Ülkemde Her Şey ‘milk port’ Maşallah

Ezgi BAŞARAN
radikal.com.tr

Bir ülkenin hali pür melalini kısa yoldan çözmek için medyasının nefesini dinleyin, yeter.

Mesela Türkiye’deki gazetelerde haber standartlarına uyan metin sayısı eser miktardadır fakat şöyle bir göz gezdirdiğinizde ülkenin hem demokrasi hem kültür hem de insaniyet namına nerede durduğunu şıp diye anlarsınız.
Ayan beyan olanı özetleyeyim: Medyamızın okuyucusuyla kurduğu ilişki Şamil Tayyar ile Emin Çölaşan arasında sıkışmış bir dil ve metotla ilerlemektedir. Aynı siyasi yöneticilerimiz gibi, gerçeklikle bağını koparmış, bayır aşağı savrulmaktadır.

* * *

Bir tarafta, irtifası “Camide içki iç, seviş, ayakkabıyla dolaş, yetmesin; ezan yüzünden imama saldır, sonra ‘diktatörlük var’ deyip darbeye kalkış! Gezi zekâlılar!” seviyesinde bir anlayış ve bu anlayışın olduğu gibi bazı 1. sayfalara yansıması…
Diğer tarafta, ‘Ey Tayyip! Vay Tayyip! Adına Tayyip denen şahıs…’ mertebesinde cevaplar… Ve bu lümpen dilin, 380 bine varan ve lümpen olmayan okuyucular tarafınan rağbet görmesi…
Çünkü bir kısım halkımızın ‘Gezi zekâlılar’, bir kısım halkımızın da ‘Bana bak Tayyip’ diliyle içinin soğuması, ‘hay ağzını öpeyim’ diyerek rahatlaması… Ve medyanın bu iki soğuma türüne hizmet edecek şekilde kendini konumlandırması…

* * *

Bu öyle bir konumlandırma ki… Manyaklık seviyesine varmış siyasi kutuplaşmanın iç soğutma teçhizatı olmayı görev edindiğinde bir gazete yahut gazeteci bataklıktan tapusunu almış demektir. Marifetleri sadece pespaye bir dille, nanay başlıklarla sınırlı kalmaz. Çarpıtırsınız. Bakarsınız ses eden yok. Bu sefer yalan söylemeye başlarsınız. Baştan aşağı yalan haber. Yalan röportaj filan. Bir kulüp başkanına söylemediği lafı söyletmenin, genç insanların emniyette verdiği ifadenin tam tersini haber diye yazmanın hiçbir müeyyidesi olmadığı için yalancılık elini arttırarak devam eder. Dünyaca ünlü linguist Noam Chomsky’nin Yeni Şafak’ta yayımlanan röportajı son örnek. Chomsky’nin yaptığı açıklamayla öğrendik ki hiç cevaplamadığı sorular muhabir tarafından ‘genişletilerek tamamlanmış’, bir cevabı ise Başbakan’ı memnun etmeyeceği düşünülerek hiç konulmamış. Gazetenin hafta sonu yaptığı açıklama durumun kendisi kadar vahim: Meğerse Chomsky’ye iki tur soru gönderilmiş, ikinci turu kendisi hatırlamıyormuş, ahan da aşağıda o sorular ve cevaplarıymış. Okudum hepsini. Ve diyorum ki: Eğer o cevaplar, bıraktım Chomsky’yi, Google Translate yardımı olmadan İngilizce okur-yazar birinden çıktıysa kendimi 1 saat içinde önce gökkuşağına ardından da griye boyarım. Mesela… Gazetenin açıklamasına göre Chomsky aslında şöyle bir cümle kurmuş ama hatırlamıyormuş: “Contrary to what happens when everything that milk port, enters the work order, then begins to bustle in the West.” Burada ne demek istendiğini anlamak katiyen mümkün değildir ama Yeni Şafak’taki röportajla karşılaştırdığımızda Chomsky’nin “Aksine ne zaman ki her şey sütliman olur, düzene girer; işte o zaman Batı’da telaş başlar” demiştir. Grameri filan koydum kenara… Sadece iki kelime üstünden meramımı anlatabileceğim: Milk Port. Dünyaca ünlü linguist Chomsky Türkçedeki bir deyimi (sütliman), sütü ‘milk’, limanı da ‘port’ şeklinde kelime kelime tercüme etmek suretiyle şahsi tarihinde bir kırılma yaratmıştır!

* * *

Göz göre göre yapılmamış bir röportajı yapılmış diye yayımlamak, Chomsky gibi birini dahi kullanışlı bir malzemeye dönüştüreceğini sanmak, her şey ortaya çıkınca özür dilemek yerine dünya üstündeki herkesi aptal varsayarak yalanı sürdürmek, bunlar sadece pespayelikle, müdanasızlıkla yahut ‘görev bilinciyle’ açıklanamaz. Ya ne? Ülkenin portresi olan medyanın gezindiği pislik kokan bu yer, gazeteciliği öleyazdırırken yalancılık otları için mümbit bir örtü sunar. Bakalım bu örtünün mahsulü daha ne güzel haberler ne süper röportajlar okuyacağız. Çok yakında bayinizde.