Merkel ‘bekçi’yi tayin etti

Yücel ÖZDEMİR
Evrensel

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in “sürpriz bir kararla” pazar günü Türkiye’ye yaptığı tek günlük resmi ziyarette yeni bir “sürpriz” yaşanmadı. Alman basını tarafından ziyaretten bir kaç gün önce yazılmaya başlanan konuların çoğu ele alındı. Türkiye’nin AB’ye sığınmacı akınını durdurmak için sınırları sıkı şekilde denetlemesi, AB ile ortak çalışması ve geri kabul anlaşmasını onaylaması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Schengen Bölgesi’ne giriş konusunda vize kolaylığı sağlanacak.

Türkiye basını tarafından “Şansölye vaadi” (Hürriyet), “Yıldız mutabakatı” (Milliyet), “Yelkenleri suya indi” (Akşam), “Her şeye evet dedi gitti” (Güneş), “4 konuda mutabakat” (Star), “Vizesiz Avrupa” (Takvim) gibi manşetlerle verildi. Bu manşetlere haberler de eklendiğinde Merkel’in Türkiye ziyaretinin epey gürültü kopardığı anlaşılıyor. Bu gürültü içinde bugüne kadar Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu ve bu yüzden “imtiyazlı ortaklığı” isteyen Merkel’in bu kez “yelkenleri suya indirip” uzlaşmacı bir dil kullanması doğal olarak “padişahlık tahtı” hazırlayan ve Merkel’i de bu tahtta ağırlayan Erdoğan ve partisinin işine yaradı.

Bu nedenle Merkel’in ziyaretinin yarattığı yankı, bu ziyaretin seçim ortasında Erdoğan’ın işine yarayacağını söyleyenleri haklı çıkardı. Bu konuda hem Almanya’da hem de Türkiye’de pek çok açıklama yapılmasına rağmen, Merkel ziyareti iptal etmeye, seçim sonrasına bırakmaya yanaşmamıştı. Bu nedenle Merkel kabul etse de etmese de ziyaret açık olarak AKP’ye “seçim yardımı”na dönüşmüştür.

PEKİ ALMAN BASINI NASIL KARŞILADI?

Türk basınında ‘Merkel’in geri bastığı’, ‘Erdoğan’ın istediğini aldığı’ şeklinde yansıttığı ziyaret Alman basınında daha çok ‘Merkel’in verdikleri’ mesajı işlenerek verildi. Spiegel Online’de yer alan haberde ‘Merkel’den, Türklere hızlı AB vizesi sözü’ başlığa çıkardı. ‘AB vizesi’ konusunda her iki taraf da bir kafa karışıklığı yaratmış durumda, Örneğin, Türkiye tarafı herkes için vize kolaylığından söz ederken Der Spiegel bunun ilk etapta sadece işverenler için olacağını yazdı. Zira sınırsız bir Schengen vizesi şu anda gündemde değil. Vize konusunun temmuz 2016’da yürürlüğe girmesi planlanıyor. Vizeye karşılık Türkiye’nin geri kabul anlaşmasını onaylaması gerekiyor. Bu da AB’nin sınır dışı ettiği sığınmacıların Türkiye’ye gönderilmesi demek. Der Spiegel’de yer alan habere göre, vize kolaylığı karşılığında Türkiye hem geri kabul anlaşmasını kabul edecek hem de sığınmacıların Avrupa’ya geçişini engellemek için sınırlarda güvenlik önlemlerini artıracak.

Alman basınındaki değerlendirmelerde Türkiye’nin sığınmacı krizini engellemek için ‘tampon bölge’ olacağı vurgusu öne çıkan bir diğer nokta oldu. Hem Spiegel Online hem de Die Welt gazetesi bu noktaya dikkat çekti. Die Welt’in Türkiye Temsilcisi Deniz Yücel tarafından kaleme alınan yorumda “Erdoğan’ın Türkiye’si Avrupa’nın yeni tampon bölgesi” başlığı kullanıldı. Yorumda, “Türkiye Suriye’de bir tampon bölge oluşturmak istiyordu; şimdi kendisi tampon bölge oluyor. Seyahat kolaylıkları gösterileceği ve bir maskaralığa dönüşmüş olan üyelik müzakerelerinde yeni başlıklar açılacağı yönündeki muğlak vaatler, Merkel’in Türkiye’ye son olarak Kaddafi’nin üstlendiği sınır bekçisi rolünü biçtiği konusunda kimseyi şüpheye düşürmesin. Erdoğan şimdi Avrupa’nın, otoriter yönetim biçimine daha az eleştiri getireceği umudunu taşıyabilir.”

Keza Süddeutsche Zeitung ve Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yer alan haber yorumlarda da Merkel’in vize ve para vaadi ya da sözüyle Türkiye’yi sığınmacılar konusunda ikna ettiği görüşü öne çıktı.

Die Welt’in ifade ettiği “tampon bölge”yi Süddeutsche Zeitung “Avrupa’nın kapıcısında” başlığıyla haberleştirdi.

Gazetenin Türkiye Muhabiri Mike Şimanski tarafından yazılan haberde, “Merkel’in Türkiye ve Erdoğan’a gerçekten ihtiyacı var mı?” sorusu soruldu.

İKİSİ DE BAŞARIYI KENDİ HANESİNE YAZDI

Hem Türk hem de Alman basınında yer alan başlıklar ve yorumlara bakıldığında her iki ülkenin başarışı kendi hanesine yazdığı görülüyor. Merkel, Almanya ve AB’nin karşı karşıya olduğu büyük sığınmacı akımının kilidinin Türkiye’de olduğunun bilinciyle hareket ederek vize, AB üyelik müzakereleri ve maddi yardım konusunda bazı tavizler vererek Erdoğan’a bekçilik görevi vermenin memnuniyeti içinde. Bu bakımdan verdikleriyle aldıklarını teraziye koyduğunda, aldıklarının ağır bastığından hareket ediyor Alman basını. Benzer bir durum Türkiye için de geçerli. Ancak, Türkiye basını Alman basını tarafından açık şekilde ifade edilen “bekçilik”, “kapıcılık” ya da “tampon bölge” misyonlarından söz etmemeye özen gösteriyor. Halbuki; bu ziyaretin özünü bu konular oluşturuyor. Daha önce gündeme getirilen Türkiye’nin “güvenli ülke” ilan edilmesi konusu şimdilik Merkel tarafından gündeme getirilmemiş. Ancak, geri dönüş anlaşmasının kabulüyle birlikte fiilen bu sağlanmış oluyor. Bu nedenle, bugün Türkiye’deki çatışmalar, katliamlardan ötürü ilan edilemeyen “güvenli ülke” statüsünün yakın gelecekte yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Zira her iki taraf da bundan yana olduğunu daha önce beyan etmişti.