.jpg?o=4&res=6330&cdn=ec&p=y&pid=553330&ph3=huqrvaztbbsv41svboixxxqj2zx5qlls&d=AsDA7AAHdlAAPLXyAASUxwH&as=mp3)
ANF
HDP’nin Gezici adayları Flor Uluk Benli, Gülsüm AÄŸaoÄŸlu, Arife Çınar, Beyza Üstün, Sezin Uçar, Murat Mıhçı ve ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal, kah gülerek kah hüzünle direniÅŸ günlerini anlattı: Gezi, tahakküme ve baskıya itirazdı. İyi ki Gezi’deydik. Gezi’den bize bir arada olma gücü ve yeteneÄŸi kaldı. 7 Haziran da hepimiz için yeni bir Gezi olacak.
Ezilenlerin onur ve özgürlük isyanı olarak halkların ayaklanmalar tarihine geçen Gezi direniÅŸinin 2. yıl dönümüne geldik, çattık. Bu yıl kaçınılmaz olarak seçim sürecinin gölgesine kalıyor direniÅŸ günleri. Ancak, direniÅŸin neÅŸesi, keyfi ve isyanı ile ÅŸehitlerin hüznü her daim hatırlanacağı gibi bu yıl da hatırlanıyor. Direnişçiler, isyanın ardından gelen devlet zorbalığına raÄŸmen “İyi ki Gezi’deydik, iyi ki Geziciydik” demeye devam ediyor.
Flor Uluk Benli, Gülsüm AÄŸaoÄŸlu, Arife Çınar, Beyza Üstün, Sezin Uçar, Murat Mıhçı ve ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal bu duyguyu paylaÅŸanlardan ve “Gezi’miz devam ediyor” diyenlerden.
8 Gezi direnişçisi, bugün HDP’nin İstanbul milletvekili adayların listesinde yer alıyor. HDP listelerinde olanlar sadece bu 8 isim deÄŸil. İzmir’den Samsun’a, Antakya’dan Ankara’ya çak daha nice Gezi’ci HDP listelerinde.
İki günlük dizinin ilk bölümünde Flor Uluk Benli, Gülsüm Ağaoğlu, Arife Çınar, ikinci bölümünde Beyza Üstün, Sezin Uçar, Murat Mıhçı ve Çağdaş Küçükbattal Gezi günlerini anlattı.
‘BEYAZ TÜLBENTLERİMİ KAPTIÄžIM GİBİ’
Terzi Flor Benli Uluk, sokağın en renkli simalarından. Kızıl saçları, kendi eliyle diktiÄŸi rengarenk elbiseleri, hiç bitmeyen heyecanı ve coÅŸkusuyla soykırıma raÄŸmen “Varız” diyen Ermeni halkının sesi ve soluÄŸu. Barışı simgelemek için diktiÄŸi beyaz elbisesini direniÅŸ günlerinde hiç çıkarmadı. Röportaj yaptığımız gün de yine aynı “barış elbisesi” üzerindeydi. Gezi günleri onun için “barış”ı daha çok insana anlatma zeminiydi.
Gezi’nin ilk gününü anlattı Flor Uluk Benli: “O günlerde HDK içinde yer almakla birlikte bireysel olarak barış projesi yürütüyordum. İlk gün aldım tülbentlerimi gittim Gezi Parkı’na. Gezi’den bir barış çıkacağına olan inancımla her gün tülbentlere ‘barışı’ yazdırdım. Baran’la Gezi’de tanıştım. Nor Zartonk’un çadırına gelmiÅŸti. Gezi günlerinde her yere barış tezgahı kurdum. ‘EÅŸit koÅŸul ve haklarda anadilde barış’ diye büyük de bir pankart yapmıştım. Dayanışmalarda da yer aldım. Evde yemekler yapıp plastik kovalarla taşıdım. Pankartlar yazdım, ilaçlar topladım. DireniÅŸ için ne gerekiyorsa yaptım.”
‘HERKES KENDİSİ İÇİN ORADAYDI’
Sinema emekçisi B.U., bir arkadaşının “Neredesin? Gezi’de aÄŸaçlar kesiliyor” telefonu üzerine soluÄŸa parkta alıyor: “Gecenin bir vakti gittiÄŸimde 30-40 kiÅŸi vardı. Ancak sonrasında toplumsal bir harekete dönüştü. İnsanlar içerisinde bulundukları mevcut ekonomik ve tekçi siyasal sisteme karşı itiraz ettiler. Bu kentte nefes aldığımız tek yerdi Gezi Parkı. Ayrıca İstanbul deprem kuÅŸağında ve bir deprem anında insanların toplanacağı yerlerden biri. Bunlara ek olarak ayrıca dijital gözetime karşı oradaydım. Gezi direniÅŸi, tepedeki erkin hayatımızın her alanına müdahalesine karşıydı aynı zamanda. Herkes kendisi için oradaydı.”
‘ARTIK HİÇBİR ÅžEY GEZİ’DEN ÖNCEKİ GİBİ OLAMAZ’
Gezi’nin bir baÅŸka direnişçisi Gülsüm AÄŸaoÄŸlu.
Hem bir sosyalist hem de bir feminist olarak özellikle direniÅŸin kadın cephesinde yer alan AÄŸaoÄŸlu’na göre, Gezi Türkiye’nin batısını önemli bir gerçeklikle yüzleÅŸtirdi. O gerçeklik de ÅŸu: “Türkiye’nin Batı illerinde bize böylesine büyük bir baskı ve ÅŸiddet uygulanıyorsa, Kürdistan’da neler yapılmaz!”
AÄŸaoÄŸlu, Abdullah Öcalan ile Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoÄŸraflarının yan yana olduÄŸu kareyi hatırlatarak, “Bu iki sembolün bir arada olması demek ki bir savaÅŸa neden olmuyormuÅŸ. Bunu da gördük” diyor.
AÄŸaoÄŸlu, Gezi’ye katılanların çeÅŸitliliÄŸi ve bu çeÅŸitliliÄŸin barışık bir ÅŸekilde bir arada bulunmasının iktidarı korkuttuÄŸu görüşünde.
Yan yana gelmesi pek de mümkün olmayan siyasi güçler Gezi’de nasıl yan yana gelebildi? Gezi’ye iliÅŸkin sorular sorulardan biri de buydu.
‘GEZİ ÖNCESİNDE ÜZERİMİZDE BİR DELİ GÖMLEĞİ VARDI’
AÄŸaoÄŸlu’nun yanıtı: “Bir araya gelinmemesinin nedeni siyasi iklimdi. Åžimdi de yapıldığı gibi nefret iklimi, bir araya geliÅŸi engelliyordu. Üzerimize bir deli gömleÄŸi giydirilmiÅŸti ve kara bulutlar altında yaşıyorduk. Bir araya gelmememiz için kutuplaÅŸtırılmıştık. Gezi bunu ortadan kaldırdı. Yan yana gelebileceÄŸimizi gördük. HDP de tam da bunun projesi zaten. Gezi’yi yaratan o baskılama sürecini ÅŸimdiki siyasi iklime benzetiyorum. İstanbul’daki mitingimiz yasaklanmak istendi. Kendi iktidarı için her ÅŸeyi yapmayı göze almış bir siyasi kimliÄŸe, bu ülkenin ne barışı ne de idaresi bırakılamaz. O anlamıyla 7 Haziran’da Gezi gibi bir direnme noktası. Bu kez sandıkta HDP’ye oy vererek direneceÄŸiz. Gezi’den sonra hiçbir ÅŸey Gezi öncesindeki gibi olmadı. 7 Haziran’dan sonra da olmayacaktır.”
‘GEZİ’DEN LİCE’YE KARDEÅžLİK KÖPRÜLERİ KURULDU’
Gezi direniÅŸinin mahalle forumlarına dönüştüğü günlerde, Lice’deki karakol inÅŸaatını protesto eylemi sırasında Medeni Yıldırım katledilmiÅŸti. Geziciler BeÅŸiktaÅŸ ve Kadıköy’de sokaÄŸa döküldü ve Kürtçe sloganlarla yürüdü.
O günleri de hatırlattı AÄŸaoÄŸlu: “Gezi’den Lice’ye kardeÅŸlik köprüleri kuruldu. Medeni Yıldırım için yüründü. Gezi’den önce belki de ‘cumhuriyetçi’ dediÄŸimiz kesimlerden böylesine bir ses çıkmazdı. İşte Gezi bu deÄŸiÅŸimi yarattı.”
‘GEZİ’DE VARDIK’
BDP ve HDK’nin (O günlerde yeni kurulan HDP deÄŸil HDK adına çalışma yapılıyordu) çadırı, Gezi Parkı’nın meydan giriÅŸindeki merdivenlerin solundaydı. Gezi’ye girenleri ilk karşılayan çadırlardandı. Halayı ve müziÄŸi hiç eksilmezdi çadırın. Kürt halkının geleneÄŸi de Gezi’ye taşınmıştı, her daim içilmeye hazır çayı olurdu.
Kürt siyasetçi Arife Çınar, Gezi günlerinde DBP’nin PM üyesiydi. Gezi’nin katılımcısı olan yüzlerce Kürt’ten biriydi.
O günler için şöyle diyor: “Birbirine temas ederek, yan yana durarak, karşılıklı olarak ön yargıları deÄŸiÅŸtirdi Gezi. Kürdistan halkı, zalimin yüzünü çok net görüyordu. Türkiye cephesi de Gezi ile birlikte gördü gerçeÄŸi. Bir de itiraz etme bilinci geliÅŸti.”
Sözü Flor Uluk Benli alıyor: “Açıkçası BDP ve HDK sayesinde direnildi” diyor ve ekliyor: “Çünkü polis ÅŸiddeti karşısında nasıl direnilmesi gerektiÄŸini biliyorlardı. Bir de Gezi ruhu, hiç birimizin eksikliÄŸiyle bütünlenecek bir ÅŸey deÄŸil. Orada Ermeni Flor’un, feminist Gülsüm’ün, Kürt Arife’nin, LGBTİ’linin yeri vardı. Birbirini tanımayan iki kültürün ya da iki insanın, sevgisi, nefreti, ÅŸiddeti sahtedir, yanılsamadır. Biz Gezi’de birbirimize dokunduk, anlamaya, tanımaya baÅŸladık.”
Gülsüm AÄŸaoÄŸlu’nun da bu konuda diyecekleri var: “Bir sosyalist olarak her zaman ÅŸunu söylerim; bizim sokaklarda olma rahatlığımızı, konforumuzu saÄŸlayan da Kürt özgürlük hareketidir. Bunu da bir vefa olarak söylemek zorundayız.”
PARANIN TEDAVÜLDEN KALKTIĞI GÜNLER
Gerçekten güzeldi Gezi günleri. Hepimizin karnının ve ruhunun doyduğu günlerdi. Bir kere karnınızı doyurmak için paranızın olması gerekmiyordu. Paraya ihtiyacın olmadığı bir yaşam çok güzeldi.
Arife Çınar da, Gezi’de oluÅŸturulan komün yaÅŸamını iÅŸaret ediyor ve “demokratik özerliÄŸin” bir biçimi olarak tanımlıyor. Ardından ekliyor: “Çünkü her kimlik kendini ifade ediyordu. Demokratik özerklik tam da budur.”
Gezi’nin dili, alışıldık siyasetin dışındaydı. “Sık bakalım, sık bakalım…” sloganı ilk anda birçok kiÅŸiye, “Bu nedir böyle?” sorusunu sordurttu. Sonra sevildi sloganlar. Cinsiyetçi olanlar elendi, duvarlara Edip Cansever’in, Cemal Süreyya’nın ÅŸiirleri iÅŸlendi.
‘BU DEĞİŞİKLİĞE UYUM SAĞLAMAK KOLAY OLDU MU?’
İlk yanıt Gülsüm AÄŸaoÄŸlu’ndan: Ben sosyalistim ama aynı zamanda feministim. Feministler biraz daha eÄŸlenceli simgeler kullanmaya yatkınlar. Oradaki hareketin ana ivmelerinden biri de kadınlar; feministler ve LGBTİ’lerdi. AÅŸinaydım onların eylemlerine. Ancak tabi ki zafer iÅŸareti yapmak, saÄŸ yumruÄŸunu havaya kaldırmak gibi beden dilinin dışında baÅŸka bir dilde seslenmeyi öğrenme anlamında ilkti. Hepimiz de adapte olduk ve adapte olmanın da kötü bir ÅŸey olmadığını gördük. Artık hayat hiçbir zaman Gezi’den öncesi gibi olmayacak. Artık o insanları evine geri döndürmek mümkün deÄŸil. Farklı dinamiklerle bir ÅŸekilde sokaÄŸa çıkacaktır o insanlar.”
Aynı soruya Arife Çınar’ın yanıtı: “Elbette dahil olduÄŸumuz bir örgüt kültürü var hepimizde. Ama Gezi, hepimizin içinde bir Gezi ruhu olduÄŸunu gösterdi. Bir de gençliÄŸe hitap edemediÄŸimiz de ortaya çıktı. Bazı sembol ve söylemleri ilk anda kabul etmek zor oldu. Ancak Gezi, insanların temas ederek birbirini anladığı günlerdi. Hepimiz öğrendik. Hep ‘Gezi’de yan yana durabildiysek, bu topraklarda ulus devlet adına yaratılan acılarla yüzleÅŸme zemini de var’ duygusunu yaÅŸadım.”
‘GERİYE BİR ARADA OLMA GÜCÜ KALDI’
İki yılın ardından Gezi’den ne kaldı?
Önce Gülsüm AÄŸaoÄŸlu yanıt veriyor: “Çok genç ölümler kaldı. Berkin kaldı. Gözlerine bakamadığım annesi kaldı. Bir ekmekle simgeleÅŸen o fotoÄŸraf kaldı. İyi ÅŸeyler de kaldı. Bizimle birlikte bir koca köpek vardı. O da gaza alıştı ve hala bizimle. TOMA’ya karşı kollarını açarak duran genç kadın kaldı, kırmızılı kadın kaldı. Ellerinde iki bayrakla kolkola giren iki gencin, ‘Biz aslında yan yana olduktan sonra her ÅŸeyi kucaklarız’ diyen fotoÄŸrafı kaldı. Biz kaldık, bir arada olma gücümüz kaldı. Bir arada olma konusunda kolektif iradeyi gösteren insanlar kaldı. Güzel ÅŸeyler kaldı.”
Flor Uluk Benli’ye kalanlar: “Her siyaset, her ülke, her inançtan binlerce insanın eÅŸit koÅŸullarda ve haklarda anadillerinde yazdıkları barış kaldı. Gezi’de büyük egonun insanlara hatırlattığı ortak aklı HDP ile ortaklaÅŸtırarak sokaÄŸa taşıması kaldı. Hala o Gezi ruhuyla devam ediyorum.”
Araya girerek kısa ve net bir cümle kuruyor AÄŸaoÄŸlu: “Gezi varken HDP olmazsa olmazdı zaten. Gezi koÅŸullarını yarattı.”
Arife Çınar’a kalanlar: “Halkların buluÅŸmasıyla devletin gücüne ‘dur’ diyebileceÄŸimiz, iktidarın gerçek yüzünü ortaya çıkartabileceÄŸimiz bir düşünce kaldı. Devletin her yerde devlet olduÄŸunu gördük. Yarınlar için dayanışma ile bir araya geldiÄŸimizde sonuç alamadığımız hiç bir ÅŸey olmayacağını gördük.”
B.U.’ya kalanlar: “Gezi, ‘Yasak ne ayol’ sloganı ile beraber insan olmayı hatırlattı. Devletin olmaması gerektiÄŸi fikrini daha da perçinledi. Sinema emekçisiyim, dekor ve kostüm tasarımcısı olarak çalışıyorum. Hayattan kopmuÅŸtum. Cüzdanı ÅŸiÅŸik arabesk zevkli mekanlara takılmaktan kurtulup, bir simidi beÅŸ kiÅŸi ile paylaÅŸmayı bana öğretti Gezi direniÅŸidir.”
Hepsinin de ortak sözü: Gezi’den bir de bize ince mizahın yarattığı neÅŸe kaldı. İyi ki de GeziciymiÅŸiz.
Beyza Üstün, akademisyen ancak daha çok da ekoloji mücadelesinin neferi. Gezi direnişi öncesinde HDK Ekoloji Komisyonu olarak Taksim Dayanışması ile birlikte toplantılar yaptılar, kentlerin yaşam ve direniş alanı olan meydanların korunması için neler yapılabilir, sorusuna yanıt aradılar.
27 Mayıs’ı 28 Mayıs’a baÄŸlayan gece yarısı ‘Gezi Parkı’nda bir ÅŸeyler oluyor’ haberi gelince de bu toplantılar aktif bir direniÅŸe dönüştü.
O geceyi anlattı Beyza Üstün: “O saatten sonra aklımıza gelen herkesi aramaya baÅŸladık, milletvekillerine ulaÅŸtık, herkesi Gezi Parkı’na çağırdık. Sırrı Süreyya Önder, havaalanına giderken geri dönüp gelmiÅŸti. Hepimiz Gezi’de buluÅŸmuÅŸtuk. İş makinesinin önüne çıkışımız böyle oldu.”
Böylesine büyük bir hareketi bekliyor muydu?
Yanıt; hem ‘Evet’ hem de ‘Hayır’.
Beyza Üstün, Gezi direniÅŸi öncesinde yaÅŸanan yerel ekoloji hareketlerini, Gerze, Hopa ve daha birçok yerde suyu, havası için sokaÄŸa çıkanları, kadınları hatırlatıyor ve ekliyor: “Bu dinamiklerin baÅŸka dinamiklere doÄŸru evrileceÄŸini hissediyorduk ancak bunun Gezi olacağını hiçbirimiz bilmiyorduk. Fakat ne güzel ki; hayal ettiÄŸimiz birlikte komün yaÅŸamı sürdürdük.”
‘ATALARIMIN KEMİKLERİ VE AÄžAÇLARI ORADA’
Murat Mıhçı, “Orasının bizim için bir farklılığı vardır” diye baÅŸlıyor.
“Bizim için” sözüyle kastettiÄŸi Ermeni halkı. HDK’nin bileÅŸeni Nor Zartonk’un üyesi olan Murat Mıhçı, Gezi’nin Ermeni direnişçilerinden.
Gezi Parkı’nın Divan Oteli tarafına bakan tarafının bir dönem Ermeni Mezarlığı olduÄŸunu da direniÅŸ sayesinde öğrendik.
Murat Mıhçı, bir Ermeni için anlamını anlatıyor Gezi’nin: “Kesmek istedikleri aÄŸaçlar belki de bizim atalarımızın diktiÄŸi aÄŸaçlardı. Büyüklerimiz, mezarlığın ÅžiÅŸli’ye taşınması sırasında kemiklerin yerlere döküldüğünü anlatmış sıkça. Gezi, bizim için atalarımızın aÄŸaçlarıydı ve kemiklerinin orada gömülü olduÄŸunu biliyorduk. Artık bir mezarlık deÄŸildi ancak ruhen bizim oraya baÄŸlılığımız vardı. Ayrıca aÄŸaçlar kesilerek bir doÄŸa katliamı yapılacaktı. Bu nedenle çaÄŸrıları duyduÄŸumda sabah gelenlerden biri de bendim.”
Murat Mıhçı da bu kadar büyük bir direniÅŸ beklemiyordu. “Hatta hiç hazırlıklı da deÄŸildim” diyor.
Beyza Üstün giriyor araya: Kıyafetlerimiz bile uygun değildi.
Gülüyoruz hepimiz.
Gezi, anlatılırken neşelendiriyor. Ne güzel!
‘ÜSTÜMÜZE DOÄžRU GAZ BOMBASI ATIYORLARDI’
4 Gezici adayın en genci ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal. Gezi’nin bir genç isyanı olduÄŸunu düşününce, ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal’a takılıyorum: “En hazırlıklı gelen sendin galiba.”
Hınzırca gülüp, “Yok estaÄŸfurullah” diyerek baÅŸlıyor anlatmaya: “Gezi öncesinde 1 Mayıs, 6 Mayıs Denizler anması, 18 Mayıs İbrahim Kaypakkaya anmasında da polisin çok sert saldırıları olmuÅŸtu. Mayıs ayı boyunca öfkemiz birikmiÅŸti. 31 Mayıs’a kadar ziyaretçi pozisyonundaydım Gezi’de. Ancak o gün polis saldırısını protesto etmek için Taksim’e açıklama çaÄŸrısı vardı. Ben de binlerce kiÅŸi gibi açıklama saatinden çok önce gitmiÅŸtim. Polis saldırınca bu kez çok hızlı bir ÅŸekilde barikatlar kuruldu ve eylemin barışçıl anından devrimci kitle ÅŸiddetinin kullanıldığı ana geçildi.”
ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal, o gün bir gözünü, halkların onur ve özgürlük ayaklanmasına armaÄŸan etti. Hiçbir piÅŸmanlık belirtisi göstermeden, bunun nasıl olduÄŸunu bir kez daha anlattı: “Polisin saldırısıyla ara sokaklarda da barikatlar kuruldu. Tarlabaşı Bulvarı’nın Taksim tarafındaydım. Büyük bir barikat kuruldu, gaz bombası nedeniyle barikat alev aldı. Hava da kararmıştı. SDP’li Selim arkadaşımızın plastik mermi ile gözünü kaybettiÄŸi haberi geldi. Üstümüze doÄŸru mermi atar gibi gaz bombası atıyorlardı. Başımın hızlıca döndüğünü hissettim, gözlerimde yıldızlar çaktı, yere düştüm. Ardından hastaneye götürüldüm.”
‘GÜNDÜZ EYLEMCİ GECE AVUKATTIM’
Sezin Uçar, Gezi’nin direnişçisi olduÄŸu kadar avukatı da oldu. 31 Mayıs akÅŸamı O da Taksim’e geldi. Ancak ÅžiÅŸli kolunda görevliydi.
O anı anlattı: “Ciddi bir saldırı oldu. Bir yandan hem direniÅŸe katılıyoruz, bir yanda da hukuki destek vermeye çalışıyoruz. Gece 24.00’e kadar sokaktaydık. Sonra yaralıların durumunu öğrenmek için hastaneleri gezmeye baÅŸladık. Ziyaret ettiÄŸimiz yaralılardan biri de ÇaÄŸdaÅŸ’tı. Gündüz polis ÅŸiddeti yaÅŸanana kadar sokaklarda eylemciydik, ondan sonra da hastaneler, karakollar, adliyelerde mesaimiz devam ediyordu.”
Milletvekili adaylarının anlatacakları çok. Belli ki her anı dolu dolu yaşamışlar ve her şey hatırlansın istiyorlar.
‘KİLİSEMİZİ KAYBETTİK AMA AÄžAÇLARIMIZI KAZANACAÄžIZ’
Ve polis kuÅŸatmasının yarılarak Gezi’ye ilk giriÅŸ anı..
Murat Mıhçı, o gün önce kiliseye gitmiÅŸ. Gülerek, “Gezi’ye gireriz duasını ettim” diyor: “GiriÅŸ büyüleyiciydi. Girdikten sonrasını da hatırlamıyorum açıkçası. Hayatımda ilk defa galibiyet aldım. Hep yenilen tarafta olurduk. Azınlık olmadığımı hissettim ilk kez. O zaman HDP çalışması yoktu, HDK’nın ermeni bileÅŸeni olan Nor Zartonk’luyum. Çadırımızın olduÄŸu yerde portatif bir mezarlık yaptık. İnsana geçmiÅŸi hatırlatmak istiyorduk çünkü. Sonra, Ermeni sosyalist Paramaz’ı Sultanahmet’te andıktan sonra Gezi’de de anma yaptık. Gezi Parkı’nda gördüğünüz basamakların tamamı Ermeni kilisesinin taÅŸlarıdır. Biz bunları da anlatmaya çalıştı. Sloganımız ÅŸuydu: Kilisemizi kaybettik ama aÄŸaçlarımızı kazanacağız. Kazandık da.”
Beyza Üstün, ilk anı heyecanla anlatıyor: “Saatler süren mücadelenin ardından TOMA’nın bize doÄŸru gaz atarak geriye doÄŸru çekildiÄŸini gördük. MuhteÅŸem bir andı. ‘Burası ÅŸantiyedir giremezsiniz’ dedikleri bariyerleri hep beraber yıktık. O müthiÅŸ bir coÅŸkuydu. Herkes birbirine sarılıyordu, büyülenmiÅŸti. Parka girdiÄŸimde iki erkek, fotoÄŸraflarını çekmemi istedi. O sırada biri ‘kurt’, diÄŸeri ‘zafer’ iÅŸareti yaptı. İrkildim ve ‘Çekmem’ dedim. İki genç, ‘Ama biz birlikte buraya girdik’ deyince, çekip hemen fotoÄŸraf makinesini verdim. Gezi ile ilk yüzleÅŸme anım böyle oldu.”
‘GEZİ DİRENİŞİ ASLINDA BİR KADIN DİRENİŞİYDİ DE’
Gezi direnişine kadınların nicel olarak katılımının yüzde 51 olduğu yorumları yapıldı. Ancak bu nitel katılımın dışında, kadınlar direnişin en önünde yer alırken, direnişinin niteliğini de değiştirdi.
Sezin Uçar’a göre, Gezi direniÅŸi bir kadın direniÅŸidir de. Gezi öncesinde AKP’nin kadınlara dönük saldırı politikalarının kadınlarda bir öfke biriktirdiÄŸine dikkat çeken Uçar, “Kendi yaÅŸam biçimlerimize yönelik de ciddi bir kısıtlama hissediyorduk” diyor ve ekliyor: “Gezi’nin ilk günleri ile devam eden günleri arasında ciddi bir fark olduÄŸunu düşünüyorum. İlk zamanlarda cinsiyetçi küfürler vardı. Ancak tartışmalarımız ve müdahalelerimizle eylemcilerin eril dili deÄŸiÅŸmeye, cinsiyetçi küfürlerden arındırılmış sloganlar atılmaya baÅŸlandı. Ancak erkek egemenliÄŸinin hüküm sürdüğü alanlar yok muydu, elbette vardı. Gezi’nin hemen ardından yazılanların neredeyse tamamını erkekler yazdı. Erkekler, kadınlar adına söz söylemekten imtina etmedi.”
Direnişçiler HDP fikri açısından ne tür sonuçlar çıkardı?
İlk yanıtı Sezin Uçar veriyor: “Tüm ezilenlerin birlikte hareket edebileceÄŸi bir gücü yarattık orada. Hafızalardaki umutsuzluÄŸu, bu düzenin deÄŸiÅŸmeyeceÄŸi fikrini de ortadan kaldırdı. Bizler ezilenler olarak bir araya geldiÄŸimizde bir ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirebiliriz, birbirimize bu kadar da güvensiz deÄŸiliz. Bunu gördük. Forumlarda daha net anlaşıldığı gibi yerel demokrasi deneyimi çok önemliydi. Tüm kararların herkesin katıldığı toplantılarda birlikte alınması ve düşüncelerin birbiri üzerindeki tahakkümü deÄŸil de birbirini dönüştürücü etkisi çok önemliydi. Yaratıcılık, mizah ve zeka vardı. Bunlarla dönüştürücülük vardı. Psikolojik üstünlük en kaybettiÄŸimiz anda bile bizim elimizdeydi.”
‘BENİM BİR NUMARAM LGBTİ’LER’
Kadınların ardından LGBTİ’leri hatırlatıyor Murat Mıhçı: “Gezi’ye ne damga vurdu, diye sorarsanız, LGBTİ’ler derim. Benim bir numaram onlar. LGBTİ’ler o Gezi direniÅŸini katılan tüm toplumun baÅŸ tacı oldu.”
Beyza Üstün, Gezi ve sonrasındaki süreci “praksise” benzetiyor: “Teorik bir ÅŸey deÄŸildi, hayatın içinden uygulamalardı ve bu uygulamaların hepsi çok öğreticiydi. Bugün HDK’den sonra, HDP’nin sözlerini bu kadar net söyleyebiliyorsak öğrendiklerimiz sayesinde biraz da. Öz yönetim dediÄŸimiz, Gezi sonrası yapılan forumlardı aslında.”
İkinci yılında Gezi’den ne kaldı?
İlk yanıt ÇaÄŸdaÅŸ Küçükbattal’dan: “Empati, birlikte mücadele etme isteÄŸi ve azmi. HDP de zaten bu. Gezi HDP’yi, HDP de Gezi’yi içeriyor.”
Beyza Üstün’e kalanlar: “Polisin İstanbul’da çok yoÄŸun bir saldırısı varken, bizlere ‘Biz de Çanakkale’de direniyoruz ama bütün TOMA’lar istanbul’da’ diye mesajlar geliyordu. Gazi’den, Kartal’dan Taksim’e doÄŸru yapılan yürüyüşler, halkın BoÄŸaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçmesi kritik ÅŸeylerdi. Twitter’den ‘Dayanın Gazi Mahallesi geliyor’ mesajları atılıyordu. MüthiÅŸ bir dayanışmaydı. Sokak çocukları biz oradayken çok mutluydu. Hem karınları doyuyordu hem de bizimle kalıyorlardı. Ve ne yazık ki o saldırılardan hayvanlar da etkilendi.
Sezin Uçar da, “önyargıların kırılmasının ve dünyayı deÄŸiÅŸtirme isteÄŸinin tazelenmesi”ni önemsiyor ve ekliyor: “Taksim’e ikinci saldırı olduÄŸunda biz de ÇaÄŸlayan Adliyesi’nde eylemler yaptık. O gün 50 avukat gözaltına alınmıştık. Bizim avukat jargonunda ‘Levent avukatı’ dediÄŸimiz, ticaret davalarına bakan avukatlar var. Ticaret mahkemeleri Levent’teydi. Aslında aramızda sınıfsal farklılıklar da var. O gün gözaltına alınanların yarısı ‘Levent avukatı’ydı. Bu olaydan sonra onlarla iliÅŸkilerimiz de geliÅŸti. Birbirimize karşı ön yargılarımız kırıldı, birlikte mücadele edebileceÄŸimizi gördük. Son olarak, Gezi ruhuyla Rojava için çok büyük bir dayanışma ağı oluÅŸturuldu. Parklarda, mahallerde oluÅŸturulan forumlardan Rojava’ya çok büyük destek oldu.”
Röportajın başından beri “Anlatmakla bitmez” diyen Murat Mıhçı’ya kalanlar: “Gezi hala devam ediyor aslında. Gezi’nin ardından CaferaÄŸa Dayanışması olarak, devletin iÅŸgal ettiÄŸi bir binayı geri aldık. Bostan direniÅŸleri yaptık sonrasında. Su kesintilerini protesto etmek için bornozlarla sokaÄŸa çıktı. Bu süreçlerden bana kalan maçı kazanabileceÄŸimizi görmemiz oldu.”