Sahih adın ne, Etyen?

nm_etyen_mahc3a7upyan_23_1316

Ümit KIVANÇ
riyatabirleri.blogspot.com

OlduÄŸunu sandığın ve olduÄŸunu sandıkları ÅŸey deÄŸilsin, Etyen. Altı-yedi senelik mücadele senin burnunun dibinde hazırlandı, yürütüldü. Neyin ne olduÄŸunu, bizlerin nasıl insanlar olduÄŸumuzu biliyordun. (“Hrant’ın ArkadaÅŸları” adı altında, mahkeme önü protestolarını, 19 Ocak anmalarını ve bunlara benzer baÅŸka faaliyetleri örgütlemeye, yürütmeye çalışan insanlardan sözediyorum.) Tanıyordun, Hrant öldürüldüğünde beraber çalıştık Agos’ta kaç zaman. Ayrıca da tanıyordun iÅŸte. Fakat günün birinde birden bizi Ergenekoncularla iÅŸ tutmakla suçladın. Üstelik homojen bir grup olmadığımızı da biliyordun. Herhalde bizi olmadık savunmalara zorlamak, etkisiz kılmak istedin, bilemiyorum. Bir adalet mücadelesini hiç deÄŸilse yedi sene boyunca gündemden düşürmemeyi bir ÅŸekilde becermiÅŸ insanları niye itibarsızlaÅŸtırmak istediÄŸini anlayamadım. Sadece sırtıma giren bıçağın soÄŸukluÄŸunu hissettim.

Sen Türkiye’nin deÄŸiÅŸmesinin Müslüman çoÄŸunluÄŸa ve onların siyasî temsilcilerine baÄŸlı olduÄŸunu düşünüyordun. En azından ilk kısmına dair benim de benzer ÅŸekilde düşündüğümü biliyordun. Ergenekon ve derin devlet, askerî vesayet mevzularında çok uÄŸraÅŸmış, bu yüzden solun bir kısmından vicdansızca hakaret gören, ahlâksızca yalanlarla itibarsızlaÅŸtırılmaya çalışılan biriyim. Bunu da biliyor olmalısın. Gel gör ki, sen bizi Ergenekoncularla iÅŸ tutmakla suçladın! Bütün o mahkeme süreci, devletin yediÄŸi herzeler, hükümetin, belki adalete yanaÅŸtırabiliriz umuduyla kendisine fazladan tanıdığımız ÅŸansı dahi umursamayıp katillerin koruyucusu haline geliÅŸi… hepsini biliyorsun. Bunların hiçbiri bizi senin arkadan vuruÅŸun kadar bozmadı. Åžimdi istediÄŸin laf cambazlığını yap; ona arkadan bıçaklamak denir; biz seninle aynı safta olduÄŸumuzu, aynı adalet mücadelesini sürdürdüğümüzü sanıyorduk.

Yıllardır, her ÅŸeyin altüst olduÄŸu bütün bu süreçte dikkatimi çeken ÅŸu: Sen hiç iÅŸsiz kalmadın, sözünü söyleme imkânından yoksun bırakılmadın. Hep tepeden bakıp analizler yaptın, omzunda hiçbir siyasî sorumluluk olmadı. BirÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirmek isteyen insanlar yanlışlar da yaparlar. Sen hep herkesin yanlışını söyledin. Bu memlekette adalet mücadelesi vermek en zor ÅŸey. Bilmiyorum, belki de yanıbaşında çekilen ıstırabı fark etmiyordun bile. Zaman gibi çok okunan bir gazetede yazıyordun ve acaba kaç defa Hrant Dink cinayetine baÄŸlı adalet skandalından sözettin, duyurabilmek için kıçımızı yırttığımız ayrıntıların hangileri yazılarının bir köşeciÄŸine sıkışabildi…

Hrant’la yakınlığın dolayısıyla ÅŸimdiye kadar sana hak ettiÄŸin hiçbir lafı söylemedim. Åžimdi de sadece bu kadarıyla yetineceÄŸim: Bir zamanlar olduÄŸun, ÅŸimdi olduÄŸunu sandığın ÅŸey deÄŸilsin. GeniÅŸ bakışlı, kavrayışlı bir analizci deÄŸilsin artık. ÇoÄŸunluk oyuna dayalı bir baskı rejimi kurmak isteyen kalitesiz bir kadronun biraraya getiremeyeceÄŸi cümleleri kurabiliyorsun, varlığını bile bilmedikleri, bilseler de kullanmasını beceremeyecekleri boyalar, cilalarla parlatıyorsun onları; bu yüzden iktidar sahipleri seni el üstünde tutuyor, o kadar.

İnsan arkadaşının öldürülüşünün hesabını sormaktan, adalet aramaktan vazgeçebilir, katilleri koruyanların tarafına da geçebilir; insan bu, yapar. Sen taraf tutmuyormuÅŸ gibi yapıyorsun. Eskiden olurdu, ÅŸimdi olmuyor. Üstelik yere göğe sığmayan bir kibir ve zehirli iÄŸnelerle donatılmış bir küstahlık üslûbuyla herkese hakaret etme hakkını kendinde o kadar rahat bulabiliyorsun ki, seni Yeni Türkiye’nin Lider’ine yaklaÅŸtıran ÅŸeylerden birinin bu üslûp olup olmadığı sorusu bile akla geliyor.

Bir zamanlar çoğu yazdığını okurdum. Söylediklerin kafama yatmasa da düşündürürdü. Seninle tartışmak insana birşeyler kazandırırdı. Bunun için okurdum. Gördüğün gibi, dünyadaki muhtemelen en önemli şeyden haberdarım: yani senin düşünce kapasitenden, değerinden. Bunu kinaye ile söylemiyorum, sahiden senin kendi konumundan başka neye önem verdiğini, onu savunmak uğruna harcamayacağın herhangi bir insan veya değerin varolup olmadığını anlayamadım ben. Halen süren vazifenden sözetmiyoruz, onu anlıyorum; o sonuçta karşılığı olan, geçici bir iş.