Nor Zartonk Barışın ve Akademisyenlerin Yanında

NZ

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi tarafından hazırlanan bildiriye, sonradan gelen imzalarla sayısı iki bini aşkın akademisyen imza attı. Barış ve silahların susması talebini taşıyan, devleti göreve çağıran bu bildiriye imzamızı atıyor, akademisyenlerin yanında olduğumuzu, barış talebi etrafında kenetlendiğimizi, barış olmaksızın yaşamanın mümkün olmadığını, dün olduğu gibi bugün de barışı savunacağımızı açıklıyoruz.

Bir kez daha Ermeni Soykırımıyla yüzleşilememiş olmasının üzüntüsünü hissediyoruz. Bu “İlk Günah”la yüzleşilememiş olmasının bugün hala sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz. 100 yıl önce olduğu gibi yine terörle mücadele kisvesi altında sivil halka dönük saldırılar yaşanıyor. Barışı savunan, barış için mücadele eden, çocuklar ölmesin diyen kim varsa hedef gösteriliyor, susturulmaya çalışılıyor. Şimdi de tıpkı bundan 9 yıl önce Hrant Dink’e yaptıkları gibi Barış için Akademisyenler İnisiyatifinin bildirisini içeriğinden koparmaya, onları “şeytanlaştırmaya” ve yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Barış isteyen akademisyenlerin gazetelerde tek tek isimleri açıklanıyor, kana susamış mafyalar ölüm fetvaları yayınlıyor, durumu fırsat bilen iktidar akademik özgürlüğe saldırıyor, verdiği talimatlarla üniversitelerde soruşturmalar açılıyor, özgür düşünceyi, bilimi, adalet ve barış arzunu üniversitelerden temizleyerek üniversiteleri dönüştürmek için büyük bir iştahla saldırıyor. Biliyoruz ki, akademisyenlerin ifade ve düşünce özgürlüğünü savunmak, demokrasi isteyen herkesin yaşam hakkını savunmaktır.

Kürtlere ve Kürt halkının yanında olan herkese karşı geliştirilen milliyetçi refleksler, “Türksen övün değilsen itaat et” ya da polisin “Hepiniz Ermenisiniz, Ermeniler sizinle gurur duyuyor” anonsları etrafında yaşanan saldırılar, kitle iletişim araçlarıyla Kürtleri şeytanlaştıran açıklamalar, faili meçhul cinayetler, gözaltında kaybetme tehditleri altında süren sokağa çıkma yasakları… İnsanların ölen yakınlarını dahi gömemediği, ölülere işkence edildiği, her gün ama her gün yeni ölüm haberlerinin geldiği günlerdeyiz. Kan ve barut kokusu altında, silahların gölgesinde yaşamak istemiyoruz. 40 yıldır süren bu savaşın sonu yok. Savaş, nefreti ve düşmanlığı derinleştirmekten başka hiçbir şeye yaramıyor. Savaş değil yalnızca bugünümüzü, yarınımızı da çalıyor. Savaş, yaşama dair güzel bildiğimiz ne varsa yok ediyor. Hrant Dink’in söylediği gibi “Gelin önce birbirimizi anlayalım… Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim… Gelin önce birbirimizi yaşatalım.”

100 yıl önce demokrasi taleplerine karşılık terörle, çetelerle mücadele kisvesi altında Ermeni halkının topyekun imhasına girişildiği bir atmosferin benzeri altında yaşıyoruz bugün. Yokluğumuz kimlere armağan oldu? Yaşadığımız soykırım bu topraklara daha fazla kan, daha fazla gözyaşı miras bırakmaktan başka neye yaradı? Geçmişimizin acılarını paylaşmak, dünü hakkaniyetle hatırlamak ve bugün daha güçlü bir sesle “Bir Daha Asla” demek zorundayız. Yeter, artık yeter. Bugün Kürtlerin, Ermenilerin yaşadığının bir benzerini yaşamasına karşı durduğumuzu, barışın yanında, barışı savunan akademisyenlerle omuz omuza olduğumuzu açıklıyoruz. Barış için Akademisyenler İnisiyatifinin talepleri bizim de talebimizdir, demokratik çözüm ve barış istiyoruz. Toprak kana doymaz, artık yeter.

NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ