Mıgırdiç MARGOSYAN
Evrensel
Kirvem,
Hayli eskilerde kalan, hani neredeyse ta fi tarihinde denecek kadar maziye uzanan yıllarda, Karaköy’deki Getronagan Ermeni Lisesi’nde öğrenciyken, günün birinde, edebiyat dersi öğretmenimizin divan edebiyatından, Fuzuli’den, Nedim’den bahsederken, ansızın sınıfa dönüp birer kâğıt çıkarmamızı ve soracağı soruları kısaca yanıtlamamızı isteyince, dersin tam da ortasında, üstelik hiç ummadığımız bir anda, yine durduk yere “yazılı imtihanâ€a çekileceÄŸimizi kös kös düşünürken, tam aksine sadece ufacık bir “testâ€le, daha doÄŸrusu hocamızın kendince, nedense merak ettiÄŸi iki soruyla karşılaşınca rahatlamıştık.
Cevaplamamızı istediÄŸi sorulardan ilki; “Yurt dışındaki ülkelerden öncelikle hangisine gitmek istersiniz?†DiÄŸeri de; “En çok nefret ettiÄŸiniz ÅŸey nedir?â€
İlk bakışta herhangi bir imtihana, sınava tutulmuyorduk ama hocamızın bu “merakıâ€nın nedenini, bu kez bizler sanki daha çok merak ederken, yine de sessiz sedasız soruları yanıtlayıp, kâğıtları teslim ettik.
Uzun, kahverengi saçlarını arada bir topuz yapıp ensesinde toplayan, bakımlı, uzun tırnaklarıyla “mim†dudaklarını aynı tonda özenle kırmızıya boyayan, genelde güleç yüzlü ama “not†konusunda hayli “cimriâ€, hele hele arada bir “Benim dersimde, yazılı esnasında kimse kopya çekemez!†diye böbürlenmesine raÄŸmen, genelde, her fırsatta, hemen her yaÅŸtaki “öğrenci milletiâ€nin arada bir kendilerince uygun, emin “yöntemâ€lerle denedikleri bu “klasik†davranıştan tabii ki hocamız da tüm titizliÄŸine, sıralar arasında “hafiye†misali gezinip durmasına raÄŸmen nasibini bittabii ki zaman zaman alırken, bunun farkına dahi varmadığını nerden bilebilirdi ki!
Topladığı kâğıtları eskimiÅŸ, pörsümüş kocaman el çantasına yerleÅŸtirmesinin ardından derse kaldığı yerden devam eden hocamızın, daha sonraki günlerde kâğıtlarımıza göz atıp atmadığını, merak edip sorduÄŸu sorulara verdiÄŸimiz cevapları ne denli önemseyip önemsemediÄŸini, hatta bu cevaplardan yola çıkarak kendince ÅŸu ya da minvalde “istatistikâ€i bir sonuca varıp, belki de öğrencilerini daha da yakından tanımak, onların bu yaÅŸtaki düşüncelerini öğrenmek amacıyla merakını az-çok giderdi mi? Bunu yarım asrı aÅŸkın bir zaman dilimini geride bıraktığım ÅŸu günlerde, kendi payıma hâlâ bilmiyorum ama beri taraftan da o günlerde, yani tam da 6-7 Eylül 1955 Olayları’nın patlak verdiÄŸi o sıralarda, özellikle İstanbul’da yaÅŸayan azınlıklara ait olan iÅŸyerlerinin, evlerinin yaÄŸmalanıp talan edildiÄŸi, ibadethanelerinin yakılıp yıkılmasının yanı sıra, keza can güvenliklerinin kalmadığı o günlerin hemen akabinde; Rum, Ermeni, Yahudi “vatandaÅŸâ€ların, doÄŸup büyüdükleri bu toprakları çar naçar terk edip, böylece “Türkiye Türklerindir!†diyarından daha “sakin†bir “limanâ€da demirlemek için “yaban ellere†doÄŸru baÅŸlattıkları “göç†dalgasının, 16-17 yaÅŸlarında, birer tıfıl delikanlı olan bizlerin üzerinde bıraktığı olumsuz “etkiâ€ye, bir bakıma “tepki†olarak acaba ilk planda hangi diyarlara gitmeyi düşündüğümüzü dolaylı yolla sorup, bunu mu merak etmiÅŸti Neriman Hoca’mız?
Üstelik tek bir soruyla yetinmeyip, ayrıca “en çok nefret ettiÄŸimiz ÅŸeyâ€in ne olduÄŸunu merak ederken, acaba o günlerde BeyoÄŸlu’nda bizatihi yaÅŸayıp, gözlerimizle ÅŸahit olduÄŸumuz, özellikle azınlıklara yönelik olan o “vandalizm†sahnelerini anımsayıp, dolayısıyla hepimiz bir ağızdan, sanki söz birliÄŸi etmişçesine kâğıtlarımıza “en çok ‘adaletsizlik’ten nefret ediyoruz!†deyip, belki de bu duygularımızı dile getireceÄŸimizi mi düşünmüştü?
Åžimdilerde çoÄŸunluÄŸu “öte tarafâ€Ä± boylayan sınıf arkadaÅŸlarımın, o gün, o dosya kâğıtlarına yazıp verdikleri cevapların mahiyetini bilemiyorum, aradan geçen bunca yılın ardından geriye dönüp baktığımda; ilk soruya cevaben “öncelikle İsveç’i görmeyi isterim!†deyip neden yazdığımı, o günkü gibi bugün de gerçekten bilmiyorum ama öte taraftan bıyığımın yeni yeni terlemeye baÅŸladığı o yaÅŸlarda ikinci sorunun cevabını, “en çok ‘gammazlık’tan nefret ederim!†deyip karaladığımı bugün gibi anımsıyorum…
İsveç’e hiç gitmedim; orada “sürgünâ€de yaÅŸarken, anadili Kürtçeyle yazdığı romanlarıyla ünlü yazar Memed Uzun dostumla birlikte bu seyahati en yakın bir tarihte gerçekleÅŸtirmeyi planlarken, ne yazık ki genç yaÅŸta yakalandığı amansız hastalık yüzünde ömrü vefa etmedi, ehh gari bu saatten sonra günün birinde yolum İsveç’e düşer mi, bunu da artık önemsemiyorum, ancak kendi payıma önemsediÄŸim acı gerçek ÅŸu ki; ülkemizde tam da ÅŸu sıralar, komÅŸunun komÅŸusunu ÅŸu veya bu nedenle “gammazlayıpâ€, her sokağın köşesine “ihbar†kutuları yerleÅŸtirip, böylece insanlarımızın nerdeyse tümünü “ispiyoncuâ€luÄŸa iten, bunu destekleyen zihniyetten sadece “nefret†etmiyorum, aynı zamanda da kendi payıma utanıyorum Kirvem!