite karşısındaysa azarlanmış yavru köpek olduğundan ve takım elbiseyi de ihmal etmeyeceğinden mahkemede iyi hal gösterecek, indirimi kapacaktı. birkaç yıl sonra, belki de daha yakın bir tarihte salıverilecek, nevin ise, onun da dahil olduğu ailesi, her şeyi bilip göz yuman köy halkı arasında hayatı kararmış halde yaşayacaktı. tek fark, çocuklarından mahrum kalmazdı, eğer onları uzaklaştıracak bir hile icat edilmezse.

feministler, yine mahkeme kapısında olacak ve yine şiddetle karşılaşacaktı.

dediklerimde tek bir abartma varsa, söyleyin.

evet, hâkim böyle bir siyasi, toplumsal ortamda, böyle bir davada hafifletici sebeplere başvurmaktan çekinmiştir ve aynı hâkim, karşısına maktul çıksaydı, hafifletici sebeplerin altını çizmekten çekinmeyecekti. çünkü insanların hukuk ya da vicdanla hareket edecek alanı kalmadı.

ama nevin’in, nevinlerin çevresine örülen müebbet duvarında yakınları başta olmak üzere herkesin koyduğu bir taş var. çünkü ailesinden başka çaresi olmayan milyonlarca kadın için çıkış, kurtuluş, kaderden kaçış yok.

gün olur, devran döner, bu dünyaya kimseye kalmaz, diye biz demedik. ama farkındasınızdır, o takım elbiseli indirimler size teşvik oluyorsa, nevin de bize örnek oluyor.

sendika.org