6-7 Eylül Olaylarında Basının Rolü

490-327

Elif AKGÜL
BiaNet

Apoyevmatini Gazetesi’nin sahibi Mihail Vasiliadis ve o dönemde Dünya Gazetesi’nin Ankara temsilcisi olan CHP İstanbul milletvekili Oktay EkÅŸi 6-7 Eylül Olaylarında basının rolü ve sonrasında basının nasıl etkilendiÄŸini anlatıyorlar.

6-7 Eylül Olaylarının 58. yılında olaylarda basının rolünü ve sonrasında nasıl etkilendiÄŸini Apoyevmatini Gazetesi’nin sahibi Mihail Vasiliadis ve o dönemde Dünya Gazetesi’nin Ankara temsilcisi Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili Oktay EkÅŸi ile konuÅŸtuk.

Vasiliadis olayların bir anda patlak vermediÄŸini, uzun yıllar boyunca süre gelen çeÅŸitli politikaların son zinciri olduÄŸunu anlatıyor. Bu süreçte azınlıklara karşı basının bir manipülasyon aracı olarak kullanıldığını söyleyen Vasiliadis TeÅŸkilat-ı Mahsusa’nın da azınlık gazetelerini yakından takip ettiÄŸini aktarıyor.

Ekşi ise 6- 7 Eylül öncesinde, böylesi bir saldırının medyanın ön göremediğini, olayların ardından sıkıyönetim ilan edilmesiyle gazetelerin daha da fazla baskı gördüğünü söylüyor.

Vasiliadis: Ekspres’in manÅŸeti tertibin son halkasıydı

“6 – 7 Eylül olayları tamamen medyanın ürettiÄŸi nefret söylemiyle gerçekleÅŸti. Bu uzun zamandan beri hazırlanan bir organizasyonun son halkasıydı.”

Vasiliadis 6-7 Eylül olaylarının baÅŸlangıcında İstanbul Ekspres’in Mustafa Kemal’in Selanik’teki evinin bombalandığına iliÅŸkin haberin sadece uzun süren bir organizasyonun düğmesine basılması olarak deÄŸerlendiriyor.

* 6-7 eylül’ü tek bir olay olarak ele alıp incelemek mümkün deÄŸil. Bu olaylar zincirinin bir parçasıdır. Uluslararsı düzeyde İngiltere’nin rolünün yanı sıra ulusal düzeyde de ulus devlet kurma ve o devlete bir ulus yaratma çabasına ve asimile edilemeyecek unsurları eritme çabasına bakmak gerekli.

* 6 – 7 Eylül olayları bu eritme çabasının son halkasıydı. İkinci Dünya Savaşı zamanında 20-42 yaÅŸ arası azınlık erkeklerinin toplama kamplarına kapatılması, azınlıkların devlete baÄŸlı çalışmasının engellenmesi ve VatandaÅŸ Türkçe KonuÅŸ kampanyası süreci hazırlayan politikalardı.

* Cumhuriyetin kuruluş döneminden beri gazeteler birbirinin eşiydi ve devlet hizmetindeydi. Bu fabrikasyon haberciliğin dışında sadece sol ve komünist gazeteler vardı. Onlar da çıkarılan yasalarla engellendiler.

* Basın özelikle azınlıklara karşı tamamıyla birleÅŸmiÅŸ durumdaydı. Bir gazete de çıkıp ‘Bu azınlıklar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, hakları sorumlulukları var’ demiyordu.

Öncesinde

* 6 – 7 Eylül olayları öncesinde Türkiye ve Yunanistan arasında İngiltere’nin de etkisiyle krize sebep olan Kıbrıs sorunuyla Rumlara yönelik nefret söylemi güçlendi.

* O dönemde yerelde dağıtılan bir gazete iki sene içinde parladı. Bu gazetenin devamlı ele aldığı konu Kıbrıs meselesiydi. Türkiye’yi Kıbrıs meselesinde taraf yapma çabası içindeydi. Bu çabayı da halkı azınlıklara karşı kışkırtma suretiyle yapıyordu.

* Basın yoluyla nefret söylemini de kullanarak Rumlar ve azınlıklar aleyhinde halk kışkırtıldı. Peyami Safa mesela. ‘Bize baÄŸlı olduklarından emin olmadığımız Rumlara ÅŸunları ÅŸunları yapalım’ diye yazdı. Yani ne demek? O Rum bize baÄŸlı olabilir ama biz emin deÄŸilsek kurunun yanında yaÅŸ da yanacaktır. Bunu bir köşe yazısında yazdı. Ama bununla ilgili hiçbir ÅŸey yapılmadı.

Azınlık gazeteleri

* Azınlık gazeteleri sürekli takibat altında olduğundan dikkatli davranarak yayınlarını sürdürüyordu, bu dönemde diğer azınlık gazeteleri birçok kez kapatıldı.

* Gazetecilikte bazı ÅŸeyler yazılmadan da satır aralarında ifade edilebilir. Gazete bunu yapıyordu. Yıllar sonra elime o dönem TeÅŸkilat-ı Mahsusa’nın azınlık gazeteleri ile ilgili hazırladığı bir rapor geçti. Rapor Jamanak’ı överken Ermenilerin bir diÄŸer gazetesi olan Marmara hakkında ‘Ermeni kültürünü empoze etmeye çalışıyor’ diye yazmıştı. Apoyevmatini için de ‘Dikkatli ama..’ diyordu.

* Apoyevmatini 6 Eylül’ün ardından 15 gün süreyle kapandı. Polis İstiklal Caddesi’de sadece gazetenin bulunduÄŸu Suriye Han’ının karşısındaki Sovyetler BirliÄŸi KonsolosluÄŸu önünde güvenlik aldı. Böylece saldırganların uÄŸrayamadığı Apoyevmatini zarar görmedi, Apoyevmatini’yi Stalin kurtardı.

Ekşi: Sıkıyönetim gazetelere talimat verdi

Ekşi basının o dönemde 6-7 Eylül olayları gibi hadiselerin gerçekleşeceğine dair bir beklentisinin ya da tahrikinin olmadığını, dünyada da nefret söylemi gibi bir kavramın olmadığını, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimde iki tarafta da sert sıfatların kullanıldığını söylüyor.

* Onlar bize barbar diyordu, biz de onlara palikarya*. O dönem de iki tarafta hakarete varacak derece kötü sıfatlar kullanabiliyordu.

* Basın 6 – 7 Eylül olaylarının ardından ilan edilen Sıkıyönetim ile daha fazla baskıya maruz kaldı. Sıkıyönetim Komutanlığı’na getirilen Nurettin Akmaz diye bir PaÅŸa vardı. Olayların ardından bu PaÅŸa İstanbul’daki gazetelerin sorumlularını, yazı iÅŸleri müdürlerini ve sahiplerini çağırarak bir toplantı yaptı. Bu toplantıda gazetecilere ipe sapa gelmez 10 maddelik ‘talimat listesi’ verdi.

10 maddelik talimat

* Ben o dönem Ankara temsilcisi olduÄŸum için arkadaÅŸlar bu ‘talimatları’ bana da ilettiler. İlk madde : Haberler bundan sonra zeka ışığı altında yapılacak. İkinci maddeye göre de olayların komünistler tarafından çıkarıldığının anlaşılacağı haberler yapılacak.

* Sıkıyönetim ile keyfi sansür ve gazete kapatmaların arttı. Basını zaten hep Sıkıyönetim altında çalıştı. Bu bazen ilan edilmiş sıkıyönetimlerdi bazılarıysa yine sivil yönetimler.

* Palikarya: Rum kabadayısı