Serdar KORUCU
Agos
Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Sîsê / Yolçatı köyünde çatışmalarda hayatını kaybeden PKK’liler için yapılan anıt mezarın girişine dikilen, Komutan Agit olarak anılan Mahsum Korkmaz’ın heykeli ve heykelin askerler tarafından yıkılması tartışma yarattı.
Açılış törenine HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, DBP Eş Genel Başkanları Emine Ayna ile Kamuran Yüksek’in de katıldığı heykel için Diyarbakır Valiliği tarafından 17 Ağustos Pazar günü yapılan şikayet üzerine, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Lice Sulh Ceza Mahkemesi de yıkım kararı verdi.
Korkmaz’ın heykeli tartışmaları alevlendirirken, gözler Ankara’nın bazı kesimleri rahatsız etmesine rağmen harekete geçmediği Türkiye’nin çeşitli illerindeki diğer anıtlara çevrildi. Onların başını Cumhuriyet tarihinin tartışmalı isimlerinden, Kürtlere yönelik katliamlara olduğu kadar Rum ve Ermeni soykırımlarında da adından söz ettiren Topal Osman çekiyor.
Soykırım suçlusu: Boğazlıyan kaymakamı

Topal Osman her ne kadar Pontus Rumlarına karşı yürüttüğü “faaliyetler†nedeniyle hakkındaki Ermeni soykırımına yönelik tutuklama kararı kaldırılsa da katliama karışan herkes onun kadar “şanslı†değildi. Onların başını ise 10 Nisan 1919’da Ermeni tehcirde katliamlara emir verdiği için suçlu bulunup idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey çekiyor.
Meclis-i Mebusan’ın BeÅŸinci Åžubesi tarafından yürütülen soruÅŸturmalar sonunda, suçlu bulunanlar arasında yer alan Kemal Bey de iade-i itibar gördü. Büyük Millet Meclisi, 14 Ekim 1922’de BoÄŸazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’e “Milli Åžehit†unvanı verilmesine ve ailesine vatana hizmet tertibinden maaÅŸ tahsis edilmesine karar verdi. Aileye İstanbul’da Ermenilerden kalan 20 bin lira deÄŸerinde gayrı menkul de tahsis edildi. Kaymakam Kemal Bey’in anıt mezarı ise 1973 yılında yapıldı.
Üç halkın katliamcısı: Topal Osman
Memleketi Giresun’da topladığı çetesi ile önce Artvin’de Ermeni soykırımında rol alan Topal Osman’ın Ankara açısından en önemli “askeri başarısı†Giresun-Samsun hattında bağımsız Pontus Devleti’ni kurmayı hedefleyen Rumlar ile mücadelesiydi.
İstanbul Divan-ı Harbi tarafından Ermeni katliamlarına katıldığı için aranırken Rumların Giresun´daki Rum Mektebine astıkları Pontus bayrağını indirmesi üzerine hakkındaki tutuklama kararı kaldırılan Topal Osman, Mustafa Kemal’e “Siz hiç merak etmeyin PaÅŸam. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceÄŸim ki, hepsi maÄŸaralarda eÅŸek arısı gibi boÄŸulacak†dedi ve bölgeden yayılan anılara göre tam da dediÄŸini yaptı. Yüzlerce kiÅŸiyi maÄŸaralara koyarak öldürdüğü söylentileri efsaneleÅŸerek dilden dile yayılan Topal Osman’ın bir sonraki katliam görevi “isyan eden Kürtlerâ€e yönelikti. Mustafa Kemal’in güvenini kazanarak “uÅŸakları†ile muhafızlığına baÅŸladığı dönemde oluÅŸturduÄŸu 47. Alay, Mart 1921’de baÅŸlayan Koçgiri Kürt isyanını kanlı bir ÅŸekilde bastırdı. YolculuÄŸu sırasında rotasında bulunan bölgelerdeki Ermeni ve Rumlara yönelik de yeni katliamlar düzenledi.
Topal Osman’ın sonunu hazırlayan olay ise Birinci Meclis’te Mustafa Kemal’e muhalefet eden 2. grubun liderlerinden Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’in şüpheli ölümü oldu. Cinayetten sorumlu tutulması üzerine çıkan çatışmada öldürülen Topal Osman’a iade-i itibar ise 1925’te geldi. Giresun Kalesi’nde ilk gömülen naaşı Mustafa Kemal’in emri ile kale içinde yaptırılan anıt mezara nakledildi. Kendisi için heykel yapılması ise emekli tuğgeneral Veli Küçük ile 30 Ağustos 2000’de gerçekleşti.
Amasya’da Rum ve Ermenileri katleden Gabaş Ali
Ermeni soykırımına katıldıktan sonra dikilen heykellerden biri de Amasya’da bulunuyor.
Åžehirde Yavuz Selim Meydanı’nda bulunan ve 1981 yılında Prof. Dr. Tankut Öktem tarafından yapılan Atatürk anıtı ile ilgili baÅŸlayan tartışma Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Profesör Doktor Ahmet Demirel’in Taraf gazetesinde kaleme aldığı yazısı ile baÅŸladı.
Demirel, Amasya’nın Yavuz Selim Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’nda yer alan baltalı insan figürünün, 1915’te Ermenileri öldüren “Gabaş Ali†olduğunu ortaya çıkarttı.
Ahmet Demirel yazısında, 1914’te Amasya genelinde 23.079 Ermeni yaşarken, 1927’de bu sayı 938’e düştüğünü, 1914’te Amasya genelinde 24.560 Rum yaşarken, 1927’de ise biri Merkez öteki de Merzifon’da olmak üzere toplam iki Rum’un kaldığını belirterek soykırımın şiddetinin altını çizdi.


