Sivaslı Ermeni Aile, Arazisi İçin Dava Açtı

nm_sivas_550_2338

Agos.com.tr

Arazilerine 1870 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olarak el konulduğunu savunan Hamurkesen Ailesi, yaklaşık 20 milyon lira değer biçilen ve bir bölümüne devlet üretme çiftliği kurulan 50 bin dönümlük arazi için açılan dava açtı. Milliyet gazetesinden Esra Alus’un haberine göre, ailenin avukatlığını üstlenen Hikmet Güngör, can güvenliği endişesi nedeniyle aile fertlerinin kimliklerini gizli tutmak istediğini söyledi.

Tutanaklarda isimleri vardı

Aile fertlerinden V. Hamurkesen’in konuyu 2000 yılında kendisiyle paylaştığını anlatan avukat Güngör, “Ne zaman bir araya gelsek Sivas Ulaş’ta büyük arazileri olduğunu söylerdi. Ancak 1870 yılında ellerinden alınmış olan topraklar için yapılacak bir şey olmadığını düşündüğümüz için harekete geçmemiştik. Bir gün ellerinde Sivas haritasıyla çıkageldiler. Haritada soyadlarıyla görünen bir yer vardı. Görünce ilgilendim ve araştırmaya başladım. Ulaş’ta ilk Tapu Müdürlüğü’ne gittim. Tapuda ailenin soyadlarıyla geçen bölgenin kadastro tutanaklarına ulaştım. 10 binlerce dönüm arazi ailenin adına kayıtlıydı. Ancak yitik kişiler sebebiyle devlet adına tescil edildiğini gördük. Daha sonra da dava sürecine başladık” dedi.

‘Tapunun haksız ele geçirilmesi’

Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 9 Mayıs 2013 tarihinde kabul edilen dava kayıtlara ‘Tapunun haksız ele geçirilmesi’ olarak geçti. Mahkeme davanın kabulünün ardından davacıların tapu, askerlik ve babalarının mezarlık kayıtlarını talep etti. Avukat Göngör ise, 1915 tehciri nedeniyle ölüm kayıtlarına ulaşmakta güçlük çektiklerini anlattı. Güngör, “1915 yılında ailenin büyük kısmı kaybolmuş bu nedenle mezarları da yok. Ancak mahkeme Hamurkesen Ailesi’nin kayıtlarını da istedi. Araştırma yaptık bazı mezarlara ulaştık ama o dönemde pek çok Ermeni gibi bizim müvekkillerimizin de aile büyüklerinin mezarları yok” diye konuştu.

‘Davaya anlam veremedik’

Açılan dava üzerine Hazine de avukatlarını görevlendirerek ve davanın reddini isteyen dilekçesini mahkemeye sundu. Hazine avukatları yapılan başvurunun tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek zamanaşımı iddiasında bulundu. Dilekçede, “Davanın kadastro tespit tarihi olan 1972 yılı dikkate alındığında neredeyse 40 yıl sonra haksız yapılan kadastro işlemi nedeniyle tazminat davası açmalarına anlam verilememiştir. Tapu maliki murisin mirasçılarından bir kısmının İstanbul’da yaşıyor olması böyle bir dava açılmasını haklı göstermez” dendi.