Erol KATIRCIOÄžLU
Taraf Gazetesi
Bugün hiç yapmadığım bir şey yapıp geçenlerde bu sütunda yayımlanan (1.10.2009) “İçimizdeki Irkçılık mı?†başlıklı yazımla ilgili “İnkâr ırkçılığın en besleyici gıdasıdır†başlıklı bir eleştiri yazısı yazan Ayşe Günaysu’ya (5.10.2009) cevap yazacağım.
Doğrusu gazetelerin köşelerinde yazarın görüşleriyle farklı görüşlere sahip insanlara karşı “polemiksel†yazılar yazması oldum olası hoşuma gitmeyen bir tutumdur. Ama ne var ki bu yazı hem konusu nedeniyle ve hem de eleştirinin dozu nedeniyle bir cevabı hakediyor.
Yazım, ülkede farklılıklarımızla ilgili en önemli konuların başında gelen “Kürtler†ve “Ermenilerâ€le ilgili demokratik açılımların yapıldığı bu günlerde “Farklılıklar zenginliÄŸimiz deÄŸil korkumuz olmuş†diye bir baÅŸlıkla verilen bir habere tepki göstermek amacıyla yazılmış bir yazıydı. Bir zamanlar bir gazetenin “Tehlikenin farkında mısınız†sorusuyla toplum içinde yaygınlaÅŸtırmaya çalıştığı korkuya benzer bir biçimde “Esasında bayağı da ırkçıymışız!†diyen ve giriÅŸilen olumlu çabaları ve umutları söndürme etkisi taşıyan bir yazıydı.
Onun için yazdım
Kendine “İnsan hakları savunucusu†ünvanını uygun görmüş AyÅŸe Günaysu ise benim “…bu (ırkçılık) meselesinin ABC’sini†bilmediÄŸime karar vererek anlaşılan bir “insan hakları savunucusuâ€nun yapması gerekeni yapıp yazıya bir “çakma†ihtiyacı hissetmiÅŸ ve oldukça yukarıdan ama bir yandan da panik halinde, gözlerine ve aklına inanamayarak “Hem de bir Taraf yazarı ha!†diyerek tepkisini göstermiÅŸ.
Gösterir ya!
Anladığım kadarıyla AyÅŸe Günaysu, Türkiye toplumunun hamurundaki farklı kimliklere modern anlamda “Birlikte nasıl yaÅŸarız†gibi bir sorunun cevabını bulma ÅŸansının verilmemiÅŸ olması dolayısıyla “ötekiâ€ni tanımadığına dair görüşüme takılmış. Burada sözünü ettiÄŸim zenofobi ile ırkçılık arasındaki farktı. Zenofobi ile ırkçılık arasındaki fark birinin akıl-dışı bir tepki diÄŸerinin ise akla uygunlaÅŸtırılmış bir tutum olmasıyla ilgilidir. Zenofobi, tanımadığınız bir “yabancıâ€yla karşılaÅŸtığınızda sizden farklı olması nedeniyle ona gösterdiÄŸinizi bir tepkidir ve özünde akla-aykırıdır. Ama eÄŸer bir biçimde o “yabancıâ€yla ilgili “bilgiâ€lenirseniz, rahatlar ve sonuçta onu hemen sevmezsiniz belki ama ondan korkmaz onunla birlikte yaÅŸamaya alışırsınız.
Oysa ırkçılık, karşılaÅŸtığınız “yabancıâ€yla ilgili olarak “bilinçli†bir tutuma iÅŸaret eder. Åžunu der gibidir: “Bu kiÅŸiyle yaÅŸamak istemiyorum, benden uzak dursun, benden uzak durması için elimden geleni yapmalıyım.â€
Bu tartışmanın nedeni olan Musevi vakfının yaptırdığı araştırmayı görmedim. Gazetelere yansıdığı kadarıyla okudum ve bu yazının başında da belirttiğim gibi hem haberin kullanılışına ve hem de ima ettiklerine itirazım büyük ölçüde bu çalışmanın bu iki kavramı yeterince tefrik etmediği kanısına varmış olduğumdandır. Yani sizin “ırkçılık†dediğiniz zenofobidir ve zenofobi de bugün hemen hemen bütün toplumlarda rastlanan bir olgudur. Buradan zenofobiyi aklamaya çalışmak gibi bir anlayış içinde olmayacağım da sanırım yazılarımı okuyanlar için açıktır.
Tabii bir de bu tartışmanın Türkiye toplumunda neye karşılık düştüğü ve “Batıâ€lı gözlüklerinden dolayı bir çok kiÅŸinin, bu arada AyÅŸe Günaysu’nun da Türkiye toplumunu “cahil†ve o nedenle de “yaygın ve güçlü†ırkçı eÄŸilimleri olduÄŸuna dair görüşlerine de itirazım var. Türkiye’de ırkçılık ve milliyetçilik (zenofobi deÄŸil) başından beri devletin Türkiye toplumunda görmek istediÄŸi ve fakat bir türlü baÅŸaramadığı ideolojilerdir. Ortak paydası “Müslümanlık†olan Osmanlı sonrası Türkiye toplumunda devlet, Müslümanlık üzerinden bir milliyetçilik ve giderek de ırkçılık üretmeye çalışmışsa da bunu baÅŸaramamıştır. BaÅŸarısızlığının sebebi ise daha çok “Müslümanlıkâ€la ırkçılığın yan yana gelmesindeki zorluklardır. Tabii baÅŸarısızlık dedim ama bu çabanın tümüyle baÅŸarısız olduÄŸunu söylemek de mümkün deÄŸildir. Nitekim devletin bu çabası “laik ve Batılı†bir kimlik üretmiÅŸ ve aslında ırkçılık da milliyetçilik de bu kimliÄŸin açık deÄŸilse de içerilmiÅŸ ögesi haline gelmiÅŸlerdir.
Bu söylediklerime AyÅŸe Günaysu katılmayabilir tabii ki. Ama o zaman da bize yazısındaki ÅŸu cümlecikleri açıklamasını istemek düşer. “Vahamet, bu milletin ırkçılığını inkâr etme refleksinden kaynaklanıyor…â€, “Irkçılığın cehaletten kaynaklandığı (…) tabak gibi ortada…â€
Bir topluluğa, sanki o topluluk homojen bir toplulukmuş gibi “bu millet†diyerek, onu “cahil†ve dolayısıyla da “ırkçı†ilan etmek de bir çeşit totaliterlik ve ırkçılık değilse nedir?
Kuruluşundan bu yana bu topraklarda bir Türk ırkçılığı aşılamak devlet elitlerinin çok arzu edip de başaramadığı bir olgudur. Buna rağmen bu toplumda bir tür cemaat yapıları altında yaşayan insanlar üzerinde bu çabaların hiç tortusunun olmadığını da söylemek istemiyorum. Ama hiç bir zaman “birlikte yaşamanın†bırakın bir anayasa çerçevesinde konuşulduğu, farklılıkların normal hayat içinde ifade dahi edilemediği bir ülkenin insanlarına toptan “cahil†demek ve bu nedenle de onları “ırkçı†ilan etmek, Ayşe Günaysu’nun düşünemediği kadar özünde totaliter ve ırkçı bir tavırdır.
Devletin tutumu nedeniyle bugüne dek farklılıklarıyla yüzleşememiş Türkiye halkı belki de ilk defa “Kürt açılımı†ya da “demokrasi açılımı†çerçevesinde bu yüzleşmeleri yapacak. Bunun ülkenin demokratik yapısını kökünden değiştirecek bir koca adım olduğunu anlamayanlara ise benim “Allah selamet versin size!†demekten başka ne sözüm olabilir ki?