Karin KARAKAÅžLI
Radikal İki
Diyarbakır Sur Belediyesi’nin, iÅŸyerine Türkçe dışında bir dilde tabela asan esnafa, iÅŸlemlerde yüzde 50 indirim getiren kararına İçiÅŸleri Bakanlığı soruÅŸturma açtı. Farklı dillerin görünür olması, bünyede hâlâ asabiyet yaratıyor.
Dillerin kaderi de tıpkı insanlarınki gibi, farklı farklı. Ve bu kader denilen, çoğunlukla siyasetin müdahalesine açık, o müdahaleye biat ya da isyan üzerinden belirlenen bir güzergâh izliyor. Kürtçe ve Ermenice bu anlamda her daim yakından ilgilenilen iki dil oldu ve aslında sıradan dil olmak dışında her şeye dönüştü. İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır Sur Belediyesi’nin bir buçuk yıl önce diktiği çok dilli “Hoş geldiniz†tabelalarına ilişkin açtığı soruşturma, ‘dil belası’ anlayışının en güncel örneği.
Çocukluktan beri diller beni büyüler. Birbirlerinden hangi noktalarda farklılaÅŸtıkları benim için büyük bir keÅŸif konusudur. O farklılıklar, sadece aktarım ve iletiÅŸim aracı olarak dile dair deÄŸil, o dilin arkasındaki koca kültüre, o dili konuÅŸan halkların hayata bakış açısına, yaÅŸama biçimine dair büyük ipuçları verir. Dillerimiz çokluÄŸu oranında zenginleÅŸmemiz bundandır. Her dil, yeni bir hayat olasılığıdır. Kelimenin gerçek anlamıyla iki dilli bir çocuktum. Ermeniceyi baÅŸta anneannem olmak üzere ailemden evde, Türkçeyi de sokaktan ve televizyondan öğrendim. Bir vakit, Ermeni, Rum ve Yahudilerin İstanbul’da dolu dolu yaÅŸadığı günlerde çocuklar oyun oynarken, yetiÅŸkinler de ahbaplık ederken birbirinin dilini de bilirmiÅŸ. Benim çocukluÄŸumda bu artık bir masaldı. Dahası üniversiteye kadar hiç Kürt arkadaşım da olmadı. O yüzden lisede bir gün “Kart kurt sesleri çıkarmak†üzerinden bir öğretmenin aÄŸzından akıllara ziyan o inkârcılığı ilk iÅŸittiÄŸimde bunun siyaseten ne anlama geldiÄŸinden bihaber, sadece dil boyutuyla karşı çıkmıştım. “Olur mu öğretmenim, Kürtçe ve Ermenice Hint-Avrupa dil grubunda iki ayrı koldan iniyor…†Gerisi her dilden uzun bir sessizlikti sınıfta…
Sonra bütün bu dillerin çileli hikâyesini yaÅŸayarak ve dinleyerek öğrendim. Yasaklanan, hor görülen ya da gündelik hayatta iletiÅŸim iÅŸlevini yerine getirmekten uzaklaÅŸtıkça yabancılaÅŸan dillerimizi bildim. Onlar kendi olaÄŸan akışlarına kavuÅŸmadan huzur bulamayacağımızı da bildiÄŸim gibi… Ama herkesin huzur tarifi kendine tabii. Devlet nezdinde belli ki Türkçeden farklı dillerin görünürlük kazanması, hâlâ bünyede asabiyet yaratıyor. Öteden beri yörenin dillerine sahip çıkan Diyarbakır Sur Belediyesi’nin başına gelenler bunun bir kanıtı. Bir buçuk yıl önce meclis kararıyla kent giriÅŸine farklı dillerden, ‘Şehrimize hoÅŸ geldiniz’ tabelası asan Belediye, iÅŸyerlerine Türkçenin dışında baÅŸka isimli tabela asan esnafa ruhsat ve iÅŸlemlerde yüzde 50 indirimi getiren bir de karar almış. İçiÅŸleri Bakanlığı da ÅŸimdi bu karara karşı soruÅŸturma açmış bulunuyor.
Benden deÄŸil
Soruşturma kapsamında belediyeye gönderilen yazıda, “Belediyeniz tarafından Diyarbakır -Silvan karayolunun 14’üncü kilometresinde bulunan yere üzerinde Türkçe, Kürtçe ve İbranice, ‘Şehrimize hoş geldiniz’ yazısı olan levhanın konulduğu ve bu suretle ilgili yasalara aykırı davranıldığı†denilerek, Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’tan savunma istendi. İşin komik yanı, tabeladaki dil İbranice değil Ermenice. Malum, bir zamanlar Diyarbakır ’da Ermeni mahalleleri de vardı. Ama, ‘yabancı’ diye bellemişsen, senin için o yabancının adı sanı bile fark etmez. Senden değildir, o kadar.
Tabelalar en çok da inkar edilenin ilamı. “Burada Kurmanci, Zazaki, Ermenice, Süryanice konuÅŸulurdu çünkü buralar bu dilleri konuÅŸanların da vatanıydı†demek. Sur Belediye BaÅŸkanı DemirbaÅŸ, soruÅŸturmaya tepki gösterirken Diyarbakır’ın çok kültürlü, çok kimlikli ve çok inançlı bir kent olduÄŸunu özellikle vurguluyor. SoruÅŸturmanın zamanlaması ve mesajına dair de söyleyeceÄŸi çarpıcı ÅŸeyler var muhakkak: “Bu tabelayı yaklaşık bir buçuk yıl önce diktik. Bir buçuk yıl sonra soruÅŸturmaya uÄŸraması yine Kürtçe ile ilgili Ermenice, Süryanice yaptığımız çalışmaların soruÅŸturma ve dava konusu olması bence düşündürücüdür… Bir bakanlığınız ‘Kürtçe, seçmeli ders olsun’ desin, diÄŸer bir bakanlığınız da dillerle ilgili soruÅŸturma açacak. Siz kendinize serbest ettiÄŸinizi halka yasaklıyorsunuz. Böyle bir anlayış olamaz.â€
Aynı anlayış köy isimlerinin özgün Kürtçe, Ermenice karşılıklarını unutturmak adına, nice yaratıcı karşılıklar türetti ama yörelere gittiğinizde hâlâ insanlar tabelalardaki değil belleklerindeki isimleri kullanıyor, çünkü dil yaşayan bir organizmadır ve öyle yapay müdahalelere itibar etmez, kendi bildiğini okur. Kendi bildiğini söyletir.
Abdullah DemirbaÅŸ, destek ziyaretine gelen heyetleri kabul ederken dillerin yaÅŸam hakkına ve miras oluÅŸlarına da vurgu yapıyordu: “Bu dilleri biz seçmedik. Yüce Allah bunu bize verdi. Bu bir fitri hak, bu bir insan hakkı ve olmazsa olmaz haktır. Hiçbir kimseye bu hak bahÅŸedilemez, lütfedilemez. Maalesef Türkiye ’de halen tek dil, tek devlet, tek millet ve tek din anlayışını savunanlar kısmı birtakım adımlarla bize bunu bahÅŸettiklerini söylüyor. Oysa yüce Allah’ın verdiÄŸi bir hak kimseye lütfedilemez. Bunu lütfedecek kiÅŸi Allahtır. Bu temelde mevcut hükümete ÅŸunu söylüyoruz; siz kendi dilinize baskı yapılmasını istiyorsanız, bize de yapın. Kendi dilinizle eÄŸitim görmek istemiyorsanız bizim eÄŸitim hakkımızı da engelleyin. Siz kendi dilinizin kamusal alanda kullanılmasını istemiyorsanız bize de yasak koyun. Yoksa bunun adı çifte standart, kendine demokrasi istemek, kendine serbest, halka yasak etmek olur. Biz bu anlayışı doÄŸru bulmuyoruz. Bu zihniyet Türkiye ’de toplumsal barışı getiremez. Bu iktidarcı anlayıştır.â€
İlahi rastlantı gereği ‘National Geographic’ dergisinin Temmuz sayısı dünya üzerinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan dilleri dosya konusu yapmıştı. Bu diller arasında memleketimizden Zazaki ve Batı Ermenicesi de var. Bu gerçek kendi içinde yüzyıllık tarihimizin acı bir bilançosu. Nelere kıyıldığının, nelerin yitirildiğinin göstergesi. Elimizde kalan böyle çok dilli bir yalnızlıktır işte. Bir tabeladan bile ürküten başedilmemiş hakikattir. Başedilmedikçe de, her dilde hayatı hepimize zehretmeye devam edecektir.