Benim ekmek almaya çıkan kardeÅŸimi…

berkinelvan

Murat YETKİN
Radikal

Sabahın ilk haberi Berkin Elvan’ın öldüğü oldu. Gezi protestoları sırasında, 16 Haziran 2013 Pazar günü polisin yakın mesafeden attığı gaz bombası fiÅŸeÄŸi kafatasını dağıtmıştı.

Hastanede 269 gün dayanabildi çocuk bedeni, 16 kiloya düştü, 15 yaşında can verdi. Gezi protestolarında öldürülenlerin sayısı 8’e yükseldi.

Hayır, Berkin şehit olmadı, melek filan da olmadı, bu cinayeti romanikleştirecek değilim: Bir çocuğu daha öldürdüler.

BaÅŸbakanın ‘polis efsane yazıyor’ dediÄŸi günlerdi.

Acımaları yoktur.

Dolmabahçe Camii’nde alem, KabataÅŸ’ta tecavüz yalanlarının uydurulduÄŸu günlerdi.

Yalanları çoktur.

Polis kayıtlarında Berkin çocuğun nasıl öldürüldüğü bulunamıyormuş.

Emir veren belli ama onu hangi polisin vurduğu ortaya çıkmıyor.

Acaba ÅŸimdi birbirine can düşmanı olan polis içindeki iki fraksiyondan hangisine mensuptu? O zaman Gezi’de gençlere birlikte vuruyorlar, birlikte gazlıyorlardı.

Katili bulamıyoruz, muhtemelen hiç bulamayacağız. Bulsak bile muhtemelen İçiÅŸleri Bakanı -tabii karşı fraksiyondan deÄŸilse- soruÅŸturma izni vermeyecek. Verse ne ceza alacağı mahkeme baÅŸkanının hangi fraksiyondan olduÄŸuna baÄŸlı olacak. Adalet yerini bulacak mı, ceza alsa hapis yatacak mı sizce? Danıştay üyesi Mustafa Özbilgin’in, Malatya’daki Protestan yayıncıların katillerine, Hrant Dink’in katilinin akıl hocasına tahliye verildiÄŸi günlerdeyiz.

Vicdanları yoktur.

Babası Sami Elvan, onu ekmek almaya gönderdiğini söyledi.

Benim ekmek almaya giden kardeÅŸime el uzatanlar da demeyeceÄŸim.

Cinayete hafifletici sebep istemiyorum.

Çünkü Berkin ekmek almak için deÄŸil Gezi’ye katılmak için sokaÄŸa çıkmış da olabilirdi; çocuklarımızdan biri de olabilirdi. Ali İsmail Korkmaz öyleydi mesela, onu öldürmek meÅŸru gibi görülsün istemiyorum.

Yeter artık, hayır, istemiyorum.