”Türkiye, Yakın Gelecekte Ermenilerle de Masaya Oturacak”

Radikal

Anadolu’nun çeÅŸitli kentlerini dolaÅŸarak yaptığı ‘Türkiye’nin gizli Ermenileri’ araÅŸtırması büyük yankı uyandıran Arjantinli Ermeni gazeteci Avedis Hadjian, çok uzak olmayan bir tarihte Türkiye’nin Ermeni toplumunun acısını anlayacağını düşünüyor.

Arjantin’de görev yapan Ermeni gazeteci Avedis Hadjian’ın Anadolu’nun çeÅŸitli kentlerini dolaÅŸarak yaptığı araÅŸtırmanın La Nacion gazetesinde yayınlanması geniÅŸ yankı buldu.

Hadjian, gizli Ermeniler’in varlığını henüz 13-14 yaÅŸlarındayken Buenos Aires’deki evlerinde Arjantin Ermeni Kilisesi baÅŸpiskoposu Grigoris Bünyatyan’ın babasıyla konuÅŸurken duyduÄŸunu, MuÅŸ ve Batman’ın Sason İlçesi yakınlarında Ermeniler’in kimliklerini gizleyerek yaÅŸadıklarını duyduÄŸunu belirterek, “1-2 milyon arasında gizli Ermeni’nin varlığından söz ediyordu Bünyatyan. 1970’li yıllarda fotoÄŸrafçı Martin Keskisian’ın babama MuÅŸ dolaylarında KürtleÅŸmiÅŸ Ermeniler’den söz ettiÄŸini hayal- meyal hatırlıyorum. O zamanlar bana gerçekten çok, arzulanan bir ÅŸey gibi gelen bu konuÅŸmalara pek meyil vermemiÅŸtim. Åžimdilerle konuyla ilgilenmeye baÅŸladım. Sanırım Bünyatyan’ın bilgi kaynağının, soykırımdan saÄŸ çıkmasının yanında Anadolu’daki Ermenileri en iyi tanıyan dönemin İstanbul PatriÄŸi Åžinorhk Kalustyan olması, konuya olan ilgilimi artıran baÅŸlıca etmen oldu” dedi.

Avedis Hadjian, çalışmalarına 2009 yılında Özcan Alper’in New York’ta gösterimi yapılan ‘HemÅŸin Ermenice’ dilinde konuÅŸulan ‘Sonbahar” filmini izledikten sonra Anadolu Ermenileri’ni araÅŸtırmak için baÅŸladığını söyledi. Hadjian “Daha önceleri HemÅŸinli Müslüman Ermeniler’in varlığını biliyordum, ama Alper’le tanışmam konuya olan ilgimi artırdı” diye konuÅŸtu.

Gazeteci Avedis Hadjian, Diaspora Ermenileri arasında özellikle son yıllarda yazılan makale ve yayınlanan belgesellerden dolayı artan sayıda gizli Ermeniler konusunda bir bilinirlik olduÄŸunu düşündüğünü anlatırken, ” Türkiye ‘de beni etkileyen nüfusun çeÅŸitliliÄŸi. Dışarıdan bakınca onca etnisiya ve cemaatleriyle homojen bir varlıkmış gibi görünüyor. Ama dikkatli bakılınca, son derece çeÅŸitli öğeler barındıran ve karmaşık bir toplum olduÄŸu fark ediliyor. Gizli Ermenilerle baÄŸ kurmam çok çetrefilli bir çalışmaydı. ÇoÄŸunlukla birbirlerine referans olan kiÅŸiden kiÅŸiye atlayarak ve daha önce Türk gazetecilerle konuÅŸan insanlarla baÄŸlantı kurabildim” dedi.

Martin Keskisian, her zaman Batı’nın yabancı olduÄŸu, doÄŸuya özgü misafirperverlikle karşılandığını, buna raÄŸmen güven kazanmasının her zaman kolay olmadığını, güvenini kazandıkları arasından devletten gelebilecek baskı endiÅŸesiyle konuÅŸmaktan sakınanlar bulunduÄŸunu söyledi. Keskisian, şöyle konuÅŸtu:

“Hepsi; hatta konuÅŸmaya cesaret edenler bile bir yüzyıl sonra kimliklerini açık etmekten bariz ÅŸekilde korku duyuyorlardı. Hiçbiri soykırım ve köklerini unutmamıştı. Bu beni çok etkiledi. Korku hepsinin ortak özelliÄŸiydi. İçgüdüsel, kendini korumaya yönelik, nedensizliÄŸin ötesinde ruhun derinliklerinden gelen bir korku. Görüştüklerimden genç bir üniversite öğrencisi, zekası, Ermeni kültürü ve tarihi hakkındaki bilgisi ve Ermenice öğrenmek için gösterdiÄŸi çabayla beni çok etkiledi. Büyük bir aÅŸiretten geliyor, bir sürü saÄŸlık problemleriyle uÄŸraÅŸmasına raÄŸmen, İç Anadolu gibi pek de dostça olmayan bir ortamda gizli Ermeniler’le buluÅŸma çabası, öğrenme ve araÅŸtırma azminden çok çok etkilendim.”

Gizli Ermeniler’in özellikle İstanbul’a taşınan akrabalar arasında baÄŸlantıları olduÄŸunu, kendilirini güvende hissettiklerini ve Ermeni kilisesi ile baÄŸlantı kurduklarını; aldıkları eÄŸitim ve yaÅŸam tarzlarının birbirleriyle iliÅŸki kurmalarını zorlaÅŸtırdığını anlatan Arjantinli gazeteci, ÅŸu iddialarda bulundu:

“İnançlardaki çeÅŸitlilik birbirlerine şüpheyle yaklaÅŸmalarına neden oluyor, özellikle söylemde laik bir sisteme sahip olsa da Türkiye gibi bir toplumda, dini mezhepler arasındaki katmanlaÅŸma buna sebep oluyor. Onlar bize göre yani Türkiye dışındakilere göre ‘Ermeni Müslümanlar.’ Ama Türkiye’deler için ve nüfus cüzdanında ‘Müslüman’ olarak tabir edilenler için olayın daha farklı bir boyutu var. Kanun ve nüfus cüzdanlarındaki din haneleri bizzat kendi gözlerindeki Ermeni kimliklerini ayrıştırıyor. BaÅŸka bir deyiÅŸle ‘Ermeni’ ve ‘Müslüman’ olmak Türkiye’de bir çeliÅŸkidir. Ermeni; Hıristiyan demektir. Müslümanlık ise; Türkiye’de kilise ile ilgili Ermeni, Rum ya da diÄŸer geleneksel Hıristiyan herhangi bir etnik grubun üyeliÄŸini kabul etmez bir tanımdır.”

Avedis Hadjian, “Bir Ermeni kayıtsız ÅŸartsız Hıristiyan mı olmalıdır?” sorusunun çok büyük bir tartışmanın konusu olduÄŸunu ifade ederken, “Bazı Müslüman Ermeniler, özellikle Diyarbakır bölgesindekiler kendilerini Ermeni ve Müslüman olarak tanımlıyor. Özellikle toplumların git gide laikleÅŸmeleri sonucu her geçen gün artan sayıda, Ermeni Müslümanlar’ı kabul etmeye istekli bir kitlenin olduÄŸunu düşünüyorum. Ama 2 bin yıldır bir toplulukla kilisenin bütünleÅŸtiÄŸi bir kültürde -ki kilisenin iki bin yıl boyunca yabancı egemenliÄŸi, kıyımlar, dil ve kültürün kaybına karşı ulusal kimliÄŸin devamlılığının tek unsuru olduÄŸunu unutmayalım- bu geleneksel tanımların yeniden tanımlanması zaman alacaktır. Türkiye Ermenileri’nin, göçlere raÄŸmen, hala geçmiÅŸ günlerin ihtiÅŸamını koruyan, geleneksel ‘Nor Marmara’ ve ‘Jamanak’ gazetelerine eklenen Hrant Dink’in kurduÄŸu Agos’tan Aras yayınlarına kadar kendi kimliÄŸine yönelik adımlar atabilen bir topluluk. Arjantin ve ABD Ermenileriyle ayrıştıran en önemli özellikleri, Diaspora’yı oluÅŸturmamalı. Bizans dönemine dayanan eski geleneksel Ermeni toplumunun parçasıdır Türkiye Ermenileri.. Bu anlamda, İstanbul’daki topluluÄŸu, İran Ermenileriyle karşılaÅŸtırmak daha doÄŸru olur diye düşünüyorum. Her iki topluluÄŸun tarihi Ermenistan kadar eskidir ve Ermeni uygarlığının geleneksel merkezleridir” dedi.

Avedis Hadjian, “Bir Ermeni ve gazeteci olarak sorunun çözümleneceÄŸine inanıyor musunuz? Türkiye Ermenileri çözüm sürecini desteklemekle birlikte masada 1915’in eksik olduÄŸunu söylüyorlar. Bir gün aynı masanın diÄŸer ucunda Ermenilerin olabileceÄŸini düşünebiliyor musunuz?” sorusuna ÅŸu yanıtı verdi:

“İnanıyorum bir gün, bence çok uzak deÄŸil, Türkiye, soykırımın doÄŸurduÄŸu talepleri karşılamak için Ermenilerle görüşmeye baÅŸlayacak. Türkiye sadece adalet bunu gerektirdiÄŸi için deÄŸil, kendisi ve toplumla uzlaÅŸmak için bu yola girecek. Yaklaşık 1 yüzyıldır, yankılanan soykırım nidaları Türkiye’yi rahatsız ediyor. KonuÅŸtuÄŸum Türklerin büyük bölümü Türkiye’de çözüm bekleyen en önemli sorunun Kürt ve Ermeni sorunu olduÄŸu konusunda birleÅŸiyorlardı. BaÅŸlangıçta, gizli Ermenilerin herhangi bir rolü olacaklarını sanmıyorum. Ortak, iyi hedeflere yönelmiÅŸ bireysel çabaların toplamı, toplumu harekete geçirebilir. Türkiye özelinde bunun etkisi ne olabileceÄŸi bilinmez.”

Türkiye’deki ve Arjantin’deki diaspora Ermenilerinin çok çeÅŸitli ve karmaşık olduÄŸunu, birçok Türk ile tartışırken ‘Jenosit’ yerine Türkçe’deki anlamı olan ‘soykırım’ sözcüğünü kullandığını bunun derin hoÅŸnutsuzluÄŸa neden olduÄŸunu ikna etmesi için yıllar harcadığı bir Türk arkadaşının, Türk ve Ermeni toplumu arasında köprü kurma çabasında olduÄŸunu söyledi.