Dev güvenlik açığımız CNN’de ortaya çıktı!

Ezgi BAÅžARAN
Radikal

Hani tanıdığınız biri bir kalabalıkta kendisini komik duruma düşürür. Fakat farkında olmadan bu düşme işini uzatır da uzatır… Ve siz onun adına utanırsınız ya. İşte öyle bir utanç. Ama üç aşamalı.

Birinci aÅŸama

CNN International’ın Türkiye muhabiri Ivan Watson, Gezi eylemlerinin yıldönümü nedeniyle İstiklal Caddesi’nde canlı yayın yaparken “Ar yu cornalist? Pasport pasport! Viç kanal? Viç kanal” denerek ve poposu hafiften tepilerek alıkonulduÄŸunda yaÅŸandı…

İkinci aÅŸama…

BaÅŸbakan ErdoÄŸan geçen salı grup toplantısı için kürsüye çıktığında… “Bir tane o CNN’nin dalkavuÄŸu oralarda bir ÅŸeyler yapmaya çalışıyor. CNN International yerlisi, geçen yıl 8 saat aralıksız yayın yaptı. Niye? Ülkemi karıştırmak için. Åžimdi de suçüstü yakalandı. Bunların böyle hani özgür, tarafsız, bağımsız basın diye bir ÅŸeyleri yok. Bunlar görevli görevli, bunlar adeta ajan görevi icra ediyorlar” dediÄŸinde…

* * *

Ve üçüncü aÅŸama…

Ivan Watson önceki gün CNN’den Brian Stelter’ın konuğuydu ve Başbakan’ın kendisiyle ilgili sözlerine yanıt verdi: “Erdoğan bana dalkavuk deyip hakaret etmekle kalmadı, ajan olduğumu ve suçüstü yakalandığımı iddia etti. İşte bu çok ciddi ve Türkiye’de ağır sonuçlar doğurabilecek bir suçlama. Bu suçlamalar Türkiye’nin en güçlü adamı tarafından yapılmasa absürd bir gülme malzemesi olarak kalabilirdi. Ben 12 yıldır sarı basın kartı taşıyorum. Önce NPR’ın son 5 yıldır da CNN International’ın temsilcisi olarak. Sarı basın kartını Başbakanlık ofisi veriyor, dolayısıyla Başbakanlık tarafından akredite edilmişim. Sadece bu da değil. Başbakan ve çevresi beni kişisel olarak da tanıyor. 2009’da özel uçağıyla yaptığı bir seçim gezisine davet edilmiş, birebir bir röportaj da yapmıştım. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile de birebir röportajlarım oldu. Yani eğer Başbakan’ın iddia ettiği gibi bir ajansam, burada Türkiye’de emniyet güçlerini ilgilendirecek ciddi bir güvenlik açığı var demektir!”

Watson bu sözleri söylerken CNN onun Başbakan’ın elini sıkarken, karşı karşıya oturmuş röportaj yaparken ve seçim otobüsünde tam arkasında dururkenki görüntülerini yayımlıyordu. Bir yandan da programın yapımcısı Brian Stelter onun ‘güvenlik açığı esprisine’ gülümsüyor, ekranın alt tarafında ise ‘Turkey: Journalist under increasing pressure (Gazeteciler artan bir baskı altınd)’ ibaresi yer alıyordu.
İşte ben utanç döngüsündeki üçüncü aşamaya böyle geçtim.

* * *

Yapmazsın deÄŸil mi… İlk aÅŸamada izole edip özür dilersin. Meseleyi polisin aymazlığı ve hoyratlığı olarak muhafaza edip özür dilersin. Akıllı kiÅŸi bunu yapar. Bizde olmuyor.
Halbuki…

Hiçbir şey anlamadıysan bunu anlamış olmalısın Gezi’den. Türkiye’deki gazetecilere ve muhalif vatandaşlara takındığın tavrı yabancılara açtığın vakit yıllar yılı konuşulacak, dalga geçilecek, eleştirilecek bir malzemeye dönüşüyorsun. Kendinle birlikte bir ülkeyi de sürükleyerek ikinci, üçüncü aşamaya geçiyorsun. Eyy devlet! Öyleyse bunu gazetecilere yapma. Vatandaşlarına hiç yapma.

NOT: Ivan Watson kısa bir süre sonra İstanbul’dan temelli ayrılıyor, artık CNN Hong Kong’da UzakdoÄŸu temsilcisi olarak görev yapacak. Bu deÄŸiÅŸikliÄŸi bir zafer ya da ‘suçüstü yakalanmanın’ kanıtı olarak görmek ve göstermek için uÄŸraÅŸanlar olacaktır. Hemen söyleyeyim: CNN International baÅŸka ekran yüzlerini de ilgilendiren deÄŸiÅŸiklik kararlarını önceden aldı ve 23 Mayıs 2014’te yani bu meÅŸum olaylar yaÅŸanmadan açıkladı. Dolayısıyla elde bir zafer deÄŸil, İstanbul’a âşık deneyimli bir gazetecinin kendi deyiÅŸiyle ‘acımsı’ bir tatla ülkeyi terk etmesi var. Good job, bravo!