“Çok gövdeli bir aÄŸacın ortak meyvesiyim.”
Anadolu’da binlerce yıldır bir arada yaÅŸayan halkların, barış içinde yaÅŸaması ortak özlemimizdir. Ayrı dillerde, ayrı ezgilerde hep aynı özlemi dile getirdik.
Bizler farklılıklarımızla yanyana, kardeşçe, barış içinde, insanca ve onurumuzla yaÅŸamak isteyen “çoÄŸunluÄŸuz”.
Anadolu, halkların kardeşçe yaÅŸadığı bir cennet olabilecekken bizi cehennemde yaÅŸamaya mahkum etmek istiyorlar. Bunun için önce halkların kardeÅŸliÄŸine, dostluÄŸuna saldırıyorlar. ZenginliÄŸimiz olan farklılıklarımızı kullanarak aramıza kin ve nefret tohumları ekiyorlar. Yakın tarihimizdeki kitle katliamları, faili meçhul cinayetler, infazlar, linç giriÅŸimleri toplumsal hafızamızda onarılması güç izler bıraktı. Yanı başımızda da; Bosna’da, Kafkasya’da, OrtadoÄŸu’da halkları birbirine kırdıran emperyalizm, çıkarları gereÄŸi hakların kardeÅŸliÄŸine karşıdır.
Kimi zaman halkları yok sayarak, aşağılayarak, kimi zaman da farklılıklarımızı kardeş kavgasına dönüştürerek çıkarlarını korumak istiyorlar ki onların çıkarları biz halkların felaketidir. Bugün bir kez daha yaratılmaya çalışılan savaş ve şiddet ortamına karşı çıkmanın tek yolunun barış ve kardeşlikten geçtiğine inanıyoruz.
Bizler bu ülkede yaftalanarak yaşayan, her gün aşağılanan insanlarız: Örneğin, Çerkeş olduğumuz için hain, Kürt olduğumuz için bölücü ilan edildik. Laz olduğumuz için bizimle dalga geçildi, Arap olduğumuz için pis, Türkmen olduğumuz için barbar olduk. Alevi olduğumuz için en pervasız şekilde mum söndüren ilan edildik. Ermeni veya Rum olmak ise küfürden sayıldı. Ve bunlar her gün farklı şekillerde karşımıza çıktı.
Kimimiz bunlara boyun eğdi, kültürünü tarihini unutmaya çalıştı. Kimimiz kendinden olmayanı aşağılayıp üste çıkmak için çırpındı. Bizler boyun eğdikçe ufaldık, ufaldıkça yok sayıldık. Oysa hepimiz bu toprakların zenginliğiyiz. Yeri gelir kemence ile coşar, yeri gelir kaval ile hüzünleniriz. Düğünlerde kolkola halay çeker, horon ederiz. Cenazelerde aşımız kaynar, ağıtlarımız yakılır. Evlerde dillerimiz konuşulur. Tüm bu zenginlikleri bizler yaşatıyoruz ama kaderimiz ortak, yok sayılıyoruz.
Farklı hakların bir arada iÅŸ yapma kültürünü geliÅŸtirebilmesi, “birbirini tanımasının”, halkların birbirini tanıması kardeÅŸliÄŸin ve dostluÄŸun ilk adımıdır diyerek, bu toprakları halkların kardeÅŸlik bahçesine dönüştürmek için, halkların ortak mücadelesini geliÅŸtirmek istiyoruz.
Bu barışçıl çaba, gelecek nesillere farklılıklarından arındırılmış bir ülke yerine, tarihi ve kültürüyle barışık bir ülke bırakmanın sorumluluğuyla atılmış uzun soluklu bir adımdır.
Bu güzel topraklara rengini veren her halkı, bizimle aynı özlemi paylaşan tüm kurumları, aydın ve sanatçıları bu süreçte bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.
“Ve karanlıklar senaryosunu parçaladığımızda
Bütün şarkılarda kendi dilinde
Åžu nakarat dillenir
Bütün Halklar KardeÅŸtir”
(Bekir Kilerci)
Halkların Dostluğu Girişimi
Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER), Antakya Samandağ İskenderun Yardımlaşma Day. Kültür ve Çevre Gönüllüleri Derneği (ASİ-DER), BELGE YAYINLARI, BİROL TOPALOĞLU, Gola Kültür Sanat Ve Ekoloji Derneği (GOLA-DER), GRUP HELESA, HAKAN AYTEKİN, HİLMİ YARAYICI, JINEPS GAZETESİ, KEOPS, METİN KAHRAMAN, Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği (MEZO-DER), MİKAİL ASLAN, NEVZAT KARAKIŞ, NOR ZARTONK, RODİ YÜZBAŞI, Suryaniler.com, TEVFİK TAŞ, UMUT KÜSEN, YAŞAR KURT
