Anadolu’daki azınlık vakıfları hala bürokrasi mağduru

nm_toplantison_1013

Yorgo DEMİR
AGOS

İstanbul’daki gayrimüslim vakıfların karşılaştığı sorunların benzeri, Hatay’daki azınlık vakıflarını da meşgul etmeye devam ediyor. Geçtiğimiz hafta sonu Cemaat Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas’ın başkanlığında Hatay’da bulunan Rum-Ermeni-Musevi cemaat vakıfları bir araya gelerek bu sorunları masaya yatırdı.

Hatay’da vakıf seçimleri yönetmeliğinin iptaline bağlı yaşanan temsil sorununun yanı sıra, kanuni düzenlemelere rağmen sürmekte olan mülkiyet sorunlarının da tartışıldığı toplantıya, bölgede bulunan faal 13 vakıftan 9 yönetici katılırken, İHD Hatay Şubesi İdarecisi David Çağan ve Avukat Rita Ender de toplantıda yer aldı. Cemaat Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas, Cemaat Vakıflarından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a Hatay’daki üç günlük ziyaretine ilişkin gözlem ve tespitlerden oluşan bir rapor sunacak.

İsim karışıklığı meselesi

Toplantı süresince isimlerle ilgili karışıklıklar ve bunlara ilişkin davalar değerlendirildi. Aidiyet açısından belirsizlikler yaratıp hukuki sorunları beraberinde getiren Mor Yuhanna Kilisesi Vakfı’nın, zamanla ‘Mario Hanna’ adını almış olması, karışıklığa sebep olan örneklerden sadece bir tanesi olarak gösterildi.

İsim tashihine gidilmesi gereken durumlardan bir diÄŸeri; eskiden Samandağı Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı’na baÄŸlı dört kiliseye 1936’da devlet tarafından ayrı ayrı vakıf unvanı verilmesi sonrasında, bu vakıfların mazbut ilan edilmek suretiyle gayrımenkullerinin mülkiyet ve kullanım haklarının VGM’ye geçmiÅŸ olması. Samandağı Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı BaÅŸkanı Dr. Dimyan EmektaÅŸ, “Aslında yapmamız gereken bu vakıfların bize ait olduÄŸunu ispat etmek ve bu dört kilise üzerindeki ‘vakıf’ ibaresini kaldırmak. Bu dört kilisede ibadet eden de, bakımını, restorasyonunu üstlenen de aslında Samandağı bölgesi cemaatinin kendisi. Bizim yaklaşık olarak 2.400 kiÅŸilik bir cemaatimiz var. Bu kiliseler vakıf statüsünden çıkartılıp tekrar Samandağı Vakfı’na tescil edilmeli ki, bu kiliselerimize ait mülklerden faydalanabilelim” dedi. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bir dilekçe yolladıklarını belirten EmektaÅŸ, VGM’den gelecek cevabı bekleyeceklerini ifade etti.

Geçici 11. madde sıkıntısı

Toplantıda dile getirilen konulardan biri de geçici 11. maddenin yetersizliğiydi. Özellikle satış işleminin yapılmış olduğu durumlar açısından kanun maddesinin mevcut şekliyle çözüm yaratmadığı, haksızlığı gideremediği dile getirildi.

Hatay’daki üç Ermeni vakfından biri olan SamandaÄŸ Vakıflı Köyü Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfı’nın yaÅŸadığı sorun da geçici 11. maddenin kapsamıyla ilintili. Buna göre vakıf, 1936 Beyannamesi’nde kayıtlı gözükmeyen mülkler üzerinde hak iddia edemiyor. Zira Hatay’ın anavatana baÄŸlanması beyannameden üç yıl sonrasına, yani 1939’a tekabül ediyor. Vakfın baÅŸkanı Cem Çapar 37 tapu için VGM’ye yapılan baÅŸvuruların reddedildiÄŸini ifade ederek ÅŸunu söyledi: “Ancak devletin gözden kaçırdığı bir ÅŸey var, o da Hatay’ın T.C.’ye 1939’da ilhak olduÄŸu. Dolayısıyla mülklerin 36 Beyannamesi’nde kayıtlı gözükmesi mümkün deÄŸil.” Bu 37 mülk içerisinde akrabalarının da defnedildiÄŸi mezarlık, kilise ve üçüncü ÅŸahıslara geçmiÅŸ baÅŸka mülklerin de bulunduÄŸunu belirten Çapar, “Geçici 11. maddenin Hatay’daki vakıflarımızı da kapsayacak ÅŸekilde geniÅŸletilip maÄŸduriyetimizin giderilmesini ve haklarımızın iadesini talep ediyoruz” dedi.

Hatay Musevileri zorda

Bölgenin bir başka azınlık cemaati Museviler. Bölgede köklü bir geçmişe sahip olan Musevilerin günümüzde ciddi demografik sorunu var. Koşullar yüzünden Hatay Musevilerinin İstanbul ve yurtdışına göç ettiğini ve şu anda kentte 8-10 aile kalmış olduğuna işaret eden Antakya Musevi Havrası Vakfı Başkanı Şaul Cennudioğlu, bölgedeki Musevi nüfusunu artırmak için çareler düşündüklerini ve bu yönde İstanbul’daki Hahambaşılıktan da yardım talep ettiklerini belirtti. Cennudioğlu, iş veya kalacak yer tahsis ederek İstanbul’daki Musevi cemaat üyelerini Hatay’a yerleşmeleri yönünde cesaretlendirmeye çalıştıklarını söyledi.