Gazetemizin genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine dair kamu görevilerinin yargılandığı davada mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. 4.532 sayfalık gerekçeli kararda cinayet eylemi ile ilgili kamu görevlileri hakkında yapılan tespit ve deÄŸerlendirmelerin genel anlatımının yanı sıra Dink hakkında ilk resmi uyarı ve yapılan tehditler dolayısıyla Dink’in evi ve Agos gazetesinde güvenlik tedbiri alınması, Yasin Hayal hakkındaki ilk uyarı, Erhan Tuncel’in yardımcı istihbarat elemanı yapılmasına iliÅŸkin detaylara yer verildi.Dink Ailesi avukatları Mart ayında mahkemenin kısa kararını açıklamasından sonra “Yargılama esnasında toplanmasını talep ettiÄŸimiz delillerin tamamı toplanmadan karar verilmiÅŸ olması nedenleri ile İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi kararı hatalı ve hukuka aykırı olmuÅŸtur” diyerek karara itiraz etmiÅŸler, detaylı açıklamayı gerekçeli karar sonrasında yapacaklarını belirtmiÅŸlerdi.
Sanıkların FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakları hakkında ifadelere yer verilen gerekçeli kararda, cinayetin iÅŸlenmesinde tespit edilen sorumluluklarının yanında sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Faruk Sarı’nın FETÖ’nün çıkarlarını gözeterek birlikte hareket ettikleri belirtildi.
Gerekçeli kararda, bu sanıkların konumları nedeniyle gereken tedbirleri alıp müdahale etmek yerine cinayetin gerçekleşmesini, bunun öncesi ve sonrasında bilgi, kayıt ve belgelerin yok edilmesini sağladıklarını aktarılarak, Planlı İstihbarat Operasyonları (PİO) uygulaması ve İstihbarat Dairesi Başkanlığında bulunan İstihbarat Değerlendirme Projesi (İDP) kayıtları ile tüm istihbarat ağının bulunduğu bilgi havuzuna ilgili verilerin kaydedilmesi işlemlerini yapmamalarının yanında yapılan kaydı ise cinayetin hemen sonrasında sildikleri ifade edildi.
Kararda, kendilerinden olmayan sıralı amirlerine bu önemli istihbari bilgileri vermeyip gizleyen bu sanıkların emri altındakilere tanzim ettirdikleri gerçeğe aykırı tutanaklarla en önemli bilgi kaynağı yardımcı istihbarat elemanının istihbarat görevinin dışına çıkarılmasını sağladıkları kaydedildi.
Gerekçeli kararda, “Sanık Muharrem Demirkale’nin maktulün ev ve iÅŸyerlerinin cinayet öncesinde emri altındakilerce keÅŸfinin yaptırıldığı, failin cinayet günü takip edildiÄŸi, bu takibi yapan kiÅŸilerin sanık Ali Fuat Yılmazer ile irtibat halindeki sanık Demirkala’nin emir ve komutasındaki unsur elemanları olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir.” ifadelerine yer verildi.
Kararda, İstanbul İl Jandarma Komutanlığında görevli olup cinayette sorumluluÄŸu olduÄŸu belirlenen sanıklardan Muharrem Demirkale’nin eylemi örgüt adına iÅŸlediÄŸinin de mahkemece kabul edildiÄŸi, bu kapsamda “Anayasayı ihlal”den de mahkumiyetine karar verildiÄŸi kaydedildi.
Kararda, Jandarma Genel Komutanlığı İDAM Amiri sanık Hamza CelepoÄŸlu’nun cinayetten sorumlu tutulmasını gerektirir yeter surette delil elde edilemediÄŸi belirtildi.
İstihbarat Daire BaÅŸkanlığında görevli olan sanıklardan Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in iÅŸlenen cinayetin bizzat tasarlama ÅŸeklinde tespit edilen eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları ifade edilen kararda, sanıklardan Ercan Gün’ün cinayet sonrası örgütten elde ettiÄŸi görüntüleri örgütün çıkarları doÄŸrultusunda yayınlaması ve sonrasında tespit edilen diÄŸer örgütsel eylemlerine iliÅŸkin delillerle örgüt üyesi olduÄŸunun, sanık Şükrü Yıldız’ın ise örgütün çıkarları doÄŸrultusunda tanzim ettiÄŸi teftiÅŸ raporlarıyla örgüte yardım ettiÄŸinin belirlendiÄŸi ifade edildi.
Kararda, o dönem Trabzon’da yaÅŸayan ve inÅŸaat işçisi olan Yasin Hayal ile üniversite öğrencisi olan Erhan Tuncel’in bulundukları beldede aynı arkadaÅŸ çevresinde yaÅŸadıkları, ikilinin aynı siyasi görüşlere sahip oldukları ifade edildi.
Her ikisinin ABD’nin Irak’a müdahalesini protesto etmek için ABD menÅŸeli iÅŸ yerlerine eylem yapılması baÄŸlamında karar aldıkları, Erhan Tuncel’in hazırladığı el yapımı bombayı Yasin Hayal’in bir restoranda patlattığı ve bu ÅŸekilde 6 kiÅŸiyi öldürmeye teÅŸebbüs ettikleri kaydedildi.
Gerekçeli kararda, bu eylem sonrasında Erhan Tuncel’in Yasin Hayal’in saklanmasına yardımcı olduÄŸu, yakalanan Yasin Hayal’in de Erhan Tuncel’in eyleme iÅŸtirakini gizlediÄŸi ve koruduÄŸu, bu eylem sonrasında tutuklanıp tahliye olan Yasin Hayal ile Erhan Tuncel’in irtibatlarının baÅŸka kiÅŸilerin de katılımı ile sürdüğü aktarıldı.
İkilinin yaÅŸadığı beldede bu eylem ve daha önce aynı saikle gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu anlaşılan baÅŸka eylemleri nedeniyle daha fazla öne çıkan Yasin Hayal’in aynı düşünce çevresinden bazı kimseleri etrafında toplamaya devam ederek gizliliÄŸe uyan, iÅŸ bölümü yapan, hiyerarÅŸik bir yapı oluÅŸturduÄŸu bilgisine yer verilen gerekçeli kararda, Erhan Tuncel’in 17 Kasım 2004’te emniyet istihbarat hizmetlerine yardımcı istihbarat elemanı olarak alındığı, 23 Kasım 2006 tarihinde de bu görevine son verildiÄŸi ifade edildi.
Yine aynı dönemde durumundan şüphe duyularak aşırı sağ faaliyetlerin önlenmesi kapsamında telefon iletişiminin istihbari nitelikte takip edildiği belirtilen gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Bu süreçte geliÅŸen maktulün bir gazetede yayınlanmış olan yazısı nedeniyle ‘Türklüğü aÅŸağılamak’ suçundan mahkumiyeti üzerine, örgütün kurucusu ve yöneticisi olan Yasin Hayal’in maktulü cezalandırmaya karar verdiÄŸi, 2006 yılının ocak ayında maktulün cezalandırılması amacıyla öldürülmesi görevini örgüt üyesi olan Zeynel Abidin Yavuz’a verdiÄŸi, maktul tarafından yazılan yazı ve sürmekte olan ceza davasının kamuoyunda sebebiyet verdiÄŸi tartışmalar eÅŸliÄŸinde 2006 yılının mayıs ayına gelindiÄŸinde bu iÅŸi icraya koyacaklarını kendisine bildirdiÄŸi ve örgüt üyesi olan Erhan Tuncel’den maktulün resimlerini ve çalıştığı gazetenin adresini internetten bulmasını istediÄŸi, Erhan Tuncel’in örgüt üyesi olan Tuncay Uzundal ile birlikte internetten bulup CD’ye kaydettikleri resim ve bilgileri gazeteye sararak bir markete bıraktığı, buradan Zeynel Abidin Yavuz tarafından alınan paketin Yasin Hayal’e götürüldüğü ve Yasin Hayal tarafından maktulün resimlerinin Zeynel Abidin Yavuz’a gösterildiÄŸi tespit edilmiÅŸtir.”
Bu geliÅŸmenin hemen sonrasında Zeynel Abidin Yavuz’un bir iÅŸte çalışmak için İzmit’e gittiÄŸi kaydedilen gerekçeli kararda, temmuz 2006’ya gelindiÄŸinde Yasin Hayal’in eniÅŸtesi olan CoÅŸkun İğci’ye 300 lira vererek silah bulmasını istediÄŸi, Jandarma istihbarat görevlileri ile irtibat halinde olan CoÅŸkun İğci’nin, kendisini uzunca bir süre oyalayarak silahı temin etmediÄŸi ve daha sonra aldığı parayı iade ettiÄŸi aktarıldı.
Gerekçeli kararda, 2006 yılı aÄŸustos ayı baÅŸlarında Yasin Hayal’in maktulün öldürülmesi için Ogün Samast’ı görevlendirdiÄŸi ifade edilerek, sonrasında Yasin Hayal ile Ogün Samast’ın, Erhan Tuncel’in Tuncay Uzundal ile birlikte kaldıkları eve gidip geldikleri ve Tuncay Uzundal’ın da tanık olacağı ÅŸekilde planlama yaptıkları, bu aÅŸamada Yasin Hayal’in maktulün öldürülmesinde kullanılacak olan tabanca ve mermileri temin ettiÄŸi belirtildi.
Yasin Hayal’in 14 Ocak 2007 tarihinde, örgüt üyesi olan Ersin Yolçu’dan Ogün Samast’ı bulmasını istediÄŸi ve bulamayıp dönen Ersin Yolçu’ya maktulü Ogün Samast’a vurdurtacağını söylediÄŸi aktarılan gerekçeli kararda, bir gün sonra Yasin Hayal’in talimatlandırdığı Ersin Yolçu’nun, evinden alıp getirmesi üzerine maktulün çalıştığı gazetenin adresini Ogün Samast’a verdiÄŸi anlatıldı.
Kararda, 16 Ocak 2007 tarihinde Yasin Hayal, Ersin Yolçu ile Ogün Samast’ın internet kafeden maktulün fotoÄŸraflarını temin ettikten sonra hep birlikte örgüt üyesi olan Ahmet İskender’in iÅŸlettiÄŸi kırtasiye dükkanına geçtikleri belirtilerek, Yasin Hayal’in bu iÅŸ yerinde Ahmet İskender’in bilgisi dahilinde sakladığı tabancayı alıp Ogün Samast’la deneme amacıyla atış yapmaya gittikleri ve dönüşte Yasin Hayal’in tabancayı tekrar bu iÅŸ yerinde sakladığı kaydedildi.
İzmit’ten 2006 yılının sonlarına doÄŸru Trabzon’a dönen Tuncay Uzundal’ın da aynı zaman diliminde diÄŸer sanıklara katıldığı aktarılan gerekçeli kararda, öldürme olayından 5 ya da 6 gün önce Tuncay Uzundal, Yasin Hayal, Ersin Yolçu ve Ahmet İskender’in de olduÄŸu ortamda maktulün öldürüleceÄŸinin konuÅŸulduÄŸu bildirildi.
Gerekçeli kararda, sonrasında Yasin Hayal’in, karşılaÅŸtığı Tuncay Uzundal’ı Ogün Samast’ın beklemekte olduÄŸu kafeye gönderdiÄŸi ve kendisinin de sonradan geleceÄŸini söylediÄŸi belirtildi.
Kararda, burada gerçekleÅŸen buluÅŸmada Ogün Samast’ın “o iÅŸi yapacağını ve İstanbul’a gideceÄŸini” söylediÄŸi Tuncay Uzundal’ın da kendisine, “telefon kullanma, kendine dikkat et” diye uyarıda bulunduktan sonra Erhan Tuncel ile birlikte kaldıkları eve gittikleri ve bayrak hediye ettiÄŸi ifade edildi.
Yasin Hayal’in 17 Ocak 2007’de Ersin Yolçu’yu çalıştığı kırtasiye dükkanından aldığı ve birlikte geçtikleri Ahmet İskender’in iÅŸ yerinde Ogün Samast ile buluÅŸtukları ifade edilen gerekçeli kararda, Yasin Hayal’in burada sakladığı tabanca ile Ahmet İskender’e emanet ettiÄŸi parayı alıp Ogün Samast’a verdiÄŸi ve sarılıp uÄŸurladığı kaydedildi.
Gerekçeli kararda, aynı tarihte Yasin Hayal’in talimatı üzerine Ersin Yolçu’nun Ogün Samast’ı terminale götürdüğü ve “gazan mübarek olsun, sen bu iÅŸi becerirsin, yürekli adamsın” diyerek cesaretlendirdiÄŸi vurgulanarak, Ogün Samast’ın ertesi sabah İstanbul’a ulaÅŸtığında önceden kararlaÅŸtırdıkları ÅŸekilde Ahmet İskender’in iÅŸ yerinde kullandığı cep telefonunu arayarak telefona bakan Ersin Yolçu’ya, İstanbul’a geldiÄŸini bildirdiÄŸi aktarıldı.
Ersin Yolçu’nun da durumu Ogün Samast’tan haber beklemekte olan Yasin Hayal’e aktardığı kaydedilen gerekçeli kararda, “19 Ocak 2007 tarihinde maktulün çalıştığı gazetenin önüne gelen Ogün Samast’ın, durumu Yasin Hayal’e aynı ÅŸekilde telefonla bildirdiÄŸi, bir süre sonra tekrar arayarak ‘sıkıldığını ve içeriye girip birkaç gazeteci vurabileceÄŸini’ söylediÄŸi, Yasin Hayal’in ise ‘iÅŸlerinin maktul ile olduÄŸunu’ söylediÄŸi, Ogün Samast’ın bir ara gazete binasına girerek üniversite öğrencisi olduÄŸunu söyleyip görüşmek bahanesiyle maktulü sorduÄŸu ve sonra tekrar Yasin Hayal’den aldığı talimat uyarınca dışarıda beklemeye baÅŸladığı sırada, bir bankadan çıkıp yürümekte olan maktulü gördüğü ve arkasından yaklaşıp 3 el ateÅŸ ettikten sonra olay yerinden kaçıp uzaklaÅŸtığı, tekrar Yasin Hayal’i aynı ÅŸekilde arayıp maktulü vurduÄŸunu bildirdiÄŸi anlaşılmıştır” denildi.
Tüm dosya kapsamına göre mahkemece yapılan deÄŸerlendirmeye de yer verilen gerekçeli kararda, cinayet eyleminin azmettiricilerinden Yasin Hayal ile daha sonra diÄŸer azmettirici olduÄŸu anlaşılan Erhan Tuncel’in, 2004 yılında Trabzon ilinde MC Donalds isimli iÅŸ yerinde gerçekleÅŸen el yapımı bombalı saldırıya iliÅŸkin yapılan tahkikat ile Trabzon emniyet istihbarat birimlerince takip altına alındıkları belirtildi.
Birbirleri ile yakınlığı tespit edilen bu iki ÅŸahıstan bombalama eyleminin o tarihte faili gözüken Yasin Hayal ile ilgili bilgilerin diÄŸer ÅŸahıstan temin edildiÄŸi aktarılan gerekçeli kararda, bu süreçte Trabzon’da üniversite öğrencisi olan Erhan Tuncel’in “Mehmet Kurt” kod adıyla Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) sıfatıyla görevlendirilip bu kapsamda 2006 yılı ekim ayında bu görevden çıkarılıncaya kadar emniyet istihbarat görevlileriyle görüşmeler yaptığı aktarıldı.
Kararda, Tuncel ve Hayal’in 2004-2007 arası süreçte Trabzon İstihbarat Åžube Müdürlüğü’nce yapılan talep üzerine alınan mahkeme kararlarıyla istihbari amaçla iletiÅŸimlerinin takip ve kayıt altına alınarak cinayetin öncesi ve sonrasında dinlendikleri ifade edildi.
Yardımcı istihbarat elemanından edinilen bilgiler doÄŸrultusunda Yasin Hayal’in Åžubat 2006 tarihinde “Gazeteci Hrant (Fırat) Dink’i Türklüğe karşı yazıları ve açıklamaları dolayısıyla her ne pahasına olursa olsun öldüreceÄŸinin” haber alındığı bilgisi verilen gerekçeli kararda, bu haberin üzerine gereÄŸi noktasında bir kısım uyarı içeren iÅŸlemlerin yapıldığı kaydedildi.
Gerekçeli kararda, Haziran 2006’ya gelindiÄŸinde bilinen tetikçinin vazgeçmesi üzerine azmettirici tarafından AÄŸustos 2006’ya kadar eylemi gerçekleÅŸtirecek tetikçi arayışında bulunulduÄŸu anlatılarak, AÄŸustos 2006’da tetikçi olarak fail Ogün Samast’ın belirlenmiÅŸ olduÄŸunun Eylül 2006 tarihli yardımcı istihbarat elemanı buluÅŸmalarıyla öğrenildiÄŸi kaydedildi.
Kararda, ancak bu tarihler ve sonrasına ilişkin buluşmaların ise haber raporuna dönüştürülmediği vurgulanarak, şu değerlendirmelere yer verildi:
“Kasım 2006 tarihinde yardımcı Erhan Tuncel’in istihbarat elemanı görevinin sonlandırılmasına yönelik iÅŸlem yapıldığı, bu tarih itibariyle iÅŸleneceÄŸi bilinen cinayetin önlenmesinde sorumluluk noktasında belli yer ve birimlerin yönetiminin ele geçirilmesinin hedeflenmesi, belli yerlerin de sorumluluktan kurtarılması gibi kurum içi görev bölgelerine dair cinayet üzerinden baÅŸkaca ve ‘örgütsel olduÄŸu sonradan anlaşılan’ çıkarlar elde etmeye yönelik amacın güdüldüğünün ve gizleyici iÅŸlemler yapıldığının anlaşıldığı, bu tasarı içerisinde cinayet faillerine verilen desteÄŸin sonucunda da cinayetin gerçekleÅŸtiÄŸi anlaşılmıştır.” ifadelerine yer verildi.
Cinayet öncesinde 2006 yılının Temmuz ayında bu kez Trabzon İl Jandarma Komutanlığının istihbarat unsurlarının cinayetin tasarısından saha çalışması sırasında haricen ve ilk kez haberdar olduklarının anlaşıldığı vurgulanan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:
“Zira azmettirici Yasin Hayal’in eniÅŸtesi olan CoÅŸkun İğci isimli ÅŸahsın ‘Hrant Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceÄŸi, bu eyleme iliÅŸkin silah temini için uÄŸraÅŸtığı’ bilgisini içeren istihbaratın, unsur elemanlarına verildiÄŸi, onların da bu bilgiyi sıralı amirlerine bildirdiÄŸi, ancak en üst amir tarafından bu hususun önce beklemeye alındığı, herhangi bir kaydi iÅŸlem yaptırmadığı, emniyet kurumu yetkili ve sorumlularının yaptığı gibi bu istihbaratı paylaÅŸmak yerine tasarı sürecini takibe aldıkları, İstanbul Jandarma İstihbarat birimi ile irtibata geçerek maktulün ikametinde keÅŸif faaliyeti icra edildiÄŸi, cinayet sonrasında unsur elemanlarının kendi aralarında tanzim ettikleri ve o ana kadar hiçbir yerde geçmeyen, kullanılan silahın marka ve modeline kadar detaylı bilgileri içeren haber raporuyla cinayetin iÅŸlenmesi sürecine dahil olup gerçekleÅŸmesini saÄŸladıkları mahkememizce kabul edilmiÅŸtir.”
Gerekçeli kararda, cinayette kullanılan silahla ilgili inceleme bölümü de yer aldı.
Ogün Samast’ın Samsun’da verdiÄŸi ifadesinde silahı vefat eden bir arkadaşından aldığını ve eylemi tek başına planlayarak hareket ettiÄŸini söylediÄŸi belirtilen kararda, daha sonra İstanbul’da alınan ifadesinde ise silahı Yasin Hayal’in kendisine verdiÄŸini, eylemin planlayıcısının Hayal olduÄŸunu belirttiÄŸi aktarıldı.
Gerekçeli kararda, Samast ve Hayal’in silahın nasıl temin edildiÄŸi ile ilgili olarak benzer ifadelerde bulunmalarının dikkat çekici olduÄŸu, bu ÅŸekilde ifade verilmesinin önceden kararlaÅŸtırılmış olduÄŸunun göstergesi olduÄŸuna yer verildi.
Sanık Ogün Samast tarafından kullanılan cinayet silahının ne şekilde temin edildiğiyle ilgili özellikle Karadeniz, Trabzon bölgesindeki yasa dışı silah üretimi ve kaçakçılığı konusu, olaylarda kullanılan ya da yakalamalarda ele geçirilen silahlar ile bu silahların olay ve kişi bağlantıları üzerinde detaylı araştırmanın yapıldığı kaydedildi.
Kararda, yapılan araÅŸtırmalarda el yapımı silahlarda bire bir benzerlik bulmanın mümkün olmadığına yer verilen raporda, “Silahların tüm parçalarının ayrı ustalar tarafından imal edildiÄŸi ve sonradan yine bir baÅŸka usta tarafından birleÅŸtirildiÄŸi, böylelikle silahın kaynağına ulaÅŸmanın oldukça güç olduÄŸu anlaşılmış ve böylece müfettiÅŸliÄŸimizce silahın, nerede ne ÅŸekilde imal edildiÄŸi bilgisine ulaşılamamıştır.” denildi.
Hrant Dink’e yönelik koruma önlemlerinin alınması konusunda ellerinde yeterli bilgi mevcut olmasına raÄŸmen, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi BaÅŸkanlığınca “Hedef Åžahıslar Programı” ile ilgili gerekli deÄŸerlendirmelerin yapılmadığı ve Dink’in bu programa kaydının yapılmadığı ve buna baÄŸlı olarak da koruma tedbirlerinin alınmadığı ifade edilen raporda, suçun önlenmesi için gerekli giriÅŸimlerde bulunulmadığı vurgulandı.
Eski İstihbarat Dairesi BaÅŸkanı Ramazan Akyürek’in 9 Mayıs 2006 ile 16 Ekim 2009 tarihleri arasında İstihbarat Dairesi BaÅŸkanı olarak görev yaptığı, Eski C (Aşırı saÄŸ ve dini istismar faaliyetleri) Åžube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in 21 Temmuz 2005 ile 26 Mart 2007 tarihleri arasında İDB-C Åžube Müdürü olarak görev yaptığı, eski C Åžube Müdür Yardımcısı (C Åžube Müdür Vekili) Tamer Bülent Demirel’in 29 Temmuz 1999 ile 31 Temmuz 2006 arasında C Åžube Müdürlüğünde farklı unvan ve rütbelerle görev yaptığı kararda bildirildi.
Gerekçeli kararda, eski İstihbarat Dairesi BaÅŸkanı Akyürek’in 17 Åžubat 2006 tarihli (Hrant Dink’in öldürülebileceÄŸi ile ilgili) yazıyı dönemin Trabzon İl Emniyet Müdürü olarak imzaladığı belirtilerek, Akyürek’in İstihbarat Dairesi BaÅŸkanı olarak göreve baÅŸladıktan sonra zamanında kendisinin yazdığı yazıdan da hareketle tehdidin önem ve boyutunu deÄŸerlendirip gerekli iÅŸlemleri yapması gerektiÄŸi, İstanbul’daki emniyet görevlilerinin sorumlulukları olup olmadığı hususunun kendi görev ve sorumluluÄŸunu ortadan kaldırmayacağı, bu sebeple adı geçenin sorumluluÄŸunun mevcut olduÄŸu kanaatine varıldığı anlatıldı.
Eski C Åžube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de aynı tarihli yazının gereÄŸinin yapması gereken birimin müdürü olduÄŸu kaydedilen gerekçeli kararda, müdür olarak her türlü evrakı inceleyip gerekirse talimatlarını vermesi gerektiÄŸi aktarıldı.
İstanbul İstihbarat Åžube Müdürlüğünde 2007 yılı mart ayında toplam 586 personelin görev yaptığı, bu sayının 2013 yılı mart ayında 706 personele çıktığı anlatılarak, personelin büyük bölümünün 15 Temmuz 2016’dan sonra çıkan KHK’lar ile görevlerinden ihraç edildikleri kaydedildi.
Kararda, ÅŸu ifadelere yer verildi:
“Söz konusu personel sayısında yapılan artış ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat/iltisaklı olup KHK ile ihraç edilen çok sayıda personelin bu ÅŸubede göreve alındıklarının anlaşıldığı, akabinde bu ÅŸube tarafından yürütülen kumpas soruÅŸturmalarıyla devletin bekasını tehdit eden pek çok haksız iÅŸ ve iÅŸlemin gerçekleÅŸtirilerek tüm bunların merkezinde iÅŸ bu ÅŸubenin görev aldığının anlaşıldığı, buna göre yanlı teftiÅŸ raporlarıyla yönlendirilen atamalar sonuçları itibariyle deÄŸerlendirildiÄŸinde en başından itibaren örgüt tarafından bu ÅŸubenin ele geçirilmesinin amaçlandığı görülmüştür.â€
Öte yandan mahkeme mahkeme, dosyası ayrılan Fetullah Gülen ile 10 firari sanığın kaçak sayılmalarına ve mal varlıklarına el konulmasına karar verdi.
Dink Ailesi avukatları karara itiraz etmişti
Mahkeme davaya iliÅŸkin kısa kararının 26 Mart tarihinde açıklamış, Dink Ailesi avukatları 1 Nisan 2021 PerÅŸembe günü karara itiraz etmiÅŸ, ve itiraz dilekçelerini İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunulmak üzere 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne teslim etmiÅŸti. .
Avukatlar dilekçede
“İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 26.03.2021 tarihli duruÅŸmada, cezalandırılmalarına karar verilmesi gereken sanıkların bir kısmının beraatine ve bir kısmı hakkındaki davanın zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine iliÅŸkin karar verilmesi, sanıkların bir kısmı hakkında düşük cezalara hükmedilmiÅŸ olması ve yanı sıra yargılama esnasında toplanmasını talep ettiÄŸimiz delillerin tamamı toplanmadan karar verilmiÅŸ olması nedenleri ile İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi kararı hatalı ve hukuka aykırı olmuÅŸtur” denmiÅŸti.
Avukatlar dilekçede “İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/32 E. numaralı dava dosyasında oluÅŸturulan 26.03.2021 tarihli karara yönelik bir bütün olarak temyiz/istinaf talebinde bulunmaktayız” ifadesine yer vermiÅŸti.
Avukatlar bundan önceki temyiz süreçlerinin tümünün Yargıtay’da görüldüğünü belirterek tüm sanıklar hakkında kanun yolu incelemesinin Yargıtay’da yapılması gerektiÄŸine de dikkat çekmiÅŸti.
Dink Ailesi avukatları dilekçede ayrıca “İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararının tarafımıza tebliÄŸ edilmesi sonrası yasa yoluna baÅŸvuru gerekçelerimiz ayrıntılı olarak tarafımızdan beyan edilecektir” ifadesine yer vermiÅŸti.
Kaynak: Agos