Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Nor Radyo Doktora Tezi Konusu Oldu

[ A+ ] /[ A- ]

figen nor radyo

Nışan GÜREH
Agos

İnternet üzerinden çokdilli yayınlar yapan Nor Radyo, bir doktora tezine konu oldu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Figen Algül, tezinde, bir ‘topluluk radyosu’ örneği olan Nor Radyo üzerine çalıştı. Algül ile, ‘topluluk radyosu’ kavramı, Nor Radyo ve alternatif yayıncılık üzerine konuştuk.

Topluluk radyosu nedir? Diğer radyolarla arasında ne gibi farklar var?

Topluluk radyolarının, ortak özelliklere, çıkarlara ya da mülkiyete sahip bir toplum ya da insanlar tarafından kullanılan medya olduğu söylenebilir. Bu radyolar, alternatif medya kapsamına girer ve anaakım medyanın aksine küçük ölçeklidir; genelde kâr amacı gütmez, devlet, piyasa aktörleri ve çok taraflı kurumların müdahalesinden özgürdür. İdari açıdan ise, bir yayın kurulu ya da kurullarına veya yöneticilerine sahiptir.

Topluluk radyoları, medya çoğulculuğunu, konuşma özgürlüğünü, içerik çeşitliliğini, toplumun farklı gruplarının ve çıkarlarının temsilini güvence altına alır. Bu radyolar, kültürel çeşitliliğin desteklenmesini, özyönetimi, yerel düzeyde diyaloğu ve şeffaflığı teşvik eder. Hizmet ettiği topluluğa açıktır ve ona hesap verebilir. Gönüllülerce yürütülür, program yapımı ve yönetimi bakımından topluluk üyelerinin katılımına açıktır, sosyal değişime katkıda bulunur.

Nor Radyo üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Facebook’ta üyesi olduğum bir grupta Nor Radyo’nun tanıtımını gördüm. İnternet sitesini incelediğimde çok etkilendim. Nor Radyo açılalı henüz bir yıl olmamıştı ve beş dilde yayın yapıyordu. Tez çalışması olarak Nor Radyo’yu incelemeye karar verdim ve bu düşüncemi danışmanım Prof. Dr. Cem Pekman’la paylaştım. Gerek Pekman, gerek Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özden Cankaya beni topluluk radyolarına yönlendirdi. Ben de bir yandan topluluk radyolarını incelemeyi, bir yandan da Nor Radyo’yu dinlemeyi sürdürdüm.

Çalışmanızda hangi noktalara odaklandınız?

Soruları, ‘kurumsal kimlik’, ‘dinleyici tanımı’ ve ‘programcı tanımı’ olmak üzere üç kategoride gruplandırdık. İlkinde müzik seçimi, mali açıdan giderler, sosyal medya kullanımı gibi konulara eğildik. ‘Dinleyici tanımı’nda, dinleyicilerin kimler ve nerelerden oldukları, dinleyicilerle iletişimi nasıl kurdukları, alınan olumlu ve olumsuz tepkiler soruldu. Programcı tanımında ise Nor Radyo ile ilk buluşma, Nor Radyo gönüllülerinin ortak özellikleri, internet radyosunun avantajları ve dezavantajları, frekans sahibi olmak isteyip istemedikleri, TRT’nin çokdilli yayınlarına, kürselleşmeye dair görüşleri, Hrant Dink cinayeti gibi konular üzerine odaklandık. Nor Radyo’nun özellikle, anaakım medya, devlet ve iktidar tarafından oluşturulan egemen söyleme karşıt bir kamusallık geliştirdiğini gördüm. Bir Ermeni görüşmecinin, talepleri sorulduğunda “Bana buraya sonradan gelmiş muamelesi yapılmasın” demesi, çalışma sırasında beni en etkileyen cevap oldu.

Nor Radyo’ya ilişkin çıkarımlarınızı paylaşabilir misiniz?

Nor Radyo Türkiye’de tespit ettiğimiz tek topluluk radyosu uygulama örneği. Yayıncıları, farklı sivil hareketler, mücadeleler içinde olan bireyler; bir şekilde karşılaşıp Nor Radyo’da işbirliğine girmişler. Nor Radyo bugüne kadar yayınladığı programlarla işçilere, hayvan haklarına, kadın hareketine, LGBT bireylere, toplumsal cinsiyete, yeşil harekete ve Ermenilere, Rumlara, Çerkeslere, Çeçenlere, Kürtlere, Zazalara, Hemşinlilere, Lazlara, Gürcülere ve son olarak Pomaklara yer veriyor. Gerek derinlemesine görüşmelerden çıkan sonuçlar, gerek Nor Radyo programlarına uygulanan eleştirel söylem çözümlemesi, Nor Radyo yayıncılarının, egemen söyleme eleştirel yaklaşım, anaakım medyada yok sayılanın görünür kılınması, siyasal iktidara muhaliflik ve resmi ideolojinin eleştirilmesi açısından karşıt kamusallık yarattıklarını gösteriyor. Ermenice radyo fikri Hrant Dink’in hayaliydi ve bir anlamda Nor Radyo ile gerçek oldu.

Alternatif yayıncılığın önemi üzerine neler söylenebilir?

Toplumda egemen söylem tarafından bastırılmış, ötekileştirilmiş kimliklere alan açılmalı. Topluluk medyası özelinde, alternatif medya bu işlevi görüyor. Daha demokratik bir medya ortamı ve medya çoğulculuğu açısından da topluluk medyasının desteklenmesi gerek. Yani çokkültürlü ve çokdilli yayıncılığın yapıldığı Nor Radyo modeli ülkemizde demokrasinin gelişmesi açısından teşvik edilmeli. Ama bu açıdan, Batı Avrupa’daki özgürlük ortamının Türkiye için geçerli olduğunu söylemek mümkün değil. RTÜK Yasası yerel radyo/medya tanımını “özel radyo ve televizyon yayıncılığı” adı altında yapıyor, topluluk radyosu ya da topluluk medyası hüviyetini hukuken tanımıyor. Böylece, topluluk radyosu/medyası olarak yayıncılık yapmaya çalışan radyolardan da, yayın izni ve lisansı gibi konularda ticari radyo/televizyonlarla aynı koşullara uyması bekleniyor.