Soyadın Türkçe Değilse Bölücüsün

Funda TOSUN
Agos Gazetesi

Anayasa Mahkemesi, Türkçe dışındaki dillerde soyadı alınamayacağı yönünde bir karar aldı. Kararda “ulus kimliği, ulusal aidiyet, ulus bütünlüğü” kavramlarına atıfta bulunuldu. Karar, Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve Başkanvekili Osman Paksüt başta olmak üzere 8 üyenin muhalefetine rağmen 9 oyla alındı. Kılıç, kararın insan hakları ihlali olduğunu belirtti.

Anayasa Mahkemesi, İsviçre’de yaşayan ve 2009 yılına dek “Ay” soyadını kullanan bir vatandaşa, Süryanicede “Tuma ailesi” anlamına gelen “Bartuma” soyadını kullanma izni vermedi. Kararın gerekçesi “ulus kimliği, ulusal aidiyet, ulus bütünlüğü” gibi kavramlarla açıklandı. Midyat Süryani Kültür Derneği, kararın ardından yaptığı açıklamada hükümete çağrıda bulunarak yeni anayasada ayrımcılık yaratan bu ve benzeri maddelerin kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Favlus Ay, ad ve soyadını Paulus Bartuma olarak değiştirmek için 2009 yılında dava açtı. Davacının Süryanice “Bartuma” kelimesini soyadı olarak kullanmak istemiyle açtığı davada, Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi, Soyadı Kanunu’nun “Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz” hükmünü içeren 3. maddesindeki “…yabancı ırk ve millet isimleriyle…” ibaresinin anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

Yüksek mahkemenin iptal istemini oy çokluğuyla reddine ilişkin kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve Başkanvekili Osman Paksüt başta olmak üzere 8 üyenin muhalefetine rağmen 9 oyla alınan kararda, “ulus kimliği” açısından yasağın devamından yana görüş bildirildi. Kararda, “Yasa koyucu kural ile birleştirici, bütünleştirici, çoğunluğun içinde azınlığın hak ve hürriyetlerinde ayrımcılık yapılmasını engelleyen, ulusal aidiyet ilkesi içinde anayasal birliktelik altında aynı topraklarda ve ortak atmosferde yaşayan vatandaşlar yönünden ulus kimliği ve dili altında toplanan bir dil kimliği anlayışı getirmiştir” ifadeleri yer aldı.

Yasada, “Her Türk öz adından başka soyadını da taşımağa mecburdur” kuralının açıkça belirtildiğine dikkat çeken üyeler, verdikleri kararla 1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu’nun “yabancı ırk ve millet isimleriyle soyadı alınamaz” hükmü aradan geçen 77 yıla karşın korunmuş oldu. 2007 yılında da Ezidi kökenli bir başka İsviçre ve Türkiye vatandaşı Süryanice “güvenilir kişi” anlamına gelen “Amno” soyadını almak istemiş ve reddedilmişti. Bundan bir yıl sonra da Demircioğlu soyadlı bir Süryani vatandaş, “Hadodo” soyadını almak için mahkemeye başvurmuş ve yine reddedilmişti.

Üvey evlat muamelesi

Midyat Süryani Kültür Derneği yaptığı açıklamada, azınlıklara karşı yıllardır sürdürülen üvey evlat muamelesinin bir tezahürüyle daha karşı karşıya olduğumuzu söylenerek, “Mahkemenin bu yaklaşımı biz Süryanileri derinden üzmüştür. Bu bir insan hakkı ihlalidir. Alınan karar yıllardır sürdürülen üvey evlat muamelesinin bir tezahürüdür. Aynı zamanda asimilasyoncu, ötekileştirici, çağ dışı bir zihniyettir. Mevcut yasaların bu ülkede yaşayan sadece Türk ve Müslüman olanlar için var olduğunu bir daha ortaya çıkmıştır. Bu yasaların çağımıza uymadığını düşünüyor ve bir an evvel değişmesi gerektiğine inanıyoruz” denildi.

Ayrıştırıcı ve ırkçı

İptal görüşüne katılmayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Ali Feyyaz Paksüt, Fulya Kantarcıoğlu, Fettah Oto, Engin Yıldırım, Hicabi Dursun, Celal Mümtaz Akıncı ve Erdal Tercan kararı eleştirdi. Başkanvekili Osman Paksüt mahkemenin kararını ırkçılık olarak değerlendirirken, Kılıç kararın insan hakkı ihlali olduğunu söyledi. Yasanın birleştirici değil, ayrımcı olduğunun altını çizen Kılıç “Bir ülkede yaşayanların çoğunluğundan farklı etnik ve/veya dini kimlikler taşıyan toplulukların bu farklılıklarını tekçi, homojenleştirici bir anlayışla yok saymak, insan haklarının ihlallidir” dedi.