Sarkis Çerkezyan’ı Kaybettik

BİA Haber Merkezi

Sarkis Çerkezyan, sevenlerinin ona sesleniÅŸiyle “Sarkis Amca”, bu sabaha karşı, Kumkapı’daki evinde hayatını kaybetti.

Son dönemde saÄŸlık sorunları nedeniyle Surp Pırgiç Hastanesi’nde tedavi gören, daha sonra ailesi tarafından evinde bakılan Çerkezyan 93 yaşındaydı.

Çerkezyan için 5 AÄŸustos ÇarÅŸamba, saat 14:00’te Kumkapı Meryem Ana Kilisesi’nde bir tören düzenlenecek. Çerkezyan daha sonra Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda topraÄŸa verilecek.

Marangoz, yazar, komünist

1915 tehcirinden saÄŸ kurtulan Karamanlı bir Ermeni ailenin oÄŸlu olarak 15 Mayıs 1916’da Halep’te doÄŸan Çerkezyan, 2. Dünya Savaşı’nda askere alındı, 6-7 Eylül olaylarını yaÅŸadı ve anlattı. Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) üyesi oldu.

Çerkezyan, Belge Yayınları’ndan çıkan “Dünya Hepimize Yeter” kitabında komünistliÄŸini şöyle anlatıyordu:

“Ben hayattaki safımı iyi seçtiÄŸime inanıyorum. Komünist oldum. Bu yaÅŸa kadar hep insanların iyiliÄŸi için, düşmanlıkları gidermek için çalış-tık. Halklarımızın bir daha benzer acılar yaÅŸa-maması için, aralarındaki gereksiz perdelerin kaldırılmasına uÄŸraÅŸtık. Emeklerimin boÅŸa gitmediÄŸini düşünüyorum. Halklarımızın çektiÄŸi acıların tekrarlanmaması, gelecek hiçbir neslin benzer yıkımlar, kıyımlar yaÅŸamaması en büyük dileÄŸim.”

2005’te, Radikal’den Celal BaÅŸlangıç’ın röportajındaysa ÅŸunları söylemiÅŸti:

“Ben zaten ruhen komünisttim. Kendimi bildim bileli öyle hissettim. Türkiye’de olduÄŸum için TKP’li oldum. Ermenistan’da olsam, oradaki partiye girerdim. Ama Türkiye’de hem Ermeni hem komünist olmak… Ben çok mu akıllıydım, yoksa çok mu deliydim.”

“Türk Solu”na itiraz

Aynı röportajda şunu da anlatmıştı:

“Zihni Anadol, ‘Türk Solu’ diye bir dergi çıkarıyordu. Bir miting sonrası Zihni, ‘Bizim dergiye bir yazı yazsana’ dedi. ‘Ben o dergiye gıcığım’ dedim. ‘Niye?’ diye sorunca da anlattım; ‘Bu memlekete Migros geldi ‘Türk Migros’ dediniz. Bilmem ne geldi ‘Türk’ oldu. Bu halkın kıçına yerleÅŸtirilen bütün kazıklar böylesi bir jelatine sarıldı, öyle yerleÅŸtirildi. Åžimdi de siz ‘Türk Solu’ diyorsunuz. EÄŸer solunuz sadece size aitse, bizim ne iÅŸimiz var içinizde. Biz enternasyonal insanlarız. O zaman ben gideceÄŸim, bir Ermeni solu bulacağım, orada çalışacağım.’ Herhalde aklına yattı Zihni’nin ki, bir süre sonra derginin adını deÄŸiÅŸtirdiler.”

Çerkezyan, TKP’nin Atılım dergisini marangozhanesinde bastığı yılları da şöyle anlatmıştı:

“Ben marangoz muydum? Ne marangozu? Orası (marangozhane) üniversite oldu, matbaa oldu. Senelerce Atılım’ı bastım. (…) O kadar zaman gazeteyi bastık, kokusu çıkmadı. 1980’den önceydi. Mustafa HayrullahoÄŸlu biliyordu burayı. O gözaltına alındı, iÅŸkencede öldü, bir konuÅŸsaydı, hepimiz yanmıştık zaten. Bu olaylar bize bir ÅŸeyler öğretti. Açık vermemek, birlikte iÅŸ yaptığın insanları iyi tanımak… Gerisi insanın vicdanına baÄŸlı bir ÅŸey.”

Özel bölmeli masa

Çerkezyan’ın sosyalistlere baskıların yoÄŸun olduÄŸu dönemde, marangozluÄŸuna dair anlattığı bir baÅŸka öykü de şöyleydi:

“CaÄŸaloÄŸlu’nda Ürün dergisi vardı… Oraya bir ÅŸeyler yaptım. Bir gün bana mimar bir genç gönderdiler dergiden. Çocuk, içinde gizli bölmesi olan özel bir masa istiyor. Taslağını çizmiÅŸ, getirdi bana. ‘Senin ne istediÄŸini anladım, hadi sen git, ben bir masa yaparım, gelir alırsın’ dedim gönderdim onu. Kaba suntadan bir masa yaptım. Sonra geldi bu mimar delikanlı, ‘Yaptın mı?’ dedi. ‘İşte, istediÄŸin masa bu’ dedim. Masayı incelemeye baÅŸladı, yanına baktı, önüne baktı, altına, üstüne baktı, ters çevirdi; aradığını bir türlü bulamadı, ‘Ama bu benim istediÄŸim gibi bir masa mı?’ dedi tereddütle. ‘Senin istediÄŸin masa’ dedim. Bir daha baktı, bir daha baktı, zulayı bulamadı. Sadece mimarlık yetmiyor yani bu iÅŸlere. ‘Ama nasıl oluyor bu?’ dedi. Ben masanın nasıl açılacağını gösterdim, ÅŸaşırdı kaldı, aldı masayı gitti. Sonradan duyuyorum ki, o masa ne iÅŸlere yaramış. O masanın sayesinde her ÅŸeyi yazmışlar da, çizmiÅŸler de, saklamışlar da. Dergi arandığında bakıp gidermiÅŸ polisler.” (TK)