“Düğüne DeÄŸil, Adam Öldürmeye Gidiyordum”

CNNTürk

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine iliÅŸkin davanın 11. duruÅŸmasında, olayda kullanılan tabanca mahkemeye getirildi. Tabanca, sanıklara gösterilerek, bu olayda kullanıp kullanmadıkları soruldu. Sanık Ogün Samast’ın yanıtı, “Düğüne deÄŸil, adam öldürmeye gidiyordum. Ne bileyim” oldu.

5’i tutuklu 20 sanığın yargılandığı davanın bugünkü duruÅŸmasında sanıklar salona tek tek alınarak dinlendi. Cinayette kullanılan tabanca, sanıkların eline jandarma kontrolünde verilerek, “tanıyıp tanımadıkları” soruldu.

İlk olarak dinlenen tutuklu sanık Ogün Samast, müdahil avukatlardan Arzu Becerik’in “Tabanca nasıldı bize anlatır mısın?” sorusunu, “Silahı hatırlamıyorum” diye yanıtladı. “Bu silahı ilk kez ne zaman eline aldın?” ÅŸeklindeki soru üzerine Samast, “Silahı olaydan 1-2 ay öncesinde bir kere eline aldığını, sonra Yasin’e geri verdiÄŸini, aradan 3 yıl geçtiÄŸini, ilk kez kullandığı silahı hatırlayamayacağını, silahı ilk kez eline aldığı için heyecanlı olduÄŸunu, Yasin’in silahı beline koymasının ardından bir daha silaha bakmadığını, silahı olayda kullandıktan sonra tekrar beline koyduÄŸunu, Samsun’a giderken de silahın belinde olduÄŸunu, giderken dışarda polis otolarını gördüğü için silahı montunun iç cebine koyduÄŸunu, silaha bakmadığı için rengini hatırlamadığını ve daha sonra da silahı Samsun’da yakalandıktan sonra televizyonda gördüğünü” anlattı.

Mahkeme BaÅŸkanı Erkan Canak’ın, “Kullandığın silahı hatırlamıyorsun da televizyonda gördüğünü mü hatırlıyorsun?” sorusuna karşılık Samast, “Ben diyorum ki silahı elime verin, size rengini ÅŸeklini o zaman söyleyeyim” diye konuÅŸtu.

Tutuklu sanık Ogün Samast, Dink ailesi avukatlarının, “Atış talimi yaptığın silahla, Dink’i öldürmek için beline taktığın silah aynı mıydı?” sorusu üzerine, “Silahı hatırlamıyorum. Onu Yasin’e sorun” dedi.

Samast’ın bir baÅŸka soruya, “Ben hatırlamıyorum, ya hatırlamak zorunda mıyım? ” sözleri üzerine Mahkeme BaÅŸkanı Erkan Canak, “Kapris yapma, anlatacaksan anlat” diye konuÅŸtu.

Avukat Bahri Belen’in, “Sen o gün silahı eline alıp, kararlı bir ÅŸekilde Agos’a gittin” sözleri üzerine Samast, “Hayır kararlı deÄŸildim. Daha fazla soru sormayın, silahı gösterin, size söylerim. Ben düğüne gitmiyordum ki silah ne güzelmiÅŸ diye bakayım. Adam öldürmeye gidiyordum. Silahın ne bileyim rengini ÅŸeklini” diye konuÅŸtu.

Cinayette kullanılan tabanca jandarma kontrolünde eline verilen Ogün Samast, BaÅŸkan Canak’ın, “O tabanca bu muydu?” sorusuna karşılık, “Bu mu, hatırlamıyorum. Emniyetinden tahmin ettiÄŸim kadarıyla bu olabilir. Paslanmış bu silah, çalışmıyor” yanıtını verdi.

Ogün Samast’ın ardından salona tutuklu sanık Yasin Hayal alındı. Hayal de, “Silahı 9 mermi ile Ogün Samast’a teslim ettim” sözleri üzerine BaÅŸkan Erkan Canak “silahı tarif etmesini” istedi.

Yasin Hayal, “silahın siyah renkli ve 8 artı bir mermi kapasiteli el yapımı olduÄŸunu” söyledi.

“Silahı gemi kazasında ölen bir kiÅŸiden aldığını, Ogün Samast’ın İstanbul’a gitmesinden iki gün önce Ogün ile gece atış talimine gittiklerini ve bu ÅŸekilde silahta aksaklık olup olmadığına baktıklarını” anlatan Hayal, “17 yaşındaki çocuÄŸa nasıl güvenerek silah verdin?” sorusuna karşılık, “Onun yapacağı sadece tetiÄŸe basmaktı. O kadar ince düşünmedik” dedi.

Tabancayı eline alan Yasin Hayal de, mahkeme baÅŸkanının sorduÄŸu, “Ogün Samast’ın beline taktığın tabanca bu mu?” sorusuna, “Evet. Åžarjör bölümü paslanmış. O zaman paslı deÄŸildi bu kadar. Tabanca kesin buydu” diye konuÅŸtu.

Tutuklu sanıklar Ahmet İskender ve Ersin Yolcu da, silahın sadece siyah renkli olduğunu uzaktan gördüklerini ifade ettiler.

Tutuklu sanık Erhan Tuncel de, silahı televizyondan gördüğünü belirtti. Avukatların “Sende silah gören kiÅŸiler var” sözlerine karışılık, “İstihbarat çalışmalar için kendisinde iki silah bulunduÄŸunu, bunlardan birinin 7,65 çapında küçük, siyah bir silah olduÄŸunu ve onları görevlilere teslim ettiÄŸini” bildirdi.

Tuncel, “Yasin Hayal’in Ogün Samast’a, Dink’i öldürmesi için silah verdiÄŸini biliyor muydun?” sorusu üzerine, “Yasin bana sadece silah ayarlayacağını söyledi.

Ben Yasin’in yaptıklarını sadece düşünce aÅŸamasındayken biliyorum” dedi. Bu sırada Yasin Hayal ile duruÅŸmayı izleyen bazı avukatlar arasında tartışma yaÅŸanırken, mahkeme baÅŸkanı Canak, avukatlara “susmazlarsa duruÅŸma salonundan dışarı çıkarılacakları” uyarısında bulundu.

Tuncel’in MSN kayıtları

Görüntülü ve ses kayıtlı yapılan duruÅŸmada, “Microsoft”tan sanık Erhan Tuncel’in 2006’da yaptığı “MSN” görüşme içeriklerinin detayı ve tutuklu sanık Yasin Hayal hakkında verilen “Trabzon’daki McDonalds’ın bombalanması” davasının karar metni okundu.

Tutuklu sanıklardan Ersin Yolcu’nun mahkemeye daha önce gönderdiÄŸi ve “kendisine mahkemeden sataÅŸmalar olması nedeniyle rahatsızlık duyduÄŸunu” belirttiÄŸi dilekçenin okunduÄŸu duruÅŸmada, İstihbarat Daire BaÅŸkanlığı’ndan gelen bir yazıda, “istihbarat elemanı olduÄŸu ve Erhan Tuncel ile görüştüğü iddia edilen Sinan RaÅŸitoÄŸlu adında herhangi bir personelin kurum bünyesinde bulunmadığı”nın belirtildiÄŸi ifade edildi.

Dinlenilmesi istenen bazı tanıklara ulaşılamadığı kaydedilen duruÅŸmada, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden istenen, “Ergenekon” davası sanıklarından Sevgi Erenenol’un, “Türkiye’deki misyonerlik faaliyetleri”ni anlattığı CD’nin çözüm tutanaklarının mahkemeye geldiÄŸi de aktarıldı.

Savcı Öz’e gönderilen klasör…

Eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz’ün “mal varlığının” araÅŸtırılmasına yönelik, Maliye Bakanlığından 3 Åžubat’ta “Ergenekon” soruÅŸturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e gönderilen klasörün, mahkemeye ulaÅŸtırıldığı belirtilen duruÅŸmada, Telekomünikasyon İletiÅŸim BaÅŸkanlığı’ndan (TİB) talep edilen bazı sanıklarla ilgili GSM ve baz istasyonu sorgulamalarına iliÅŸkin, “genel araÅŸtırmanın mevzuatına uymadığı gerekçesiyle yeniden deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸi ve mahkemenin ara kararının düzeltmesi istendiÄŸi” belirtildi.

Ankara’dan mahkemeye ulaÅŸan, tanıklardan polis memuru Ahmet Kurt’un, talimatla alınan ifadesinin de okunduÄŸu duruÅŸmada, Kurt’un, “2006 Eylül’de Hatay’dan Trabzon’a atandığını, Hrant Dink’in öldürülmesi olayını görmediÄŸini, Trabzon’a tayin olduÄŸu ilk günlerde yanındaki istihbarattan arkadaÅŸları aracılığıyla genç biriyle tanıştırıldığını, daha sonra bu kiÅŸinin isminin Erhan Tuncel olduÄŸunu bazı memurlardan öğrendiÄŸini, bu kiÅŸiyle bir kere görüştüğünü, genel güncel olaylardan ve bu kiÅŸinin üniversite durumuyla ilgili konuÅŸulduÄŸunu, görevde bulunduÄŸu süre içinde Orhan Pamuk’a saldırı yapılacağına dair ihbarlar geldiÄŸini, bu ihbarları çalıştığı birime bildirdiÄŸini, ancak buna yönelik delile rastlamadığını, gerekli bilgileri verdiÄŸini ve Hrant Dink’in öldürüldüğünü ise televizyon ve gazetelerden öğrendiÄŸini” aktardığı dile getirildi.

DuruÅŸmada, tanık olmak isteyen Bayram ÇaÄŸlar isimli bir kiÅŸinin de “Ergenekon” soruÅŸturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’e tutuklu bulunduÄŸu cezaevinden mektup yazarak, “Dink cinayetiyle ilgili elinde ses ve görüntü CD’sinin bulunduÄŸunu” belirttiÄŸi, ÇaÄŸlar’ın, sadece savcı Zekeriya Öz’e ifade vermek, naklinin İstanbul’a yapılması ve gizli tanık olarak dinlenme talebinde bulunduÄŸu da ifade edildi.

Erhan Tuncel’e: “Yavrum bu ÅŸekilde yaslanma”

Mahkeme BaÅŸkanı Erkan Canak, tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel’e, oturuÅŸ ÅŸeklini beÄŸenmediÄŸi için “Yavrum, bu ÅŸekilde yaslanma” diye uyarıda bulunurken, tanık beyanlarına karşı diyeceklerini sordu.

Erhan Tuncel, tanık beyanlarının kısmen doÄŸru, bazılarının yanlış olduÄŸunu, Ahmet Kurt’un kendisiyle tanıştığını, yanında oturmuÅŸluÄŸunun olduÄŸunu, kendisine “güvenilmez eleman” dediklerini, güvenilmez elemanın kendi gerçek ismini deÅŸifre etmeyeceÄŸini ve “nasılsın, iyi misin” ÅŸeklinde sohbetinin olduÄŸunu anlattı.

Söz alan müdahil avukatlarından Fethiye Çetin’in, “Ahmet Kurt ile görüşme tarihini” sorduÄŸu Tuncel, istihbaratla resmi olarak son görüşmesine “KürÅŸat”, “Memduh” ve “Ahmet”in katıldığını, tarihi bilemediÄŸini, 2006 Kasım ayının sonu diyebileceÄŸini ve daha sonra iliÅŸkisini kestiklerini belirtti.

“Derslerine iyi çalışmışlar…”

“Görüşmede, Ogün Samast’ın adı geçti mi?” sorusuna, “Avukatlar derslerine iyi çalışmışlar” ÅŸeklinde yanıt veren Tuncel’e kızan mahkeme BaÅŸkanı Canak, “Tahrik edici cümleler kullanma. Avukatlar görevlerini yapıyorlar. Elbette derslerini çalışacaklar” diyerek uyarıda bulundu.

Tuncel de “Ben BaÅŸbakanlık TeftiÅŸ Kuruluna detaylı bilgi verdim. Tekrar bana sorular soruluyor, açıklama yapmak zorunda kalıyorum ” dedi. “Ogün Samast ile ilgili bir ÅŸey söyledin mi?” sorusu üzerine Tuncel, söylenmediÄŸini fakat Yasin Hayal’in yeni birini bulduÄŸunun söylendiÄŸini kaydetti.

Müdahil avukatlarından Hakan KaradaÄŸ, tanık Ahmet Kurt’un ifadesinde, “Orhan Pamuk’a saldırı olacağı”na dair bilgileri istihbarat birimlerine ilettiÄŸini söylediÄŸini belirterek, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire BaÅŸkanlığından, “Orhan Pamuk’a saldırı eylemi”ne iliÅŸkin ne tür ihbarlar geldiÄŸi ve ne tür çalışmaların yapıldığı, Orhan Pamuk’a yönelik eylem ile Yasin Hayal’in bir irtibatının olup olmadığına dair yapılan çalışmaların gönderilmesini talep etti.

Avukat Bahri Belen de Microsoft’tan mahkemeye gelen yazıda, “Erhan Tuncel’in görüşme içeriklerinin bildirilmeyeceÄŸi” ve “bu içeriÄŸin ABD BaÅŸkonsolosluÄŸu aracılığıyla FBI ajanlarına sorulması gerektiÄŸi”nin ifade edildiÄŸini belirterek, söz konusu içeriklerin mahkemeye sunulması için İstanbul ABD BaÅŸkonsolosluÄŸuna yazı yazılmasını talep etti.

Belen ayrıca, TİB’in, mahkemenin istediÄŸi bilgileri anlamamış olduÄŸunu düşündüklerini ve gelecek celse mahkemede çalışmasını yaptıkları görüntülü bir sunum yapacaklarını dile getirdi.

“Brifingler organize eylem planı”

Söz alan avukat Fethiye Çetin de 187 sayfalık bir rapor yayımlayan TBMM İnsan Hakları Komisyonunun, dönemin Trabzon İstihbar Åžube Müdürü Ramazan Akyürek’i de dinlediÄŸi ve ifadelerinin, raporun 61-62’inci sayfalarında yer aldığını anlatarak, Akyürek’in bu ifadelerde, “8 Mayıs 2006’da Trabzon’dan ayrılarak, 9 Mayıs 2006’da Ankara’da İstihbarat Daire BaÅŸkanı olarak göreve baÅŸladığını, Hrant Dink’in milli hassasiyetler nedeniyle öldürüldüğünü, zaten kendisine de bu konuda istihbarat birimlerinden bilgi geldiÄŸini” söylediÄŸini dile getirdi.

Bütün aÅŸamalarda Hrant Dink cinayetinin, görevlilerce gizlendiÄŸini ileri süren Çetin, mahkemeye “Ergenekon” davası sanıklarından Sevgi Erenerol’un 4 Ekim 2006’da Genelkurmay BaÅŸkanlığı Stratejik AraÅŸtırmalar ve Etüt Merkezinde verdiÄŸi brifing görüntüsünün çözümünün geldiÄŸini, ancak Kasım 2006’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki brifinginin görüntülü çözümlerinin gelmediÄŸini belirterek, mahkemenin 2 CD’yi birlikte ele alması gerektiÄŸini söyledi.

Söz konusu brifinglerin içeriÄŸinin incelenmesi durumunda “misyonerlik faaliyetleri” baÅŸlığında, misyonerlere, Hristiyan, Musevi, Kürt ve Alevilerin hedef alındığının görüleceÄŸini iddia eden Çetin, “Ergenekon” soruÅŸturmasını yürütene savcılarca yazılan iddianamede, “Erenerol’un verdiÄŸi ifadelere göre, Türk Ortadoks Patrikhanesi hariç tüm dini misyonlara aşırı düşmanlıklarının olduÄŸunun tespit edildiÄŸinin” ifade edildiÄŸini söyledi.

Erenerol’un brifinglerinde özellikle, Ermeni meselesi üzerinde durulduÄŸuna dikkat çeken Çetin, yine “Ergenekon” davası sanıklarından DurmuÅŸ Ali ÖzoÄŸlu’ndan elde edilen belgelerde, azınlıklarla ilgili “Ermeni Sorunu” baÅŸlıklı ve Karadeniz bölgesine iliÅŸkin faaliyet psikolojik harekat CD’lerinin bulunduÄŸunu ileri sürdü.

Çetin, ele geçirilen belgelere göre, dini kurumları hedef alan psikolojik hareketin olduÄŸunun kuvvetle muhtemel ve bu hareketlerin son derece organize olduÄŸunu savunarak, çeÅŸitli din adamlarına yönelik saldırılar, Hrant Dink cinayeti, Malatya’daki cinayetler, Hrant Dink’in yargılandığı davada tek tip dilekçelerin sunulması ve mahkemede linç edilmeye çalışılmasının birlikte düşünülmesi durumunda, bütün bu eylemlerin psikolojik hareketi kapsayan organize bir eylem planına iÅŸaret ettiÄŸini iddia etti.

Müdahil avukatlarından Hakan KaradaÄŸ da İstihbarat Daire BaÅŸkanlığı, Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve TİB’in mahkemenin başından beri ısrarla istemelerine raÄŸmen, inatla mahkeme yazılarına cevap vermediklerini belirterek, mahkemenin ihtarda bulunduÄŸu TİB’in özellikle mahkemeye intikal eden cevaplarında yanıltıcı bilgiler bulunduÄŸunu ileri sürdü. “Yazı yazıp göndermek cevap vermek deÄŸildir” diyen avukat KaradaÄŸ, TİB görevlileri hakkında daha önceki ihtarlar da hatırlatılarak, suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

“Cinayeti Ogün Samast iÅŸlemedi”

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruÅŸmanın devamında söz alan Dink ailesi avukatı Arzu Becerik, “tutuklu sanıklardan Ersin Yolcu’nun, silahı yanlızca bir gün gördüğünü söylemesine karşın doÄŸru düzgün tarif ettiÄŸini, ancak Ogün Samast’ın tarif edemediÄŸini” söyledi.

Becerik, Samast’ın ÅŸarjörü bulmak için uÄŸraşıp çabaladığını belirterek, “O gün bu silah eline verilmiÅŸ ya da verilmemiÅŸtir” dedi.

Ogün Samast’ın, cinayeti iÅŸledikten sonra “silaha bir ÅŸey yapmadığını” söylediÄŸini ve silahta Samast’ın parmak izlerinin yok edildiÄŸini savunan Becerik, cinayeti Ogün Samast’ın yapmadığını iddia etti.

“Cinayette kullanılan silahın ÅŸarjörünün eksik olması gerekir. Ancak ele geçen silah tam ÅŸarjör, sürgülü ve el izleri yok edilmiÅŸtir” diyen Becerik, “Bu iÅŸi Ogün Samast’ın yapamayacağının ortaya çıktığını ve cinayet günü orada bulunan Ogün Samast’ın sadece görüntüden ibaret olduÄŸunu” ileri sürdü.

Olay yerinde baÅŸka birinin olduÄŸunu savunan Becerik, Ogün Samast’ın teÅŸhis sırasında silaha yabancı olduÄŸunu ve silahın Ogün Samast’a, “temizlenip ÅŸarjörü dolu olarak, cinayetten sonra verildiÄŸini” öne sürdü.

Duruşmada talepleri sorulan müdahil avukatlarından Bahri Belen, mahkemece daha önce dinlenilmesine karar verilen, ancak duruşmaya gelmeyen, gizli tanığın, bir dahaki bütün sanıkların hazır bulunduğu duruşmaya getirilerek dinlenilmesini ve bununla ilgili fiziki şartların oluşturulmasını talep etti.

Avukat Arzu Becerik de Erhan Tuncel’in görüştüğü polis memurlarının telefon görüşme içeriklerinin mahkemeye gönderilmesini ve cinayetin meydana gelmesinin ardından Ogün Samast’ın kaçtığı söylenen Åžafak Sokak’taki bir iÅŸletmede araÅŸtırma yapılmasını talep etti.

Sanık avukatları

DuruÅŸmada tutuklu sanık Yasin Hayal ve tutuksuz sanık Osman Hayal’in avukatı Eda Salman, olayın çete kapsamında deÄŸerlendirilemeyeceÄŸini belirterek, davaya baÅŸka bir mahkemenin bakmasını talep etti. Salman, Yasin Hayal’in “yardım eden” sıfatıyla yargılanması gerektiÄŸini söyledi.

Tutuklu sanık Ahmet İskender’in avukatı ise müvekkili İskender’in cinayete bilerek yardım etmediÄŸini, suç vasfının ortaya çıktığını belirterek, müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.

Tutuklu sanıklar Ersin Yolcu ve Ahmet İskender’in avukatı Feyzullah Åžama da müvekkillerinin Hrant Dink’in tanımadıklarını ve bu nedenle insanın tanımadığı bir kiÅŸiyi öldürmesinin de söz konusu olamayacağını belirtti.

Müvekkillerinin 3 senedir tanımadıkları bir insan yüzünden tutuklu olduklarını ifade eden Åžama, ÅžiÅŸli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Hrant Dink’in yazdığı bir yazıyla ilgili verdiÄŸi kararı onayan Yargıtay Genel Ceza Kurulu’nun kararını da örnek göstererek, olayda tahrik unsurunun da aranması gerektiÄŸini ileri sürdü.

DuruÅŸmaya geç katılan Ogün Samast’ın avukatı Mehmet Yıldırım ise duruÅŸmada bulunmadığı ve geç katıldığı için müvekkili Ogün Samast’ın verdiÄŸi ifadeleri kabul etmediÄŸini ve müvekkilinin tahliyesini istediÄŸini aktardı.

DuruÅŸmada talepler hakkında görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Ali Haydar, tutuklu sanıklar Ersin Yolcu ve Ahmet İskender’in tutuklu kaldıkları süre ve suç unsurunun deÄŸiÅŸmesi göz önüne alınarak tahliye edilmelerini talep etti.

Savcı Ali Haydar, müdahil avukatlarının, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne, Orhan Pamuk’a suikast iddialarına iliÅŸkin bir çalışma yapılıp yapılmadığı yönünde yazı yazılması talebinin de davayla ilgisi olmadığı gerekçesiyle reddedilmesini istedi.

Duruşmaya, taleplerle ilgili karar vermek için ara verildi.

Tutukluluk hallerine devam

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen aranın ardından, ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Erhan Tuncel, Ogün Samast, Yasin Hayal ve Ahmet İskender’in, “kaçma şüphesinin devam etmesi”, “kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi” ve “koruma tedbirlerinin yeterli olmayacağı” göz önüne alınarak tutukluluk hallerinin devam etmesine karar verdi.

Heyet, gizli tanığın bu celsede hazır edilmesine raÄŸmen, müdahil avukatlarınca “tüm sanıkların hazır olmasının istenmesini” ve “tutuksuz sanıkların duruÅŸmada olmamasını” göz önüne alarak, tutuksuz tüm sanıkların duruÅŸmada hazır edilmeleri için yazı yazılmasını ve gelecek duruÅŸmada gizli sanığın dinlenilmesini kararlaÅŸtırdı.

Birinci Ergenekon Davası sanıklarından Sevgi Erenerol’un 2006 yılı Kasım ayında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda verdiÄŸi brifingin CD’sinin çözümünün yapılması amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yeniden yazı yazılmasına hükmeden heyet, Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevi’nde hükümlü Erhan Özen’in mahkemeye gönderdiÄŸi, “cinayetle ilgili tanık olarak bildiÄŸim konuları sizlere anlatmak istiyorum” ifadesi nedeniyle, gelecek duruÅŸmada hazır bulundurulması için Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi.

Müdahil avukatlarının Telekomünikasyon İletiÅŸim BaÅŸkanlığı (TİB) görevlileri hakkındaki suç duyurusu taleplerini reddeden heyet, Trabzon Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, “Orhan Pamuk’a yönelik yapılacak saldırı ve saldırılara iliÅŸkin ne tür bilgi ve ihbarlar geldiÄŸinin, bu bilgiler üzerine ne tür çalışmalar yapıldığının, yapılan çalışmalar ile hangi sonuçlara ulaşıldığının, Orhan Pamuk’a yönelik eylem hazırlığıyla Yasin Hayal ve dahil olduÄŸu örgüt arasında bir irtibat kurulup kurulmadığının, Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Åžube Müdürlüğünün bu ihbarları hangi birimlere aktardığının” sorulmasını kararlaÅŸtırdı.

Heyet, Ergenekon Davası sanıklarından DurmuÅŸ Ali ÖzoÄŸlu tarafından yürütüldüğü iddia edilen “psikolojik savaÅŸ” ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin, varsa bu belgelerin dayandığı eylem planlarının istenilmesi için Ergenekon soruÅŸturmasını yürüten Cumhuriyet savcılarına yazı yazılmasına ve yazıya, müdahil avukatlarının 3 sayfalık dilekçesinin bir suretinin eklenmesine hükmetti.

Heyet, Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüne bir yazı yazılarak, İstihbarat Daire BaÅŸkanı Ramazan Akyürek’in TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu’na 27 Åžubat 2008’de verdiÄŸi raporun 62. sayfasında yer alan anlatımlarına konu bilgilerin mahkemeye gönderilmesi için yazı yazılmasına da karar verdi.

Mahkeme heyeti, Amerikan KonsolosluÄŸu aracılığıyla FBI’dan, Microsoft Corporation ÅŸirketinin Erhan Tuncel’in “msn görüşme içeriklerinin açıklaması” için yazı yazılmasının talep edilmesini ve mahkemenin FBI’a göndereceÄŸi talep yazısına Microsoft Corporation ÅŸirketi avukatının daha önce gönderdiÄŸi 7 sayfalık yazının suretinin eklenmesini de karara baÄŸladı.

Sanık Erhan Tuncel’in, hakkında çıkan haberler nedeniyle çeÅŸitli gazeteler ve bazı kitaplar hakkında suç ihbarında bulunması dolayısıyla gereÄŸinin yapılması için Cumhuriyet BaÅŸsavcılığına yazı yazılmasına da hükmeden heyet, bazı tanık ve sanıkların zorla getirilmesi için yazı yazılmasını ve bazı kurumlara daha önce gönderilen kimi yazıların da yeniden gönderilerek ihtarda bulunulmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti, duruÅŸmayı 8 Åžubat 2010 tarihine erteledi. Bu arada, duruÅŸmanın bitmesinin ardından, adliye önünde toplanan “Adalet için Dayanışma Platformu” üyesi bir grup, üzerlerinde “Hrant için adalet nöbeti” yazılı tişörtlerle bir açıklama yaptı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruÅŸmaya, tutuklu sanıklardan Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu katıldı.

Hrant Dink’in eÅŸi Rakel Dink ve ailesinin yanı sıra, DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, AK Parti Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu BaÅŸkanı Zafer Üskül, AB-Türkiye Parlemento Komisyonu EÅŸ BaÅŸkanı Helen Fleutre, AP YeÅŸiller Grubu Danışmanı Ali Yurttagül, Brüksel ve Paris Barosu baÅŸkanlıklarını temsilen avukatlar Vincent Niore ve Alexandre Couyoumdjian da duruÅŸmayı izlemek üzere BeÅŸiktaÅŸ’taki İstanbul Adliyesine geldi.

Norveç PEN Yazarlar Birliğini temsilen 2 gözlemcinin de katıldığı duruşma nedeniyle, Adliye ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Bu arada, BeÅŸiktaÅŸ Barbaros Meydanı’nda toplanan bir grup tarafından, Hrant Dink cinayeti protesto edildi. “Hrant için, adalet için” pankartı açıp, dövizler taşıyarak çeÅŸitli sloganlar atan grup adına tiyatro sanatçısı Mahir GünÅŸiray tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin akla hayale gelmeyecek deÄŸiÅŸimler geçirmesine raÄŸmen, Hrant Dink cinayetinin ve ardından yaÅŸanan adalet skandalının unutulmasının istendiÄŸi öne sürüldü.

Açıklamada, “Bugün adalet yolunda çok daha büyük adımlar atmış olabilirdik. Bu katiller sürüsünü kimlerin eyleme sürdüğü, kimlerin koruduÄŸu, kolladığı, cinayete bir ÅŸekilde karışan ve sonrasında sorumluların gizlenmesine, korunmasına katılan devlet görevlilerinin hangi güdülerle hareket ettiÄŸi, hepsi ortaya çıkmış olabilirdi” ifadeleri kullanıldı.