DDK: Sivas katliamında devletin ağır hizmet kusuru var

nm_madimak_1453
Agos

Sivas katliamıyla ilgili devletin sorumluluğunu belirten rapor olaydan 21 sene sonra yayımlandı.

Devlet Denetleme Kurulu’nun (DTK) hazırladığı raporda, katliamın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruÅŸturmasında devletin ağır hizmet kusuru olduÄŸu kaydedildi. Ayrıca, yargılamalarda devletin taraf haline gelmesinin kamu vicdanını tatmin etmeyen uygulamalara neden olduÄŸuna yer verildi.

CumhurbaÅŸkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporda, olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruÅŸturulmasında/yargılanmasında devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunduÄŸu kaydedildi. Raporda, olayın “katliam” olarak nitelendirilmesi gerektiÄŸi belirtildi.

Yargılanan 81 kişiden daha fazla fail var

Delillerin toplanması ve muhafazasında gerekli hassasiyetim gösterilmediÄŸi belirtilen DDK raporunda, “olayın gerçekleÅŸmesinden önceki ortamında dahi kamu yönetiminin söz konusu olaylardaki rolünü ve oluÅŸan toplumsal krizi algılama ve yönetmedeki basiretsiz uygulamalarını ve Sivas olaylarına iliÅŸkin kolektif hafıza gruplarının tutum ve yaklaşımlarını açıklayıcı nitelikte” olduÄŸu vurgulandı.

İhmaller zincirinde ilin emniyet, asayiş ve genel yönetiminden sorumlu tek bir kamu görevlisinin bile kovuşturmaya maruz kalmadığı vurgulanan raporda “Sivas olaylarında yargılanarak çeşitli cezalara mahkum edilen toplam 81 kişi; otelde öldürülen 35 kişinin görünen, temas edilebilen ve yargılama süreçlerinin tespit ettiği sorumlularıdır. Olayların oluş şekli ve mahiyeti, bunların yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret etmektedir” dendi.

Olayın engellenmesinde ciddi ihmal ve zafiyet

“Sivas’ta cereyan eden olay, 2 Temmuz 1993 tarihinde düzenlenen etkinlik nedeniyle oluÅŸan bir toplumsal krizin baÅŸlangıcından sonuna kadar yönetilmesinde; gerek etkinliÄŸin düzenlenme yerinin belirlenmesi gerekse katılımcı profilinin oluÅŸturulmasında devletin aktif katılımına ve apaçık gerçekleÅŸtiÄŸi/oluÅŸtuÄŸu görülen toplumsal kriz riskine raÄŸmen, gerek yeterli güvenlik önlemleri alınmadan etkinliÄŸin yapılmasına devlet tarafından ön ayak olunması, gerekse etkinliÄŸi düzenlemeye aktif olarak katılan valiliÄŸe ve katılımcı profiline yönelik olarak ciddi protestoların yaÅŸanmasına raÄŸmen; ortamı soÄŸutmaya ve can güvenliÄŸini saÄŸlamaya yönelik olarak etkinliÄŸin iptali, kalabalığın dağıtılması, katılımcıların otelden tahliyesinin saÄŸlanması, sokaÄŸa çıkma yasağı uygulanması gibi tedbirleri almakta ciddi ihmal ve zaafiyetler gösterilmesi neticesinde kontrolden çıkan ve kutsalına hakaret edildiÄŸine iliÅŸkin nefret duygularıyla hareket eden ÅŸuursuz hale gelmiÅŸ kalabalıklarca otelde bulunan 35 kiÅŸinin ölümüne yol açılması ile sonuçlanan ve “katliam” olarak nitelendirilmesi gereken bir toplumsal olaydır.”

Komplo veya provokasyon yok

Raporda, Sivas Olaylarının bir komplo ve/veya provokasyonun neticesinde gerçekleÅŸtiÄŸine dair herhangi bir illiyet bağı kurulamamıştır” dendi.

Katliamla ilgili siyasi sorumluluÄŸunun alınmadığını belirtilen raporda “Bu açıdan, Sivas olaylarında hem yönetsel hem de siyasal organları itibariyle olayın temas ettiÄŸi dönemin tüm devlet ricali ile yaklaşımları, 37 kiÅŸinin ölümünden dolayı; en az kalabalıkları ÅŸuursuz hale getiren ve kolayca tahrike kapılan Sünni kolektif hafızaya ait bazı algı ve yaklaşımlar ile Sünni kolektif hafızanın tahrikine yol açtığı kanaati edinilen bazı davranışlar kadar sorumludur. Ne yazık ki gerek kamu görevlileri ile ilgili etkin bir adli ve idari soruÅŸturma ve yaptırım kapasitemizin olmaması gerekse siyasal sorumluluk algılaması ile ilgili yetersiz demokratik standartlarımız nedeniyle herkes “tüm suçu” kalabalıkların ve toplumun üzerine yıkma kolaycılığını tercih etmiÅŸtir. Sorumlulukların böyle bir perspektifte belirlenmesi; hiçbir ÅŸekilde oteli yakan ve 35 kiÅŸinin ölümüne yol açan kiÅŸilerin ve anlayışların suçunu hafifletmeye yönelik bir tavır olmayıp; tam aksine, Sivas olaylarında söz konusu kiÅŸiler ve anlayışlar dışında da faillerin ve sorumlulukların olduÄŸu gerçeÄŸinin kavranılmasına ve topluma bu gerçeÄŸin gösterilmesine yönelik bir yaklaşımı ifade etmektedir”

Devlet yargılamalarda taraf haline geldi

“Yargıya müdahale niteliği taşıyan vasıtalarla olayın gerçek mahiyetini kavramaya yönelik çabaların sonuçsuz kalmasının; adli ve idari soruşturmaların kamu vicdanını tatmin etmeyen bir biçimde sonuçlanmasının ve böylece olayın tümüyle kolektif hafızalar tarafından tarihselleştirilmesine yol açılmasının da temel müsebbibi Devletin söz konusu olaylarda taraf hâline gelmesi ve geleneksel tarihselleştirme araçlarına başvurmasına ilişkin uygulama ve yaklaşımlarıdır.”