
Diren Cevahir ÅžEN
Ermeni Soykırımı’nın 100. yılında muktedirleri bir telaÅŸ sardı. Halk arasındaki deyimle ”telaÅŸe memuru” gibi yapılan açıklamaların da ardı arkası kesilmezken bir açıklama da bugün cumhurbaÅŸkanından geldi.
Ne diyordu cumhurbaşkanı ?
”Tarihin trajedilerinden sadece Ermeniler etkilenmiÅŸ deÄŸildir. Balkanlar’dan Kafkasya’ya en büyük müslüman katliamı bu dönemde yaÅŸanmıştır. Ey Ermeni diasporası bizim belgelerimiz burada, seninkileri görelim! Ülkelere para yedirerek, kampanyalar yaparak bir netice alamazsınız!”
Evet yukarıdaki sözler Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanına ait.
Bu sözler telaşın, korkunun sözleri. Bu sözler yüzleşmeden kaçışın sözleri. Bu sözler var olanı gizleme halinin sözleri.
Böylesine saldırgan ve sorunu anlamaktan uzak bir tavrın başka bir açıklaması olabilir mi?
Bir halkın toplu katli ortada iken ve buna dair somut veriler var iken, reis-i cumhur’un Soykırımın 100. yılında katledilen Müslümanlardan bahsetmesi ise sadece gündem saptırma, bu olmuyorsa üste çıkma haline tekabül ediyor. İnsanın ”ne alakası var kardeÅŸim” diyesi geliyor. Katliam katliamdır!
Bir inanç grubunun ya da bir halkın kimliği üzerinden uğradığı ayrımcılık, o kimlik ya da inanç ne olursa olsun kötüdür, kınanmalıdır, böyle bir durum reddedilmelidir.
Ermeniler’in devlet eliyle katledilmelerinin karşıtı müslümanların ya da baÅŸkaca bir etnik-dinsel grubun katliama uÄŸratılması deÄŸildir. Ya da tam tersi…
Devlet erkanı, Ermeni meselesi gündeme geldikçe iÅŸte böyle bir korku ve telaÅŸ ile açıklama üstüne açıklama yapıyor. Diasporaya yükleniyor, belgeleri çıkarın diyor ya da 24 Nisan’da Çanakkale ÅŸehitlerini anıyor. Komik olmaktan öte bir durum yaratmıyor bu.
I. Cumhuriyet katliamın tarihi olan 24 Nisan’ın 1 gün öncesine bir ”çocuk bayramı” koyarken ne saikle hareket etti ise, II. Cumhuriyet de 24 Nisan 2015’i Çanakkale ÅŸehitlerinin anılmasına ayırıyor. Dünün muktedirleri ile bugünün muktedirleri arasında mesele Ermeniler olunca bir fark kalmıyor.
İnsan merak ediyor, yıllardır ortaya çıkartmakla tehdit ettikleri belgeleri nerede diye.
Cumhurbaşkanı tarihin bir döneminde Ermeniler‘in yaşadığı acılardan bahsediyor ama bunu söylerken dahi soykırımla yüzleşmekten kaçıyor ve Ermeniler‘i suçluyor.
Şöyle diyor: ”Dikkatinizi çekiyorum. Bu kampanyalarının amacı tarihin bir döneminde Ermeniler’in yaÅŸadığı acıları canlı tutmaktan ziyade, doÄŸrudan ülkemize ve milletmize düşmanlık yapmaktır.”
Ermeni acılarından bahsederken dahi Ermeniler’in millete, devlete, vatana zarar vermek niyetinde olduÄŸunu ima ediyor. İnsanın kafası karışıyor. Acılar yaÅŸandıysa, bu acılar ifade edilmemeli mi? Adı konmamalı mı? Soykırım denmemeli mi? İfade edilirse, adı konulursa, soykırım denilirse vatana, millete, devlete zarar mı gelmiÅŸ olur?
Acaba kendileri neden bu kadar çok Ermeni’nin yurtdışında yaÅŸadığını bilmiyor mu? Acaba Anadolu ve Mezopotamya’nın en kadim halklarından birinin Ermeniler olduÄŸunu bilmiyor mu? Acaba kendileri bu kadar Ermeni’nin birden bire neden yok olduÄŸunu ve Türkiye’de sayı olarak 50.000 kaldığını, bunun kat ve kat fazlasının da müslümanlaÅŸtırıldığını bilmiyor mu?
Belki de biliyor, tahmin ediyor ve tüm bunları o nedenle söylüyor. Belki de bu nedenle diasporaya yükleniyor. O insanların gerçek ülkelerinden kilometrelerce uzaklarda, bu katliam sebebiyle yaşamak zorunda kalırken, neden oralarda yaşadıklarını anımsamasınlar istiyor. Diasporaya yüklenmesi bundan.
100. Yılda bir Ermeni baÅŸbakan danışmanı yapılıyor. Bir diÄŸeri iktidarın yayın organı gibi çalışan bir gazetede baÅŸ köşede yazıyor ve bugün milletvekili adayı yapılıyor. İnsanın aklına hemen ÅŸunlar geliyor. Ermeniler’e yapılanların acısı bu gibi ‘ödüllendirmelerle’ hafifletilmeye ya da unutturulmaya mı çalışılıyor?
Ermeniler artık az ve ‘belirli’ sayılarına, soy kodlarına raÄŸmen muhalefet ediyorlar, ses çıkarıyorlar.
Onlar da seni başkan yaptırmayacaklar.