Agos 15. Yaşında

Etkin Haber Ajansı

Ermeni kelimesinin neredeyse bir küfre dönüştüğü zamanlarda yayın hayatına başlayan Agos Gazetesi, 15 yıldır; yayın politikası, dili ve gazetecilik anlayışı ile yatağından akıyor.

Agos, Türkçe ve Ermenice’nin bir gazetede buluÅŸmasının imgesel adı. 5 Nisan 1996’da yayın hayatına “merhaba” dediÄŸinde; belki de böylesine köklü bir yarada, bu kadar adından söz edileceÄŸini tahmin etmiyordu.

Yayın politikası, dili, gazetecilik anlayışı bugün Agos’u sadece Ermeni toplumu ile sınırlandırmıyor. Agos, aynı zamanda Türkiye’de yaÅŸayan azınlıkların ve ötekilerin de sözcülüğünü yapıyor. Hrant Dink, Agos’un yayınlandığı tarihi, “Ermeni kimliÄŸi açısından iÅŸkence çektiÄŸimiz zamanlardı. Ermeni kelimesi neredeyse bir küfüre dönüşmüştü. Kürt sorunu bile Ermenilere atfediliyordu” diye anlatıyor.

Agos’un doÄŸum tarihi baÅŸka bir kara güne de denk geliyor. Nisan, Ermeni tehcirinin yaÅŸandığı, 1,5 milyon Ermeni’nin soykırıma uÄŸradığı ay.

Agos İsmi Türkçe’den Geliyor

15. yılında Agos, basın tarihi açısından keskin bir dönemecin ismi. İlk sayısında, gazetenin adının Türkçe’den geldiÄŸi yazıyor. Hrant Dink, gazetenin isminin anlamını, bir gazeteye verdiÄŸi röportajda şöyle açıklıyor: “Agos, Türkçe’de kullanılan kırsal kökenli bir Anadolu terimi, sabanın toprakta açtığı ark vardır, ona agos denir. İçinden su geçer, tohumu atarsanız, oradan da bereket fışkırır. Biz de yaratacağımız fikirlerle, yetiÅŸtireceÄŸimiz entellektüel deÄŸerlerle bir agos olalım ve bereket fışkırsın istedik.”

Su 15 Yıldır Yatağında Akıyor

Ve Agos, “Suyun aktığı yer” imgesi ile 15 yıl önce baÅŸladığı yolculuÄŸa Hrant Dink, Luiz Bakar, Harutyun ÅžeÅŸetyan, Anna Tury, Sarkis Seropyan, Arus Yumul, Sendi ZurikoÄŸlu, Diran Bakar, Setrak Davuthan ve Nıver LazoÄŸlu ile devam etti. Hrant Dink “iÅŸkence çektiÄŸimiz yıldı” diye anlattığı dönemden 11 yıl sonra kurucu yayıncısı olduÄŸu, Genel Yayın YönetmenliÄŸi’ni yaptığı Agos’un önünde kurÅŸunlara hedef oldu.

Agos, bu hafta “BaÅŸmüfettiÅŸ kayıtları Ankara’da silindi” manÅŸeti ve Dink davası “geliÅŸmeleri” ile yeniden yerini aldı.