Kırmızılı, Siyahlı ve Direnişçi

page_taksimde-tazyikli-suya-karsi-kipirdamadan-duran-siyahli-kadin_644619936

Sevdiye ERGÜRBÜZ
DİHA

Gezi direnişi boyunca biber gazlı fotoğrafıyla tanıdığımız ‘Kırmızılı kadın’ ve TOMA önündeki ‘Siyahlı kadın’, direnişin en akılda kalan ve çarpıcı simgeleriydi. Eylemlerin ilk gününden itibaren en önde yer alan kadınlar, şimdi de direnişin semt parklarına yayılmasıyla mücadelelerini bu alanlarda sürdürüyor.

Gezi direnişi, Türkiyeli kadınların da alanlarda ‘kadın kimliğiyle’ var olmasının yolunu açtı. Polisin yüzüne biber gazı sıkarken çekilmiş fotoğrafı ile akıllara kazınan ‘Kırmızılı kadın’, TOMA’nın önünde duran ‘Siyahlı kadın’ direnişin en akılda kalan ve çarpıcı simgelerinden oldu. Mahallelerde tencere tava eylemlerine en büyük katılımı kadınlar gösterdi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, ailelere “Çocuklarınızı alandan alın” çağrısı yaptığında ise, yine cevabı çocukları için polisin önünde kalkan oluşturarak kadınlar verdi.

Direnişin kadın kimliği

Polis şiddeti direnişe en ağır biçimde yöneldiğinde ise kadınlar gözaltında ve sokakta polisin cinsel şiddetine maruz kaldı. Daha sonraki süreçte, direniş Taksim’den semt parklarına doğru yayıldığında da kadınlar direniş sahnesindeki yerlerini terk etmedi. Kadınlar, direniş öncesinde ‘erkek mekan’ olan semt parklarında kendi özgün çalışmalarını oluşturmaya ve parklarda yer almaya başladı. Bu parklardan biri de Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı. Kadınlar, Yoğurtçu Parkı’nda her akşam 18.00’de açtıkları masaları ve her Çarşamba düzenledikleri özgün forum ve atölye çalışmaları ile var olmaya devam ediyor. Gezi direnişinde ve semt parklarında kadınların varlığını Yoğurtçu Parkı’nda forumdaki kadınlardan Eser Sandıkçı değerlendirdi.

Kadın kimliği öne çıktı

nuce_30072013-113631-1375176991.21“Gezi direnişinin büyük bir katılımını kadınlar sağladı. Araştırmalar, Gezi direnişçilerinin %51’inin kadın olduğunu söylüyor. Baktığımızda da çok farklı yaş gruplarından, çok farklı kesimlerden kadınlar vardı. Kadınlar pek çok toplumsal hareketin içerisinde yer alıyor ama bu harekette kadınlık kimlikleri ile de var oldular. Hareket hep erkeklerle özdeşleşen bir şey olduğu için bir erkekleşme süreci oluyordu. Bu biraz daha farklı oldu, biraz daha kadınlık kimlikleri ile var oldu kadınlar” diyen Sandıkçı, Gezi sürecinde hareketin başından beri kadınların var olduğunu ifade etti. Feministlerin Gezi Parkı’nda çadırları ile ‘Tacizsiz ve Tayyipsiz hava sahası’ oluşturduğuna dikkat çeken Sandıkçı, “Kendi eylem tarzlarıyla gördük kadınları. Tencere tava da mahallelerde kadınların ortaya çıkardığı bir şeydi. Direniş boyunca kadınlar iyi sınavlar verdi” diye konuştu.

Sandıkçı, kadın bedenine ve kimliğine yönelik uzun zamandır hükümet tarafından bir saldırı olduğunu ifade ederek, “Kadına yönelik özel olarak saldırılar vardı ve kadınların öfkesi daha da büyüdü. Bunun mutlaka bu direnişe yansıması var. Kadınların bu kadar kitlesel katılmasında bunun etkisi olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.