Bilge SEÇKİN ÇETİNKAYA
BirGün Gazetesi
Yarış atına çevrilmiş evlatlarımız oğullarımız kızlarımız dörtnala girdiler son düzlüğe. O düzlükte dörtnala koştururlarken son ipi göğüsleyecekleri anda bir duvar çekildi önlerine. Tüm hızlarıyla o duvara çarptılar. Biz bu duvara YGS şifresi diyoruz. Zaten hem içerik hem şekil olarak bu küçük insanların kendi potansiyellerini, yeteneklerin keşfetmesine değil, bastırılmasına yönelik eğitim sistemimizin son halkasında işler iyice çığırından çıkmış durumda.
Bu ölümlü dünyada yaşamamızın tek sebeb-i hikmeti olan kendini gerçekleştirme arzumuzu törpüleme makinesine dönüşen eğitim sistemi bize “Orada kal! Orada kal†diye sesleniyor. “Nerdeysen orada kal. Bir makine parçasına dönüş ve ömrünü bize hizmet ederek tüket. Sevmek gibi, yaratıcılık gibi, tüm bu dünyayı değiştirmek gibi potansiyellerini bir penyeye dikiş atarak, bir vida sıkarak, bir çantanın sapında hata var mı? diye bakarak harca!†Eğitim sistemi buna göre dizayn ediliyor. Yani altta olanları altta tutmak, emekçinin kızını oğlunu yine emekçi yapmak için.
Tahsilde Müsavat Yolsuzluğu
Bir önceki yazımızda da dedik, tarih ucunda bir ok illa ileri gitmez diye. Bakınız DoÄŸu Anadolu Vilayetleri Umum müfettiÅŸi Müşir Åžakir PaÅŸa “nihilizm anarÅŸizm sosyalizm gibi yıkıcı hareketler eÄŸitimin sınırsız boyutlarda geniÅŸlediÄŸi Avrupa ülkelerinden çıkmıştır†buyurmuÅŸ 1896 tarihinde. Ne isabetli bir tahlil 1968’e bakınca. “Yoksul köylü çocukları idadilerde-eski ortaokullar- okurlarsa†demiÅŸ “bu onlara yüksek öğrenim yolunu açar. Orada zengin çocukları ile birlikte okurlar. Ama onların aksine doÄŸru dürüst bir iÅŸ bulamazlar. Bu memnuniyetsizlik içinde devlete muhalif olur bunlar†demiÅŸ. “Sosyal mevkilerine uygun bir eÄŸitim verilsin bunlara†demiÅŸ. Mealen öyle saÄŸa sola yukarı tırmanmasınlar sosyal olarak yerlerinde tutalım demiÅŸ. “tahsilde müsavat yolsuzluÄŸunun (eÄŸitimde eÅŸitsizlik uygunsuzluÄŸunun)önüne geçilsin†diye önermiÅŸ. Yöntem olarak da demiÅŸ ki “bu okullara sıradan halkın ödeyemeyeceÄŸi yükseklikte bir öğrenim ücreti getirelimâ€. Tanıdık geldi mi? “Mesleki eÄŸitimin bir memleket meselesi olması, çıraklık eÄŸitimi†gibi meseleleri tartışırken paÅŸanın açık sözlülüğü daha faydalı olurdu şüphesiz. Kabaca geçtiÄŸimiz yüzyılın başından sonuna bir parantez olan “sosyal devlet†tarihe gömülmüşken, okul müdüründen giriÅŸimci, öğretmenden tezgâhtar, öğrenciden müşteri yaratmaya çalışanlara müjdeler olsun ki bu yol da ilerlemekteyiz! “Tahsilde müsavat yolsuzluÄŸunun†önü alındı alınacak. Üniversiteye girebilmesi için çocuÄŸumuzun, daha eÄŸitimin ilk kademesine adım attığı andan itibaren dikkatli olmalı ve eÄŸer varsa paranız, para dökmelisiniz. Senelerce süren dershane çilesi saymıyorum bile. EÄŸitimin içeriÄŸi mi? Ondan bahsetmeye bile deÄŸmez! Yeter ki çocuk o sınavlarda doÄŸru şıkkı iÅŸaretlesin. Paranız yoksa hiç yanaÅŸmayın eÄŸitim sistemine. Asgari ücrete çalışmanızı engellemeyecek, “bu iÅŸyerinde asgari ücret uygulanmaktadır†yazısını okuyabilecek kadar eÄŸitim neyinize yetmiyor?
Hızlandırılmış Kurs
KoÅŸtura koÅŸtura, kan ter içinde köpüklere boÄŸulmuÅŸ, gözleri büyümüş ve ağızlarında gem son düzlüğe giren o yağız atlarımız, milyonların içinde eÄŸitime ulaÅŸabilmiÅŸ, o ana dek gelebilmiÅŸ en ÅŸanslılarımız, çocuklarımız son yarıştalar. Daha doÄŸrusu bu yarıştaydılar. Ama bu berbat yarışların sonuncusunun, daha da berbat olma ihtimali varmış. Bu adaletsizlik daha da adaletsiz olabilirmiÅŸ. Bizi kendimiz olmaktan, bu çocukları çocuk ve genç olmaktan alıkoyan bu zulmün daha da katmerlisi icat edilebilirmiÅŸ. Öğrendik. ÖSYM’ye operasyon yapan AKP zihniyeti her adaya özel birer soru kitapçığı saçmalığına giriÅŸmiÅŸ. Buna eÄŸitim bilimciler kabalığımı affetsin, iÅŸgüzarlık demekten baÅŸka bir söz bulamıyorum. Böylesi sıkıştırılmış bir sınavda soruların nasıl dizildiÄŸi öğrencinin baÅŸarısını etkiler. Bunu tüm eÄŸitimciler bilir. Bunu benim gibi sınavlara girmiÅŸ herhangi bir öğrenciye sorsanız o da bilir. O zaman ÖSYM’ye ilk sorumuz budur. Neden illa da her öğrenciye bir soru kitapçığı diye tutturdunuz? Pedagoji ilmi açısından bunu bize bir açıklayın. Sınav salonlarında estirdiÄŸiniz polisiye havasını da ekleyerek, güvenlik falan mı diyeceksiniz? Salonlarda göstermelik tedbirler, tek tek soru kitapçığı derken, kopya zembille ÖSYM’nin kendisinden inmedi mi? Belli ki ÖSYM’deki iÅŸgüzar-siyasi irade de diyebilirsiniz- tek kitapçıklar icat etmekle kalmamış bir takım ÅŸifreler de icat etmiÅŸ. Ama tabii ÖSYM deÄŸil, bunu haber yapan medya suçlu bu durumdan. ÖSYM BaÅŸkanı Ali Demir çıkıp saçmalıyor gözümüzü önünde “şifre vardı yoktu†oyunu oynuyor. Bazıları tatmin oluyor. Sonra bir kamera ÅŸakası gibi ÖSYM kendini soruÅŸturacağını söylüyor. Tamam. Kamera nerede? El sallayacağız topluca. “Efendim benim ÅŸu elimde görmüş olduÄŸunuz altınları çaldığım söyleniyor. Ama çalmadığım konusunda bana güvenebilirsiniz. Bir soruÅŸturayım bakayım çalmış mıyım? SoruÅŸturdum çalmamışım. El cevap: Tamam evladım! Ben tatmin oldum!â€yukarıya giden tüm yollar tıkanmışken gözümüzün önünde verilen mesaj ÅŸudur: bizdenseniz tırmanabilirsiniz, ip merdivenler atarız önünüze, ÅŸifreler indiririz zembille.
Yağız Atlar
Provokasyonun alası yapılmıştır. Kan ter içinde köpüklere boğulmuş, gözleri büyümüş ve ağızlarında gem son düzlüğe giren o yağız atlarımız çocuklarımız o duvara çarpmışlardır artık. Şimdiden öğrenmişlerdir adaletsizliği, emeklerinin karşılığını alamamanın, aldatılmanın, ayrımcılığa uğramanın acı tadını ve ne olduğunu, topluca hızlandırılmış bir kursla kavratılmışlardır. Ama uyaralım isterseniz iktidar sahiplerini: ne çıkarsa bu gençlerin başının altından çıkar. Onlar kendilerini gerçekleştirmek konusunda hepimizden daha gözü pek olabilirler. Yağız atlarımız ağızlarında gerilmekten kopacak hale gelmiş gemi fırlatıp atabilirler. Ve dörtnala üzerinize koşarlarsa aralarından bazılarını vurmaktan çekinmesiniz biliriz. Ama kimileri de menzile varır bunu da biliriz.