Main menu:



















Arama

Arşiv

Arşiv

Kamp Armen’in İadesine İlişkin Açıklama

[ A+ ] /[ A- ]

Kamp Armen 175. Gün
Basına ve Kamuoyuna,

Kamp Armen, 27 Ekim 2015 günü, direnişimizin 175. gününde gerçek sahibi olan Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfına yani Ermeni halkına iade edilmiştir.

Öncelikle, Kamp Armen’in yıkılmak istendiği günden bu yana tüm baskılara, saldırılara rağmen yılmadan yorulmadan dik duran, dayanışmayı sürdürüp bizleri hiç yalnız bırakmayan her halktan ve inançtan dostlarımıza; mücadeleye renk katan sanatçı dostlarımıza; mücadeleyi olanaklı kılan Tuzlalılar’a; direniş alanında düzenlediğimiz panel ve söyleşilerde bizlere destek olup ufkumuzu genişleten tüm akademisyen, yazar, araştırmacı ve gazeteci dostlarımıza; gerek ziyaretleri gerekse yürüttükleri çalışmalar ile direnişe güç katan siyasi parti, dernek, sendika ve emek örgütü temsilcileri ile milletvekillerine; desteklerini esirgemeyen Kamp Armen yetişenlerine; konuyu kamuyounun gündemine taşıyan basın emekçilerine; çözüm için inisiyatif alıp çabalayan dostlara ve yaşam alanlarını 175 gün boyunca bizlerle paylaşan tüm canlılara teşekkürlerimizi sunuyoruz. Onlar sadece kampın iadesine katkı sunmadılar aynı zamanda sergiledikleri dayanışma ruhu ve varlıkları ile Kamp Armen’e yeni anlamlar kattılar.

Direniş boyunca Kamp Armen’in ruhuna uygun bir uygarlığı hep birlikte inşa etmeye çalıştık. Birbirimizi dinlemeyi, önyargılarımızı kırmayı, sorunlarımızı ortaklaştırmayı, birlikte mücadele etmeyi ve böylece dayanışmayı yükseltmeyi başardık. İşte bu bir arada yaşama ve birlikte mücadele pratiği kuşkusuz hepimiz için çok kıymetli, önaçıcı ve tarihi bir deneyim oldu. Kamp Armen Direnişi sadece Ermeni halkı için değil, demokrasi ve eşitlik mücadelesi için de önemli kazanımlardan birisidir. Bu kazanımın, hailihazırda devam eden tüm direnişlere ve direnenlere umut verdiğini umuyoruz.

Ermeni Soykırımı’nın 100. yılında yıkılmak istenen bir Ermeni yetimhanesi kuşkusuz Ermeni halkının sürekli içinde yaşadığı travmayı daha da derinleştiriyordu. 100 yıl önce olduğu gibi yine yerimizden, yurdumuzdan ediliyor ve yıkımla bir kez daha varlığımızın hafızası silinmek isteniyordu. Bu yıkıma sessiz sedasız bir şekilde razı gelemezdik. Rakel Dink’in dediği gibi „Direniş varsa umut da vardı!“ ve gelinen noktada örgütlü mücadelenin önemi ve gücü bir kez daha ispatlanmış oldu. Bugün demokratik yollardan ve kararlılıkla sürdürülen mücadelemiz meyvesini vermiş, Kamp Armen ait olduğu yere geri dönmüştür.

Kuşkusuz sürekli dile getirdiğimiz üzere Ermeni Halkına yönelik saldırı ve gasplar sadece Kamp Armen ile sınırlı değildir. Emval-i Metruke kanunlarından “1936 Beyannamesine”, gasp edilmiş olan kamusal mülklerin iadesi ciddi bir sorun olarak hala önümüzde durmaktadır. Ancak daha da önemlisi, Hrant Dink, Maritsa Küçük ve Sevag Balıkçı cinayet davalarının adaletsizlik içerisinde çırpınıyor olmasıdır. Daha da önemlisi, yaşadığımız bu topraklarda sadece Ermeniler’in değil, tüm ötekilerin her gün kültürel ve fiziki yıkımlarla, kıyımlarla, soykırımlarla karşı karşı kalıyor olmasıdır. 6 Mayıstan bu yana yüzlerce insan yaşamını yitirmiştir. Bu acıyı en derinimizde hissediyoruz. Kamp Armen’in iadesinin, eşit yurttaşlık temelinde ve barış içerisinde birarada yaşam inşasının ilk adımı olmasını temenni ediyoruz.

Kamp Armen’in iadesi bir sus payı olarak değil haksızlıkların giderilmesi, birarada yaşam ve demokratikleşme adına bir kazanım olarak değerlendirilmelidir. 175 gün boyunca bu direnişin sürdürülmesine 7’den 70’e katkı sunan, demokratik ve özgürlükçü değerler etrafında “Vardık, Varız ve Varolacağız!” diyen Ermeni halkını saran mücadele ve dayanışma ruhu, toplumsal olarak en önemli kazanımlarımızdan olmuştur. Bugün bizlere düşen, geleceğimiz için Kamp Armen ruhunu sürekli kılmak olmalıdır. İlk günden bu yana inanç ve kararlılıkla Kamp Armen’e sahip çıkan ve birlikte güçlü olduğumuzu ispatlayan emektar insanlarımızı en içten duygularımızla selamlıyoruz.

175 günün ardından, kılıç artıklarının, Kamp Armen’in yetimlerinin, Hrant Dink’in anılarına, hafızalarına, çocukluklarına; yaşamı, dayanışmayı ve acılarını paylaşmayı öğrendikleri uygarlığa, Kamp Armen’e sahip çıkabilmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bizler, yalnızca tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmek, Hrant Dink’e verdiğimiz sözü tutmak için çabaladık. Bu zafer, başta Ermeni halkı olmak üzere Türkiye halklarının, Kamp Armen’de yeni yaşamı inşa edenlerindir.

Tarih boyunca eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesi yürütenlerin anısına şimdi her yeri Kamp Armen’e çevirecek, yaşadığımız cehennem ateşini söndürecek ve cenneti birlikte inşa edeceğiz. Kamp Armen için verilen mücadele bir son değil, bir başlangıçtır.

Hrant Dink’in sözleri yolumuzu aydınlatsın:

“Kaynayan cehennemler”i bırakıp, “Hazır cennetler”e kaçmak her şeyden önce benim yapıma uygun değildi. Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık. Türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza olan saygımızın gereğiydi. Kalacaktık ve direnecektik.”

Evet kaldık, direndik ve kazandık!

Yaşasın Halkların Dayanışması!

NOR ZARTONK/ ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ