Cengiz ÇANDAR
Radikal
269 gün bir başına, kendisinin bile haberi olmadan -yoksa var mıydı?- kahramanca çarpıştı. 16 kiloya indi. Ona bile direndi. Ve dün sabah saat 07.00’de son nefesini bizlere bırakıp, Ali İsmail Korkmaz’ın, Ethem Sarısülük’ün yanına gitti Berkin Elvan.
Yüzünden akan masumiyeti, bütün ülke gördü, öğrendi. Vicdanını ve beyinini rehin vermemiÅŸ herkes bunu bildi. Bu ülkenin ‘iktidar ailesi’nin ‘masumiyet’ten ne kadar uzak olduÄŸunu her geçen gün biraz daha fazla gördüğü, öğrendiÄŸi ve bildiÄŸi gibi.
Berkin’in annesinin “Benim oÄŸlumu Allah almadı, Tayyip ErdoÄŸan aldı” haykırışındaki infialin ne kadar derinlerden ve ne kadar içten geldiÄŸi anlaşılmazsa, bu ülkede, bundan sonra olabilecek hiçbir ÅŸey de anlaşılmaz.
Erdoğan’ın oğlunun, sahibi olduğu 5 geminin toplam kapasitesine denk gelen, 91 bin 971 ton ağırlığında yük taşıma kapasitesine sahip 6. gemisini filosuna kattığının kamuoyunda öğrenildiği gün, ailesi Berkin’in 16 kiloya inmiş bedenini toprağa vermeye hazırlanıyor.
‘Masumiyet’ ve ‘direnç’ simgesi Berkin. 14 yaşında vuruldu. 15. yaşını komada sürdü. Son nefesini verirken 16 kiloya düştü.
Her dönem, simgelerini yaratır ve o simgelerle hatırlanır. Gezi’den bu yana Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük gibi simge isimlere, Berkin Elvan da eklenerek ölümsüzleşti.
Ve bu, tam da gücün kötüye kullanılması, halkın aptal yerine konulmasıyla yüz kızartıcı yolsuzluk ve soygun pisliklerini örtmek için hukukun ayaklar altına alınmasıyla ülkenin vicdanı kanatılırken oldu.
Berkin artık bir ‘ulusal dayanışma simgesi’ haline de gelmiÅŸtir.
Kızıltepe’de 12 yaşındayken polis kurşunu ile vurularak öldürülen Uğur Kaymaz’ı hatırlayan ve hatırlatan, Diyarbakır’dan bir Kürt belediye başkanı:
“UÄŸurlar olsun, yolun UÄŸur’la buluÅŸtursun seni kardeÅŸim Berkin. Artık melekler yoldaşın, cennet mekânın olsun. Kara kaÅŸlı esmer çocuk…”
Rumeli kökenli bir MHP milletvekili:
“Bir anne daha evladını yitirdi. Ülke ise yüreÄŸindeki prensini. Melekler yoldaşın olsun.”
İstanbul’da ana muhalefet belediye başkan adayı:
“Küçük Prens’i kaybettik…”
İzmir’den bir belediye başkanı:
“Kara gözlü güzel çocuk. Türkiye seni hiç unutmayacak.”
Gezi’nin simgelerinden Beşiktaş Çarşı taraftar grubu:
“ÇocukluÄŸumuzu kaybettik…”
İlahi bir rastlantı mı, kaderin vicdanları acıtan bir cilvesi mi, bilmiyorum ama Hrant Dink’in katlinde rol oynayan isimlerin hemen tümünün, Malatya’daki utanç verici Zirve Kitabevi katliamının tüm faillerinin sokağa salındığı günün ertesinde, 269 günlük yaşama tutunma savaşından vazgeçti Berkin Elvan.
Bir şey mi anlatmak istedi acaba yaşama veda zamanlamasıyla?
ÇocuÄŸunu dünyaya getirdiÄŸi anda, eÅŸinin faili meçhulle öldürüldüğünü duyan bir milletvekili ama her ÅŸeyin öncesinde bir anne, “Ama susacağım Berkin. Susmak sözümü büyütür. SöyleyemediÄŸim her ÅŸeyi büyütür. Susmak erdemdir. Susacağım” diye yazmıştı.
Berkin Elvan’dan başka bir şey yazmak gelmedi içimden. Şu son birkaç gün içinde olan-bitene bakıp, belki şöyle yazmak da gerekirdi:
“Yazmamak yazıyı büyütür. Yazmadığım, yazamadığım her ÅŸeyi büyütür…”
