Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Platformundan Hocalı Katliamına İlişkin Basın Açıklaması


Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Platformu

1991 yılında Sovyetler Birliği dağılıp Azerbaycan bağımsızlığını ilan ettikten sonra, Türkiye ve Azerbaycan arasında yeni ve yakın ilişkiler başlamıştır. Soy, dil ve kültür yakınlığı bulunan iki halkın yakınlaşması, ulus temelinde şekillenmiş dünya devletler sistemini göz önünde bulundurursak anlaşılır olmaktadır. Halkların kadeşliğine inananlar olarak bu yakın ve kardeşçe ilişkilerin olumlu taraflarını desteklemekle birlikte, bu ilişkilerin her iki ülkedeki milliyetçi, hatta kimi zaman faşizan duyguları tetiklediğini de belirtmek isteriz.

Özellikle, her iki ülkenin Ermenistan`la sorunları bulunması nedeniyle Ermeni halkına karşı kin ve nefreti körükleyen söylemler, bu ilişkilerin neredeyse vazgeçilmez parçasına dönüşmüş durumda. Türkiye`nin Ermenistan sınırını kapalı tutması için baskı yapan, Türkiye`nin bir iç ve vicdan meselesi olan kendi geçmişi ve Ermeni olaylarıyla yüzleşmesine müdahale etmeye çalışan Azerbaycanlı milliyetçilerle, Hrant Dink`in katli sonrası Türkiye`de vurgusu iyice alevlenen Hocalı katliamını siyasi malzeme olarak kullanan Türkiyeli milliyetçiler bu iki ülke arasında ikinci bir söz söylemeyi neredeyse bloke etmiş durumdalar.

Fransa`daki `Ermeni Soykırımını İnkar Yasası`nı fırsat bilen aynı milliyetçi çevreler, tekrar Hocalı katliamını `koz olarak` kullanmak istemektedirler. Yüzlerinde bu katliamdan dolayı en ufak acı ve keder bulunmayan bu insanlar, acıları birbiriyle tartarak gerçek niyetlerinin siyasi oyunda kendi ellerini güçlendirmek olduğunu göstermektedir. Bütün katliamlar gibi Hocalı katliamını gerçekleştirenlerin de bulunmasının ve cezalandırılmasının, bu tarz katliamların bir daha yaşanmaması için önemli olduğunu düşünüyor ve bu yolda atılan her adımı destekliyoruz. Fakat bu katliamların önüne geçmek için aynı zamanda halklar arasında düşmanlığı besleyen eylemlere de son verilmesini istiyoruz. Unutmamak gerekir ki, çıkarılan her savaşta kazanan yalnız burjuvazi ve onun araç olarak kullandığı devletdir. Halklar ise bu savaşlarda yalnız kaybeden taraflardır. Biz hiç bir katliamın diğerinin bahanesi olamayacağına, hiç bir acının diğerinden üstün olmadığına inanarak, Hocalı katliamının 1915`deki Ermeni olaylarıyla kıyaslanmasına, Ermeni trajedisini inkar etmek için malzeme olarak kullanılmasına itiraz ediyoruz. Hrant Dink`in katli sonrası karanlık güçlere karşı Türkiye`deki Ermeni azınlıkla dayanışma anlamında acı ve öfkeyle dile getirilmiş `Hepimiz Ermeniyiz` sloganını sulandırmak ve geçersiz kılmak için ortaya atılan `Hepimiz Azeriyiz` önermesine itiraz ediyoruz. Bu oyuna ortak olup Hocalı katliamının bu çevrelerin siyasi malzemesi olmasına göz yummak en başta Hocalı katliamında hunharca katledilen insanların anısına saygısızlık, Hocalıların acısına vurdumduymazlıktır. Biz bu oyunun oyuncusu da, seyredeni de olmayı reddediyoruz. Yaşasın Halkların Kardeşliği…