Ertuğrul Kürkçü
“Bu bir ABD BaÅŸkanının dış politika bahsinde modern tarihte yaptığı en utanç verici ÅŸeydir […] Ben olsam birlikleri [Suriye’nin kuzeyinden] çekmezdim […] Buradaki asıl mesele Türkiye’dir. Ben olsam ErdoÄŸan’la oturur yüzüne karşı yaptığının bedelini ödeyeceÄŸini söylerdim. Bu bedeli öde.â€
Joe Biden, 15 Ekim 2019’da Donald Trump’ın, Suriye’nin kuzeyine BM Güvenlik Konseyi kararları uyarınca DAİŞ’le savaş maksadıyla konuşlandırılmış ABD birliklerini çekmesine ve Kürtlerin TSK ve Selefi vekil güçlerin istilasına maruz bırakılmasına böyle tepki göstermişti. CNN’deki açık oturumda konuşan diğer Demokrat başkan adayları -Sanders, Gabbard, Warren, Buttigieg, Harris- da, Biden’dan da sert ifadelerle Trump’ın Kuzey Suriye istilasının önünü açmasını lanetlemişlerdi.
Biden rakiplerini eledi, Trump’ın faÅŸizme yöneliÅŸini büyük bir halk hareketine dayanarak yenilgiye uÄŸrattı ve ABD BaÅŸkanı oldu. ErdoÄŸan ile “yüzüne karşı†dosdoÄŸru konuÅŸmak için çok aradığı fırsatı 14 Haziran NATO Zirvesi’nde buldu. Onlar konuÅŸa dursun, Türkiye Irak ve Kürdistan Özerk Bölgesi topraklarında birbiri peÅŸi sıra TSK üsleri ve müstahkem mevkileri inÅŸa ediliyor, ormanlar kesiliyor ve ateÅŸe veriliyor, Ankara’nın teÅŸvikiyle peÅŸmerge gerillayla adım adım sıcak çatışmaya yaklaşıyor; Türkiye’de HDP’ye yönelik çökertme harekâtı bütün kıyıcılığıyla sürüp gidiyordu ama Biden’dan Kürtlerin Türkiye ve bölge devletlerinden gördüğü zulüm ve baskıya iliÅŸkin bir söz sadır olmadı. SavaÅŸ boruları yeri göğü inletirken, o odada “barışçı çözümâ€Ã¼n lafı bile geçmedi.
ErdoÄŸan da, NATO Zirvesi için yola çıkarken Biden’ın Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesini, “gündeme getireceÄŸini†söylemiÅŸti. Dönüşte “Ne oldu?†diye soranlara “Hamdolsun†dedi. “Hiç gündeme gelmedi!†Yarısı tercümeyle geçen bir saatlik görüşmede, çok sayıda ihtilaftan herhangi birinin sonuca baÄŸlanabileceÄŸini umanlar, boÅŸuna beklemiÅŸ olmalılar. Ancak, ErdoÄŸan’ın Türkiye’ye bu görüşmeden beklediÄŸi tek ÅŸeyden de fazlasını elde ederek döndü: Joe Biden ile çektirdiÄŸi 32 diÅŸin birden göründüğü fotoÄŸraflar…
ErdoÄŸan’ın istediÄŸi bu kadardı: Rejimin dış politika stratejisi açısından deveye hendek atlatılmış, Ankara’nın “uluslararası camiaâ€dan tecridine yol açan Batı ve ABD ile ihtilaflar “müttefikler arası bazı anlaÅŸmazlıklar†parantezine alınmış, kulaklar ikili görüşmelerde sık sık iÅŸiteceÄŸimiz bu kelimelerin telaffuzuna alıştırılmış oldu. Dahası, önceki ErdoÄŸan Biden’a da küresel stratejik çıkarları açısından geri çeviremeyeceÄŸi bazı ikramları olabileceÄŸini ihsas etti: Afganistan’da ABD’nin boÅŸalttığı Kabil Havalimanı’nın korunmasına talip oldu. Bunun aÄŸzının suyunu akıttığını Biden’ın görüşmenin “detaylarıâ€nı hazmettikten sonra verdiÄŸi demeçten görmek kabil: “Pozitif bir görüşme
Oysa, AÄŸustos 2020’de ErdoÄŸan rejimi karşısında muhalefetin güçlendirilmesini savunan BaÅŸkan adayı Biden’ın Türkiye’ye dönük dış politika hedefleri bambaÅŸkaydı: “Muhalefetin liderlerini desteklediÄŸimizi açık ÅŸekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu saÄŸlamak olduÄŸunu söylemeliyiz. […] Yaptıklarının bedelini ödemeli. […]†(ErdoÄŸan ve partisi) Dağıldı, İstanbul’da dağıldı, peki biz ne yapıyoruz? Oturup teslim mi olacağız? Yapacağım son ÅŸey ona Kürtler konusunda boyun eÄŸmek olurdu […].
Görüşme üzerinden üç gün geçip sisler dağıldıktan sonra hakikatin şaşmaz ölçüsünün ne Erdoğan’ın ne Biden’ın lafları değil karşılıklı kuvvetlerin bileşkesi olduğunu bir kez daha görüyoruz. ABD müesses nizamı, ister Obama dönemindeki “sırt sıvazlama†ister Trump dönemindeki “enseye tokat†politikasıyla, Ankara’nın bölgede eksilen gücünün telafisini bekliyordu. Ancak bunun bir bedeli olacaktı: Genişleme. 1950’lerin iki kutuplu dünyasında, NATO’da küçüğün büyüğe tek yönlü maddi bağımlılığının yerini 60 yıl sonra karşılıklı bağımlılıklar almıştı. NATO Ankara’nın ittifakın nüfuz sahası dışında genişlemeci bir siyaset izlemesini ya da anti-demokratik uygulamalarda bulunmasını frenleyecek etkili bir mekanizmaya sahip değildi. Ankara böylece sırtını NATO’ya dayayarak gücünü sınama peşinde koşmaya başladı. Libya ve Doğu Akeniz’de, Suriye ve Irak’taki Kürdistan parçalarında yürüttüğü askerî faaliyet, sonunda bir sınıra gelip dayanacaksa bu herhangi bir uluslararası pakt ya da sözleşmeyle değil, maddi güçle çizilen sınırlar olacaktı.
ErdoÄŸan ile Biden’ın ve Türkiye ve ABD’nin (ve Batı’nın) iki üç yıl içinde böylesine deÄŸiÅŸen tutumlarını “iki yüzlülük†ya da “yüzsüzlükâ€le nitelemek hiç de yersiz olmaz. Ancak görünüşle yetinmemek gerekir. “İki yüzlülük†de “yüzsüzlük†de devletlerin dili ve tutumlarını stratejik konum ve maddi gücün belirlediÄŸi karşılıklı bağımlılık gereklerine uydurma mecburiyetlerinin bir yansıması. Geleceklerine yürürken, kendilerine laflar arasından deÄŸil maddi güçler arasından bir yol açmanın esas olduÄŸunu kimse Kürtlerden daha iyi bilecek durumda deÄŸildir. Bu çerçevede Biden ErdoÄŸan görüşmesinden yansıyan ilk sonuç ErdoÄŸan rejiminin Kuzey Suriye’de (Rojava Kürdistan) yeni askerî hamleler için önünün açılmadığı, Kuzey Irak’ta (BaÅŸure Kürdistan) BaÄŸdat ve Hewlêr üzerinde sahip olduÄŸu nüfuz nispetinde hareket alanı bulabileceÄŸi, Türkiye’deyse (Bakurê Kürdistan) iç ve uluslararası koÅŸulların salt askerî güce dayalı bir yok etme harekâtına izin vermeyeceÄŸidir.
ErdoÄŸan-Biden görüşmesinden yansıyan “sonuçsuzlukâ€, maddi nesnel koÅŸullarda ve bölgesel güç dengelerinde kısa zamanda çarpıcı deÄŸiÅŸiklikler beklemenin gerçekçi olmayacağına, rejimin ahlaken ve siyaseten çürümeye devam ettiÄŸine ve ayakta kalabilmek için “askerî güç ihracıâ€na su kadar muhtaç olduÄŸuna iÅŸaret ediyor.
Türkiye’nin demokrasi ve barış güçlerine bu “sonuçsuzlukâ€tan düşen ibret kaderlerini Kürt halkının kaderiyle ortaklaÅŸtırmadıkça bir sömürge savaşının tarafı olmaya devam edecekleri ve bu ortaklaÅŸmadan kaçınmayı vazeden her politikanın diktatörlüğün politikalarına eklemleneceÄŸidir.
Kaynak: Yeni YaÅŸam