“Doğrudan iletişim süreci kolaylaştırır”

[ A+ ] /[ A- ]

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik olumlu mesajları, sınırların açılması ihtimalini gündeme getirmişti. Son günlerde bu mesajlar durulur gibi olsa da konu hala gündemde. Gelişmeleri, Agos Gazetesi Yazı İşleri müdürü Yetvart Danzikyan, araştırmacı Diana Yayloyan ile konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın karşılıklı açıklamaları ile ufukta iki ülke arasındaki ilişkilerin “Normalleşmesi” için bir ihtimal görünmüştü. Sizce bu ihtimal gerçekleşebilir mi? Bunun için gerekli şartlar oluştu mu?

2020’nin sonlarındaki ikinci Nagorno-Karabağ Savaşınının bitmesinden bu yana Türkiye ve Ermenistan’ın liderleri ilişkilerin “normalleşmesi” için siyasi diyaloğa girmeye hazır olduklarını belirten açıklamalar yaptılar ve olumlu mesajlar verdiler. Ancak savaş sonrası anlaşmaları gerçekleştirme aciliyeti için kapalı sınırları, bölgede ticaret ve ulaşım bağlantılarını açmak kapsamında düşünürsek bu olumlu mesajlar şaşırtıcı değil.

2009-2010’da Türkiye ve Ermenistan’ın iki diplomatik protokole imza atması, ancak Azerbaycan’ın baskıları sonucu başarısız olan diplomatik sürece kıyasla, bu sefer, Bakü bu girişimi destekliyor gibi gözüktüğü için daha umut vaad edici. Ermenistan ve Türkiye hükümetleri arasında doğrudan ilişkilerin ve resmi kanallar üzerinden iletişimin olmaması sebebiyle bu olumlu mesajlar genellikle basın açıklamalarıyla ve üçüncü taraflar aracılığıyla iletiliyor. Bu durum ise müzakerelerin ve iletişimin etkisini yavaşlatıyor ve kısıtlıyor.

Bütün bölgesel aktörlerin vurguladığı, bölgesel işbirliğine duyulan ihtiyaç. Ancak Ermenistan tarafı açısından görüşmelere devam edebilmek için gereken, Türkiye’nin niyetlerini anlayabilmek: Sınırı açmak ve ilişkileri normalleştirmek için önkoşullar koyacak mı ve neler olacak bunlar? Ermenistan hükümeti bu hususta temkinli davranıyor ve açıkça belirtildiği üzere Ankara ile müzakerelere herhangi bir önkoşul olmaksızın başlamaya hazır. Sivil toplumun ise üzerine konuşmak için elinde fazla malzemesi yok. Elle tutulur gelişmeler olmaksızın aynı mesajların tekrarını duyuyoruz ve bu da spekülasyona yol açıyor. Yani Türkiye’den gelen işaretlerin ne olduğunun anlaşılamaması sözkonusu ve bu da Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan bir iletişim kanalı oluşturulmasının, mesaj alışverişini kolaylaştırabileceğini gösteriyor.

Bu konuda Türkiye, Nahcivan’ı Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur koridorunun açılmasını şart koşuyor gibi bir hava var. Ayrıca Cumhurbaşkanlağı Sözcüsü İbrahim Kalın Ermenistan ile Azerbaycan arasında barış anlaşması imzalanmasının süreci hızlandıracağını söyledi. Ermenistan ise “önkoşulsuz” bir normalleşme süreci talep ediyor. Bunları yanyana koyduğumuzda Paşinyan’ı zorlu bir süreç mi bekliyor? Bilhassa Zengezur koridoru konusunda Paşinyan adım atabilir mi? 20 Haziran seçimlerinde aldığı yüksek oy, Paşinyan’ın elini ne kadar güçlendiriyor?

Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki sınır aşırı askeri operasyonlarına benzer şekilde, 2020’deki savaş sırasında Azerbaycan’a doğrudan askeri destek vermesini, sermaye temelli ekonomik hisse paylaşımı hesapları takip ediyor. Örnek verecek olursak, savaştan sonra Azerbaycan hükümeti yeniden inşa süreçlerinde Türk müteahhitlerin önemli bir rol oynayacağını duyurmuştu. Türkiye’nin Azerbaycan ile Ermenistan toprakları üzerinden ulaşım bağlantısı kurması Türkiye için çok büyük öneme sahip. Büyük çoğunluğunun (bir kısmının son savaşta Azerbaycan kontrolüne geçen topraklarda yeniden inşa sürecinde yer alacağını öğrendiğimiz) dev inşaat holdinglerinin mülkiyetinde bulunan hükümet yanlısı ve milliyetçi medya kanalları özellikle “Zangezur koridorundan” bahsederken bunu “Türk dünyasının birbiriyle bağlantısını diriltecek tarihi adım” olarak resmediyor. Elimizde bulunan bilgilerin çok az olması sebebiyle kesin yargılara varmak zor, ancak Ermenistan hükümeti ve dışişleri bakanlığından yapılan açıklamalara bakınca herhangi bir “koridordan” bahsedildiğini göremiyoruz. Daha ziyade yalnızca ulaşım bağlantılarının açılması, Ermenistan toprakları üzerinden Azerbaycan’a tren yolu ve karayolu geçişinin sağlanması, bunun karşılığında ise Ermenistan tarafının Azerbaycan toprakları üzerinden Rusya’ya ulaşım bağlantısı kurulması konuşuluyor.

Rusya ne diyor bu konuda?

20 Eylül’de Rusya Başbakan Yardımcısı Alexei Overchuk, Azerbaycan ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında Ermenistan toprakları üzerinden bir koridor oluşturulmasının konuşulmadığını, bunun yerine ekonomik ve ulaşım bağlantılarının üç taraflı görüşmeler kapsamında gündemde olduğunu belirtti. Yerevan ve Moskova’dan gelen bu açıklamalarla birlikte düşünecek olursak, eğer Türkiye hükümeti gerçekten de koridoru bir önkoşul olarak koyacak olursa, buradan herhangi bir diyalog çıkmasını tahayyül etmek çok zor. Bu yüzden Türkiye’nin pozisyonunun ne olduğunu anlayabilmek ve önkoşulların olup olmayacağı veya neler olacağı gibi etkenler Paşinyan hükümetinin iki taraflı görüşmeler için gönüllülüğünü belirleyecektir. Halihazırda zor bir pozisyonda ve Türkiye’ye herhangi bir taviz vermeme konusunda muhalefetin büyük baskısı altında olan Ermenistan Hükümeti, Türkiye’nin herhangi bir ön koşuluna olumlu yanıt vermenin hem iç siyasi krizi kötüleştireceğinin hem de yeni güvenlik risklerine bile yol açabileceğinin farkında. Komşu ülkeler olarak bir tarafın güvensizliği diğerinin güvenini etkiler ve er ya da geç bir başka çatışmaya geri çekilebilirler.

Unutulmaması gereken bir başka önemli nokta ise 2023’te gerçekleşecek olan Türkiye genel seçimleri. AKP’nin aşırı-sağdaki MHP ile ittifakı ve milliyetçi oyları tutma kaygısı, hükümetin bölgesel işbirliğini nasıl hikayeleştirdiğini etkiliyor. Burada hükümetin milliyetçi söyleminin önemli bir parçası, Erdoğan’ın sınır ötesi operasyonlarla birlikte ülkeeye ekonomik, politik ve askeri paylar getirmesi. Bu kapsamda bir başka soru da Türkiye hükümetinin Ermenistan tarafı için meselenin siyasi hassasiyetini ne derece idrak edebileceği ve savaştan zaten tahribe uğramış Ermeni tarafını aşağılamaya girişmek yerine müzakerelere önkoşul olmadan başlamaya hazır olup olmayacağı.

Şu ya da bu şekilde Türkiye-Ermenistan sınırı açılırsa bunun Ermenistan ekonomisine nasıl bir faydası olur?

Türkiye ve Ermenistan arasında resmi iki taraflı diplomatik ilişkiler neredeyse “yok”. Bu sebeple bölgedeki ulaşım rotalarını açmanın ve Ermenistan ile komşuları arasında ekonomik işbirliğini diriltmenin, açıkça görülebileceği üzere, Ermenistan ekonomisi üzerinde önemli bir etkisi olacak. Güney Kafkasya’ya gelmesi gündemde olan bu dönüşüm, ayrıca bölgedeki ve Rusya, İran, Çin, Hindistan, ABD ve AB gibi bölge dışındaki aktörlerin ekonomik planlarının, bu yeni ekonomik çevredeki rolü açısından da öneme sahip. 2000’lerden bu yana Türkiye-Ermenistan sınırının kapalı olmasının meta ve emek dolaşımını nasıl etkilediğine dair büyük miktarda akademik araştırma ve uzman raporları bulunmakta, hepsi de sınırın açılmasının ve ulaşım bağlantılarının kurulmasının bölgedeki işbirliğini diriltmek için öneminden bahsediyor. Türkiye ve Ermenistan ekonomileri arasındaki asimetriyi ve Ermenistan’ın ithalat odaklı bir ülke olduğunu göz önüne alacak olursak, sınırın açılmasıyla birlikte Ermenistan piyasasının daha ucuza satılan Türk ürünleri ile dolup taşacağı ve yerel üreticilere zarar vererek Ermenistan’ı ciddi bir ekonomik tehdite açacağına dair endişeler Ermenistan kamuoyunun gündeminde. Bu konuda olumlu bir adım, Türkiye ve Ermenistan hükümetlerinin bulunduğu ekonomik işbirliği senaryolarında değerlerin, kısıtlamaların ve risklerin neler olduğuna dair tartışmalara başlamak olabilir.

Kaynak: Agos