Sivas Ermenileri: Bin Varmış, Bir Yokmuş

sivas

Osman KÖKER
BİA Haber Merkezi

Bir zamanlar 100 bine yakın Ermeni’nin yaÅŸadığı Sivas’ta bugün 20 aile var. Okullarını artık açamıyorlar, bir iki kilise dışında ibadet edecek mekânları yok. Görkemli Surp Asdvadzadzin’in de yıktırılınca, ellerinde ne bir okul ne de kilise kaliyor.

Sivas’ı Madımak katliamıyla hatırlıyor bugünkü kuÅŸaklar, Aleviler ve Sünniler arasındaki gerilimle… Oysa Sivas’ın tarihi bir zamanlar bu toprakların çok daha zengin bir insan kaynağına ev sahipliÄŸi yaptığına tanıklık ediyor. Yalnızca yüz yıl önce, Birinci Dünya Savaşı patlak vermeden, bugünkü Sivas iliyle hemen hemen aynı yerleÅŸim yerlerini kapsayan Sivas Sancağı, Ermenilerin yoÄŸun olarak yaÅŸadığı yerlerden biriydi.

Sivas Sancağı

1903 Vilayet salnamesine göre Karahisar-ı Şarki sancağı içinde bulunan ve bugün Sivas vilayetinin sınırları içinde bulunan Suşehri ve Koyulhisar kazalarının nüfusları da hesaba katılırsa, bugünkü Sivas Vilayeti sınırları içinde kalan topraklarda 393 bin 882 kişi yaşamaktaydı. Bugün (2008 nüfus sayımı sonuçlarına göre) bu alanda 631 bin 112 kişi yaşıyor.

SuÅŸehri ve Koyulhisar kazalarının toplam nüfusu olan 53,298 kiÅŸi genel toplam nüfustan çıkarılırsa, Sivas Sancağı’nda o tarihte yaÅŸayan nüfus 340 bin 584 kiÅŸi kadardı. 1903’te 393 bin 882 olan Sivas’ın toplam nüfusunun yüzde 78’ini (306 bin 331) Müslüman, yüzde 22’sini (87,551) gayri Müslim nüfus oluÅŸturuyordu. Gayri Müslim nüfus daha ziyade, Sivas merkez, SuÅŸehri, Tenos (Åžarkışla), Hafik, Koçgiri (Zara), DivriÄŸi ve gürün kazalarında yoÄŸunluk kazanıyordu. Yıldızeli ve Koyulhisar’da gayri Müslim nüfus yok denecek kadar azdı. Gayri Müslim nüfusun yüzde 90’ını (77 bin 960) Ermeni, yüzde 7’sini Rum (6 bin 46) ve yüzde 3’ünü diÄŸer milletler teÅŸkil etmekteydi.

Ermeni kayıtları

Ermeni patriklerinden MaÄŸakya Ormanyan 1912’de yayınladığı “Ermeni Kilisesi” adlı kitabında ise sancaktaki Ermeni nüfusunu kilise kayıtlarına dayanarak 97 bini Gregoryen, 5 bin 500’ü Katolik, 2 bini Protestan olmak üzere 104 bin 500 olarak verir. 1914 Osmanlı nüfus sayımında ise bu sancakta yaÅŸayan Ermenilerin sayısı, 78 bin 605’i Gregoryen, 2 bin 395’i Katolik, 1 bin 915’i Protestan olmak üzere 82 bin 915 olarak geçer. Farklı kaynaklar, bu yıllarda Sivas kent merkezinin 45 bine yakın olan nüfusunun üçte birinden fazlasını Ermenilerin oluÅŸturduÄŸundan bahseder.

Aslında eski adı Sebastia olan bu ÅŸehrin, Roma İmparatorluÄŸu’nun Armenia Minor adlı eyaletinin merkezi olduÄŸunu ve 11. yüzyılda doÄŸudan büyük bir Ermeni göçü aldığını dikkate alırsak bu nüfus verilerinin hiç de ÅŸaşırtıcı olmaması gerekir.

Hıristiyanlık mirası

Gregoryen Ermenilerin ÅŸehirde Surp Asdvadzadzin, Surp Sarkis, Surp Pırgiç, Surp Minas, Surp Hagop, Surp Kevork adlı altı kiliseleri vardı. Bunlardan, ana kilise olan Surp Asdvadzadzin Kilisesi’nin içinde iki de ÅŸapel bulunuyordu. Åžehirde ilk Hıristiyan ÅŸehit ve piskoposlarından olan Sivaslı Surp Vlas adına da bir ÅŸapel vardı. Sivaslı Müslümanlar tarafından da “evliya” olarak kabul edilen Surp Vlas’ın Medrese mahallesindeki mezarı hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar tarafından ziyaret edilirdi. Katolik Ermenilerin Surp Vlas adlı bir kiliselerinin bulunduÄŸu ÅŸehirde Protestanların da iki kilisesi vardı.

Ticaret ve zanaatlar

GeçiÅŸ yolları üzerinde bulunan ÅŸehrin ticari hayatında eskiden beri Ermeni tüccarlar önemli yerlere sahipti. Kuyumculuk, bıçakçılık, bakırcılık, çeÅŸitli ahÅŸap iÅŸleri gibi zanaatlar çoÄŸunlukla Ermeniler tarafından icra edilirdi. Sivas’ın en büyük iÅŸ hanı olan Aramyan hanının kira geliri, Ermenilerin ÅŸehirdeki en yüksek okulları olan Tarkmançats Mektebi’nin masraflarını karşılamak için kullanılırdı. DiÄŸer Ermeni okullarının da kendi giderlerini karşılamak için kiraya verdikleri mülkleri vardı.

Okullar

Ermeni okulları, erkek öğrencilerin okuduğu Tarkmançats, Aramyan, Nersesyan, Pırgiçyan, Vartanyan; kız öğrencilerin okuduğu Hıripsimyan ve Bezikyan; kız ve erkek öğrencilerin birlikte okuduğu Lusinyan, Sahagyan, Torkomyan, Rupinyan,

Mıkhitaryan Mektepleriyle Aramyan anaokuluydu. Katolik Ermenilerin çocuklarının çoÄŸu Cizvitlerin okullarına devam ederlerdi. Protestanlar tarafından yönetilen sekiz okulun ve Norhadyan adlı özel bir okulun bulunduÄŸu Sivas’ta Ermenilerin kendi yetimhanelerinin dışında, İsviçreli misyonerlerin kurduÄŸu bir yetimhane daha vardı. Åžehirde bir de Ermeni hastanesi bulunuyordu.

Kültür

Kültür alanında faaliyet gösteren çeÅŸitli dernekleri, tiyatro grupları ve kumpanyaları olan Sivaslı Ermeniler gazete ve dergi de çıkarıyorlardı. 1905-1907 yıllarında yayınlanan “Ged”, 1909-1911 yıllarında önce haftalık, daha sonra iki haftada bir yayınlanan “Antranig”, 1910-1914 yıllarında yayınlanan haftalık gazete “HoÄŸtar”; 1910-1913 yıllarında yayınlanan aylık dergi “Nışdrag”, 1913 yılında yayınlanan “AÄŸavni”, 1913 yılında yayınlanan “Gapira”, 20. yüzyıl başında Sivas’ta çıkan Ermenice süreli yayınlardı. Sivas valiliÄŸinin resmi yayını olan “Sivas” gazetesi de bir dönem Türkçe-Ermenice olarak yayınlanmıştı. Gazetenin editörü, vilayet matbaasının da başında bulunan Antranik Vartanyan’dı.

Din

Şehrin birkaç km kuzeyindeki Surp Nişan Manastırı yakın vilayetlerden sürekli olarak ziyaretçilerin geldiği önemli bir hac merkeziydi. İçinde Surp Nişan, Surp Garabed ve Surp Asdvadzadzin adlı üç kilisenin bulunduğu manastırda çok sayıda kıymetli yazma kitabın muhafaza edildiği bir de kütüphane vardı.

Surp Asdvadzadzin Kilisesi ile Aramyan ve Tavityan Mekteplerinin yer aldığı, şehrin birkaç km dışındaki Tavra köyünde 1.500 kadar Ermeni yaşıyordu. Köyün yukarısında Surp Hagop ve Surp Anabad adlı iki de manastır vardı.

Sivas çevresinde Hıntragadar Surp Asdvadzadzin ve Surp HıreÅŸdagabed adlı iki manastır daha yer alıyordu. Çok geniÅŸ bir araziye sahip olan Surp HıreÅŸdagabed Manastırı’nın içinde Surp Garabed, Surp Asdvadzadzin ve Surp HıreÅŸdagabed adlı üç de kilise bulunuyordu.

Surp Sarkis Kilisesi’nin bulunduÄŸu Pırknik (bg. Çayboyu); Surp NigoÄŸayos ve Surp Yerrortutyun Kiliseleri ile Pakradunyan Mektebi’nin bulunduÄŸu İşhan (bg. İşhanı), Surp Sarkis Kilisesi ile iki okulun bulunduÄŸu Åžinkörek (bg. Esenyurt), Surp Hagop ve Surp Sarkis Kiliseleri ile bir okulun bulunduÄŸu Kaldi, Surp Sarkis Kilisesi ile iki okulun bulunduÄŸu Akkaya, Sivas ÅŸehrinin hemen yakınında, Ermenilerin yerleÅŸik olduÄŸu köylerin baÅŸlıcalarıydı. Bunlardan en büyüğü, bir kısmı Katolik olmak üzere 2.000’i aÅŸkın nüfusu olan Pırknik’ti.

Yok edilen toplum

Burada görev yapan misyonerlerin zamanında tuttukları günlük ve raporlarının yanı sıra Talat PaÅŸa’nın “kara kaplı defteri” gibi çeÅŸitli Osmanlı kaynakları, bu nüfusun tamamına yakının 1915’te sürüldüğünü, özellikle misyonerlerin raporları ise bu sürgünün katliamlarla birlikte yürüdüğünü gösteriyor. Din deÄŸiÅŸtirerek ya da deÄŸiÅŸtirmiÅŸ gibi yaparak burada kalanlar, 1918’den sonra ÅŸehre geri dönenler ve civardaki kaza ve köylerden toplananlar sayesinde Cumhuriyet döneminde belli bir Ermeni nüfusu ÅŸehirde varlığını sürdürüyorsa da bunların ne ekonomik ne de sosyal ve kültürel yönden eski varlığını sürdürdüğünden bahsetmemiz mümkün deÄŸil. Okullarını artık açamıyorlar, bir iki kilise dışında dini varlıklarını devam ettirecekleri mekânları kalmıyor. Vilayet binasının hemen çaprazında ÅŸehrin en önemli yerindeki en görkemli bina olan ana kiliseleri Surp Asdvadzadzin’in sadece bir bölümünü kullanmalarına izin veriliyor. 1952 yılında bu kilisenin hükümet eliyle dinamitler de kullanılarak yıkılması ÅŸehirdeki Ermenilere en büyük darbe oluyor. Bu olayla “artık size burada yer yok” mesajını alan Ermenilerin ÅŸehri terk etmesi hızlanıyor.

Bize kalan…

Bugün Sivas”ta Ermenilerden geriye ne kaldı diye baktığımızda, (din deÄŸiÅŸtirerek burada yaÅŸamaya devam eden kiÅŸileri saymazsak) 20 kadar aileden bahsedebiliriz. Görüştüğümüz Ermeniler her ne kadar konu komÅŸuyla iliÅŸkilerinin çok iyi olduÄŸunu söylese de, cemaatın patrikhane nezdinde temsilcisi olarak görülmekten öte politik bir iddiası, faaliyeti olmayan Minas Usta (Durmaz) hakkında da bir öldürme planının son Ergenekon operasyonlarında ortaya çıkarıldığını dikkate alırsak bu ailelerin nasıl bir ortamda bulunduklarını düşünebiliriz.

Mimari varlık olarak neler kaldığına baktığımızda, ÅŸehrin göbeÄŸinde (artık mülkiyeti Ermenilerde olmayan) TaÅŸhan’dan, Bezirci mahallesinde biri yeni sahipleri tarafından restore edilerek lokanto olarak iÅŸletilen, diÄŸerleri terk edilmiÅŸ ve yarı yıkık durumdaki 10-15 eski Ermeni evinden, askeri garnizonun içinde kalmış olan Surp NiÅŸan Manastırı’nın bir kilisesinden ve yine askeri bölgedeki Surp Anabad Manastırı’nın kilisesinden, eski Pirkinik köyündeki bir iki ev, iki deÄŸirmen taşı, alınlığında Ermeni harfleriyle “Sahak” yazılı olan bir kapıdan baÅŸka bir ÅŸeyden bahsetmek mümkün deÄŸil. Yani her ÅŸey “Bir varmış, bir yokmuÅŸ” misali…