Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Van Yeniden Yapılmış! Hani Nerede?

[ A+ ] /[ A- ]

Sevgim DENİZALTI
BirGün

Başbakan Erdoğan depremin birinci yıl dönümünde geldiği Van’da pembe tablolar çizip, hükümetinin icraatlarını öve öve bitiremese de gerçekler çizilen tablonun aksini gösteriyor. TOKİ tarafından yapılan evler Erdoğan’ın da katıldığı gösterişli bir törenle depremzedelere teslim edilirken Erdoğan da bir yıl içerisinde Van’ı ayağa kaldırdıklarını iddia etti.

Erdoğan TOKİ evlerinin reklamını yapadursun, Van’da depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yüzlerce insan hala konteynırlarda yaşıyor. Halk TOKİ evlerinin dağıtımındaki adaletsizliklerden yakınıyor.

Erdoğan’ın konuşmada yaptığı Bostaniçi’ndeki evlerin hemen arkasında, deprem öncesinde yeşil kartlılar için yapılan, henüz alt yapısı bitirilmeden teslim edilen eski TOKİ konutları bulunuyor. Bu evlere yerleşen depremzedelerin 8-9 aydır yaşadığı su işkencesini yazmıştık. İşte bu “susuz” evlerden birinde beni misafir eden Aysel’le birlikte, Bostaniçi merkeze doğru yürümeye başlıyoruz. Yarım saatlik bir yürüyüşün ardından, Urartu Konteynır Kent’e varıyoruz.

Bu konteynır kent, boşaltılan üç konteynır kentte kalan, gidecek yerleri olmayan depremzedelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, yalnızca burada, Urartu’da 300-400 aile kalıyor. Bu aileler, buraya getirilmeden önce kaldıkları konteynır kentlerde çamaşırhane hizmetinden faydalanabiliyorlardı. Ancak burada ne çamaşırhaneleri var, ne de çöplerini atabilecekleri bir çöp konteynırı. Üstelik burada yerleştirildikleri konteynırlar, başka aileler tarafından boşaltılan konteynırlar olduğundan oldukça sorunlu. Çoğu konteynırda arızalar oluşmuş. Aileler, bu konteynırların kötü kullanılmış olduğunu, taban ve tavanlarında çökmeler olduğunu, lavabolarının çok kötü koktuğunu söylüyorlar. Yetkililerin ise artık hiçbir sorunlarıyla ilgilenmediklerinden yakınıyorlar.

İki ay çadır vermediler

Feyruz Gentir, üç kızıyla birlikte, burada bir konteynırda kalıyor. Bir ay bile olmamış buraya geleli, ondan önce Ferah Konteynır Kent’te kalıyormuş. Orası boşaltılınca mecburen buraya gelmiş, şimdi buranın da boşaltılacağından korkuyor. “Ne yaparım bilmiyorum, kiraya çıkacak durumum yok” diyor.

Gentir, depremden bu yana yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Deprem oldu, iki ay çadır vermediler. Van’ın soğuğunda üç çocuğumla kalakaldım. Eş, dost, akrabanın yanına sığındık bir süre. Sonra bir tanıdığım İstanbul’a gitti de onun çadırını aldım. Sonra da bizi Ferah’a gönderdiler. Şimdi de buraya geldik. Ama burayı da 1-1.5 aya boşaltacaklarını söylüyorlar. Ne yaparız o zaman, hiç bilmiyorum.”

Kiracıya ev yok

Feyruz Gentir, TOKİ evlerine başvurduğunu, ama kiracı olduğu için hak sahibi olamadığını anlatıyor. “Zaten bize verilseydi bile herhalde masrafların altından kalkamazdık” diyor. Depremden önce kaldıkları toprak eve 100 TL kira veriyormuş, onu da Vakıflar karşılıyormuş. “Ama şimdi 500’den aşağı ev yok, toprak evler var, onlar da ya yıkılmış ya yıkılmak üzere” diye konuşuyor. Vakıflar, kirası 200 TL’den yüksek evleri karşılamıyor; aldığı 50 TL gıda, 200 TL yardım parası dışında bir gelirleri de yok, o nedenle kiraya çıkmalarının imkânsız olduğunu söylüyor Gentir. “Üç kızım da öğrenci, onları okutmaya çalışıyorum, ama okul masraflarını bile karşılayamıyorum, nasıl kira ödeyeceğim? Aldığım yardımı kiraya verirsek ne yeyip ne içeceğiz?” diye soruyor.

‘Elin ayağın tutuyor’ dediler

Yeni yapılan TOKİ evlerinin biraz arkasında Vakıfların yaptırdığı evler var. Bu evler, yalnızca yaşlılara, engellilere, hiçbir gelirleri olmayan çok zor durumdaki insanlara verilen evler. Gentir, bu evler için de başvurduğunu, ancak bu başvurusunun da reddedildiğini anlatıyor. Vali yardımcısının ret gerekçesi ise ilginç: “Vali yardımcısı bana ‘elin ayağın tutuyor, git çalış, sana ev veremeyiz’ dedi. İş vardı da ben mi çalışmadım? Gündeliğe gidiyordum, ama depremden sonra iş de kalmadı. Yine de çocuklarım için var gücümle çabalıyorum. Daha ne yapayım?”

Evi olmayan dışarıda kaldı

Gentir, son olarak şunları söylüyor: “Televizyonlarda görüyoruz, Van yeniden yapılmış, her şey çok güzel olmuş. Hani nerede? Hepsi yalandır, Van perişandır. Zenginler zenginleşti, fakirler fakirleşti. O TOKİ evlerinde ne oyunlar, rüşvetler döndü, bizim gibi hiç evi olmayanlar dışarıda kaldı. Adam yeni ev yaptırmış, eski hasarlı evini gösterip TOKİ evi almış, onu da kiraya vermiş. İki üç TOKİ evi alanları duyduk. 5-10 milyar rüşvet verenleri, araya adam koyanları duyduk. Bizi ise konteynırdan çıkarıyorlar, gidip Suriye’den gelenlere veriyorlar. Kendi vatandaşlarını düşünmüyorlar.”

‘AK Partili dayımız yoktu, bu haldeyiz’

Hacı Duran da eşi ve 2 yaşındaki çocuğuyla Urartu’da konteynırda kalıyor. O da TOKİ evlerine başvurmuş, ama hak sahibi olamamış. Nedeni tapularının müşterek olması. “Van’daki evlerin yüzde 80’i müşterek tapudur zaten” diyor.
Duran, asgari ücretle çalışıyor. “Kiralık ev yok doğru dürüst, olanlar da çok pahalı, ödeyemeyiz” diye konuşuyor. Konteynırlar kaldırılırsa ne yaparlar bilmiyor, ama bir kışı daha bu konteynırda nasıl geçirecekler, onu da bilmiyor. Duran, şöyle devam ediyor: “Çok kötü kullanmışlar bu konteynırları. Tuvalet, lavabo çok kötü kokuyor. Kaç kere söyledik yetkililere, ilgilenin dedik, ‘Artık bizden geçti, ilgilenemeyiz’ diyorlar. Ya da ilgileneceklerini söylüyorlar, ama gelmiyorlar. Konteynırın tabanı da tavanı da çökmüş, yağmur yağdığında akıyor. Millet Ak Parti’li dayısını araya koymuş, Van’ın en güzel yerinden, Edremit’ten ev almış, önüne de cipini çekmiş. Bizim dayımız yoktu, ondan bu haldeyiz. Bir yıl oldu, hâlâ bu haldeyiz.”