Ermeni Soykırımı’nı Anma Forumu Düzenlendi

soykirimanma

Agos

Irkçılığa ve MilliyetçiliÄŸe DurDe platformu, dün İstanbul’da 24 Nisan öncesi Ermeni Soykırımı’nı anma forumu düzenledi.

Marksist.org’da yer alan habere göre, Yıldız Önen’in moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumda, Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra Ermenilerin mücadelesi tartışıldı. İlk olarak söz alan Mazlum-Der aktivisti Jülide Tunakan, utanma duygusundan, birlikte yaÅŸadığımız insanları tanımamasından ve Hrant Dink’i ölümünden sonra tanımış olmaktan utandığını belirtti.

Müzisyen Stephan Epremyan da Agos’un yayın hayatına baÅŸlamasıyla Hrant Dink’i takip etmeye çalıştığını, onun etkisiyle kimliÄŸini ve kültürünü haykırmaya baÅŸladığını belirtti.

Kamp Armen direniÅŸi aktivistlerinden Arev Mirakyan ise Ermenice baÅŸladığı konuÅŸmasında “Kamp Armen’de gördük ki müziÄŸin coÄŸrafyası, dili yokmuÅŸ. Umutla direndik kazandık, Kamp Armen’i aldık. Umutla barış istiyoruz, buradayız” dedi.

Forumun ikinci oturumunun baÅŸlığı “Soykırımın inkârı ve Türk resmi argümanları”ydı. İlk olarak konuÅŸan DSİP üyesi Atilla Dirim devletin inkar politikasının devamından bahsetti; bu inkarın okul kitaplarında da sürdüğünü söyledi.

Bilgi Üniversitesi’nden Tarih Bölümü öğretim görevlisi Bülent Bilmez, bireyleri ulus yapan sürecin inÅŸasındaki önemli faktörlerden biri olarak kurucu mitlere deÄŸinerek, “İnkârın araçlarına baktığınız zaman, kurucu mit olayı ikinci anlamıyla karşınıza devasa bir sorun olarak çıkıyor. Bu anlam ÅŸu: Sadece kimliÄŸin söylemsel inÅŸası anlamında deÄŸil; günlük hayatta, iktisatta, sosyal yaÅŸamda. ÖrneÄŸin ÅŸehir dediÄŸimiz ÅŸeyin 1915’ten sonra deÄŸiÅŸmesinden bahsediyorum. İnsanların sokakla iliÅŸkisi, iktisat, mülklerin el deÄŸiÅŸtirmesi gibi…” dedi.

Devletin uzun süre soykırımı görmezden geldiÄŸini, ASALA’dan sonra ise inkâra baÅŸladığını belirten Bilmez, inkârda toplumun rolüyle ilgili olarak da “Devlet, milletinden o kadar emindi ki, inkâr metinleri hep dışarıya yönelik yazıldı” dedi.

Bilmez, DurDe gibi kurumlar ve soykırımı programına alan siyasi partiler sayesinde bu inkârın kırılmasıyla ilgili konuşulmaya başlandığını, ancak gelinen noktada marjinalliğin aşılamadığını dile getirdi.

“Türkiye’de Ermeni Soykırımı’nın tanınması mücadelesi” baÅŸlıklı son oturumda ilk olarak konuÅŸan yazar Ümit Kıvanç ise Türkiye solu olarak geçmiÅŸte tüm ulusal kurtuluÅŸ hareketlerinin liderlerini, siyasi çizgilerini ve eÄŸilimlerini bildiklerini, ancak Anadolu’da gayrimüslim halklara yapılan fena ÅŸeylerle ilgili bilgilerinin çok kısıtlı olduÄŸunu dile getirdi: “Kürtler daha rahat bir konuydu çünkü Kürt hareketleri vardı. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı vardı ve “Kürtler ne isterse yapar” deyince konu halloluyordu. Ama en az Türk solu kadar güçlü de Kürt hareketleri olduÄŸu için o meselenin en azından sahibi vardı, o kadar da bir ÅŸey yapmamız gerekmiyordu. Ama Ermeni konusunun sahibi yoktu. MeÅŸhur Garbis vardı, onu bilirdik, ‘sosyalist Ermeniler de var’ filan diye. Bunun dışında oturup konuyu ciddice araÅŸtırmadık. Mesela Ermeni Soykırımı konusundaki tavra göre de örgütlerin bölünmesi gerekirdi. Bizdeki garip bir mesela, toplumun bir bölümünü yok ediyorsun. Biz bunları hiç konu etmedik, bu ilginç bir ÅŸeydir.

Son oturumdaki ikinci konuÅŸmacı, Agos yazarı Pakrat Estukyan, bugün Kürt illerinde uygulanan baskı politikalarına ve JÖH-PÖH birliklerinin yaptıklarına dikkati çekerek, “Bu yaÅŸananlar bir rejimin meÅŸruiyetini tartışmalı kılacak bir ÅŸey. ErdoÄŸan “Esad’ın meÅŸruiyeti kalmamıştır, kendi halkını bombalıyor” demiÅŸti. Åžu an da aynı meÅŸruiyet sorgulanacak hâlde ama bunu yapacak mecra kalmadı. 100 yıl önce de yaÅŸananları dile getirecek mecra kalmamıştı. En can acıtanı, Batı dediÄŸimiz uygarlık için model aldığımız aklın, o zamanki dünyayı paylaÅŸma iÅŸtahıyla bulanmış olan vahÅŸi kapitalist aklın, 100 yıl sonra daha da vahÅŸi bir neoliberalizmle kuÅŸanarak üç maymunu oynadığına ÅŸahit oluyoruz” dedi.

Nor Zartonk aktivisti Norayr Olgar ise toplantıda şunları söyledi:

“Ne yazik ki Ermeniler birçok zaman bu konuyla ilgili en çok mücadele etmesi gereken sosyalistleri yanlarında bulamadılar, yalnız kaldılar. Hrant’tan önce bu topraklarda soykırımdan bahsedilmesi ve bir hak arayışında bulunulması bu kadar kolay deÄŸildi. Bizim, Nor Zartonk’un önünü açan, hem 1996 tarihinde Agos gazetesinin kurulması hem de sonrasında Ermenilerin bu topraklarda var olduÄŸunu, ancak silinmeye çalışıldığını anlatmaya çalışan Hrant Dink’tir.”

Ermeni Soykırımı Anma Forumu, 19 Nisan’da saat 10:00’da Hrant Dink cinayeti davası için ÇaÄŸlayan Adliyesi önünde olma ve 24 Nisan’da saat 19:15’te Tünel Meydanı’nda soykırımın kurbanlarını anmak için buluÅŸma çaÄŸrılarıyla sona erdi.