
UÄŸur VARDAN
Radikal
KESİK (Not: 2.5/5)
Orijinal adı: The Cut
Yönetmen: Fatih Akın
Oyuncular: Tahar Rahim, Simon Abkarian, Makram J. Khoury, Hindi Zahra, Kevork Malikyan, Bartu Küçükçağlayan
Yapım: 2014; Almanya
Süre: 136 dk.
Bazı filmler, dolayısıyla yönetmenler sanırım tarihe not düşmek açısından farklı iÅŸlevleri üstleniyorlar. İdeali kuÅŸkusuz ilk ve de sinematografik açıdan da doyurucu olmaktır ama malum, her zamanideallere ulaÅŸmak mümkün olmayabiliyor. Fatih Akın imzalı ‘Kesik’ (‘The Cut’), Osmanlı’nın son büyük günahlarından ‘Ermeni meselesi’ne el atma konusunda ‘bizden’ bir adım olarak ilk olacak ve bir kapıyı aralama özelliÄŸini hep taşıyacak. Gönül isterdi ki cesaretin yanında daha doyurucu bir film bulabilseydik ama kısmet baÅŸka bir baharaymış. HoÅŸ, ‘Kesik’i izledikten sonra Akın’la söyleÅŸi yapma fırsatı buldum ve yönetmenin açıklamalarıyla, zihnimizde yüzen kimi taÅŸların daha doÄŸru bir ÅŸekilde yerli yerine oturduÄŸunu fark ettim ama yine de daha önceki çalışmalarıyla çıtayı bir hayli yukarıya taşıyan bir yaratıcı için bu film daha gerilerde bir adım gibi…
Neyse, önce kısaca konu diyelim: Mardin 1915… Bir demirci ustası olan Nazaret’in küçük ve mutlu dünyası, kısa bir süre içinde darmadağın olur. Çünkü Osmanlı Devleti, yıllardır kendi himayesinde yaÅŸayan topluluklardan Ermenilere karşı kıyıma baÅŸlamıştır. Önce askere alınır, burada jandarma tarafından ağır koÅŸullarda çalıştırılır, sonra beraberindekilerle birlikte eÅŸkıyaya teslim edilir. Ardından da öldürülmek üzereyken Mehmet adlı bir ‘iyi kalpli’ eÅŸkıya tarafından kurtarılarak asker kaçaklarının arasına karışır. Geride bıraktığı bir aile vardır ve ilk fırsatta, onları aramaya koyulur… Öyle bir arayıştır ki onunkisi, neredeyse bütün OrtadoÄŸu ’yu kat eder, oradan Küba ve Amerika’ya kadar uzanır…
Akın, biz eleÅŸtirmenler ve kimi seyirciler ilk elde kabul etmesek de ‘Kesik’in bir western olduÄŸu iddiasında. HoÅŸ, bu iddiayı öykünün Küba ve ABD kısmında geçen bölümlerinde, özellikle kadrajlar vasıtasıyla hissetmek mümkün. Akın ise Nazaret’in evinin jandarmalarca basıldığı ve askere çaÄŸrıldığı karelerde de aynı duyguyu vermeye çalıştığını söylüyor. Ama galiba asıl mesele filmin türünden ziyade bizim “İyi de Ermeni meselesinde neler söylüyor?†sorumuza, içerik olarak karşılık verilip verilmediÄŸinde düğümleniyor. Yönetmeni, ‘1915 olayları’nı adeta bir fon gibi kullanarak parçalanmış bir ailenin yeniden birleÅŸme çabalarına ve bir babanın kiÅŸisel dramına odaklansa da biz seyirciler, ‘Kesik’ten daha çok tarihi bilgi ve fikir bekleme yanlısıyız… Bu da elbette filme iliÅŸkin yargılarımızı belirliyor.
‘İLK’ OLARAK TARİHE KALACAK
İlk kez gösterime çıktığı Venedik Film Festivali’nin ardından filme iliÅŸkin sinematografik eleÅŸtirilerde ‘Kesik’in çok kötü olduÄŸu yazılıp çizilmiÅŸti. DoÄŸrusunu söylemek gerekirse ben bu yargıların çok ağır olduÄŸu kanısındayım. ‘Kesik’, yukarıda da vurguladığım gibi kuÅŸkusuz bu topraklarda sinemasal içeriÄŸinden çok politik düzlemde ele alınacak. Bu tür filmlerin en büyük sorunu el attıkları büyük meselelerin üstesinden gelip gelmediÄŸidir. Akın’ın çabası, en azından Egoyan ve Taviani kardeÅŸler’in aynı güzergâhtan geçmiÅŸ filmlerinin ardından önemli bir adım. Yönetmenlerden sorumlu bir aydın ve vicdan olarak beklentilerimiz olması belki bir idealdir. Kim bilir onların böyle iÅŸlevleri yoktur ama biz mümkünse öyle olmalarını da isteriz. Fatih Akın bence ‘Kesik’ dolayısıyla elini vicdanına koyarak tartışmalı ve üzeri örtülü bir meseleyi daha görünür kılmış. Film, en azından kendi kulvarında ufuk açıcı bir rol üstlenecek. Fakat ‘Kesik’ bu haliyle bile tepki görecek, ve meseleyi vicdani yaklaşımlardan uzak tutmakta ısrar edenlerin hedefi olacak. Neyse, bütün bunları bekleyip görmek lazım…
Genel bir okumada ise film, iÅŸlenen günahın vebalini devletin sırtına yüklemiÅŸ (ben de bu kanıdayım). KuÅŸkusuz öyküde iyi Türkler de var, her türlü meselede ‘Bizi kötü göstermiş’ argümanına sığınanlar için söylüyorum galiba bu kez ‘İyiler’in eÅŸkıya ve kaçak askerler tarafında olması sizi rahatsız edecek. Filmin ‘kötü’ Ermenileri ise zenginler… Dolayısıyla ‘Kesik’in kendince sınıfsal bir bakışa sahip olduÄŸunu da söylemek mümkün. Sinemasal açıdan ise özellikle ilk bölümdeki kimi sahneler zayıf ve sanki bir an önce asıl derde ulaÅŸmak amacıyla hızlı geçiÅŸtirilmiÅŸ gibi. Bu noktalarda simgesellik daha bir ön plana çıkıyor.
Oyunculuklara gelince: Ana karakter Nazaret’i canlandıran Tahar Rahim -ki ‘Yeraltı Peygamberi’ ve ‘Geçmiş’le hatırlıyoruz kendisini- sonradan açılıyor ve karakterini inandırıcı bir hale büründürüyor. Kadrodaki Simon Abkarian, Makram J. Khoury, Hindi Zahra, Kevork Malikyan, Bartu Küçükçağlayan ve Moritz Bleibtreu gibi isimlerin küçük rolleri var.
Sonuçta ‘Kesik’ özellikle ilk olması bakımından yarına kalacak. Böylesi bir tarihe tanıklık etmek istiyorsanız, buyrun filmin gösterildiÄŸi 26 salondan birine…