“Sevag Balıkçı” DuruÅŸmasında…

490-254

Çiğdem MATER
Bianet

Cuma günü. Sabah saat dokuz sularında uçağımız Diyarbakır Havaalanı’na iniyor. Bir dava takibi için Diyarbakır’dayız. Ömrümüz adliyelerde geçiyor malum.

24 Nisan 2011’de, Ermeni Soykırımı Anma Günü’nde ve Paskalya bayramında, Batman Kozluk’ta, zorunlu askerlik yaparken devre arkadaşı tarafından öldürülen Ermeni genç Sevag Balıkçı’nın ölümüyle ilgili davanın 12. duruÅŸması için Diyarbakır’dayız bu kez…

Davayı takip edecek, toplam 10 kadar kiÅŸiyiz. Bir kısmımız bir önceki gün gelmiÅŸ. Uçaktan inen altı kiÅŸi, saat 09.30’daki basın açıklaması için Diyarbakır 2. Hava Kuvveti Komutanlığı’nın önüne gidiyoruz hemen.

Fotoğrafın açısı

Biz altı kiÅŸiyiz, bizi bekleyen sivil polisler ve askerler toplamda 60’tan fazla. Kışlanın önünde içeri mi girsek, basın açıklaması yapacak olan Nor Zartonk üyelerini mi beklesek diye düşünürken sivil polisler yanımıza geliyorlar, hemen durabileceÄŸimiz (ve tabi aslen duramayacağımız) yerlerle ilgili koordinat bilgileri veriyorlar. Metre hesapları, fotoÄŸraf açıları havada uçuÅŸuyor.

Henüz basın da gelmemiÅŸ olduÄŸundan, daha fazla uzatmadan, kendimizi bir çay ocağına atıyoruz. Diyarbakır çayhanesi, altı İstanbullu, belli ki normalde orada iÅŸimiz yok, oturanların meraklı bakışlarına cevap verme ihtiyacıyla “mahkemeye geldik” diyoruz, Sevag’ın hikâyesini anlatıyoruz.

Çayhanede

Gençten bir Diyarbakırlı alıyor sözü, 1915’e getiriyor: “Aslına bakarsanız Ermenileri en çok biz öldürdük. Çünkü burası onların vatanıydı. Hiç kalmadılar. Azıcık kaldılar, gizleniyorlar. Rant meselesidir aslında bu. Bizim doÄŸacak çocuÄŸumuz borçlu doÄŸar.”

Sözünü bitiriyor, çaylar geliyor, çayhanedeki yaşını biraz almış biri alıyor bu kez sözü. Önce doÄŸruluyor gençten olanı, sonra 1980’lerde Diyarbakır’da nasıl yaÅŸadıklarını anlatıyor, ne acılar çektiklerini… Bize de oldu der gibi… Çaylar bitiyor, misafirimizsiniz diyor, para ödetmiyor bize.

Çıkıyoruz, polisle pazarlık alanına geri gidiyoruz.

Polis iyi polis bu kez! Bizi askerle zor duruma düşürmeyin diyor. Aklınıza gelecek her türlü polis-asker esprisini yapıyoruz, “hâlâ mı gücünüz yetmiyor” bile diyoruz. Yer konusunda santim hesabında anlaÅŸamayınca “İstanbul’da yapalım isterseniz eylemi” diyorum, “olur” diyor sivil polis…

Komutanlığın tersinde

sevag6

Sonuç olarak, Nor Zartonk’un basın açıklaması 2. Hava Kuvveti Komutanlığı’nın karşısında ama Komutanlığın tersi bir yerde yapılıyor ki kameralar, makineler komutanlığı görmüyor.

Sevag için Adalet GiriÅŸimi, Diyarbakır İnsan Hakları DerneÄŸi, Halkın Demokratik Kongresi, Hebun LGBT, Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili Nursel AydoÄŸan basın açıklamasına katılanlar arasında. (Elbet gelenler arasında bilemediklerim de vardır, ÅŸimdiden özür…)

Nizamiyede

Açıklamadan sonra “bize yardımcı olmak için isimlerimizi almak isteyen” polisleri geçip, komutanlığa giriyoruz. Telefonlar, ipad’ler, her türlü elektronik araç-gereç nizamiyeye teslim…

Çeşitli kartlar alıp, çeşitli güvenlik alanlarından geçip mahkeme salonunda buluyoruz kendimizi sonunda.

Mahkeme salonunda

Küçük bir bina, içeri girer girmez başlıyoruz deniyor, salona gidiyoruz.

Salon dediğime bakmayın, yaklaşık 20 metrekarelik bir oda. Üç hakim, bir savcı, bir kürsü, salonun çeyreği. Avukat masası, iki sanık avukatı, altı müdahil avukatı, salonun diğer çeyreği sanık sandalyesi.

Kalan çeyrekte de, biz davayı izlemeye gelenler, Sevag Balıkçı’nın annesi Ani Balıkçı ve babası Garabet Balıkçı, yazar Jaklin Çelik, milletvekili AydoÄŸan, sanık Kıvanç AÄŸaoÄŸlu’nun babası ve dayısı. Toplam 16 kiÅŸiyiz, dört kiÅŸi ayakta…

Spor salonu?

Mahkeme baÅŸkanı bir yüzbaşı. Oldukça nüktedan ve konuÅŸkan olduÄŸunu söylemeliyim. Ayakta kalanlardan özür diliyor, avukatları isimleriyle selamlıyor. Bugün kalabalık diyor ve ilk sözü “daha büyük bir yere alabiliriz mahkemeyi sizin rahat etmeniz için, spor salonumuz var mesela” oluyor.

Müdahil avukatlardan, Diyarbakır Barosu üyesi bir avukat “aman hakim bey, bizim spor salonlarıyla hatırattınıız iyi deÄŸil” deyince, pot kırmış olma hissiyle, “açık alanlarımız da var, piknik yaptığımız, mangal yaptığımız” diyor, gülüşmeler gelince, rahatlıyor sanki…

Sevag Balıkçı bildiÄŸiz gibi, 24 Nisan 2011’de, Ermeni soykırımı anma gününde, 96 yıl sonra ilk kez Paskalya’ya gelen o 24 Nisan’da askerde öldürüldü, devre arkadaşı Kıvanç AÄŸaoÄŸlu tarafından. AÄŸaoÄŸlu ilk mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı, hala tutuksuz, her mahkemeye geliyormuÅŸ, bir kez hasta olduÄŸu için gelememiÅŸ.

Sevag Balıkçı’nın ailesini Avukat İsmail Cem Halavurt temsil ediyor. Ayrıca Diyarbakır Barosu’ndan da, eski baro baÅŸkanı Mehmet Emin Aktar, Nihat Eren, Barış Yavuz ve Mahsuni Karaman aileyi temsilen salondalar.

Bizim katıldığımız duruşma adli tıptan otopsi raporunun geleceği, bilirkişi raporlarının sunulduğu duruşmaydı.

BilirkiÅŸi raporu

Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı, Olay Yeri İnceleme biriminden iki askerin hazırladığı 36 sayfalık bilirkişi raporu mahkemeye ve taraflara sunuldu, detayları bir sonraki mahkemeye kaldı.

Rutin bir duruÅŸmaydı aslında katıldığımız, müdahil avukatların hemen hemen tüm ifadelerinde çeliÅŸki olan olayın tanıklarının huzurda yeniden dinlenmesini talep ettiÄŸi, savcının ve sanık avukatlarının anında “yargılamayı uzatır” diyerek reddettiÄŸi, savcının uyuklamakla önündeki kağıda ÅŸekiller çiziktirmek arasında gidip geldiÄŸi, sıradan, her zamanki gibi haklı olanın hakkını alamadığı duruÅŸmalardan biri.

Gençten Hulusi Kentmen sayılabilecek mahkeme başkanının herkese söz vermesi ve gerçekten dinleme çabası çok alışık olmadıklarımızdan ama, olumlu.

Basın yasağı talebi

Ne zamanki söz sanık avukatına geliyor, işte o zaman tam alışık olduğumuz davalara dönüyor iş.

BeÅŸ yıl boyunca takip ettiÄŸim Hrant Dink cinayeti davası geliyor aklıma hemen. Avukat Fuat Turgut’u anımsıyorum nedense…

Avukatın takıntısı sürekli basın yasağı istemesi. Kıvanç AÄŸaoÄŸlu’nun hedef gösterildiÄŸini düşünüyor, davanın siyasileÅŸtirildiÄŸini, oysa Kıvanç’la Sevag’ın en yakın arkadaÅŸ olduÄŸunu, birbirlerini çok sevdiklerini söyleyip duruyor.

Takdir edersiniz ki, bu arkadaÅŸlığı doÄŸrulayacak ya da yalanlayacak bir Sevag yok artık…

Avukatın ‘haber’i

Avukat bir de Erzurum İHA mahreçli bir haber getirmiş yanında.

Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele DerneÄŸi (ASİMDER) BaÅŸkanı Yrd. Doç. Dr. SavaÅŸ EÄŸilmez’in verdiÄŸi bir röportaj… DerneÄŸin Kars temsilciliÄŸini İstanbul’daki Ermeni okul, vakıf ve hastanelerinin adlarını Twitter’dan yayınlaması ve tepki alınca koruma talep etmesiyle tanıyoruz.

Bu kez EÄŸilmez, Lübnan’da Nor Asala kurulduÄŸunu, amaçları arasında da Gurgen Markaryan’ı öldüren Ramil Seferova’yı, Hrant Dink’i öldüren Yasin Hayal’i, Sevag Balıkçı’yı öldüren Kıvanç AÄŸaoÄŸlu’nu ölümle cezalandırmak olduÄŸunu söylüyor.

Sanığa koruma talebi

Balıkçı’nın katil zanlısı AÄŸaoÄŸlu’nun avukatı da bu haberden yola çıkarak hem AÄŸaoÄŸlu’na koruma talep ettiklerini söylüyor, hem de artık mahkemelere gelmesin diyor!

Yok artık nidaları yükseltiyoruz. Balıkçı’nın avukatları söz konusu haberin mahkemede konu bile edilmesinin ayıp olduÄŸundan bahsediyorlar, bence gereken her ÅŸeyi gerektiÄŸince söylüyorlar.

Bu kadar tesadüf?

Mahkemede durum net, açık ortada: Sevag Balıkçı, Kıvanç AÄŸaoÄŸlu’na ait bir silahla öldürüldü. Bu bir maddi gerçek. Mahkemenin karar vermesi gereken olayın kazayla mı yoksa kasten mi olduÄŸu…

Bu yazıda üçüncü kez tekrarlamış olacağım, özellikle tekrarlıyorum: Sevag Balıkçı, 24 Nisan 2011’de, Ermeni Soykırımı Anma Günü’nde ve Paskalya bayramında, Batman Kozluk’ta, zorunlu askerlik görevini yaparken devre arkadaşı Kıvanç AÄŸaoÄŸlu tarafından öldürüldü.

Takdir ve tahmin edersiniz ki bu kadar tesadüfün bir arada, bir tesadüf olması ancak ikinci sınıf Amerikan filmlerinde olur…

O yüzden arkadaşını vurmuÅŸ, üzgün en yakın arkadaÅŸ masalları pek inandırıcı deÄŸil…

Tutuklama talebine ret

Mahkeme, Balıkçı ailesinin avukatlarının tutuklama talebini reddetti, tanıkların huzurda dinlenmesi talebini ise erteledi.

Bir sonraki duruÅŸma 28 Åžubat PerÅŸembe, saat 13.30’da, Diyarbakır’da.

Cinayet Batman Kozluk’ta iÅŸlendiÄŸi için mahkeme Diyarbakır’da sürüyor.

Daha büyük salon

Diyarbakır Belediye BaÅŸkanı Osman Baydemir Balıkçı ailesine “misafirimizsiniz” demiÅŸ, davayı sahiplenmiÅŸ.

Diyarbakır halkının da süreçten haberdar olunca, Sevag Balıkçı’nın katillerinin yargılandığı davada, Balıkçı ailesinin yanında duracağına eminim.

28 Åžubat’taki duruÅŸma eminim, Diyarbakır halkının katılımıyla çok daha büyük bir salonda görülecek.