
Basına ve Kamuoyuna;
Türkiye’de Müslüman olmayan halklara yönelik yaÄŸma ve saldırılar olarak cereyan eden ve bizatihi devlet tarafından kışkırtılan ve önüne geçilmeyen 6-7 Eylül 1955 Pogrom’u üzerinden 59 sene geçti. 6-7 Eylül pogromu, 20. yüzyılın başından beri baÅŸat bir devlet politikası olarak uygulanan sermayenin TürkleÅŸtirilmesi/MüslümanlaÅŸtırılması politikasının, önemli halkalarından biridir. 1915 Ermeni Soykırımı ile birlikte devlet eliyle yürütülmeye baÅŸlanan bu politikalar, Cumhuriyet döneminde farklı uygulamalarla devam etmiÅŸtir. 1924 nüfus mübadelesi, 21 Haziran – 4 Temmuz 1934 Trakya Pogrom’u, “20 Kura Askerlik” ve Varlık Vergisi de bu politikanın parçalarıdır. Menderes hükûmetinin iktidarda olduÄŸu dönem yaÅŸanan 6-7 Eylül pogromu, milli bir burjuvazi yaratmanın yanı sıra Türkiye topraklarında etnik homojeniteyi saÄŸlamayı da amaçlamaktaydı. Nitekim bu ırkçı devlet politikası 6-7 Eylül Pogrom’u sonrasında, 1964 sürgünü ile Türkiye coÄŸrafyasındaki Rum varlığının büyük ölçüde azaltmıştır.
Türk-Müslüman-Sunni olmayan her unsuru kendisine düşman gören ve yarattığı karşıtlıklardan ve sanal korkulardan beslenerek iktidarını sağlamlaştıran ulusalcı/milliyetçi bu zihniyet, Anadolu halklarına kan ve göz yaşından başka bir şey vermemiştir. Ektiği düşmanlık tohumları, bugün şiddet ve linç kültürünü yeşertmiştir.
Üzerinden geçen koca 59 senede, devlet politikası deÄŸiÅŸmek bir yana, Rumları ve Ermenileri “Affedersiniz” demeden aÄŸza almayacak bir ayrıştırıcılığa bürünmüştür. Bu ayrıştırıcı nefret diline karşı, Türkiye halkları olarak biz, barıştan, adaletten, kardeÅŸlikten ve omuz omuza mücadele etmekten yana tavır aldığımızı tekrar belirtiyoruz. Devletin kışkırttığı nefrete karşı, halkların bir arada yarattığı barışa inanıyoruz.
NOR ZARTONK / Õ†ÕˆÕ Ô¶Ô±ÕÔ¹Õ•Õ†Õ”