Pardon Ama Uludere’de Katliam Geçen Ay Mı Oldu?

fft78_mf1569053Pınar ÖĞÜNÇ
Radikal

Bir ilkti, Başbakan iki gün evvel Şerafettin Elçi Havalimanı’nın açılışında iftarda Uludere’den altı aileyle buluştu. Star şu başlığı atmış: Gözleri doldu, ‘Sizin kadar üzüldüm’ dedi. Spotta “Erdoğan tek tek dinlediği ailelere ‘Peşini bırakmayacağız’ dedi” yazıyor. Habertürk’ün başlığı da ‘Peşini bırakmayacağız, faillerini adalet önüne çıkaracağız’. Uludere’yi ziyaret etmesini beklediklerini söyleyen ailelere, ‘bazı şartların ve programının’ uymadığını söylemiş Başbakan. Müjdesi var: “Bundan sonra Sadullah Bey sizin bütün sıkıntılarınızdan sorumlu.” Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i 24 saat boyunca arayabilirlermiş.

Yeni Şafak, ‘Uludere’nin failleri hesap verecek’ başlığını atmış. Bu arada, ana akım medyada başından beri kullanılan ‘Uludere olayı’ kalıbını da üst modele taşımışlar: ‘2011’de Uludere’de yaşamını yitiren 34 kişi’. Neden öldüler, salgın hastalıktan mı, bir düşman ülke kurşuna mı dizdi, ecel kesişmesi mi, bilemiyoruz. Ama Başbakan garantisiyle o bilmediğimiz cürümü işleyenler hesap verecek.

Milliyet’in ‘13 yaşındaki Erkan için gözleri doldu’ başlıklı haberinde, başka yerde olmayan, (iddia halinde) şu ifade var: “Genelkurmay ‘Bu bir kazadır’ diyor. Ben kral değilim çözemem.” Ayrıca öğreniyoruz ki, katliamın 500. gününde olay yerine gidenlere sonra üçer bin lira ceza kesildiğinden haberdar değil Başbakan. Hani kardeşlerinden kalan yırtık ayakkabılara sarılan çocukların, bir şey çıkar diye toprağı tırnaklayan annelerin, oğlunun camı parçalanmış cep telefonunu öpen babaların ceza aldığı gün. Hiç duymamış! Takvim ilk sayfadan ‘Uludere çok mutlu’ diyor. Demek vatandaşı oldukları ülkenin savaş uçakları tarafından bombalanan 34 sivilin aileleri, yakınları mutlu bile değil artık, ÇOK mutlu. Oh.

Meselenin özetini buluÅŸmaya en geniÅŸ yer ayıran Taraf’tan aktarayım: “Kesinlikle ben talimat vermedim. Bilgim dışında oldu. (…) Olaydan sonra Genelkurmay BaÅŸkanı, beni telefonla arayarak bunun hata ve kaza olduÄŸunu söyledi.” Tabii BaÅŸbakan’ın ‘Asker, sizin askeriniz deÄŸil mi’ye cevabı ilginç: “Askeriyedeki her ÅŸeyden haberdar olamıyoruz”. T24’teki haberden ‘Sabırlı olun’ mesajını da ekleyeyim.

Yatıp kalkıp Uludere

28 Aralık 2011 tarihli katliamda çocuklarını kaybetmiş altı aileyle Başbakan’ın bu buluşmasının 27 Temmuz 2013 günü yaşandığına inanabiliyor musunuz siz? ‘O değilse emri vereni söylesin’in ötesi var. 580 gün geçmişken, samimiyet falan tartışmıyorum, bu cümleler sürreel gelmiyor mu size?

Dosyanın sivil mahkemelerde görülmesi isteÄŸi tam iki kez reddedilmemiÅŸ… 15 ay sonra ‘kasıt yok’ diyen Meclis altkomisyon raporu çıkmamış… “Yatıp kalkıp Uludere diyorlar” diye baÄŸrılmamış, “Her kürtaj bir Uludere’dir” diye sular bulandırılmamış, muhtelif hükümet üyeleri tarafından “34 kiÅŸiden daha önemli bir süreç yaÅŸanıyor”, “Onlar figüran” gibi cümleler zikredilmemiÅŸ. Mevzu ile ilgili tüm soru önergeleri reddedilmemiÅŸ, Uludere protestoları suç sayılıp iddianamelerde ‘ölü ele geçirilen 34 kiÅŸi’ denmemiÅŸ… BeÅŸinci ayında ağızdan “O yükseklikten bu Ahmet midir, Mehmet midir bilmek mümkün deÄŸil. TSK görevini samimi bir ÅŸekilde yapmıştır” çıkmamış, ‘hepsi sivil’ demenin yönlendirme olduÄŸu söylenmemiÅŸ, “Kimse kaçakçılığı meÅŸru göstermesin” resti çekilmemiÅŸ… Altıncı ayında toplanan ailelerin üzerine TOMA’lar sürülmemiÅŸ… Yargı beklerken rütbelilere madalyalar takılmamış… Uluderelilerin telefonları dinlenmemiÅŸ, soruÅŸturma açmak için kulp aranmamış… Daha üçüncü günden ‘resmi rakamın ötesinde’ olduÄŸu vurgulanarak tazminat yüzlerce kez sakız edilmemiÅŸ…

Sanki 580 günün tekinde aydınlansın diye siyasi irade gösterilmiş. Sanki 580 gün geçmediği için özrün zamanı gelmemiş. Sanki tüm bunlar hiç olmamış. İki gün önce o iftarda yaşananlar, bunlar yaşandıktan sonra yaşanamaz çünkü.