ETHA
Agos Gazetesi yazarı Pakrat Estukyan ve Nor Zartonk (Yeni Uyanış) EÅŸ Sözcüsü Sayat Tekir, BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın 30 Eylül’de açıkladığı “demokrasi paketi”ni ETHA’ya deÄŸerlendirdi. Estukyan, “demokrasi paketi”ndeki anadil düzenlemesi için “Hala hastalıklı zihniyetin devamıdır” dedi
Devletin hala insanların en doÄŸal, en insani ve en temel haklarından birini kullanmalarına müdahale ettiÄŸine dikkat çeken Estukyan, şöyle konuÅŸtu: “Dili kullanmak sadece çarşıda, pazarda anadilini kullanmak deÄŸil, hayatın içinde anadili ile var olmaktır. ‘Anadilini sadece özel okullarda öğrenebilirsin’ demek, anormal, ölçü dışı, gayri insani yaklaşımın devamıdır. Ama biz daha önceki çok daha ağır inkarları yasakları göz önünde bulundurduÄŸumuzda bunu bir aÅŸama gibi görebiliriz. Ama bu aÅŸama ‘yetmez ama yetmez’ aÅŸamasıdır. Burada ‘Yetmez ama evet’ diyebileceÄŸimiz bir ÅŸey yok” dedi.
‘Mücadeleyi daha da sürekli kılacağız’
Estukyan, paketteki kimi olumlu düzenlemelerin de hükümetin veya BaÅŸbakan’ın lütfü olmadığı belirtti, “Tam tersine, çok ağır bedel ödenerek elde edilmiÅŸ aÅŸamalardır” dedi. Mücadele ile kazanıldığını vurgulayan Estukyan, “Bu aÅŸama mücadelemizle elde edildiyse, bu mücadeleyi, bu talebi daha da sürekli kılacağız, daha da yükselteceÄŸiz” diye konuÅŸtu.
Mor Gabriel Vakfı’nın arazilerinin Süryanilere verilmesini Nasrettin Hoca’nın eÅŸeÄŸinin elinden alınıp sonra da bulununca sevinmesine benzeten Estukyan, “Süryaniler haklı olarak seviniyorlar, çünkü çok ağır bir moral kayıptı bu” dedi.
Rumlar’ın, Heybeliada’da Ruhban Okulu’nun açılmasından büyük memnuniyet duyacaklarını söyleyen Estukyan, şöyle konuÅŸtu: “Ama Rumların toplam nüfusu 2 bin kiÅŸiye inmiÅŸken bu sevinç biraz buruk, trajik olacaktır. İnsanların ayağının altından toprak kayıp gitmiÅŸtir. Nüfusu 2 bine inmiÅŸ ama varlığını sürdürmek için direnmektedir. Ruhban okulunun açılması en çok da bu direnmenin karşılığı olarak bir anlam ifade edecektir. Süryaniler de Mor Gabriel’in arazilerini almaktan ötürü bu yüzden sevindiler.”
Agos Gazetesi yazarı Pakrat Estukyan, paketin, 21 Mart’ta baÅŸlayan demokratik çözüm sürecinin ikinci aÅŸamasındaki talepleri karşılamadığının altını çizdi, “Ama sadece bir temayül ifade edilebilir. Bu deÄŸiÅŸimlerin gerekli olduÄŸu yönünde bir mesaj olarak algılamak gerekir. Yoksa tatmin olmak söz konusu deÄŸil” dedi.
‘Anadil devlet tarafından subvanse edilmeli’
Nor Zartonk (Yeni Uyanış) EÅŸ Sözcüsü Sayat Tekir, 2008 yılından bu yana anadillerde eÄŸitimin bir hak olması ve devlet tarafından sübvanse edilmesi gerektiÄŸi yönünden açıklamalarda bulunduklarını hatırlattı, “Demokratik kitle örgütleri ve partilerin dikkatini çekmeye çalıştığımız konulardan biri olan anadillerde eÄŸitim, AKP’nin popülist politikalarına terk edilemez” dedi.
Tekir, şöyle konuÅŸtu: “Azınlıkların Lozan AntlaÅŸması ile garanti altına alınan anadil özgürlüğü, ‘demokrasi’ paketi ile diÄŸer halklara da verilmiÅŸ oldu. Bütün Türkiye halklarının, kendi anadillerini kullanma hakkı ve devlet tarafından bu dillerin varlığının devamlılığını saÄŸlama yükümlülüğü sadece paketler ile deÄŸil Anayasa’da güvence altına alınmalıdır. Anayasa, bu dillerin kullanımını teÅŸvik etmeli, tüm özel ve kamu kurumlarında bu dillerin kullanımı için gerekli teknik altyapıyı saÄŸlamalıdır. Tüm anadillerde eÄŸitim hak olarak tanınmalı, yaÅŸam boyu eÄŸitim devlet tarafından her anlamda desteklenmelidir.”
Nefret suçlarına iliÅŸkin bir düzenlemenin olumlu olduÄŸunu söyleyen Tekir, “Ancak, önemli olan, yasal düzenlemelerden ziyade, yasaların uygulamaya ne ÅŸekilde yansıyacağıdır” dedi.
Yargı sisteminin hükümete ve cemaate baÄŸlı olduÄŸunu hatırlatan Tekir, şöyle konuÅŸtu: “Bu baÄŸlılık nedeniyle Türkiye’de en demokratik yasaların çıkması durumunda bile uygulamalarda skandal kararlar görebiliyoruz. Kadın cinayetleri ve ÅŸiddet davaları bunun en iyi örnekleridir. Gazeteci, akademisyen, öğrenci ve muhaliflere açılan davaları da unutmamak gerek. Bir diÄŸer yandan yargıtay üyesiyken Hrant Dink’in ‘Türklüğe hakaret’ davasını onaylayan Nihat ÖmeroÄŸlu’nun AKP döneminde ombudsman olduÄŸu da unutulmamalıdır. Tüm bu deneyimler ışığında ‘demokrasi’ paketindeki nefret suçları ve inanç özgürlüğü düzenlemeleri, Türk ve Müslüman olmayan halklar için ikinci bir TCK 301. madde olabilir ve yaÅŸam tarzlarına müdahalede bulunabilir.”
Nor Zartonk (Yeni Uyanış) EÅŸ Sözcüsü Sayat Tekir, kapalı kapılar ardından demokratik bir paket hazırlanmasını beklemenin hayalcilik olduÄŸunu belirtti, “Esas gerekli olan AKP’nin suni paketleri yerine sosyalistlerin, halkların demokratik taleplerini sokaklarda örgütlemeleridir” dedi.
‘Hükümet bu taleplere hazır deÄŸil’
Paketin Kürt sorununda sürecin ikinci aÅŸamasına denk gelen talepleri içermediÄŸine dikkat çekerek, “Hükümet kanadından Kürtlerin ve diÄŸer halkların talepleri, ‘Türkiye toplumu buna hazır deÄŸil’ denilerek geçiÅŸtirilmektedir. Oysa Türkiye haklarından ziyade hükümet kanadı bu taleplere hazır deÄŸildir” diye konuÅŸtu.
Nor Zartonk (Yeni Uyanış) EÅŸ Sözcüsü Sayat Tekir, paketin Gezi DireniÅŸi sonrasında ortaya çıktığını hatırlattı, “‘Demokrasi’ paketi AKP tarafından her ne kadar ÅŸaÅŸalı ve parıltılı bir ÅŸekilde servis edildiyse de içinin ne kadar boÅŸ olduÄŸu hemen ortaya çıkmıştır. GeçmiÅŸ bize göstermiÅŸtir ki; gerçek bir demokrasi, paketler ile deÄŸil ‘hak verilmez alınır’ ÅŸiarıyla sokaklarda örgütlenmektedir.”
