Taksim Dayanışması
“Anayasa Madde 34. – Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”
6 Temmuz 2013 Cumartesi günü; Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı kimliksizleÅŸtirme, insansızlaÅŸtırma ve betonlaÅŸtırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliÄŸ etmek; parkımızın açılmasını saÄŸlamak için güle oynaya Taksim’de buluÅŸmaya çalışan yurttaÅŸlarımız yine iktidarın hukuksuz, acımasız ÅŸiddet ve saldırısına maruz kalmıştır.
Aylardır bu acımasız şiddet ortamında, bazen işe yaramayacağını bile bile asli görevlerini yapmaya çalışan basın emekçileri de yine bizlerle birlikte bu olağanüstü şiddete maruz kaldılar.
Bütün bunların ötesinde yolda gaz ve TOMA saldırısından kaçmaya çalışan, kendilerini koruyacak malzemeleri bile bulunmayan insanlara, polisin gözünün önünde palalarla saldırıldı. Palalarıyla saldıranlara, polis ses çıkarmazken, önce gözaltına alındıkları açıklandı, sonra bırakıldıklarını öğrendik. Bunun yanında tanığız ki; sadece en doğal yaşamsal ve anayasal haklarını kullanmak ve meydanında toplanmak isteyen yurttaşlarımıza değil; kendini korumak için apartmanlara, iş yerlerine sığınanlara da binalardan içeriye gaz atılarak şiddet ve apar topar gözaltılar gerçekleştirildi.
Soruyoruz; hangi sebeple ve ne uğruna bu şiddet gerçekleştirildi?
Oysa ki ilk günden bu yana taleplerimiz son derece haklı, yasal ve açıktır. Bu taleplerimizden Gezi Parkı’ndaki Topçu Kışlası’nın inÅŸasını da içeren planlar hakkında, parkımıza ve yaÅŸam alanımıza daha fazla zarar vermeden iptal kararının alınması; tüm ülkede yaÅŸanan barış, kardeÅŸlik ve dayanışma ruhu, meydanlarda, parklarda, sokaklarda, evlerimizde bilgisayarlarımızın başında verdiÄŸimiz haklı mücadelenin kazanımlarıdır.
Ancak, verdikleri mücadele sırasında beş yurttaşımızın ölümü, binlerce insanın yaralanması, kör olması, gözaltına alınması, tutuklanması ve her gün bunlara yenilerinin eklenmesi nedeniyle yüreklerimiz dağlanmaktadır.
Yaşamsal diğer taleplerimizin hiçbirisi yerine getirilmemiştir. Her geçen gün yaşadıklarımızla bu taleplerimizin haklılığı ve önemi yeniden kanıtlanmaktadır. Biliyoruz ki bütün bu şiddetin sorumluları, haklılığımız karşısında büyük bir acz ve telaş içindedir. Bu nedenle de esasen halka kapatılması suç olan parkın açılış seremonileriyle toplumun gözünü boyamaya çalışmaktadırlar. Parkımız bize kapatılmışken, kentin yöneticileri yerine ironik bir şekilde valinin bu açılışı duyurması, yapılan ve yapılacak tüm temsili gösteriler, bu acizliğin hukuksuzluğunu da derinleştirmektedir.
Bizler, 08.07.2013 Pazartesi günü saat 19.00’da kendiliÄŸinden yeÅŸererek yalnızca İstanbul’a deÄŸil tüm Türkiye’ye bir demokrasi örneÄŸi olarak yayılan forumlarımızın ışığını Gezi Parkı’na da taşımaya kararlıyız. Bütün dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceÄŸiz.
Çünkü haklıyız, çünkü kararlıyız.
Her yer Taksim, her yer direniÅŸ!